kitaplık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitaplık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2019 Pazar

Yeniden Kitap Videoları Çekmeye Başladım


Üç yıla yakın bir aradan sonra Youtube kanalımı aktifleştirmeye karar verdim ve üç yeni video ekledim.
Kitap videolarımı dinlemek ve izlemek isterseniz buraya tık tık lütfen:)
Youtube Ayşım Okudan yazarak da kanalıma ulaşabilirsiniz.
Keyifli okumalarınız olsun.

1 Mayıs 2018 Salı

Mart 2018 Kitap Alışverişim * Eganba

Neredeyse mayıs ayı alışverişimi tamamlayacağım ben daha mart ayının kitap alışverişini paylaşamamışım:))) Ve hatta kitapların altı tanesini de okudum, artık onları paylaşana kadar da aylar geçer sanırım:))

KoMırk Fender'sel haller:))


Pek tabii koliyi hemen açmak öyle kolay olmadı:)



Misss gibi kitap kokusu:)


Önceki birkaç siparişimde defter koymayı unutmuşlardı. Bu siparişimde telafi etmişler, sağ olsunlar.


Okuma önceliği verdiğim kitapları hemen ayırdım ve içlerinden iki tanesi hariç okudum da...


Önce okuduklarımı paylaşayım:


Ve okunmak üzere bekleyenler...


Keyifli okumalarınız olsun ^-^



27 Ocak 2018 Cumartesi

Dedalus Yayınları Kitaplarım

Dedalus Yayınları'ndan çıkan üç kitap...
İçlerinden 'Ölmek' kitabını kargo elime geçer geçmez okudum. Instagram'da yorumumu paylaştım ancak blog yazısı sanırım biraz daha bekleyecek. Çünkü daha önce de belirttiğim gibi blog yazı hazırlama hızım okuma hızımla ters orantılı maalesef...


Instagram yorumumu buraya ekleyeyim, en azından blog yazısını hazırlayana kadar idare eder:)))

Kitap elime geçti ve akabinde okumaya karar verdim. 
Bunun iki sebebi var: 
Günün sabahında Fazıl'la Top Gun izliyorduk. Tom Cruise hakkında konuşurken konu Nicole Kidman'a oradan da birlikte oynadıkları 'Gözleri Tamamen Kapalı' filmine geldi. Bir süre sonra da kargo geldi 😹 Kitabın arka kapağına göz atayım derken bir de ne göreyim kitabın yazarı Schnitzler meğerse yazdığı bir romanla 'Gözleri Tamamen Kapalı filminin ilham kaynağı olmuş. Stanley Kubrick filmi Schnitzler'in 'A Dream Night' romanından etkilenerek yapmış. 
Ayrıca kitabın konusu da oldukça ilgimi çekti. Arka kapaktaki ilk iki cümle yeterli bence: 
Artık bu hayatta çok az bir vakti kalan genç adam, sevgilisi Marie'ye, 'benimle ölür müsün?' diyor.
Siz olsanız böyle bir durumda ne yapardınız?
🐈🐈🐈🐈🐈
* Hastalık halinin ve ölüm korkusunun insanları nasıl etkilediği, değiştirdiği ve ayrıca bencilleştirebileceği ince ince işlenmiş. Yazarın aynı zamanda doktor olması nedeniyle işlediği konuya farklı açılardan da vakıf olması başarıyla romanına aktarmasını sağlamış.



Bu kitabı da önümüzdeki günlerde Ebru'yla okuyacağız.


Ve bir diğer kitabım...


