Bahar Okuma Şenliği 2015 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bahar Okuma Şenliği 2015 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2015 Cuma

Ulysses Sözlüğü - Nevzat Erkmen * Bahar Okuma Şenliği 2015

Aslında bu kitabı okuma şenliği listemin dışında okudum yani puanlamaya etkisi olmadı. Çünkü şenlik kapsamında okuma listemde olan 'Ulysses'i anlayabilmem için sözlük gerekliydi:)
Ulysses paylaşımım için:

Ulysses - James Joyce * Bahar Okuma Şenliği 2015


Kültüy'ün okuma sevdası:)


Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:


ULYSSES SÖZLÜĞÜ
Yazarı: Nevzat ERKMEN
Türü: İnceleme
Yayın Hakları: Yapı Kredi Yayınları
www.ykykultur.com.tr
-    1. baskı: İstanbul, Şubat 2006    3. baskı: İstanbul, Mart 2014
-   533 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * ... Ulysses sözcüğünü Fransızların 'Ulysse', İspanyolların 'Ulises', İtalyanların 'Ulisse', Yugoslavların 'Uliks' şeklinde çevirdiklerini düşünüverdim ve, 'İşte şu anda çeviriyorum: Ulu Ses olsun Türkçesi Ulysses'in', deyiverdiydim.

        * Patates, İrlandalıların da başlıca besinlerinden biridir. 1845'te başlayan patates bitkisindeki br hastalık, ülkede kıtlığa yol açmış, açlık nedeniyle nüfus 8,3 milyondan 6,6 milyona düşmüş, Amerika'ya göçler de nüfus düşüşünü hızlandırmıştır.
Ayrıntılı bilgi için: https://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_K%C4%B1tl%C4%B1k

        * Filistin, 1516'dan, Dünya Savaşı'nın sonuna dek Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçasıydı. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında, Theodore Herzl'in (1860-1904) başını çektiği Siyonist hareket, Filistin topraklarını satın alarak Yahudi kolonileri kurmaktaydı. Osmanlılar da buna karşı çıkmıyorlardı.
  
        * Sonu gelmez insan silsileleri, ölümün bunca insanı yok ettiğini düşünmemiştim hiç. / Dante
   
        * Kraliyet Mersinbalığı- İngiltere karasularındaki mersinbalıkları, 1307'den 1327'ye kadar İngiltere Kralı olan II. Edward'ın yasal malı ilan edilmişti.

        * Kazlar kafeslerde hareketsiz bırakılıp zorla beslenir, öylece, büyüyen ve yağlanan ciğerlerinden kaz ciğeri ezmesi üretilir.

        * Aristo'ya göre, ruhun sürekliliğinin ''bellekle ... sürekli değişen biçimlerle') ve bedenin ve moleküllerin süreksizliğinin ('Şimdi başka benim ben')...
   
        * Yemek ve yatmaktan ayrılmak- 1857'deki boşanma yasaları reformundan önce İngiltere mahkemelerinin boşanma yerine verdikleri bir hak.

        * Asla unutmayalım ki, bizim başımıza, kendi doğamızda olmayan hiçbir şey gelmez...
  
        * Kimi ortaçağ ve Rönesans İtalyası devletlerinde Yahudilerin sarı giysiler giymesi gerekiyordu. Engizisyon'un lanetleyip yakılmak üzere Devlet'e teslim ettikleri mezhep sapkınları da sarı giysiler giyiyor ya da sarı haçlar takıyorlardı.
  
        * Pullardaki dil- Zarfın sağ üst köşesine yapıştırılan bir pul, mektubun gönderildiği kimsenin artık yazmamasını istemek anlamını taşırdı. Şayet pul zarfın sol üst köşesine yapıştırılmışsa, bu, mektubu gönderenin, gönderilen kimseyi çok sevdiğini belirtirdi. Eğer pul zarfın üst rotasına yapıştırılmışsa olumlu, alt ortasında ise de olumsuz bir yanıtı gösterirdi. 



 ^-^ KEDİ ^-^

        * 'Kedilerin Kralı'


- Yazım-Basım Hataları-

        * Sf/ 69
         ... İrlanda geleğinde...

        * Sf/ 476
         ... İngilzcedeki...

                                                                  Okuduğum tarih: Haziran 2015


Yazar Hakkında Bilgi=  1938’de İzmir’de doğdu. New York Üniversitesi’nde pedagoji öğrenimi gördükten sonra, çeşitli şirketlerde müdürlük ve yönetim kurulu üyeliği yaptı. Bunların yanısıra Gestalt Terapisi ve Doğu Öğretileri alanında çalışmaları oldu. 1978 yılında İzmir Alsancak Rotary Kulübü’nü kurdu ve Asbaşkanlığı’nı yaptı. Çeviri alanında çeşitli ödülleri vardır. Dünya Zeka Oyunları Türkiye Temsilciliği’ni yapan Erkmen, Türk Beyin Takımı’nı 1993 yılında Çek Cumhuriyeti’ne götürdü. 
http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=2087

Türk Beyin Takımı Onursal Kaptanı
1931 yılında İzmir’de doğan Nevzat Erkmen, İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi’nden mezun olduktan sonra, New York Üniversitesi’nde Pedagoji dalında yüksek lisans ve doktora çalışmaları yaptı. Çeşitli şirketlerde müdürlük ve yönetim kurulu üyeliği yapan Erkmen, ayrıca Apartman Aşkları, Türk Dilinin Uyak Sözlüğü’nü hazırladı ve çeşitli eserleri Türkçe’ye çevirdi. Erkmen, James Joyce’tan yaptığı Ulysses çevirisiyle, Türkiye Yayıncılar Birliği’nin Yılın Çevirmeni Ödülü’nü kazandı. 1980’de Cumhuriyet Gazetesi’nde Zeka Oyunları köşesini yönetmeye başlayan ve 1992 yılında Türk Beyin Takımı’nı kuran Erkmen; Dünya Zeka Oyunları Federasyonu’nun (World Puzzle Federation) Kurucu Üyesi ve Türkiye Temsilcisi oldu. 1992-2005 yılları arasında Türk Beyin Takımı’nın kaptanlık görevini yürüten Erkmen, 2005 yılında takımın Onursal Kaptanı oldu.
http://www.turkbeyintakimi.com/kurumsal/ekip


ARKA KAPAK –

        James Joyce, başyapıtı Ulysses'in zor okunurluğu konuısunda şunları söylemişti:

"İçine o kadar çok bilmece-, bulmaca ve zeka oyunu koydum ki, profesörler yüzyıllarca ne demek istediğimi tartışacaklar; insanın ölümsüzlüğü garantilemesinin tek yolu da budur."

