10 Aralık 2017 Pazar

Güvercin - Patrick Süskind

* Takıntılı bir adamın günlük rutini bozulduğu zaman içine düştüğü panik halinin derinlemesine ve etkileyici şekilde işlendiği psikolojik bir roman 📚
* Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Ilki 'Koku' idi. 



Koku kitabıyla ilgili paylaşımımı okumak isterseniz:

Koku - Patrick Süskind * Yaz Okuma Şenliği 2015



GÜVERCİN
Yazarı: Patrick SUSKIND
Orijinal Adı: Die Taube, 1985
Türü: Roman
Yayın Hakları: Can Yayınları
-   1. basım: 1987                   2. basım: 1988     3. basım: 1990
Çeviri: Tevfik Turan

-   96 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * Tabii edindiği bu birçok eşyadan dolayı odası daha da küçülmüştü, hani içeriye doğru büyümüş denebilirdi...


        * Niye bu kadar yanaşkan oluyor insanlar?


 ^-^ KEDİLER ^-^

        * Karşıda bir kedi, Bon Marche'nin yiyecek bölümünün önünden, vitrinler boyunca koşturup üstü toplanmış sebze tezgahlarının arkasında kayboldu.


 - Yazım-Basım Hataları-

       * Sf/ 72
         Ama hiçbir şey yapmadı, allahtan yapmadı.

        * Sf/ 85
          Tanrım, nerede ömür insanlar acaba? Yaşayamam ki ben öbür insanlar olmadan!
        
         * Doğru veya yanlış olup olmadığından emin değilim, koyulaştırdığım kelimelerin kullanımı sadece bana biraz hatalı gibi geldi. Bilgisi olan yorum olarak yazarsa çok sevinirim.
           Sf/ 47
         ... hiçbir zaman acı çekiyora ya da kaygılanıyora, bırakın bunları, canı sıkılıyora benzemezdi.
     
                                                                  Ağustos 2017


ARKA KAPAK –

Daha önce yayımladığımız ve aralıksız yeni basımlarını yaptığımız Koku adlı romanıyla, bütün dünyada olduğu gibi yurdumuzda da alışılmadık kalabalıklara ulaşan genç Alman romancısı Patrick Süskind'in bu ikinci romanını, Güvercin'i de yine usta çevirmen Tevfik Turan'ın Türkçesiyle sunuyoruz. Bu kısa romanın başkişisi Jonathan Noel, olaylardan kaçan, içine kapanık, sıradan bir insandır. Yıllardır bir bankanın bekçiliğini yapmaktadır. Bütün yaptığı da bankanın müdürünü karşılamak, arabasının kapısını açmaktır. Paris'te bir çatı katında yaşamakta, bu katın sahibi olmaya çalışmaktadır ama bir gün karşısına çıkan bir güvercin, bu sıradan insanın tekdüze yaşamını altüst eder. Patrick Süskind, gerçekten okutmasını bilen usta bir yazar. Koku gibi Güvercin'i de bir solukta büyük bir ilgi ve keyifle okuyacağınızdan hiç kuşkumuz yok.



 Defterimden...


Keyifli okumalarınız olsun ^-^

4 Hane 1 Teslim - Eyüp Aygün Tayşir

* Kitabı çok beğendim. 
* Yazarın ilk kitabı olması sebebiyle daha bir hayranlık duydum. 4 hane değil 44 hane olsa hiç hız kesmeden aynı keyif ve merakla okurdum, abartısız. Konu güzel, dil akıcı, kurgu heyecan ve merakı canlı tutuyor. Saptamalar da pek başarılı. 

* Kitapta bolca mırkpati izi de var:)


Kitabın bir yerinde Şule Gürbüz / Coşkuyla Ölmek kitabından bir alıntı okuyunca hemen eş zamanlı olarak Coşkuyla Ölmek kitabını da okumaya başlamıştım:)
İnsanı ahret bile değiştiremez. / Şule Gürbüz - Coşkuyla Ölmek


            4 HANE 1 TESLİM
Yazarı: Eyüp Aygün TAYŞİR
Türü: Roman
Yayın Hakları: İletişim Yayınları
-   1. Baskı 2016, İstanbul
Kapak Tasarımı: Deniz Karagül

-   404 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * İnsanı ahret bile değiştiremez. / Şule Gürbüz - Coşkuyla Ölmek

        * İnsanları yalan söyledikleri zaman dinlemeyi severim. Olmak istedikleri, olamadıkları 'kişi'yi anlatırlar. / Yusuf Atılgan - Aylak Adam

        * Belki de insanın en çok neyi isteyeceğini de karakteri beliriyordur.

