mehmet akif ersoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mehmet akif ersoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2015 Perşembe

Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun - Hatice Meryem * Yaz Okuma Şenliği 2015

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.


Listenin 13. sırası: Tiyatroya uyarlanmış bir roman veya öykü veya şiir (Doğrudan tiyatro eseri olarak yazılmış kitaplar kapsam dışı)
Bu kategori dahilinde 'Safahat'i okumaya heveslendim. Ancak 1979 basımı kitabın dili ağır geldiğinden bırakmak zorunda kaldım.
Paylaşımıma bakmak isterseniz:

Safahat - Mehmet Akif Ersoy * Yaz Okuma Şenliği 2015



Kitap tercihimde değişiklik yaptım ve 'Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun'u okudum. Alırken kapak tasarımını çok severek almıştım. Kategoriye de uyunca onu okumak istedim:)




Tiyatroya uyarlanması hakkında bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.


SİNEK KADAR KOCAM OLSUN BAŞIMDA BULUNSUN
Yazarı: Hatice MERYEM
Yayın Hakları: İletişim Yayınları
www.iletisim.com.tr
-   1.-14. Baskı 2002-2012, İstanbul         15.-16 Baskı 2014, İstanbul           
-   95 sayfa


 Kitaptan Alıntı;

        * Ziya Osman Saba'nın eski baskı Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi...

                                                            Okuduğum tarih: Ağustos 2015 

  
Yazar Hakkında Bilgi=  1968 Kasım'ında İstanbul'da doğdu. 9 Eylül Üniversitesi İİBF Mali­ye Bölümü'nden mezun oldu. Üç buçuk yıl bir bankada çalıştı. 1994 yılında mesleği­ni bırakıp Londra'ya gitti. Orada temizlikçilik, çocuk bakıcılığı, ütücülük, gazete da­ğıtıcılığı gibi çeşitli işlerde çalıştı. 1996-2001 yıllan arasında Öküz dergisinin Genel Yayın Koordinatörlüğü'nü yaptı. 1999 yılında Varlık dergisinin düzenlediği "Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri Yarışması"nda "Siftah" adlı öyküsü öykü dalında dik­kate değer bulundu. 2000 yılında Siftah adlı öykü kitabı Varlık Yayınlan'ndan çıktı. Öyküleri Varlık ve E dergisinde yayımlandı. Amatör olarak fotoğrafçılıkla uğraşıyor. Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun adlı kitabı 2002 yılında yayımlanmış ayrıca Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahneye konmuştur. 2008 yılında İnsan Kısım Kısım Yer Damar Damar, 2013'te ise Beyefendi adlı kitapları İletişim Yayınları tarafından yayımlanmıştır.


ARKA KAPAK –

"A kızım, sinek kadar kocan olsun, başında bulunsun; sinek kadar olsun ama olsun..."

Nasıldır mesela...
Bir ayyaşın karısı olmak... bir apartman kapıcısının karısı... bir tornacının... bir cücenin... bir imamın... bir kuryenin... bir marangozun karısı... gardiyanın karısı... kasabın karısı... çok genç bir adamın karısı... ince ruhlu bir adamın karısı... bir işçinin karısı... avare bir adamın... bir adamın ikinci karısı... bir demiryolcunun karısı... bir tüccarın... bir sünepe adamın... bir emeklinin... bir oburun... bir lüzumsuz adamın... bir şoparın... ilkaşkının karısı... bir saz aşığının... bir kader kurbanının... yakışıklı bir adamın karısı... bir şairin karısı... yaşlı bir adamın karısı... bir garibanın... babasının karısı... ya bir de oğlunun...

Nasıl bir yaşantıdır, neler hissettirir, nasıl katlanılır, safası nasıl sürülür, hayalleri nicedir...

Kuvvetli bir gerçekçilikle, ama mizahla, ama sevgiyle kurulmuş "eş durumu" fantezileri... "Kadınlık durumlarındaki" ezilmişliği, yoksunlukları, ama onunla beraber direnç ve "ayakta kalma" stratejilerini de yansıtan, yaşama heyecanı taşıyan iştahlı bir anlatı....

Hatice Meryem'den, '...karısı olma' hallerine dair bir knizm şaheseri...


Safahat - Mehmet Akif Ersoy * Yaz Okuma Şenliği 2015

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.

Listenin 13. sırası: Tiyatroya uyarlanmış bir roman veya öykü veya şiir (Doğrudan tiyatro eseri olarak yazılmış kitaplar kapsam dışı)
Bu kategori dahilinde 'Safahat'i okumaya heveslendim. Ancak 1979 basımı kitabın dili ağır geldiğinden bırakmak zorunda kaldım.
Kategori için başka bir kitap seçip okudum.
Safahat'in tiyatroya uyarlanması üzerine buradaki yazıya göz atabilirsiniz.
Ayrıca şuraya da bakabilirsiniz.