Ulysses'i kırk yıllık bir uğraşla Türkçeye çeviren Nevzat Erkmen de, zaten garantilediği ölümsüzlüğü bu çağ açıcı romanın sözlüğünü hazırlayarak biraz daha sağlama aldı.

Ulysses'i okurken sözlüğünü de elinizin altında bir yerlerde bulundurun.


Ulysses - James Joyce * Bahar Okuma Şenliği 2015

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Bahar Okuma Şenliği' okuma listeme buradan, final raporumaşuradan ulaşabilirsiniz.
'Yaz Okuma Şenliği' listem ise orada:)


Listenin 6. sırası: Yasaklanmış bir kitap. 
* 1922'de yazılan roman, 1930'larda müstehcen bulunarak ABD, İngiltere ve Avustralya'da yasaklandı. ABD'de yasak 1933'te kalktı.
http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnyada_yasaklanm%C4%B1%C5%9F_kitaplar



Tabii 'Ulysses'i anlamak için Nevzat Erkmen'in hazırladığı 'Ulysses Sözlüğü' ile birlikte okudum. Tavsiye ederim:)


Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:


ULYSSES
Yazarı: James JOYCE
Özgün adı: Ulysses
İngilizce ilk baskı: Shakespeare & Company, Paris 1922
Yayın Hakları: Yapı Kredi Yayınları
www.ykykultur.com.tr
-   Çeviriye temel alınan baskı: Random House, Inc., 1986
-    1. baskı: İstanbul, Ekim 1996     15. baskı: İstanbul, Şubat 2013
Çeviren: Nevzat Erkmen
-   841 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * Gerçek bir 'klasik' (:herkesin bildiği, kimsenin okumadığı) nihayet Türkçede.
  
        * Yüzyıl başında, Birleşik Devletler'deki Michigan gölünün kıyısında kurulan Chicago kenti, 1871'de, 300 bin kişilik bir nüfusu barındırdığı sırada, inanılması güç büyüklükte bir yangın geçirmiş ve ahşap binaların tümünün yanmasıyla neredeyse yok olmuştu.

        * Gökdelenlerin çekirdeğini oluşturan metalik strüktürlü ilk yüksek yapı 1879'da Jenney tarafından gerçekleştirildi.

        * 1857'de Otis tarafından New York'da gerçekleştirilen ilk buharlı asansör, 1864'de Chicago'ya getirildi. Baldwin'in 6 yıl sonra ilk hidrolik asansörü icat etmesi, 1887'de elektrikli asansörün devreye girmesi ile bu büyük soruna çözüm getirildi.

        * Dünya Zeka Oyunları Şampiyonaları bağlamında Türk Beyin Takımı'nın kaptanı olduğumu bilenler, nasıl olup da böyle bir yazın işine girişmiş olduğumu sorduklarında şu anektodu dinlerler: Vittorio Gassman, Catherine Deneuve ile oynadıkları Anima Nera filminde, Ulysses'i kitaplığın edebiyat rafına yerleştirem başkadınoyuncuya alaylı bir şekilde güler. Niçin güldüğünü ve kitabı hangi rafa koyması gerektiğini soran arkadaşına Gassman'ın yanıtı şöyledir: 'Bulmaca ve Sözcük Oyunları rafına koymalısın!'

        * Düşünce düşüncenin düşüncesidir.

        * Bu büyük laflar ürkütüyor beni, ... bizleri böyle mutsuz kıldıklarından.

        * ... gözleri gök mavisi canlılığına büründü.

        * Öğrenmek için mütevazi olmak gerek.

        * Çoktan yitip gitmiş birinin bu yabansı sayfalarını okuyan bir insan bir eski zaman kişisiyle bir olduğunu duyumsar...

        * Kadınların burnu hep havadadır, sen hassas noktalarına dokunana dek.
  
        * Ölüne kimler dokunacak bilemezsin.
  
        * Kokuşmuş ettir bir ceset. Ya peynir nedir ki? Süt cesedi.
  
        * Şansımız da cehennemde bir kartopundan daha iyi sayılmaz.

        * Bilmece- Hangi renkler moral verir?
         Mor ve al: moral :)
   
        * Fasa fiso hep la si do.
  
        * Piç hayaletlerin dangalak veletleri.
  
        * ... herkes bir kimseyi sever lakin Allah herkesi sever.

        * Balıkları deniz tutmaz mı kı hiç?

        * Tagaddi: beslenme


 ^-^ KEDİLER ^-^

        * Sf/ 85, 86,

        * Böbrek paketini açarken kedi acından ölürcesine ona doğru miyavladı.

        * Böbreğin yanık tarafını kesip kedinin önüne attı.

        * Tekmil tüylerini temizleyen kedi...

        * Başını çevirdi, miyavlayarak... miyav! Diye yanıtladı kediyi...

        * Kedi sessiz sıçrayışlarla yanına geldi.

        * Gel, gel pisi pisi.

        * Kedinin tüyleri siyah top top.

        * Bir bilge sokak kedisi, göz kırpan bir sfenks, sıcacık eşiğinden bakmakta. Onları rahatsız etmek, yazık. Hz. Muhammet, kediyi uyandırmasın diye binişinin bir parçasını kesmiş.

        * ... kuzu, kedi, köpek...
         ... köpeğin kediyi öldürmesi.

        * Birleşik Kediler ve Köpekler Evi...

        * Köpeğin bir zıplayışta ulaşamayacağı yerde duran kedi gibi rahat.

        * Kedi yokken fareler cirit atar.

        * Kedi bile onun yataktaki yerini koklamaktan hoşlanıyor.

        * ... bu sabah merdivendeki o kedi.

        * Seni gidi, seni kedi, seni pis keçi!