        * Çöken medeniyetlerin yerine yenileri kuruluyor, sonra yine savaşlar. Sırf silahlar değişiyor diye dünyanın değiştiğini düşünmek akıllıca değil. Bazıları da dünyanın ilk anından itibaren hep ileri gittiğini düşünüyor. Bence inişli çıkışlı bir döngü sadece yaşadığımız.

        * Günler bir satırda geçti.

        * Biz evvela kelimeleri öğreniriz; sonra yaşadıkça teker teker manalarını. / Ahmet Hamdi Tanpınar - Sahnenin Dışındakiler

        * Bütün oğullar anneyi bir şiire terk eder! / Haydar Ergülen - Eylül

        * 'Müzik, ritim insanı eyleme yönlendirebilecek bir silah olabilir mi?' Düşüncesini çok beğendi. Evet, marşlarda bu amaçla kullanılmıyor muydu? Böyle insanı galeyana getiren, şevke getiren müziklerle insana her şey yaptırılabilirdi.

        * Fakir, zengine bakıp 'Bu adalet mi?' diyor. ... Belki o elbiseyi giyenin mutluluğu, başkasının gözünde eskidikten sonra çöpe atılan bir ayakkabıyı çöpte bulup yalınayağına geçiren çocuğun mutluluğu kadar biz iktidar sahibi insanlara bakıp, onların yaşamlarını, eylemlerini sıradan insanla kıyaslayıp hükme varıyoruz. Suç kabul ettiğimizi, haksızlık kabul ettiğimizi gerçekleştireni acı içinde görmezsek, adalet yok diyoruz. Halbuki iktidar sahibi, herkesi değiştiremiyor oluşunun aczi içinde öfke nöbetlerine kapılıyor belki de. Katlettiği onlarca, yüzlerce, binlerce insanın bir tanesi için en küçük bir vicdan azabı duymuyor da, bambaşka ve çoğumuz için önemsiz bir nedenden ötürü mutsuzluk içinde yaşayarak çekiyor cezasını. Böylece zulmettiği kişilerden daha mutlu olamıyor asla, çünkü değiştiremiyor.

        * Alışılan iyilik, güzellik, refah zamanla mutluluk vermez olurken, ıstırap da ilk andaki şiddetinden yitiriyor gitgide.


 ^-^ KEDİLER ^-^

        * ... mutfakta yakaladığında tekmeleyip gece ortalıkta göremediğinde saatlerce sokaklarda aradığı Velet'i görünce şaşırdı. İpinden kavradığı salıncağı sarsıp kediyi yere indirdi... ... Velet, Nalan'ın ayakları altında, tahtından edilmiş biçare bir imparator edasıyla biraz söylendiyse de çok uzatmadı. Yürüdü; çevik bir hareketle bahçe duvarının üzerine çıktı; küçük, pembe dilini duvarın üzerindeki oyukta birikmiş yağmur suyuna birkaç kez daldırdı ve sokağa atlayıp gözden kayboldu.

        * ... bıyıkları sararmış kediler...

        * Düşün, küçücük bir çocuk, bir kedi yavrusu gördüğünde şefkat gösterip onu eve getirmek isterken, bir başka çocuk o kediye zulmediyor.

        * Ama Boğaz havasınım, şu tasasız kedi bile benden daha çok soludu, Boğaz'ın lezzetini şu tasasız kedi bile benden daha çok ve afiyetle tattı.

        * 'Kedi nerede anneanne? ... Enneennesi gurban ılsın ına... Bılmiyorum k, ebi gedi nirde, cıgar gizer, ecigınca gelir.

        * ... ortasına iri bir kedi motifi işlenmiş lacivert kazağıyla...

        * ... bak şu kedi biblosunun arkasındaki sırada duranlar...