Keyifli okumalarınız olsun ^-^


19 Mayıs 2017 Cuma

Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçirir - Sıddık Akbayır

Ekşi Sözlük'te karşıma çıkan ve meraklanıp not ettiğim bir kitaptı. Bir süre baskısı tükenmiş ve sahaf sahaf aramanız gerekiyormuş. Sonra yeniden basımı yapılmış. Epey olumlu yorumlar okuyunca sipariş listeme eklemede tereddüt etmedim. 
Sıddık Akbayır'ın Orhan Pamuk Yaşar Kemal Zamansız Bir Karşılaşma kitabını okumuştum, burada. Bu kitabın son bölümünde Orhan Pamuk - Yaşar Kemal karşılaştırmasının bir kısmını okuyabilirsiniz.
Kitap üç ana bölüme ayrılmış.
İlk bölümde edebiyat dünyasından seçilmiş yirmi şair ve yazarla ilgili bilgiler okuyorsunuz.
İkinci bölüm Yeşilçam'ın on iki ismine ayrılmış. 
Son bölüm pek enteresan. Edebiyata dair sorularla sınava hazırlıklı olun.
Ek sınav başlığı altında da bahsettiğim Orhan Pamuk - Yaşar Kemal arasındaki otuz iki fark paylaşılmış.
Kimi kısımlarında yazı dilini biraz yapay ve abartı bulsam da kitabı genel olarak değerlendirecek olursam iyi diyebilirim. 
Özellikle ilk ve son bölümü için alıp okunası...



Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:


EDEBİYAT KARIN DOYURMAZ ÇAY İÇİRİR
Düzenleyen: Sıddık AKBAYIR
Türü: Portreler
Yayın Hakları: Yolcu Dergisi Yayınları
-   2006
Kapak Tasarımı: Tezcan Bahar
-   221 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * Şairler ekmek yiyor, fırıncılar şiir okumuyor. / H. Avni Dede

        * Cemal Süreya- Son derece utangaç ve sessizdir. Gidip bir dükkanda bir şeyin fiyatını soramaz. Başkalarına sordurur çoğu zaman. Bir şeyin yarım kilosunu alamaz.
         - 'Sizin Hiç Babanız Öldü mü?' şiirini, babasının ölümünden dört yıl önce; 'Kars' şiirini Kars'ı hiç görmeden Paris'te yazar.
         - Sevmek ne uzun bir kelimedir.
         - Bir oğlu bir kızı vardır. Oğlu Memo Emrah'tan çok çeker. (Memo Emrah'ın annesi Zühal Tekkanat'tır. Acıbadem'de otururken oğlu Emrah üşümesin diye bir gece Papirüs dergilerini yakmak zorunda kalır. Ölümüne yakın oğlundan dayak yer. (Babasına inat İslamcı (!) olan, Dar-ül Harp sözünün dilinden düşürmeyen Memo Emrah'ın babasının ölümünden çok kısa bir süre sonra kazada ölmesi tesadüf müdür?)

        * Ece Ayhan- Küçük yaşta bir çocuğa tecavüzle suçlanır. Bir komploya kurban gittiğini söyler. Hapisten çıkınca İstanbul'a sığınır.
         - Karısının kendisini pencereden atarak intihar ettiği söylenir.
         - Silgiler silerken silinirler.
   
        * Nilgün Marmara- T. Pekinel'in 'Yüzün bir başka hüzün - Hüzün bir başka yüzün' dizeleri sanki onun için söylenmiştir.
   
        * Behçet Necatigil- - Çapa Eğitim Enstitüsü'nden öğrencisi Sabit Kemal Bayıldıran: Dersteyiz. Hoca nazım biçimlerini anlatıyor. Birden lapa lapa kar yapmaya başladı. Hoca dersi bıraktı. Seyre başladı. Ben en öndeyim. Bana yavaşça döndü. 'Neyime öğretmenlik benim, ben Emirgan Korusu'nun bekçisi olmalıydım.' dedi.
         - Her aşktan geriye kaç şiir kalır, ona bakalım!

        * Turgut Uyar- Tomris Uyar için aşkı en güzel anlatan dizelerden birini yazar:
         'bozuk bir saattir yüreğim hep sende durur'
         - her insan bir uyumsuzluktur ölü olmayınca...

