monokl yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
monokl yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2021 Salı

Gökteki Kuşlar / Karl Ove Knausgaard

 


Karl Ove Knausgaard'ın iki seri kitabından sonra serilere inat kısacık bir metin. 

#karloveknausgaard ile tanışmam çok etkilendiğim altı ciltlik Kavgam serisi ile oldu. Serinin özellikle 1., 2., 5. ve 6. kitaplarını tavsiye ederim. Serinin tüm kitaplarıyla ilgili detaylı yorumuma buradan ulaşabilirsiniz.

Bir de Mevsimler serisi var. Ben sadece Sonbahar'ı aldım ama pek bana hitap etmediği için diğer mevsimlere devam etmedim.
Knausgaard okumayı özlemişim o yüzden #göktekikuşlar bana iyi geldi.

Bir nevi kitaba ismini veren Soren Kierkegaard'ın Kırdaki Zambak ve Gökteki Kuş kitabının kitaplığıma dahil olmasını sağladı.

Kapak tasarımında kullanılan ve aynı zamanda kitabın içindeki fotoğraflar Stephen Gill'e ait.

26 Ağustos 2020 Çarşamba

Kavgam Serisi / Karl Ove Knausgaard


   Norveçli yazar Karl Ove Knausgaard'ın Kavgam serisi altı ciltlik bir okuma yolculuğu. Seri yaklaşık 3600 sayfalık bir okuma keyfi sunuyor. 

   Knausgaard'ın kitapları Monokl Kitap tarafından basılıyor.
Bu seri dışında bir de Mevsimler serisi var. O serinin tüm kitapları ciltli basım. 

   Kavgam serisinin ilk kitabından başlayarak hepsinden kısa kısa bahsetmek istiyorum.



KAVGAM-

   Karl Ove anı serisinin ikinci kitabı Aşık Bir Adam iki yılı aşkın süredir kitaplığımda öylece duruyormuş, şaka gibi... İlk kitabı Kavgam'ı sipariş ettim ve ilk cildini iki gün gibi bir sürede bitirdim ve bunca sene neden ama gerçekten neden okumamışım dedim. Gerçi bir nedeni kapak tasarımıydı. Sanki beğenmeyecekmişim algısı oluşmuştu. Genellikle eş zamanlı birkaç kitap okurum. Özellikle gece uyumadan önce ince kitaplar seçerim ki tutması rahat olsun ama bu kitabın kalınlığına rağmen elimden bırakamadım ve başka kitap okumak istemedi canım. 

   Karl Ove çocukluk, gençlik, yetişkinlik yıllarını, hem aile hem okul hem de arkadaşları ile olan diyaloglarıyla ele alıyor. Kitabın ikinci kısmı ise babasının kaybı ve daha çok aileye dönük anılara odaklı devam ediyor.

   Çok beğendim. Cidden akıp gidiyor kitap.


AŞIK BİR ADAM-


   Karl Ove'nin Kavgam serisinin bu kadar iyi çıkacağını hiç düşünmemiştim. İkinci cildi de bir solukta okudum. 

   Aşık Bir Adam evliliklerini, özellikle ikinci evliliğini ve çocuk sahibi olduğu dönemleri anlatıyor. Eşiyle ve çocuklarıyla ilişkilerini, sosyal yaşamını, edebiyat sohbetlerini ve yaşamına dair her şeyi akıcılıkla kaleme almış.

   Ayrıca Norveç ve İsveç arasındaki kültürel farklılıkları okumak da ilgi çekiciydi.


ÇOCUKLUK ADASI-

   Kavgam serisinin üçüncü kitabını da neredeyse başladığım gibi bitirdim.

   Bu kitapta isminden de anlaşıldığı gibi Knausgaard'ın çocukluk yıllarına tanık oluyoruz. İlkokula başlamasını ve yedi yıllık okul sürecini aile ve arkadaş ilişkileriyle harmanlanmış bir şekilde okuyoruz. Çocukluğundan süregelen babasıyla orta yolu bulamadığı ilişkilerinin temeli ve etkileri ortaya çıkıyor.