        * ... boş arsanın önünden geçerken, kedilere takıldı gözü. Bir umut Velet'i aradı ama göremedi.

        * Şu evde oturuyor, kedisi var hani, Velet...

        * ... sokaklar ıssızlaştığından beri yaşlı kedisi Velet gibi eteklerinin altında dolaşmaya başlayan torununun kaprisinden yılıp öfkeyle bağırdı.

        * Bahçe kapısından dışarı doğru devam eden kedi patisi izleri...

        * ... kovalanacağından emin bir kedinin tedirginliği içinde...

        * ... bahçe duvarının üzerinde pürdikkat bekleyen bir tekir kedi...

        * ... duvarın üzerinden köpeklere haris bakışlar atan kediye çevirerek...

        * ... duvarın üzerinde tüylerini yalayan tekir kediden başka kimse yoktu.

        * ... Sabri, bir mahalle kedisinin ezbere adımlarıyla çöplüğüne doğru yola koyuldu.

        * ... kafasını daldırdığı çöp tenekesinde baskın yemiş bir kedi gibi afalladı.

        * ... kuyruğunu kovalayan bir kedi gibi kendi etrafında dönüyor...

        * Sabri gözlerini arabanın yanına yaklaşmış mırıldayan kediye sabitlemiş sessizce dikiliyordu. ... Kediyi eve götürmeyi düşündü ama annesi kesin atardı gerisin geri sokağa.

        * Bir kedi bahçe duvarının kenarındaki toprağı eşelemeye başladı. Toprak kedinin ayakları altından havaya saçıldıkça hayvanın arkasında bir çukur beliriyordu. ... Kedi gözden kayboldu.

        * Gölgeme dadanmış bir tuhaf güz kedisi,
         Her yere peşimden onu da sürüklerim.
         Sahi o kediyi ben ilk nerede görmüştüm?
                            Metin Altıok / Bozlak Kedi ve Ölüm
        
        * Günler Külkedisi, akşamları kömür yakıyoruz.
                            Didem Madak, Çalıkuşu'nun Z Raporu

        * ... yola fırlayan kediyi... 'Yok abla ezilmedi,' dedi. 'Fırladı çıktı alttan kafir. Valla ezsem vicdan azabından uyuyamazdım. Yedi cami yaptırsan af olmazmış günahın!'

        * Bir kedim bile yok anlıyor musun?
         Hadi gülümse...

        * Dışarıda süt dökmüş kedi, bana gelince aslan kesiliyordu.

        * ... peşinden bir kedinin geldiğini fark etmeden bir şarkı mırıldanıyordu.

        * Sabri ayakta durmuş, birbirinin üzerine sıçrayan, iç içe geçip alt alta üst üste boğuşan, bir an ayrılıp kendi yolunda gidecek zannı yaratıp aniden geri dönüp yine diğerinin üzerine atlayan iki yavru kediye benzeyen ellerini izliyordu babasının.

        * ... annelerinin elinden kurtulup kedilerin, köpeklerin, kuşların peşinde koşan çocuklar gözden siliniyordu.

        * Yemek kokusu almış bir kedi gibi adımlarını sıklaştırdı.

        * ... eteğe tırmanan kediyi gergin bir bekleyiş içinde takip ediyorlardı. Kedi, bir noktada yeniden belirerek, Hızır gibi ilerliyordu. Belki, iki adam ve çocuğun bakışları var ediyordu kediyi... ... Onlar nereye bakıyorsa oraya bakan Muhlise de böylece görüyordu kediyi.
        
        * Ve kedi durdu.

        * ... kedi gözden yitti...

        * ... kucağındaki kedinin tüylerini okşuyordu.

        * Yeşil deri kaplı iki ahşap sandalyenin üzerinde de bol tüylü iri kediler gibi yerleşmiş kitap yığınları duruyordu.

        * Masaların arasında kıvrak bir kedi gibi dolaşan garsona...

        * Duvarın üzerinde yan yana oturmuş, kuyruklarını da aşağı salmış iki kedi...

        * ... masanın üzerine çıkmaya niyetli bir kara kedinin garson tarafından kovalandığını gördü.

        * ... güçsüzü ezen insan, kediyi sıkıştırıp tekmeleyen çocuk...