        * Kışlık yeleğinin astarı kedi kürkündendi.

        * Seni süt dökmüş kediye çevirmezsem,...

        * Manx Kedisi!

        * Kedisinin geçici azimeti.

        * Bir kedi için.


- Yazım-Basım Hataları-

        * Sf/ 235
         Ha-
         ngi...

        * Sf/ 340
         ... tifti-
         kkeçileri...
  
        * Sf/ 359
         ... söyldiklerini...

        * Sf/ 392
         ... sahilin. ezelden...

        * Sf/ 401
         ... Alah rahmet eylesin...

        * Sf/ 403
         ... iki kizlerde...

                                                        Okuduğum tarih: Haziran 2015


Yazar Hakkında Bilgi=  James Augustine Aloysius Joyce (2 Şubat 1882 - 13 Ocak 1941) İrlandalı yazar. Getirdiği anlatım yenilikleri ile 20. yüzyıledebiyatını derinden etkilemiştir.
James Joyce, 1882 yılında Dublin’de doğdu. Cizvit okullarında eğitim gördü; Dublin'deki University College'de felsefe ve modern diller okudu. 1900’de, henüz üniversite öğrencisiyken Ibsen’in bir oyunu üzerine kaleme aldığı uzunca yazı Fortnightly Reviewdergisinde yayımlandı.
O sıralar, daha sonra Chamber Music (Oda Müziği) adlı kitapta toplanacak olan lirik şiirlerini yazmaya başladı. 1902’de Dublin’den ayrılıp Paris’e gitti; ama ertesi yıl ölüm döşeğindeki annesini ziyaret için tekrar İrlanda’ya döndü. 1904’ten sonra Nora Barnacle’la yaşamaya başladı. 1905’ten 1915’e kadar Trieste’de yaşadılar. 1906 yazında Roma'ya giden Joyce yaklaşık dokuz ay boyunca bir bankada çalıştı. Roma'dan sıkılınca 1907 kışında tekrar Trieste'ye döndü. Trieste’de Berlitz School’da İngilizce öğretmenliği yaptı.Dublinliler, 1914 yılında İngiltere’de yayımlandı. Joyce, 1915’te tek oyunu olan Sürgünler’i yazdı. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi adli otobiyografik romanı 1916 yılında yayımlandı. Aynı yıl Joyce ve ailesi Zürih’e taşındı.
Büyük bir yoksulluk içinde yaşadıkları Zürih’te en büyük eseri olan Ulysses üzerine çalıştı ve bu kitap Little Review adlı bir Amerikandergisinde dizi halinde yayımlanmaya başladı. Dizileştirme 1918’de başladı, ancak kitap hakkında dava açılması nedeniyle 1920’de diziye ara verildi. Ulysses kitap olarak ilk kez 1922’de Paris’te basıldı. Dublin'de geçen 24 saati anlatan roman Homeros'unOdysseia'sı üzerine kuruludur. Pek çok yeni tekniğin kullanıldığı roman yayınlandığında büyük yankı uyandırmıştır.
Joyce ailesi iki büyük savaş arasında Paris’te kaldı. Bu dönemde son romanı olan Finnegans Wake üzerinde çalıştı. 1939’da, Finnegans Wake basıldı. 13 Ocak 1941’de James Joyce öldü. Portre’nin ilk taslağı Stephen Hero yazarın ölümünden sonra, 1944 yılında basıldı. İlk basımı birçok dizgi yanlışı içeren “Ulysses”in aslına uygun halde basılması 1984 yılında gerçekleşti. Ulysses'inTürkçe çevirisi Nevzat Erkmen tarafından gerçekleştirildi ve 1996 yılında basıldı.
https://tr.wikipedia.org/wiki/James_Joyce



Keyifli okumalarınız olsun ^-^


14 Temmuz 2015 Salı

Sahilde Kafka - Haruki Murakami * Bahar Okuma Şenliği 2015

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Bahar Okuma Şenliği' okuma listeme buradan, final raporuma şuradan ulaşabilirsiniz.
'Yaz Okuma Şenliği' listem ise orada:)



Okumaya hız verip yazmakta tembellik edince bir türlü biten kitapları paylaşamaz oldum:)
Sırada 'Ulysses' ve 'Ulysses Sözlüğü' var. Sonrasında ise 'Yaz Okuma Şenliği'nin okuyup bitirdiğim kitapları:))



Listenin 18. sırası: Dünya edebiyatından üç kitap. Kitapların biri Latin Amerika, biri Uzakdoğu, biri Balkan edebiyatından olmalı. Türk edebiyatı kapsam dışı...
Bu kategori kapsamında okuduğum diğer kitaplar:

Drina Köprüsü- İvo Andriç * Bahar Okuma Şenliği 2015



Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Sahilde Kafka / Haruki Murakami




Murakami'nin daha önce okuyup paylaştığım kitapları için:


SAHİLDE KAFKA
Yazarı: Haruki MURAKAMİ
Orijinal adı: Umibe No Kafuka
Türü: Roman
Yayın Hakları: Doğan Kitap
www.dogankitap.com.tr
-   3. baskı: Haziran 2014 (5000 adet)
Japonca aslından çeviren: Hüseyin Can Erkin
-   651 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;
   
        * ... gölge gibi bir gülümseme sürekli dudaklarındaydı.

        * ... yapılamayacak bir iş istemek, zaman kaybından başka bir şey olmaz.

            * Adolf Eichmann- Savaş başladıktan sonra Nazi kurmayları tarafından Yahudi sorununun nihai çözümü, yani soykırım görevi verilmiş, o da bunu somut olarak nasıl yapacağını ayrıntılarıyla düşünmüş, sonra da bir plan yapmıştı.
         Savaş bitene kadar yaklaşık altı milyon (onun hesapladığının yarısından fazlası) Yahudi onun planıyla artık sorun olmaktan çıkarılmıştı. Fakat o suçluluk duygusu hissetmiyordu. Kudüs'teki mahkemede kurşungeçirmez camla çevrili sanık sandalyesinde otururken, Eichmann neden bu kadar büyük bir mahkemede yargılandığına, neden bütün dünyanın ilgi odağı olduğuna bir türlü anlam verememişti. Kendisi sadece bir teknisyendi ve yalnızca verilen görev için en uygun çözüm yolunu önermişti.