        * Oğuz Atay- Oğuz Atay'ın ilk hayranlarından Orhan Pamuk, 1972'de Tutunamayanlar'ı çıkar çıkmaz alır ve defalarca okur.... kitabı çok sever.
         - Büyükannesi Fransız'dır. Melek adını alıp Müslüman olur.
         - Oğuz Atay'ın ölümü bir dost evindedir. Eşi Pakize Hanım'la, Altay Gündüz'ün Mecidiyeköy'deki evine gider. ... Bir ara banyoya girer... Uzunca bir süre çıkmaz. İçeridekiler seslenir. Atay, 'Sevinmeyin, daha ölmedim.' karşılığını verir. Sonra yine bir sessizlik yine bir merak... kapının kilitli kapısı Altay Gündüz tarafından kırılır. Bu defa ölmüştür. Yani, son sözlerini az önce söylemiştir.
         - Enis Batur, 1984'te Oğuz Atay'ın kızı Özge'yle İletişim Yayınları kurucusu ve yayın yönetmeni Murat Belge ile görüşmeye giderler. İletişim Yayınları Oğuz Atay'ın bütün eserlerini yayımlamaya başlar. Bir yazarın ve bir yayınevinin yeniden doğuşu böylece gerçekleşir.

        * Vedat Günyol- Vedat Günyol'un sanat-edebiyat heveslisi gençlere nasıl yol gösterdiğini, onları nasıl aydınlattığını anlamak için Muhsin Kızılkaya'nın anılarına bakmak gerekir:
         Lise öğrencisiydim, İngilizce öğretmenim mektup yazıyordu. ... Vedat Günyol'a yazıyordu. ... Hayranıydım, yazılarını Cumhuriyet'te okuyor, bulabildiğim kitaplarına sarılıyordum. Kırmızı kalemle mektubu altına not düştü. Hakkari'den İstanbul'a, sadece yazılarından, kitaplarından tanıdığım, çok meşhur birine selam yollamıştım.
         ... Gönderdiğim küçücük selamın yerine, günün birinde bana bir mektup geldi. ... cevap yazdım. Bir de, o zamanlar düzenli tuttuğum günlüklerimden parçalar...
         ... Bir süre sonra mektupla birlikte, bir de paket geldi. Bir sürü kitap yollamıştı, yeni çıkanlar, bir beni, kültür sanat dergilerine abone yapmıştı.
     
        * Tezer Özlü- 1982'de Alman Akademisi'nin Değişim Servisi'nin bir konuğu olarak Berlin'de bulunurken, hayatını intiharla noktalamayı seçen İtalyan şair Cesare Pavese üzerine 'Bir İntiharın İzinde' anlatısını yazar ve kitapla Marburg Edebiyat Ödülü'nü alır. (1983) Almanca yazılan bu çalışma bir yıl sonra kendisi tarafından Türkçeye çevrilerek Yaşamın Ucuna Yolculuk adıyla yayımlanır. Ablası Sezer Özlü'nün eşi yayıncı-yazar Ferit Edgü, Celine'in Gecenin Ucuna Yolculuk romanının bir sözcüğünü değiştirerek önerir bu adı. Kitabın yayımlanması yanlış anlaşılmalara yol açar. Özlü'nün kitapta anlattığı Cesare Pavese'nin hayatıdır. Yani, intihar eden Tezer Özlü değildir.
         - Hiç kimseyle kendimle bile yaşlanmak istemiyorum.
         - İnsanın kendi dünyası dışında yaşayacağı bir dünya yoktur.

        * Can Yücel- Köy Enstitüleri'ni kurmuş olan eski milli eğitim bakanlarından Hasan Ali Yücel'in oğludur.
         - 1962'de İngiltere'de, 1709'da Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması edebiyat çevrelerinde geniş yankı uyandırır.
         - Mao, Che Guevara'dan ve Amerikalı bir generalden yaptığı çevirilerden dolayı 15 yıla mahkum edilir. ... 2 yıl sonra çıkan genel afla salıverilir.
         - Bir tv kanalında, bir akşam Duygu Asena'nın sunduğu bir canlı programın konuğu Can Yücel'dir. Bir ara Duygu Asena, Can Yücel'e, 'kartpostal şairi Nazım Hikmet hakkında ne düşünüyorsunuz? diye sorar. Can Yücel'in cevabı: 'Kart sensin, postalı da münasip bir yerine sok!' Hemen ekran kararır. Yayın kesilir.
         - 'İyi şiir nedir? Sorusunu şöyle yanıtlar: 'İyi şiir şöyle bir şey. Picasso Paris'in Monmartre'ında oturuyor. Çocukları da çok seviyor. Komşu atölyelerden 8 yaşındaki bir kızcağız ona aşık olmuş. Ama Pablo Picasso demezmiş, Tablo Picasso dermiş. Gördüğüm en güzel şiir budur.'