KARANLIKTA DANS-

   Dört kitap içinde bir tek bu kitabı pek sevemedim ve yarısından sonra biraz zorlama okudum.

   Knausgaard'ın lise dönemini ve 18 yaşında öğretmenlik yaptığı yılı kapsayan, aile, arkadaş ve iş çevresiyle ilişkilerini yansıtan bir konusu var. Ancak neredeyse her sayfa içkiden ve ara ara da cinsellikten bahsediyor. Aslında kültürlerinde bu denli içki ve cinselliğin normal karşılanması neticesinde adamın anılarında da doğal olarak bunca yer kaplıyor. Mesela lise mezuniyetlerinin olacağı son ay 'Russ dönemi' olarak öğrencilerin otobüs vs kiralayıp, bolca içmelerini, taşkınlık yapmalarını, o otobüste uyumalarını, seyahate çıkmalarını veya sürekli partilerde takılmalarını olağan karşılanıyor.

   Hele kitabın bir bölümünde uzun zaman evlerini paylaştıkları kedilerini taşınacakları için veterinere götürüp öldürmelerini okuduktan sonra zaten iyice soğudum konudan...


BAHAR YAĞMURLARI-

   Seriyi genel olarak çok sevdim, hiç elimden bırakmak istemedim okurken. Ama içlerinde en çok bu ciltten keyif aldım. Karl Ove'nin Yazarlık Akademisi ve üniversitede edebiyat bölümü öğrencisi olduğu yıllardan bahsediyor. Akademideki iki hocasından biri de Jon Fosse. Fosse'nin de yine Monokl Kitap'tan çıkan Sabahtan Akşama kitabını okumuştum. Paylaşımıma buradan ulaşabilirsiniz.

   Derslerin içerikleri, edebiyat sohbetleri, yazıya dair yöntemler gibi keyif veren sayfalar çoğunlukta. Ayrıca radyo ve hastanede çalıştığı dönemlerdeki anıları ve hatta ilk evliliği ve ilk kitabı gibi önemli bölümler var. Kısa yazılarından da örnekler paylaşmış kitapta ama onları pek sevemedim nedense.

   Tüm seriyi ele alacak olursam beşinci ciltten ve sonra ilk ciltten ve ikinci ciltten çok etkilendim.  Üçüncü cilt çocukluğunu anlatıyor, okunası ama bahsettiğim üç kitap kadar etkileyici bir yanı yok ama o da sürükleyici aynı şekilde. Bir tek dördüncü ciltten pek hoşlanmadım hatta biraz zorlama okudum diyebilirim.





SON-

   Serinin son kitabı 'Son' dolu dolu bir içeriğe sahip. Yazarın yaşamına ait detayları ve hayata, ailesine, ilişkilerine dair sorgulamaları, pişmanlıkları, kazanımları okurken bir yandan da edebiyata, sanata, tüm insanlığı etkileyen yakın tarihi olaylara karşı fikirlerini, yaklaşımlarını okuyorsunuz. 990 sayfalık kitabı bu açıdan ikiye ayıracak olursak sf/ 343-726 arasını otobiyografik bölümden bağımsız düşünebiliriz. Bu aralıkta Paul Celan, James Joyce ve ağırlıklı olarak Adolf Hitler / Kavgam kitabı / Nazi dönemi... ele alınmış. Hitler'in çocukluğu, gençliği, aile, arkadaş ve gönül ilişkileri ve askeri - siyasi hayata atılması tüm yönleriyle araştırılıp paylaşılmış. Epey ilgimi çeken bir bölümdü. Hitler Kavgam kitabını 2014 yılında okumuştum, paylaşımıma buradan ulaşabilirsiniz.