        * Tolstoy'un dediği gibi: 'Mutluluk masal, mutsuzluk ise öyküdür.

        * ... bence bir insanın doğduğu yer ve öleceği yer çok önemli. Elbette doğacağı yeri seçemez. Fakat öleceği yeri bir ölçüde seçebilir.
  
        * Ben içinde tek bir kitap bile olmayan kütüphane gibiyim. 
  
        * Haddinden uzun düşünmek, hiç düşünmemiş olmaktan farksızdır.
  
        * Eğer sen Hamlet'i okumadan yaşamını tamamlıyorsan, ömrünü bir kömür madeninin dibinde geçirmişsin demektir.

        * Sörf, göründüğünden çok daha derinliği olan bir spordur. Bizler sörf yaparak doğanın gücüne karşı gelmemeyi öğreniriz.



 ^-^ KEDİLER ^-^

        Kitabın geneli kedili:)


 - Yazım-Basım Hatası -

        * Sf/250
         Gerçekleri işine geldiği gibi göre terimleştirerek...

        * Sf/473
         ... emlakçiyi...

                                                                     Okuduğum tarih: Mayıs 2015


 Yazar Hakkında Bilgi=  www.harukimurakami.com


ARKA KAPAK –

Kafka Tamura on beş yaşına girdiği gün evden kaçar. Uzun zamandır planladığı bu kaçışın nedeni babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanettir. Ama babasının bir düzenek gibi içine yerleştirdiği kehanet gölge gibipeşindedir Kafka ilk kez aşkı ve tutkuyu yaşarken gizemli bir cinayetle kehanetin ve kaderinin düğümleri çözülmeye başlar.

Sahilde Kafka, XXI. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kitapları bağımlılık yaratan kült yazar Haruki Murakamiden, hayatın yavan gerçekliğine karşı büyülü bir dünyanın kapılarını açan bir roman.

2005 - Yılın En İyi 10 Romanı, New York Times
2006 - World Fantasy Ödülü
2006 - Franz Kafka Ödülü


29 Haziran 2015 Pazartesi

Kızgın Toprak - Jorge Amado * Bahar Okuma Şenliği 2015

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Bahar Okuma Şenliği' okuma listeme buradan, final raporuma şuradan ulaşabilirsiniz. 
'Yaz Okuma Şenliği' listem ise orada:)


Listenin 18. sırası: Dünya edebiyatından üç kitap. Kitapların biri Latin Amerika, biri Uzakdoğu, biri Balkan edebiyatından olmalı. Türk edebiyatı kapsam dışı...

Drina Köprüsü- İvo Andriç * Bahar Okuma Şenliği 2015


Latin Amerika Edebiyatı kapsamında 'Kızgın Toprak'ı okudum.


 'Yansıma' isimli roman o kadar çok yazım-basım hatasıyla doluydu ki, kitaba 'Yılın Yazım-Basım Hataları Ödülü'nü uygun görmüştüm:) Buradan bakabilirsiniz.

'Kızgın Toprak' hiç de geri kalmadı bu konuda. Yeni ödül onun:) Bu kadar çok hatayla nasıl bir kitabı okuyucuya sunuyorlar, şaşırıyorum...


Jorge Amado'nun daha önce 'Mucizeler Dükkanı' kitabını okumuştum:


Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Kızgın Toprak / Jorge Amado



KIZGIN TOPRAK
Yazarı: Jorge AMADO
Türü: Roman
Yayın Hakları: Ararat Yayınevi
-   Haziran 1973
Çeviri: Zuhal Taşan
-   351 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * ... kalbine demir atmış bir kadınla vedalaşıyordu sanki.

        * Odanın duvarları insanın yüzüne gülümsemelidir.

* Ona erkek denmez, kadından da kahpe bir insan o. (!!!)

* ... bu geçici dünya hayatında bir cehennem sayılabilecek vicdan azabını...


 ^-^ KEDİLER ^-^

* Kentin kadınıyla ormandaki vahşi kedinin bir farkı yoktur, bunu bilesiniz.

* Kedi bacaklarına sürünerek geçti.


- Yazım-Basım Hataları -

        * Sf/7
         ... hıçkıfmaya başladı...

        * Sf/10
         ... iyun arkadaşlarıyla...

        * Sf/18
         ... yüreğinde yani bir duygunun filizlendiğini hissediyordu...

        * Sf/22
         Bu gördüğünüz eler binlerce kakao ağacı dikti.

        * Sf/24
         ... işte işmdi...

        * Sf/26
         ... bilginç insanların...

        * Sf/27
         Güney yörelerinden ondan kandan dökücü bir katil...

        * Sf/29
         ... insanları götererek...

        * Sf/31
         ... okadar...

        * Sf/38
         Yalnız za önceki öğüdümü...

        * Sf/44
         ... felaketi haberleyen ötüşlerdi değildi bunlar...

        * Sf/46
         Bu orman insanların gözüne, içine girmenin imkansız olduğu, esrarengiz, dünya kadar ihtiyar, bahar kadar taze bu orman, en korkunç hayaletlerin barınağı, orman cininin ve devinin evi olarak görüyorlardı.

        * Sf/48
         ... Ceara'lı o damdan geriye kalanlar.

        * Sf/53
         ... üçyıldan...

        * Sf/56
         ... hoca hasır şapkasını...

        ... alışılagelmiş gülümsememesini...

        * Sf/58
         ... vucudunu...

         ... fransızca...

         ... yılardır...

         ... bilebilirmiydi?

        * Sf/59
         ... hemen sonrada...

         ... insan görkemli bir yaşantı düşlerine sürükleyen...

        * Sf/60
         ... ıırgatlardan...

         ... kenti..

        * Sf/62
         ... Ester'e derin sessizliklerle kurt yapmaya çabalardı...

        * Sf/66
         Ester ona aldırmadan sonuçsuz arayışlarına devam ettirdi.

         ... üçken başlı...

        * Sf/67
         ... çiflikteki...

        * Sf/68
         ... oda yönetimini babasına bırakıp...

        * Sf/69
         ... kuruluyabildi.

         ... bilmezmisin?