        * Nuri Pakdil- İnsan! Seni savunuyorum; sana karşı!

        * İlhan Berk- El altı kitaplarını ayırıp kütüphanesini Bodrum'daki Gümüşlük Akademisi'ne bağışlar.
         - Çocukluğunda onu en çok etkileyen kişi 'deli' ablası Huriye'dir. Düşman, Manisa'ya girdiğinde abla evde bırakılıp dağa çıkılır. Şehir yanmaktadır. Sonradan, yangın evi sardığında ablasının saçlarından tutuşup yandığını öğrenir:
         Büyük ablam deliydi. Yedi kişilik küçük evimizde Huriye ablam tek başına bir odada kalırdı. Her zaman da soyunuk, çıplaktı; öyle de öldü.
         - Sait Faik: Ondaki düzyazı şiirdir. (Hazırladığı bir antolojiye onun öykülerini şiir diye koyar.)
         - Nazım Hikmet: ... kendini Türk olarak görebilen bir şairdir. Yani, bu Türk lafı çok önemli, çünkü bir Oktay Rifat'a, bir Orhan Veli'ye baktığımız zaman çağdaş şiiri görüyoruz tabii, ama bir ecnebilik de görüyoruz. Orhan Veli yine de bir 'cıgara' diyebilen bir şairdir.

        * Fethi Naci- Orhan Pamuk, 1983'te tanıştığı Fethi Naci'yi on beş yıl çok yakın bir dikkatle okur, hem zevkinden hem seçimlerinden etkilenir. ... Cevdet Bey ve Oğulları Fethi Naci'nin onayından geçer. Pamuk'un önemli bir romancı olmasında Fethi Naci'nin büyük payı vardır.

        * Lale Müldür- Uzak Fırtına'daki Destina Yeni Türkü tarafından bestelenir ve 1980 kuşağı bu şarkıyı çok sever.

        * Murathan Mungan- Annesi bildiği kadının öz annesi olmadığını 17 yaşında öğrenir.
         - Kişinin kendini, seçtikleri kadar reddettikleriyle de var ettiğine inanır.
         - Şiir okunurken arkaya müzik konmasını ayıp bulur. Sanki şiirin kendi müziği yokmuş, ya da dinleyeni duygulandırmak, etkilemek için yardım alması gerekiyormuş gibi davranılmasını hoş bulmaz.
         - Bir kırtasiye delisi... Hayatının sonuna yetecek kadar defter ve kalemi vardır. Her gittiği yerden defter kalem alır.
         - Demokratlığını ifade etmek için bazıları Nazım Hikmet de iyi şairdir, Necip Fazıl da diyorlar. Hayır. Necip Fazıl Kısakürek, Nazım'dan iyi şair değildir.
         - Ahmet Hamdi Tanpınar'ı dünyanın bütün dillerine çevirseniz bile eskidir. Tamam, bizim için çok değerlidir; ama zamanı yakalayamadı. Bir benzetme vardır: 'Çayı kararmış!' Anadolu'da öyle derler!

        * Nevzat Çelik- Saçlarına yıldız düşmüş koparma anne...
         - Gülten Kaya Şafak Türküsü olayını şöyle anlatır: Nevzat Çelik'in Şafak Türküsü şiirini okumuştum, piyasaya kitap çıkmadan evvel. Serbest bir şiir olduğunu, bestelenmeye çok müsait olmadığını da biliyordum. Yine de denemek gerekiyordu; o kadar çok acı çeken anne vardı ki dışarıda, şiiri o annelere sunmanın doğru bir şey olacağı konusunda hemfikir olduk Ahmet'le. 1985'in sonları. Şiirini besteledim.