        * Birden sağ bacağına bir şeyin temas ettiğini hissedip ürktü; bakışları aşağı kaydı ve gözleri bir kara kedinin parıldayan bakışlarıyla buluştu. Mahfuz'u kara kedisi miydi acaba bu? 'Bir hikaye vardı. ... Ve bu kara kedi, kuşkusuz elle tutulur bir gerçek. ... Bizim atalarımızın zamanında bu kedi bir tanrıymış. ... Başka bir tanrı varmış, sonra kediye dönüşmüş. Ama hikaye ne? Bir kedi nasıl konuşabilir ki?


 - Yazım-Basım Hataları-

        * Sf/ 134
         ... yattığı Ana kadar ayağından çıkarmayan...

        * Sf/ 136
         ... dünyanın ilk Anından itibaren...

        * Sf/ 263
         Nalan susuyor; her yerinde olmak istediği yanıtlıyordu:

                                                                  Temmuz 2017


Yazar Hakkında Bilgi=  1979’da İstanbul’da doğdu. Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi’nde, yüksek lisans ve doktora eğitimlerini ise Marmara Üniversitesi’nde Yönetim Bilimi alanında tamamladı. 2011-2012 yılları arasında ABD’de Boston Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak görev yaptı. Bu süreçte sivil toplum kuruluşlarının yönetimi konusunda araştırmalar yürüttü ve yönetim dersleri verdi. 2014 yılında Yönetim ve Strateji alanında doçent unvanı aldı. Halen Marmara Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta ve Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü’nde Modern Türkiye Tarihi alanında ikinci doktora eğitimini sürdürmektedir. Pozitivist bilimin katı gerçekçiliği ile edebiyatın kurgusal ve büyülü gerçekçilikleri arasında salınarak yaşamaktadır.


ARKA KAPAK –

Sabri gitgide korkusunu yenip dedesinin kara ve kırışık suratına yaklaştı, yaklaştı, yaklaştı... Yaklaştıkça görünen arttı. Kurumuş çatlamış toprakları gördü Sabri dedesinin yüzünde. O topraklarda yan yana oturmuş, el çırpıp türkü söyleyen, yüzü kaba fakat yüreği narin adamlar gördü. Dedesinin yüzünde engebeleri aşarak ağır ağır yürüyen hayvanları gördü. Kırmızı akan nehirleri gördü. Yağmur duasına çıkmış köylüleri gördü ve nihayet gözünden bir damla yaş düştü.

Teneke Mahallesi’nden Bostancı’da bir apartman dairesine. Nalân, Baki’den illallah etti Baki de Nalân’dan. Bitmeyen bir hır gür. Erkekler ve erkeklikler… Bahçede tuhaf bir kara kedi… Sonra yıllar geçmiş, çocuklar büyümüş, gençler yaşlanmış, yaşlılar bu dünyadan göçüp gitmiş… Meyhanede bir masa. Bir ucunda Sabri diğerinde Gabriel Garcia Marquez… Sabri rakı içiyor, fısıl fısıl konuşuyor Gabo’yla. “İnsan babasını sırf babası olduğu için sevmek zorunda mıdır?” Nalân bağırıyor oğluna, şaşkın ve öfkeli, “Hâlâ utanmadan baba diyorsun o şerefsize!”

4 Hane 1 Teslim babalar ve oğullarının, anneler ve kızlarının, sersefillerin, arafta kalanların, hayallerinden uzağa düşenlerin romanı… Haneler, aileler… Dualar ve beddualar…
Eyüp Aygün Tayşir, efsunlu bir dilin maharetli yazarı… Yeni ve geleneği bilen… İlk roman...

Defterimden...


Keyifli okumalarınız olsun ^-^


7 Aralık 2017 Perşembe

Yeni Şarkımız ♥ FAZIL - Hava Caka (Yeni)

Bugün Fazıl'ın doğum günü. Son şarkımız Hava Caka da bizim hem kendimize hem sizlere doğum günü hediyemiz 😹

Mırk oyuncular: Tıkır minnakmırkbey, Gibson ve Fender ♡♡♡
Yüzünüzde tebessüm oluşması dileğimle 🐱








FAZIL - HAVA CAKA
Söz: Ayşım Okudan
Müzik,düzenleme, bas gitar, kayıt ve miks: Fazıl Okudan
Gitar: Özgür Şahin
Yan flüt: Soner Sezgin
Cajon: Gökhan Durgut

Video klip : Fazıl (Oyuncu kediler Tıkır, Gibson ve Fender)
07.12.2017
Şarkının geliri sokak hayvanları yararı için kullanılacaktır.