        * Sf/72
         ... davranmassak...

         Bunu bende bilmiyorum.

        * Sf/73
         ... bilki...

         Tanrıda tanığımdır.

        * Sf/74
         ... keçi yolunu tatacak...

            ... güldüğünü gören amia...

        * Sf/75
         ... yargıçda genel neşeye...

        * Sf/77
         Değilmi ki...

            ... düşme tehlikesi falanda yoktu.

        * Sf/78
         ... koskocaman veyusyuvarlaktı.

         ... yokmu sende?

        * Sf/79
         ... rahibin etkici edici...

        * Sf/81
         ... hesaplıyamıyordu.

         Don' Ana'dan...

        * Sf/83
         İnsanların öldürmekten zevk mi...

        * Sf/84
         Kışık bir sesle...

        * Sf/86
         ... onla aynamaya gelen...

         Öteni fedailer...

        * Sf/88
         ... zahmete kaplanıp...

         ... parpa parça edilmişti...

         ... düşcekti...

        * Sf/89
         ... yereğine ürpertilerle...

        * Sf/90
         ... yarlanmış gibi...

        * Sf/91
         ... sevdalışını...

        * Sf/92
         ... bir büyüdü.

         ... onunda yüreği...

         ...zorlunlu olduğu için...

        * Sf/93
         Herkes alay ederdi böyle bir damla...

         İşte yüzden servet sahibi...

         Bütün afisine...

        * Sf/94
         ... sütün vücudu...

         Artık gülmeyen Dona Tereza, yoksa yiyeceksiniz kurşunu.

        * Sf/95
         ... bir düğün oturmuştu boğazına.

         ... kulaklarında ğultularla...

        * Sf/97
         ... durup dinlemek konuşuyordu.

        * Sf/98
         Bülük bir özenle...

         ... Ester'in piyano elini bile sürdüğü yok.

         ... fransız kontu...

        * Sf/100
         ... Virgilio'da Ama evli...

        * Sf/102
         ... fırtınalı gecelerin korkunçluğun yanında...

         ... ama şamdi ikisi de...

         Virgilio, yüreklere ürperti dolduran bu çığlıkları Virgilio da duymuştu.

        * Sf/103
         ... tarların üstünde...

        * Sf/104
         Siz yılanın kaptığı bir kuş yavrusunuz.

         ... zorluklara gözyaşlarını tutabildi.

        * Sf/105
         Ormanda,günün

         ... kendinigöstermeden...

        * Sf/106
         ... sıvıllaşmış...

         Kaygılarına iki katına...

        * Sf/107
         ... eden türlüler...

         ... dağıtmaya çaktığında...

        * Sf/108
         ... onu iyi akşamlar diliyor...

         ... Antonio suyatlardı.

         ... neler yapılacağını öğrenem...

         ... yükselen yak sesleri...

         ... nkızıydı.

        * Sf/109
         Don' Ana...

         ... seviç ve neşe kaynağı...

        * Sf/110
         ... Raimunda'nnı...

        * Sf/111
         ... zenci' melez...

         Don'Anan'nın

        * Sf/112
         ... yanımzıdan...

         ... işleri çocuklukla başlarından aşkın...

        * Sf/113
         ... güneyde yara kazanmanın kolaylığı...

         ... bozuk yolarda...

        * Sf/114
         ... tek düşüncesini çocukları...

        * Sf/117
         ... değil, deyi diye karşılık verdi...

         Acı patlıcanın kırağı çalmaz.

        * Sf/118
         ... tabbi.

         ... ötekidünyaya...

         İşin aslı şi ki...

        * Sf/119
         ... arasındakaybolmuş...

         Çok acil durumlardı onu.

            ... anlatıyorlarki...

         ... altı nmadeni...

         ... daha gidemedin...

        * Sf/120
         ... salayarak. bu sözleri...

         ... ettti...

         ... dihhatle dinleniyor...

         ... ihtiyar (nokta yok)

        * Sf/122
         ... aletin deyoktur.

         ... satınalman...

         ... kadarbir...

         ... kadartutar.

         ... buna karşılı k...

        * Sf/213
         ... gülümsüyoru...

         ...bunla da...

         ... bir şekide...

         ... hafif bir hışırtyıla...

         ... yen yeni bir hayat...

         ... yerleştirdi. odadakilerin...

        * Sf/124
         ... bizeyardımın...

         ... kala kalmışlardı.

        * Sf/125
         İçinde çok heyecanla bir duygunun...

         Neşeliydi andırıyordu.

        * Sf/126
         ... azötede...

        * Sf/127
         ... bi rsesle...

         ... rop döşambrını...

         Gaye tgüzel...

        * Sf/128
         ... sorunun karşılığının en olacağını merakla...

         ... Virgilio daonu...

         Eter...

         .... heyacanla...

        * Sf/129
         ... halbi dinlendiriyor...

         ... olaya ilgilenmeye başladı

         ... hareket hazırladığı yaparken...

        * Sf/130
         Değil miki...

         ... yargıçlara da körü körüne olmaz.

         ... palyaço olamadığından kuşkusu kalmamıştı.

         ... kesmekeş...

        * Sf/131
         ... heyacanlı...

         ... çok günlü...

        * Sf/133
         ... aynı şartların uygulayacağız.

        * Sf/134
         Yüzü daha da salon genç kadın dava vekiline sokuldu.

         ... olsa, Sizi de...

        * Sf/136
         ... kiatptan...

         ... çiftilğe...

        * Sf/137
         ... geçen geçmez...

         ... kabul etmişti.

         ... sayfa,o da...

         ... Sinho Badaro'nun çekeceği vardı.

        * Sf/138
         ... Don'Ana.Sinho...

        * Sf/139
         ... anlamakla...

         ... Juca'nın bir çapkınlıklarında...
        
        * Sf/141
         ... ona bar peygamber...

         ... söz verdiğini göre...

         Amcasının karısına fırlattı o bakışta da...

        * Sf/142
         Bu geye kadın...

         Siz de olga.

         be nediriyorsun...
        
         Ama içtiğini rom değildi, mutlaka bu garipliğin innedeni.

        * Sf/143
         ... koca admılrala...

         Bu zencinin başına iş gelebilir?...
        