        * Yadigar Ejder- ... çok garip öldü. Kebapçı Mehmet vardır Parmakkapı'da. Yadigar tuvalete giriyor. Çıkmayınca merak edip kapıyı kırıyorlar. Tansiyon yükselmesiyle tuvalette düşmüş. Yüksek tansiyondan beyin kanaması...

        * Cem Erman- Yeşilçam'ın birkaç yıllığına sunduğu büyülü dünya tükenir. Bir otel parasını bulamadığı günler uzakta değildir. Güzel bir hayattan sıfıra düşünce, arkadaşları da ona yüz çevirir. Çok sıkıntılı günler geçirir.
         - Jübile yapıp memleketi İskenderun'a dönmek ister, ama davetiyelerini satamaz
         
        * Yıldırım Önal- Saçlarının kumral rengini açar, sarartır, bir acayip tarar, kısa sürede arkadaşlarına üstünlüğü kabul ettirdiği için, çalışma sahnesini uzun süre işgal eder, hatta kendisi çalışırken içeri giren kendisinden sonraki sınıftan öğrencileri döver.
         - Zamanla içkiye ve kızlara merak sarar.
         - Gazetecilere kırgın yaşar. Çöp bidonuna düştüğü gün 'sarhoş' diye yazarlar. Gözünün birini kaybeder, 'Moşe Dayan' diye alay ederler. Tımarhaneye tedavi için yatar, bu kez 'deli' derler. Hiçbiri ondan 'bir aktör, bir Yıldırım Önal' olarak söz etmez.'
         - Ölümünden önce parasızlık nedeniyle sattığı Altın Portakal heykelciği, yılla sonra bir eskicide bulunur.

         
^-^ KEDİLER ^-^

        * ... sokaklarda üşürken ezilmiş bir kedi gibi...

        * Hüseyin Baradan, anılarında, Lütfi Kopan ile 'Karakediler' isimli bir ikili oluşturarak sahneye de adım attığını yazar.


 - Yazım-Basım Hataları-

        * Sf/ 4
         Tutkuludur  Şiir tutkusunun...
         Nokta yok!

        * Sf/ 12
         ... yol göstericierin...

        * Sf/ 13
         ... otururr.
        
         Fakat     çalışkan...

        * Sf/ 14
         ... ünlenmnez.

        * Sf/ 23
         Deniz kuşalarının...

        * Sf/ 27
         ... dizenin             gerisini getirip...
         Bu tarz kelime arası boşluklar birçok yerde vardı.
           
            Sf/ 37
         ... akımını            destekler...
         ... yazılarda                   alışılmış...

         Sf/ 82
         ... ölmeden,                   onunla...

        * Sf/ 44
         Fıkra alatmaya bayılır...

         Resamlık meslek bile değildir.

        * Sf/ 49
         ... iletişim Yayınları...

        * Sf/ 49
         ... alışılmamış bir alılmayış biçimiyle...

        * Sf/ 52
         ... yaşımı başınıı...

        * Sf/ 61
         Unutma dostların hep ya zarlardı.

        * Sf/ 68
         ... yıllar sonar...

        * Sf/ 78
         ... üye olacağında...

        * Sf/ 87
         ... örtuşür.

        * Sf/ 135
         ... eleştirileri okamamasının...

        * Sf/ 150
         ... deprasyon...
        
         ... Ece Ayhan'I...

        * Sf/ 155
         ... Kitaplar   ,   Dost...

        * Sf/ 157
         9. ve 10. şık arası ara yok.

        * Sf/ 160
         'Ikin kendim için yazıyorum...

        * Sf/ 199
         ... heykelciği , yıllar...

                                                                  Nisan 2017


ARKA KAPAK –

Ayrı ayrı nedenlerle, farklı zamanlarda, farklı dergilerde daha çok Yolcu'da Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçerir ve Şiiri Özlüyorum'da Portreler başlığı altında yayımlanan yazıları ki kazandıracak bir bağlam oluşturmaya çalıştım.

Otuz İki Kısım Tekmili Birden başlığı altındaki isimlere, sinema yazılarımdan seçtiğim metinleri ekledim. Bu bölüm, araya girmiş parçalar biçiminde değerlendirilebilir.