4 Aralık 2017 Pazartesi

Okuma Halleri, Fotoğraflarla * Serçe / Mary Doria Russell

Kitapla ilgili yorumumu okumak isterseniz:

Serçe - Mary Doria Russell


Fender 


Tıkır minnakmırkbey ve Çılgın Balım 


Gibson 


Defterimden...


Kültüy 


Yazdan kalma bir günden...


Keyifli okumalarınız olsun ^-^
Kültüy 


Serçe - Mary Doria Russell

* Serçe ve devam kitabı Tanrının Çocukları'nı sevgili @niluferim11 ile birlikte okuduk. Eş zamanlı okumalarımın dışında elimde olmayan sebeplerden dolayı ben biraz geriden geldim: kaza, deprem vs...
* Serçe Temmuz ayı içinde bitirdiğim kitaplardan. Bir solukta okunabilecek, heyecan duyuran ve merak uyandıran bir kitap.
* Serçe'nin devam kitabı Tanrının Çocukları 13 yıl sonra dilimize çevrilmiş. Şanslıyım, Serçe biter bitmez devamını okumak için onca sene beklemek zorunda kalmadım 😄 Benzer durumu Sezgin Kaymaz / Lucky ve devamı sayılabilecek Farfara'da yaşamıştım. Lucky 2000 yılında basılmış. Farfara ise 17 sene sonra... Ben Lucky'i 2016'da okuyunca Farfara için onca sene beklemek zorunda kalmadım 😄
* Bol ödüllü bir kitap. İyi bir bilim kurgu okumak istiyorsanız bir göz atmanızı öneririm.



Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla * Serçe / Mary Doria Russell




SERÇE
Yazarı: Mary Doria RUSSELL
Orijinal Adı: The Sparrow, 1996
Türü: Roman / Bilim-kurgu
Yayın Hakları: Metis Yayınları
-   İlk basım: Ekim 2003
Kapak Resmi: El Greco, Felix Hortensio Paravicino'nun Portresi, 1609
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Çeviri: Emil Keyder
-   415 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

       * Sana bir şey söyleyeyim. Ben en az dört kez, dört farklı adamla evlendim. Hepsinin adı George Edwards'dı, ama inan bana, koridorun sonunda beni bekleyen adamın fi tarihinde evlendiğim çocukla alakası yok.. bazı devamlılıklar var tabii, hep eğlenceli bir adam oldu...
         Ama insanlar değişir.
         Evet. İnsanlar değişir. Kültürler değişir. İmparatorluklar yükselir, çöker. Jeoloji bile değişir. On yılda bir, George'la birlikte değiştiğimiz gerçeğiyle yüzleşip, kendimize bu iki yeni insan arasında bir evlilik olması mantıklı mı diye sormamız gerekiyor.

        * Hepimiz gençliğimizde verdiğimiz sözleri tutsaydık daha mı iyi olurdu, yoksa daha mı kötü, gerçekten bilmiyorum.

        * Diğer insanlarda korktuğumuz şeyler içimizde olanlardır...

        * Ben ayakta durabiliyorsam sen kim oluyorsun da benim yerime emekliyorsun?

        * Geç hiçten yeğdir.

        * Amerika Amiş insanları...

         * Ruhun gecesinin tam olarak ne kadar karanlık olabileceğini bilmek ister misiniz?


^-^ KEDİLER ^-^

        * ... kedi sidiği kokan sokakların arasında bir daha kayboluyor...

        * ... ateşe bakan o yüksek sırtlı koltuklardan birini seçip bir kedi gibi kendini içine bıraktı.

        * ... kedinin tuşların üstüne zıplayıp tekrar halıya atlayışını, piyano sesinin...

        * Bir kedimiz bile yok.