         ... bulunmaya yetendi...

        * Sf/144
         ... dışarı çıkmışlarda...

        * Sf/148
         ... araladı. dövülmüş...

        * Sf/149
         ... vargücüyle...

        * Sf/150
         ... besbeli...

         Bana besbelli büyük yaptılar.

        * Sf/151
         ... duyuyorrdu.

         ... baltarıyla...

        * Sf/152
         ... Yunsan'a         ,

         ... arzuladığı bu öcün onun almasını...

         Öfkeli birilenme oldu son sözleri...

        * Sf/153
         ... ormanın üstüne doğrusunu seyre...

        * Sf/154
         ... Lucia'yı Bir ağaç...

         ... dalgalanıdı.

         ... üçkızkardeş...
        
        * Sf/156
         ... umutsuzluk larıyla...

         Mahmurlu kokunan bir kadın sesiydi...

        * Sf/157
         Durun ne olursa...

         Zavalli...

         ... onlara bağırmayı düşünüyor ama tam cesedi görünce sustu.

        * Sf/158
         ... ihtiyar kadının kısık bir sesle.

         ... pörşümüş...

        * Sf/159
         Ben bunlar Tabocas'ta yattım.

         ... bağırar ağlıyordu...

         ... tavsiri...

        * Sf/160
         ... çekildiler.Ayrılmadan...

         ... hesap ladılar...

         ... dördübirden...

        * Sf/161
         ... pek ala...

        * Sf/162
         Cecedi...

         ... ölünün yanında yalnız Violeta ve yirmi milreis veren kız kalkmıştı.

         Oradakilerden biri kesin bir ıslık çalar bunu şaştığını belirtti.

        * Sf/164
         ... işlemedi bir mendil.

         Bu durumu süreklediği...

        * Sf/165
         Dünyada bundan bir davranış olur mu?

         ... bir kaçı...
        
        * Sf/167
         ... ziyaretçyie...

        * Sf/168
         ... yatağıydı         .Kakao

        * Sf/169
         ... silahşörlerin yadığı bu kent...

        * Sf/170
         ... polis komiserliğinle yükünü yargıç...

        * Sf/171
         ... ışığa kanalizasyona...

        * Sf/173
         ... katılanlarbu...

         Sayfanın sonunda baskı hatası...

        * Sf/175
         ... etmişit.

         ... arka ayakların savuran...

        * Sf/176
         ... yollara dalmalrını...

        * Sf/179
         ... duyuyorduki Sinho'nun adamları kendine büyük kavgalar patlak verir, bir kaç insan ölürdü.

        * Sf/183
         Partinin başkaları...

        * Sf/186
         ... Do Poço dokağından...

        * Sf/187
         ... yanyana...

         ... koskoca evreden...

        * Sf/189
         ... gideceği yer beni götürmek...

         Susacak mısın sen.

         ... arasını ele geçirmek için...

        * Sf/191
         Sayfa başı baskı hatası...

         ... sandım dı...

        * Sf/198
         ... ikramiyeyi kazanmış biri mutlu hissediyordu kendini.

        * Sf/200
         Ama Treni çoktan...

         ... Horacio'ydu Doktor...

         ... gelmişti Zamanlarını...

        * Sf/201
         ... müdüresiyle...

        * Sf/202
         ... güçlüki!

         Bu iş te...

        * Sf/203
         ... kağıdı çıkırdı.

         ... diger...

         Sevgili ülkemiz Brezilya'yı keşke gelen insanları taşıyan gemiler de ağaçtan yapılmıştı.

        * Sf/205
         ... son sözleri duyar yerinden fırlayıp...

        * Sf/206
         ... kiralık evler evleriyle...

         Bunu yıllar boyu halinde yaşatmış...

        * Sf/207
         ... oynamaz. diye...

         ... hengisinin...

         ... grup kuramayan Ilheos'lılar kızdırmak için...

        * Sf/208
         Bütün bir iş becerdiniz.

        * Sf/211
         ... gedeceksin.

        * Sf/212
         Don, Ana...

        * Sf/213
         ... olurdu-Sonra...

         ... yorgunmusun?

         ... öğreninse...

         ... davranışlarını yerinde olduğuna...

        * Sf/214
         ... olmuştu.Doktor...

        * Sf/215
         Biz gölge bağışlayan ağaç...

        * Sf/219
         aParmağında...

         ... söze Buradan...

        * Sf/222
         ... kızın bembeyaz, yüzü, bembeyaz dişleri...
        
        * Sf/223
         Sarkı söyleyen...

        * Sf/225
         Kuşkulu olduğumu bir nokta var.

        * Sf/228
         ... Juca'nın kindense...

        * Sf/230
         ... ateşehazırladı.

         ... derler (nokta yok)

         ... çıktı getti.

         Salon çanlıydı.

         ... korkun...

        * Sf/231
         ... yapıyorlarda...

         ... ölçülük te...

         ... düştü.     ,

         ... akkolle de sildim...

        * Sf/232
         ... aşındırmıaya...

         Geleceği parlak bir yer olduğumdan kuşkum yok...

         ... kendine bir pey çıkıu çıkmayacağını...

        * Sf/233
         Margot'ysa kalender. Cana yakın...

         ... ateşli bir tavır tartışma içindeydiler.

         ... ilgiyle bikti.

        * Sf/235
         ... araziyi satan almış...

        * Sf/236
         Virgilio her adımda heyecanının şiddeti artıyordu.

         ... bekliyordu. onu...

         Seni uzaklara, çok uzaklara, kimsenin bilmediği bir ülkeye göstermek istiyordu.

         ... yaşantıya başları.

        * Sf/237
         Ben böyle davranışlara uğramayacak kadın değilim.

        * Sf/238
         ... bütün erkekler peşimde gözlerdi.

        * Sf/239
         ... Jsöylüyo...

        * Sf/240
         Balıkcılar açık denziden ...

         ... uzanıyordu! bu...

         Bura limanı...

        * Sf/241
         ... adayının kiniyse...

         ... birbirlerini tadınlar için aile içi ziyaretlerden, başkalarını çekişbancalarıyla selamladıkları meyhaneler vardı ama, katirmekten ve ...

        * Sf/242
         Yani Çok...