Son bölümde, sanat edebiyat dünyasında çokça konuşulan, ancak pek de yazılmayan kimi ayrıntıları, incelikleri, Edebiyat Yazılı Yoklama Soruları başlığıyla aktarmaya çalıştım.. 


14 Nisan 2017 Cuma

Tutsak Edilmiş Akıl

MonoKL Edebiyat'tan yeni bir baskı daha...

Nobel Ödüllü Polonyalı yazar, şair Czeslaw Milosz'un 'Tutsak Edilmiş Akıl' kitabı uzun zamandır tükenmiş baskısıyla kitabı okumak isteyenleri tüketiyordu:) @monoklkitap bu önemli eseri, Osman Fırat Baş çevirisiyle tekrar bizlere kazandırdı 🍀
İlk fırsatta okuyup paylaşacağım.



Yazar Hakkında Bilgi=  Czesław Miłosz (d. 30 Haziran 1911 - ö. 14 Ağustos 2004) Polonyalı şair ve deneme yazarı. 1980 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne Kaliforniya'da otururken lâyık görüldü. Hayatının son günlerini Krakov, Polonya'da geçirmiş ve oradaki evinde hayatını kaybetmiştir.
Šeteniai, Litvanya doğumludur. Polonya'nın seçkin sınıf ailerinden birinden gelmiştir. Vilnius Üniversitesi'nde hukuk okumuştur. Bolşevik İhtilali sıralarında çocukluğunun bir kısmını Rusya'da geçirmiştir.


ARKA KAPAK –

Dünya Edebiyatının En Büyük Yazarlarından Czeslaw Milosz’dan Bir Başucu Kitabı:
“Tutsak Edilmiş Akıl” - 1980 Nobel Edebiyat Ödülü Baskıya, Tek Tip Topluma, Korkuya ve Otoriterliğe Büyük Bir Reddiye

“Totalitarizmi anlama rehberi.”
-The New York Times Book Review-

“Sanki bugünler için yazılmışçasına değerli.”
-Jerzy Kosinski-

“Şimdi yersiz yurtsuzum. Haklı bir ceza. Ama belki de, “ebediyete kadar tutsak olanlar” benim dudaklarımla konuşsunlar diye doğmuşumdur, değil mi? Ne diye kendimi gerektiğinden fazla sakınacakmışım ki ve devlet yayınevinden çıkan Polonya şiiri klasikleri antolojilerinde adım geçsin diye, şairin belki şair oluşunun tek gerekçesini oluşturan şeyden vazgeçecekmişim ki?

Arkadaşım, çıplak gücü, ona çeşitli isimler vererek onaylıyor. Yollarımızı ayırdık. Kendimi kaybedenlerin mi yoksa kazananların mı tarafında bulduğum, umurumda bile değil. Tek bir şey biliyorum: Eğer arkadaşım, zaferin tatlı meyvelerini yiyecekse, yerküre uzun yüzyıllar için planlı şekilde imar edilecekse, o güne kadar yaşayacaklara yazık. Şimdi yataklarında uyuyorlar ya da aptal eğlencelere veriyorlar kendilerini ve gerçekten her bir eylemleriyle yok oluşa hizmet etmeye uğraşıyorlar. Yalnız, onları yok edecek olan şey, onlardaki insanı özgürleştirmeyecektir. Eğer arkadaşım, tapındığı gücün bir zorunluluk olmadığına inanacak güçte olursa, gezegenimiz korkunç savaşlar ve kanlı devrimler dönemine girecektir, ama arayış bitmeyecek ve umut kalacaktır.”
-Czeslaw Milosz-



25 Şubat 2017 Cumartesi

Aziz Bey Hadisesi - Ayfer Tunç

Ayfer Tunç'un 'Bir Deliler EvininYalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi' kitabını okuduğumda şaşkınlık ve hayranlık içerisinde okuma keyfimin tavan yaptığına şahit oldum. Birbirinin içinden geçerek ilerleyen onca karakterin ve olayın tadına doyulmaz bir okuma sunması, kurgunun şahaneliği ve yazarın dilinin akıcılığı gerçekten takdire şayan. Kitapla ilgili yorumumu buradan okuyabilirsiniz. 