        * Köylülerin vücutlarını kaplayan ev kedilerininki kadar güzel ve parlak, kısa, kalın bir kürkleri vardı. Siyam kedilerine benziyorlardı, gözlerinin etrafında koyu kahverengi lekeler ve sırtlarından aşağı inen daha koyu bir çizgi vardı.

        * ... Cheshire kedisi gibi sırıtarak konuştu.


- Yazım-Basım Hatası -

        * Sf/ 50
         ... yapıyordu
         Nokta yok...

                                                                                     Temmuz 2017

Yazar Hakkında Bilgi=  1950'de Chicago'da doğdu. Kemik biyolojisi ve biomekanik konusunda uzman bir paleoantropolog olarak Avustralya ve Hırvatistan'da araştırmalar yaptı. 1980'lerde akademik kariyerini bırakarak yazarlığa soyundu. Halen eşi Don ve oğulları Daniel ile Cleveland'da yaşamaktadır.
         1996 yılında yayımlanan ilk romanı Serçe büyük bir başarı kazandı. Entertainment Weekly yılın en iyi on kitabından biri seçti. 1997'de İngiliz BilimkurguYazarları Kurumu tarafından En İyi Roman ödülüne layık görüldü. Russell yine aynı romanıyla James Tiptree Jr. Arthur Clarke ve John W. Campbell ödüllerinin de aralarında bulunduğu birçok ödül topladı. 1998'de Serçe'nin devamı niteliğindeki Children of God, Tanrı'nın Çocukları'nı yayımladı.


ARKA KAPAK –

Serçe, bol ödüllü bir yapıt: İlk yayımlandığı 1996?da Entertainment Weekly dergisi tarafından yılın en iyi on kitabından biri seçildi. 1997?de İngiliz Bilimkurgu Yazarları Kurumu tarafından En İyi Roman ödülüne layık görüldü. Sırasıyla James Tiptree Jr., Arthur Clarke ve John W. Campbell edebiyat ödüllerini de topladı. İyi bilimkurgunun iyi edebiyat olduğunun ve bilimkurgunun yalnızca özel tutkunları tarafından değil, bütün edebiyat okurlarınca severek okunabileceğinin en yakın tarihli kanıtı...

Her şey uzaydan gelen düzensiz sinyalleri tarayan Arechibo radyo vericisindeki görevlinin şarkıyı fark etmesiyle başladı. Şarkı Rakhat adı verilen bir gezegenden geliyordu ve tek kelimeyle olağanüstüydü. Aralarında üç cizvitin bulunduğu sekiz kişilik mürettebattan oluşan Rakhat misyonunun yola koyulması fazla zaman almadı.

Cizvit bilim adamları dinleri yaymayı değil, öğrenmeye gidiyorlardı. Tanrının başka çocuklarını tanımak ve sevmek için gidiyorlardı. Cizvitleri keşfedilen yerlerin en uzak sınırlarına götüren hep o aynı nedenle hareket etmişlerdi: AD majorem Dei gloriam, Tanrının şanını yükseltmek için...

Zarar vermek gibi bir niyetleri yoktu, ta ki...


3 Aralık 2017 Pazar

Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim - Nazım Hikmet

Şiir dendi mi en çok Nazım severim ♡ Bendeki Nazım sevdasını da bilen bilir zaten 
Tiyatro metinlerini ve mektuplarını okumayı da severim. 
İlk kez bir romanını okudum. Hayatından, deneyimlerinden izler taşıyan kısacık bir roman. Ancak bu kadar zorlanarak okuyacağıma kırk yıl düşünsem ihtimal vermezdim. Alıştığım büyülü dili, akıcılığı, şiirselliği bulamadım satırlarda ve satır aralarında... Tabii Nazım Hikmet olduğu için bunca büyük beklentim. Ve Nazım Hikmet'i bunca çok sevdiğim için ♡



Nazım Hikmet paylaşımlarım:

Memleketimden İnsan Manzaraları - Nazım Hikmet

YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM
Yazarı: Nazım Hikmet
Türü: Roman
Yayın Hakları: Adam Yayınları
-   1. Basım: Mayıs 1990 - 13. Basım: Şubat 1999
Kapak Tasarımı: Aydın Ülken

-   161 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

       * Kürt isyanı patlak verince, 'Bu öyle basit eşkiya hareketi değildi,' diye bir biz yazdık. 'Kürt beylerinin, şeyhlerinin toprağını Kürt köylüsüne hemen dağıtmalı,' dedik. 'Bu işte İngilizlerin, halifecilerin parmağı varsa, bu parmak kökünden ancak böyle kesilir,' dedik. 'Kürt halkıyla Türk halkının arasına kan girmemeli,' dedik. Dedik oğlu dedik. Dedik de ne oldu?