         Bu pazaz...

        * Sf/243
         ... cadırlar...

        * Sf/244
         ... sağolan...

        * Sf/245
         ... sert yalzılarla...

         ... halk ta kanlı bıçaklı iki gruba yarılırdı.

        * Sf/246
         Kahveye depek...

         ... çogunluğu...   

        * Sf/247
         ... mehrem...
        
         ... bütün alilesinin de...

        * Sf/248
         ... para sıkıntısı çekitiğini...

        * Sf/249
         ... dedıkodusunu...

         Badaro'ların çiftliğine bir haftalığına gelmiş ama bir hafta konaklamıştı.

        * Sf/251
         ... silkti.Horacio'nun...

        * Sf/252
         Size elimden gelen yardımı esirgemeyeceğimi inanın.

         ...inanın.Böyle...

         ... göremedi Don Ana...

        * Sf/253
         ... okumak işi o akşam yüzbaşı düştü.

         ... süt kovasını aldı ve doğruydu.

         ... ana ev'de..

         ... Juca,Sinho...

        * Sf/254
         Çiftlikte bir akşam grup insan vardı.

         ... doluşmuşlardı Kimi...

         ... tanırdı    .Yüzbaşı...

        * Sf/255
         Yarın sabahta gidiyorum...

         ... yolladı (nokta yok)

         ... koydu (nokta yok)

         ... gösetrmek...

        * Sf/256
         ... parayla bir süer geçinebilirdi.

         ... öpcüksüz...

         ... ne yapacağına ondan sonra vermeliydi.

        * Sf/257
         ... sütün mağazalarda ona hesap açmıştı.

        * Sf/258
         ... şirketin teksilcileri...

         ... şirketinin içeri girdiği zaman...

         ... en iyi iskemlesi, olan şahsi sandalyesini...

         Yeni ürününüz çiftliğinize teklifte bulunmak üzere gelmiştim...

        * Sf/259
         ... hırsların bilmeyen...

         ... bana aittir, diye serçe karşılık verdi Sinho.

        * Sf/260
         Nasıl almak istersin parayı. (soru işareti yerine nokta)

         ...başladılar. sonra. Badaro'lar...

        * Sf/261
         ... günün önemini belirmiş...

         ...ihtiyaçların İki müsha halinde çıkardı.

        * Sf/262
         ... kar ter içinde...

        * Sf/263
         ... kızının terinin esmer olmasına...

         ... heykelinn...

        * Sf/264
         Bando çalmaya kalabalık uygun adımlarla yürümeye...

         ... syreden...

        * Sf/268
         ... Sinho'nun kini iyiden ağırlatırıyordu.

         ... başlamştı...

         ... yada...

        * Sf/269
         ... üstünde duduğu gitarını...

         Adam Uzaklaştık;a...

         ... karanlıta...

        * Sf/270
         ... kako ayaklarına yapışmış...

         ... düşürmezlerdi .En...

        * Sf/271
         ... arkadında...

         ... ağaçın...

         Dansın sıra mı şimdi?

        * Sf/272
         Hayvanın boynuna altından oluk gibi...

         ... mehtap ta...

         ... bütün haçlarını tepeleri böyle...

         ... düşündü. Sinho.

         ... Sırasımıydı...

         Bu dolayları tarihi insanların tarihi bi savaşlara göre hesaplayacaklardı.

        * Sf/273
         ... savaşalrı...

         Panayırlara unların, darılarını, muzlarını...

         ... kimi olayla gülümseyerek...

         ... toprak açamaya...

        * Sf/248
         ... Merenda kardeşleri analarını gözü önünde öldürdüler.

         Juca da ölü hakkında hiç bir bilgi alamadılar. Kesin bilinen tek şey vererek çekilmek zorunda kaldı.

        * Sf/275
         ... kakao diyarını yollarına...

         ... Badaro'lara sürekli ateş eden silahlar Azevedo iflas etti aralarında O da...

        * Sf/276
         ... dinleyenlerin azınları şaşkınlıktan bir karış açık kalıyor...

         ... çoşkunlukla...

         ... birbuçuk yıl...

        * Sf/277
         ... taraf ta...

         ... gider kasıpını...

         ... portekizce...

         ... muhalefet tarfından...

         ...çöpsepetini...

        * Sf/278
         ... Ilheos mahkemeleri Devlet Yüksek mahkemelerine bir basamak gibi edilebilirdi.

        * Sf/280
         ... parmağnıı...

         ... dört başı memur bir gazetecidir o.

        * Sf/282
         ... dansediyorlardı...

         ... değermiydi?

        * Sf/283
         ... bilgilre...

        * Sf/286
         ... olmadı ki. Diye...

         Kadınlar Virgilio'nun bir ilişkisi...

        * Sf/288
         ... hiç birimiz sizin öldüğünüzü istemeyiz.

        * Sf/289
         ... demek    ?diye...

        * Sf/291
         Şu damları camda süzülüyordu.

         ... Virgili...

        * Sf/292
         ... bukadar...

        ... VirgilioRio      'da...

         ... orada çalışmayı düşünmüş ama çok müşterileri bir avukat bulamamıştı.

         ... birbuçuk...

         ... hava vekilinin...

        * Sf/293
         ... güler yüzlü zenciler iğrenmiyordu.

         ... eğemenliğinde...

        * Sf/294
         ... bir yere gömülüp başına tahta bir haç dikilmekle bimrz onun gömülme işi yapılır.

        * Sf/295
         ... ormanı de...

         ... bırakı paceleyle fırladı.

        * Sf/297
         Onun humma anlattığı...

         Altından atlamasa...

        * Sf/298
         Siz adamın kılına dokunulmayacak dememiş miydin...

         ... tükrüğünü...

        * Sf/300
         Söz nasıl başlaması gerektiğini kestiremiyordu.

        * Sf/301
         İşte pazartesi günü girişilecekti.

         ... tüfekleriylae...
        
         ... bu tekli fime...

         Tek arzusu senin Raimunda'yla evlenmesine izin vermemiş.

        * Sf/302
         ... almışda...

         ... Rio'da ne oldu onu?

         Biz yeni bir ülkede Sinho. Başta kimse bir şey değildir.