Ayfer Tunç'un tüm kitaplarını okumaya karar vermemle ilk olarak 'Ayfer Tunç'la Karanlıkta Kelimeler', 'Aziz Bey Hadisesi' ve 'Suzan Defter' kitaplarını sipariş ettim.
Önümüzdeki günlerde Suzan Defter'i de okumayı düşünüyorum.
Özellikle Kapak Kızı ve Yeşil Peri Tozu kitapları tavsiyesi alıyorum, o yüzden ilk kitap siparişime ikisini de ekleyeceğim.


88 sayfada Aziz Bey'in dramına tanık oluyoruz. Hüzünlü bir hikaye, akıcı bir anlatım... Sayfa sayısına ters orantılı olarak oldukça yoğun bir roman olduğunu düşünüyorum.


Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla * Aziz Bey Hadisesi / Ayfer Tunç




AZİZ BEY HADİSESİ
Yazarı: Ayfer TUNÇ
Türü: Roman
Yayın Hakları: Can Yayınları
-   1.-2. basım: YKY, 2000-2001
Can Yayınları'nda 1. basım: 2006   7. basım: Ekim 2016, İstanbul
Bu kitabın 7. baskısı 1000 adet yapılmıştır.
Bu kitabın 4. basımında, önceki basımlarda yer alan beş öykü kitaptan çıkarılmış, Aziz Bey Hadisesi bağımsız bir kitap olarak basılmıştır.
Kapak Tasarımı: Utku Lomlu / Lom Creative (www.lom.com.tr)
-   88 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * Babasıyla yine duvar gibi küstü.

        * Bir çöl kadar kuru oluyordu içi böyle zamanlarda.


 ^-^ KEDİLER ^-^

        * ... kedi ile köpeğin, eğri ile doğrunun ... birlikte ve birbirini yiyerek yaşadığı...

        * ... kedilerinin çöp tenekelerini karıştırdığını gördü.

        * ... ıslak bir kedi yavrusu gibi bakan adamın...


- Yazım-Basım Hatası -

        * Sf/ 34 ve birçok sayfada yazılar biraz silik basılmış.

                                                                           Şubat 2017




ARKA KAPAK –

"Güneşten ağır ağır gölgeye geçilir gibi, pek de anlamadan akşam olur gibi, ışıklı, neşeli bir yüzden kederlere geçti Aziz bey. Kederli bir mazisi oldu. Burnu havada, başı dikti hep. Başka türlü yaşamayı beceremediyse de, o gece, Haliç’in kirli sularına bakarken anladı ki hep öyle, burnu dik yaşadığını sanmış. Oysa şiddetle yanılmış. Ve yine anladı ki hayatı tümüyle bir yanılgıymış."

Daha önce Taş-Kâğıt-Makas ve Evvelotel adlı öykü kitaplarını da yayımladığımız Ayfer Tunç’u geniş okur kitlelerine tanıtan ve çağdaş Türk öykücülüğünün bir klasiği olmaya aday kitabı Aziz Bey Hadisesi’nin yeni basımını sunuyoruz. Öykünün kahramanı Aziz Bey, Tunç’un, insan olmaktan doğan zaaf ve yanılgılar nedeniyle yaralanmış, boşa geçmiş hayatlar üstüne yapılandırdığı öykü evreninin en hüzünlü, en gerçek kişisi. Bazı okurlara, meyhanelerde benzerini aratacak kadar kanlı canlı ama mahzun gelen Aziz Bey’in öyküsünü okurken, bir hikâye kişisinin varlığını çok yakınınızda hissedeceksiniz.

Ayfer Tunç'un, edebiyatımızdaki en ustalıkla çizilmiş karakterlerden birini yarattığı Aziz Bey Hadisesi, son yıllarda yazılmış en sarsıcı metinlerden. Her geçen yıl daha çok okunuyor, daha çok tartışılıyor.