       * Kastamonu'da İstiklal Mahkemesi bir adamı gözümün önünde on beş yıla mahkum etti. Adamın kılık kıyafetine bakarsan yarı kasabalı, yarı köylü. Rakı çekmiş imbikten. Anadolu'da içki yasağı var.

        * Yıkanmayı sevmez, benim gibi, yani pek sevmez.

        * Biliyor musun be kardeşim, dedi, şairler bu marşı 'On yılda on beş milyon er yarattık' diye yazmışlar. Ama, sonra, bir de bakmışlar ki, 2on beş milyon er', 'on beş milyoner' oluyor okununca, anladın mı, değiştirmişler, 'on beş milyon genç' yapmışlar.

        * - Şu Türk oğullarından Ermenilerin çekmediği mi kaldı? Kıyma kıyar gibi doğradınız bizi.
         - Ben yoktum sizi doğrayanlar arasında.
         - Yalnız sen değil, işin aslına bakarsan, ellerine bıçak verilen Türk köylüsü de yoktu, o bıçakla kestiler, ama yoktular. İşin doğrusu bu. (...)
         - Ne de olsa, halkımın alnına sürülen kara leke.
       

^-^ KEDİLER ^-^

        * - Bana bir kedi yap... Kedilere bayılırım. Ama beceremiyor bir türlü. Kedi yapmasını bilmiyor.
         - Kedini bana getir, yağlı boyasını yapatım...
         - Kedim yok ki...
         - Öyleyse aklımdan yaparım. Koskoca bir Ankara kedisi...

        * Akşamüstü oturmuş, kedi resmi yapıyorum.

        * Çamurla heykel yapmaya çalıştı. ... Bir kedi. Olmadı.

        * Ya on, ya on yedinci kedi resmini yapıyorum.

        * Kedi resmini beğendi.
         - Ama yeter artık, odamda kedilerden dönecek yer kalmadı, biliyorsun.

        * - Kediler kimi insanı görür görmez sever, kimisini...
         - Sen kedi değilsin.

        * Bir gazete kağıdına kedi resmi yapıyor.


- Yazım-Basım Hataları-

        * Sf/ 83
         ... var  :  'Tilkiler...

        * Sf/ 125
         ... dalınca  :  'Çıkın...

        * Sf/ 140
         ... insan  ,  yani...

         Yıkandık   .

                                                        Temmuz 2017


ARKA KAPAK –

Nazım Hikmet'in çok güç koşullarda korunmuş, elden ele geçmiş, bazıları sağlığında basılamamış, bazıları özen gösterilmeden basılmış olan yapıtları, bu işe gönül vermiş eleştirmenlerin çabalarıyla, içerde ve dışarda, yıllardır derlenip toparlanmaya çalışılmış, ama çeşitli nedenlerden kaynaklanan yanlışların, karışıklıkların, tutarsızlıkların bir türlü önü alınamamıştır.
Şimdi Adam Yayınları size Nazım Hikmet'in yepyeni bir toplu yapıtlar derlemesini sunuyor.
Bu yolda daha önce yapılan bütün olumlu çalışmalar, Nazım Hikmet'in kitaplarının ilk basımları, arkasında bıraktığı müsveddeler -mekanik yaklaşımlara düşmeden, durumlara, türlere göre ayrı değerlendirmelere gidilerek- büyük bir özen ve duyarlıkla yeniden gözden geçirilmiş, konunun uzmanı eleştirmenlerin özverili katkıları ve ortak çabalarıyla, sanatçının özellikleri, kendine özgü kullanımları gölgelenmeden, yanlışların düzeltilmesi, karışıklıkların, tutarsızlıkların giderilmesi sağlanmıştır.


Defterimden...


Keyifli okumalarınız olsun ^-^