   Knausgaard'ın metinde bahsetmesi sayesinde Alfred Kubin'den haberdar oldum. Tedirgin edici, ürkütücü ve sıra dışı çizimlerinden etkilendim. Ayrıca yazdığı tek bir romanı olduğunu öğrenince hemen Diğer Taraf isimli kitabını aldım ve okumaya başladım. Neredeyse bitmek üzere ve çizimleri kadar başarılı bir roman yazmış.


   Tüm serinin içinde tek uzak kaldığım ve zor okuduğum kitap Karanlıkta Dans yani 4. kitaptı. Çocukluğum adını alan 3. kitabın da diğer kitaplara nazaran daha zayıf kaldığını hissetmiştim. Zaten serinin kitaplarını yorumlarken belirtmiştim. Bu kitapta yazarın 3. ve 4. kitaplarıyla ilgili düşüncelerini okumak iyi geldi bana. 

 

   Seriyi genel olarak ele alacak olursam 1., 2., 5. ve 6. kitapları çok severek okudum. Özellikle 5. ve 6. kitaplar seri içindeki favorilerim 🏆


   Knausgaard'ın kitaplarında yakından tanıdığımız birkaç yıl önce ayrıldığı üç çocuğunun annesi Linda Boström'ün dilimize çevrilmiş öykü kitabı Helios Felaketi'ni de aldım.

   Seri gözünüzü korkutmasın. Öyle bir okutuyor ki kitapların nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Akıcı, büyülü ve samimi bir dili var. Son 2011'de yazılmış. Aslında aradan geçen dokuz yıla ait kaç cilt kitap daha çıkar.

   Onca yaşanmışlık, okuma - izleme ve seyahatlerin fikirlere etkisi, yansıması... Keşke yaşamı boyunca bu seriyi devam ettirse.



Kitaptan alıntılar,













Keyifli okumalarınız olsun.


25 Ocak 2018 Perşembe

Ölen Hayvan - Philip Roth

Canım @ebruaykac bu kitabı okuduğunda beni özellikle sen sevmezsin, okuma diye uyarmıştı. Açıkçası ben de okumaya niyetlenmedim ondan sonra. Ama okuduğum iki kitapta Philip Roth ismi geçince bir merak uyandı bende yazara karşı. Ebru yine uyardı haklı olarak. Ve 27. sayfada kitabı okumayı bıraktım. Tarz olarak hoşlanmadım.


ÖLEN HAYVAN
Yazarı: Philip ROTH
Orijinal Adı: The Dying Animal
Türü: Roman
Yayın Hakları: Monokl Edebiyat
-   Birinci Basım: 2017 Mayıs
Kapak Tasarımı: Jamie Keenan
Çeviri: Can Kantarcı

-   109 sayfa


 Kitaptan Alıntı;

        * ... toplama kampı gibi olan o kötü ilk evliliği yaşadım.

                                                                  Ekim 2017


 Yazar Hakkında Bilgi=  19 Mart 1933'te New Jersey'in Newark kentinde doğdu. Bucknell Üniversitesi'ni bitirdikten sonra Chicago Üniversitesi'nde yüksek lisans öğrenimi gördü. Ardından Chicago'da İngiliz edebiyatı, Iowa ve Princeton üniversitelerinde yaratıcı yazarlık dersleri verdi. 1959'da, altı öyküsünü bir araya getirdiği ilk kitabı Goodbye Columbusyayımlandı (Kucak Dolusu, Çev.: Ülkü Tamer, Sander Yayınları, 1971). ABD'li Yahudilerin yaşamını son derece kişisel, keskin ve ironik bir dille tasvir ettiği bu kitapla Roth, 1960'ta Ulusal Kitap Ödülü'nü aldı. Ardından iki roman yazdı: 1962 tarihli Letting Go (Libby, Çev.: Seçkin Selvi, Sander Yayınları, 1973) ve 1967'de yayıımlanan When She Was Good. Şöhret ise 1969'da, ABD'nin nezih edebiyat çevrelerini karıştıran Portnoy's Complaint (Portnoy'un Feryadı, Çev.: Özden Arıkan, Ayrıntı Yayınları, 1999) ile geldi. Bilinç akışı tekniğinde eşsiz bir monolog olarak nitelenen bu eser, çağdaş, Amerikan edebiyatının en komik, en unutulmaz karakterlerinden birini yaratıyordu. 1972'de Ernest Lehman tarafından aynı adla sinemaya uyarlayan Portnoy'dan sonraki kitaplarında Roth, hep değişik anlatım teknikleri denedi, her seferinde değişik konulara el attı, ama ana temalarından ya da "takıntıları"ndan hiç uzaklaşmadı: Yahudi olmak, erkek olmak, bir ananın oğlu olmak, aydın olmak; ve bütün bunlardan doğan her türlü marazilikle uğraşmaya devam etti.


