Neyse ki korktuğumuz gibi olmadı, eve dönüşümüzde Aşkım azıcık kapris yaptı sonra da Külkedisi ile birlikte huzurla yanımızda uyudular:)))
Ben de bir çok fotoğraf çektim ama özellikle Fazıl 3 makineyle dönüşümlü olarak bir sürü fotoğraf çekti:) Onları daha sonra paylaşacağım.
Minik minik ciciler aldım. Şu kedişli kül tablasını gördüğümdeki sevincimi tahmin edemezsiniz:)
Safranbolu evlerinden şekerlikler. Çatısını kaldırıp şekerleri koyuyorsunuz:)
Ben bunları kediş sanıp aldım ama sonra karar veremedim, kedi mi yoksa köpek mi?:)) Fazıl da sen örersin niye aldın ki bunları dedi:)))
Merdaneler de buzdolabı magneti.
Ve nihaleler.
Gittiğim her yerde kedi ya da köpek patili arkadaşlar edinirim:)
İstisnalar haricinde karşılaştığım kedi ve köpeklerin çoğu çok zayıftı. Bazıları da yaralıydı. Mutlaka oradakilerinde çoğunluğu hayvan severdir, demek şanssızlığıma hep zayıf ve çok aç hayvanlarla karşılaştım. Aklım kaldı hepsinde, üzüldüm.
İki damla yağmur suyu birikmiş yerden su içmeye çalışan güzel tekir.
Mahsun mahsun insanın içine işleyen bakışlarıyla ve bizler ona ilgi gösterdikçe büyük bir hızla salladığı kuyruğuyla aklımdan çıkmayan güzel köpek. Vücudunda yaralar vardı ve çok zayıftı. Gruptan birinin yanında iyi ki poaça varmış, verdiğinde öyle bir yedi ki...
Eski kitaplar çekti beni kendine:)
Bavulların güzelliği...
Yalancı Yarim'i çok severek izlerdik. Barış Akarsu vefat ettiğinde çok üzülmüştük. Serbest zaman verildiğinde mezarlığın yakın mesafede olduğunu öğrenince gidip ziyaret ettik. Nur içinde yatsın inşallah.
Sevgiyle kalın, daima...