        * Sf/303
         Topraktan insan da anlarım.

         Bir solu kaldıktan sonra...

         ... odayı süprmek...

        * Sf/304
         ... gözlerini Söyleyecek...

         ... karşılıkverdi.

        * Sf/305
         ... grubunu hem yöneltmeden hem de suflörden...

         ... rollerini bütüyle ezberlememişler...

         ...çünkü hali...

         ... başucunda duruken...

         ... onla...

         ... ruhunu almaya gelmiş şeytanlar söz eden bir söylenti...

        * Sf/306
         ... ormanın çalmaya başlamaların buyurdu.
        
         Ester başucunda ayrılmıyordu hiç.

         ... ğeldiğinde...

         ... su dolu bur tasla...

         ... Horacionun...

         ... hastalığa tutulmuş, gibi genç...

         Eter'in...

        * Sf/307
         ... nefreni kabardı.

         ... rastladı Genç...

         Böyle hareket etmek zorunda olduğunu anlıyordun değil mi...

        * Sf/308
         Kormayın hiç bir şeyim yok.

         ... seyretti Doktor...

        * Sf/309
         ... girmşi...

        * Sf/312
         Iİaç...

         ... bırakmayacagını...

        * Sf/316
         ... allahın...

         Etrafını beş araziler...

        * Sf/321
         ... kalkımştı.

         ... heme istifa etmişti.

         ...yargıçve...

        * Sf/323
         ... kaako depoları yıkılıp yıkılmıştı...

         ... görüşmeden snora...

        * Sf/324
         ... sordu. Joao...

        * Sf/326
         ... açılan davalar bir karara bağlamış, bunla...

        * Sf/327
         ... genaro...

        * Sf/328
         Olduğu yerden duruşmaya çok kolay izliyebiliyordu.

        * Sf/330
         Arada bir avukat not alıyorlardı.

         Savunulacak bir çok yanlışlar yaparak...

         ... sözçüklerle...

        * Sf/331
         Bu Memurlar...

        * Sf/332
         Lacivert kazaklar bir adam...

         Çok merk ve dürüst...

         ... anlatılabileceğiin...

        * Sf/333
         ... çalıştığı cümleye konuşmasını bitirdi.

         ... özelliklerin başından gelen...

         Yargıç ta...

         ... oybirliğiyle...

        * Sf/335
         ... yüzündeki nasalı ve sinirli...

         ... bizı belgeler...

         ... kuruluk olduğunu anlaşılıyordu.

        * Sf/336
         ... ğözlerini...

         ... ağlarken yakalanıyordum onu.

         ... bir za da...

        * Sf/337
         ... sıcaklık göstermiyormuş.

         ... anlatacağına anlatmış...

         ... ğelmediğinden...

        * Sf/338
         Hayalgücünün...

         ... soluk ta...

         ... sesizce...

         ... hiç bir...

        * Sf/339
         ... gider   ,   orada...

        * Sf/340
         Ester'le aranızda olup biteni Aşk mektubu yazmak yüzünden geldi bunlar başınıza...

         ... tutukuyla...

        * Sf/342
         ... dönmekistiyordu...

         ... gideçekti  Ölümü...

        * Sf/343
         ... teşeükkür...

        * Sf/344
         ... bayramm...

        * Sf/345
         ... başlı oldukları tarikatı gösteren...

        * Sf/346
         ... törenind bulunabilemk için, ülkenin ta i; yörelerinden...

         ... binasındaki  ,büyük...

         ... piskoposun onu rıhtıma yayılmıştı.

         ... daldalanırken...

         ... fırlatıldığını görüldü...

         ... dolmuşmiden inerken...

         ... başladı. tu.

         ... piskopos geDoktor...

        * Sf/347
         Orada bir kaç seçkin davetiye yemek veriliyordu.

         ... bir kaç...

         ... piskopos ta...

         ... iletleyişten...

         İksi de...

        * Sf/348
         ... armağalandırmasının bir sonuçudur.

         ... bu uğurda canlarını bile veren adamlar borçlu olduğumuzu...

         ... uyarlığa katkıda...

         ... vargüçüyle...

         ... olarak .

         ... kent birine birleştirilmişti.

        * Sf/349
         ... hemde...

         ... verildi Piskopos...

        * Sf/350
         ... arasında d a,her...

         ... hüzün verisi anılardan...

         ... yananda duran...

        * Sf/351
         ... meyvavermeleri...

         ... meyvalın...

         ... raslanmamıştı...

                                                                     Okuduğum tarih: Mayıs 2015


Yazar Hakkında Bilgi=  Jorge Amado Brezilyalı romancı (Pirangi, Bahia 1912). Başlangıçta kakao tarım işletmeleri sahipleri döneminde Bahia'daki yaşamı işleyen, toplumsal yergili romanlar yazdı. Daha sonra lirik, düşünce ve mizah yüklü bir üslupla kaleme aldığı Dona Flor e Seus Dois Maridos (Dona Flor ve İki Kocası, 1966) gibi romanlarıyla ün kazandı. Amado, 2001’de Brezilya’nın Salvador kentinde öldü.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Jorge_Amado


ARKA KAPAK –

         1912 yılında Brezilya'nın bir kakao çiftliğinde dünyaya gelen Amado'nun bütün çocukluğu yoksul tarım işçilerinin arasında geçmiştir. Yalnız ülkesinin değil dünyanın en ünlü ve güçlü yazarlarından kabul edilen Amado sosyalist bir dünya görüşü ile romanlarını devrimci bir eylem bildirisi haline sokar.
         Bütün eserlerinde olduğu gibi 'Kızgın Toprak'ta da sömürülen ve yaşamak için dişe diş bir savaş veren tarım işçilerinin serüvenini dile getirmektedir. Kendilerini besleyemeyen baba topraklarından kopup bereketli Bahia'da yaşamaya uğraşan ırgatların, hırslı patronların, gönlü kırıkların ve bütün sefalet içinde yüreklerindeki sıcak insan sevgisini kaybetmeyen insanların destanıdır Kızgın Toprak... Güçlü bir folklarla çağdaş roman tekniğinin usta bir kalıp içinde özümlendiği bu eser dünya devrimci edebiyatının doruk noktalarından biridir.