ARKA KAPAK –

1999 Noel’i. O gece Consuela’yı gördüm rüyamda. Yalnızdım, başına bir şey geldiğini görünce onu aramam gerektiğini düşündüm. Ama telefon rehberine baktığımda ismi yoktu. Neyse, bir hafta sonra, yılbaşı gecesi salonumda tek başıma oturuyordum. Yanımda bir kız yoktu, kasten yalnızdım ve piyano çalıyordum çünkü bin yıl kutlamalarını görmezden gelmek istiyordum. Herhangi birisine özlem duymadığınızı varsayacak olursak, yalnız yaşamak, gücünü kendisinden alan bir zevk olabilir ve benim o gece planladığım da bu zevkti. Telesekreterim açık olduğundan telefon çaldığında ahizeyi normalde kaldırmam bile ama kimin aradığını anlayınca çok şaşırdım. “Merhaba David? Benim. Consuela. Konuşmayalı çok oldu, sana telefon etmek çok garip ama sana bir şey söylemek istiyorum. Ve bunu sana kendim söylemek istiyorum, sen başkasından duymadan. Ya da tesadüfen duymadan. Seni tekrar arayacağım ama cep telefonu numaramı da vereyim.” Ne yapacağımı bilmiyordum. Onu aramalı mıydım? Aramadım çünkü korkuyordum. Artık altmış iki yaşında değilim –yetmiş yaşındayım. Belirsizliğin o manyakça hâline dayanabilir miyim? Tekrar o çılgın trans hâline girmeye cesaret edebilir miyim? Ama sonra düşündüm de, beni arıyor, bana ihtiyacı var. Bir sevgili olarak değil, öğretmen olarak değil, erotik hikâyemize yeni bir bölümle devam etmek için hiç değil. O yüzden onu aradım. “Arabadayım. Mesajı bıraktığımda evinin önündeydim,” dedi bana. “Yılbaşında New York’ta ne diye dolanıyorsun?” dedim. “Ne yaptığımı bilmiyorum,” dedi. “Ağlıyor musun Consuela?” “Hayır, henüz değil.” Ve dedim ki, “Kapıyı çaldın mı?” “Hayır, çalmadım, çünkü cesaret edemedim,” dedi. “Kapıyı her zaman çalabilirsin, her zaman. Bunu biliyorsun. Senin neyin var?” “Şu an sana ihtiyacım var.” “Gel o zaman.”
-Philip Roth-


Defterimden...


Keyifli okumalarınız olsun.


30 Ağustos 2017 Çarşamba

Okuma Halleri, Fotoğraflarla * Yıldızın Saati / Clarice Lispector

Kitapla ilgili paylaşımımı okumak isterseniz:

Yıldızın Saati - Clarice Lispector


Gibson ve Fender ♥♥


Tıkır minnakmırkbey ♥


Fender ve Spocky  ♥♥
 

Kültüy ve Tıkır minnakmırkbey ♥♥


Defterimden...


Gibson ve Fender ♥♥


Kültüy ♥


Fender ♥


Fındık ♥


Gibson ♥


Mırk okumalar ^-^
Tıkır minnakmırkbey ♥