SAFAHAT
Yazarı: Mehmet Akif ERSOY
Yayın Hakları: İnkılap ve Aka Basımevi
-   On ikinci Baskı, İstanbul - 1979
Eseri tertip eden: Ömer Rıza Doğrul
-   599 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * Babası, ebced hesabiyle tarih düştüğü için ona 'Ragıyf' ismini vermiştir.
         Ev ve mahalle halkı bu ismi anlayamamış ve onu Akif'e çevirmiştir. Yalnız Akif'in babası onu 'Ragıyf' diye çağırmaya devam etmiştir.

        * Mehmet Akif Ersoy Baytar Mektebini (Veteriner) birincilikle bitirmiştir.

        * ... vaktinin en büyük kısmını Kur'an tercümesine hasretti.

1979 basımı 'Safahat'i okumaya pek hevesliydim ancak dili ağır geldiğinden pek bir şey anlayamadığım için bırakmak zorunda kaldım.
Günümüz diline uygun bir çeviri bulduğumda hemen edineceğim.
                           
                                                                  Ağustos 2015


Yazar Hakkında Bilgi=  https://tr.wikipedia.org/wiki/Mehmet_%C3%82kif_Ersoy

Çeviren Hakkında Bilgi=  Ömer Rıza Doğrul (1893, Kahire - 13 Mart 1952, İstanbul), Türk siyasetçi.
El-Ezher Üniversitesi Dini İlimler Fakültesi mezunudur. Mısır El-Alem ve Al Şa'b Gazeteleri Türkçe Çevirmenliği ve Yazarlığı, Tasvir-i Efkâr Kahire Muhabirliği, Tasvir-i Efkâr ve Sebilür-Reşad Gazeteleri Muharrirliği ve Çevirmenliği, Mercan ve Vefa Sultânîleri İngilizce Öğretmenliği, Medrese Müderrisliği, Darüşşafaka İngilizce Hocalığı, İkdam, Akşam,Vakit, Son Posta, Tan Gazeteleri çalışanlığı, Türk İslam Ansiklopedisi Yayıncılığı, Haftalık Selâmet Mecmuası sahipliği, Cumhuriyet Gazetesi Siyaset Muhabirliği ve Yazarlığı, Türk-Pakistan Kültür Cemiyeti başkanlığı, TBMM IX. Dönem Konya Milletvekilliği yapmıştır. Evli ve üç çocuk babasıdır.[1]
Mehmet Akif Ersoy'un damadıdır. Uzun süren bir hastalık döneminden sonra İstanbul’da vefat etmiştir. Mezarı Edirnekapı Şehitliği'ndedir
Eser Hakkında Bilgi=  https://tr.wikipedia.org/wiki/Safahat


Okuma şenliği defterime buradan ulaşabilirsiniz.


Okuma listem için oluşturduğum defterime de şuradan ulaşabilirsiniz:)


1 Aralık 2014 Pazartesi

Geyikli Park - Sunay Akın *Güz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Güz Okuma Şenliği' listesinin ikinci sırasında 'sadece tek bir kitabını okuduğunuz ve sevdiğiniz bir yazardan bir kitap' kategorisi dahilinde Sunay Akın'ı tercih ettim.
Daha önce 'Kız Kulesi'ndeki Kızılderili' kitabını okumuş ve burada paylaşmıştım. 'Ay Hırsızı' kitabını da şurada paylaşmıştım.

Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Geyikli Park / Sunay Akın


Kimi bölümleri 'Söz Gösterisi'nden bildiğim için kitap beklediğimden hızlı ilerledi. 




GEYİKLİ PARK
Yazarı: Sunay AKIN
Türü: Deneme, tarihi, inceleme...
Yayın Hakları: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
www.iskultur.com.tr
-   1. Basım: Kasım 2013,İstanbul - 2. Basım: Ocak 2014, İstanbul
-   254 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

* Rıfat Ilgaz 1921 yılında Kastamonu'da okurken, milli marş için bir şiir yarışması açıldığını duyar. Osmanlı Devleti'nin bir milli marşı yoktu. Bu eksiklik, özellikle askeri alanda büyük sıkıntılar yaratmıştır. Örneğin, Reşadiye zırhlı gemisini almak için İngiltere'ye giden denizcilerimiz, teslim töreninde İngilizlerin marşlarını okumalarının ardından, 'Entarisi ala benziyor, şeftalisi nara benziyor' şarkısını marş niyetine hep bir ağızdan söylemişler, güneş batmayan imparatorluğun askerleri de saygı duruşunda dinlemişlerdir!

        * Hamdullah Suphi Tanrıöver, Meclis'te Burdur mebusu olarak bulunan ünlü şair Mehmet Akif Ersoy'un, milli marş için şiir yazmasını çok ister. Ne var ki Ersoy, konulan para ödülünden rahatsızlık duyduğunu etrafına söylemektedir.
         ... 12 Mart 1921 günü, kazanan şiirin belirlenmesi için T.B.M.M.'nde yapılan toplantıda Hamdullah Suphi Tanrıöver ilk olarak Ersoy'un şiirini okur. Şiir, öylesine bir coşku yaratır ve tekrar tekrar okunması istenir ki, öteki şiirler okunmaz bile!..
         Ödül olarak konulan 500 lirayı 'Dar-ül Messi' adlı bir hayır kurumuna bağışladığını duyuran Mehmet Akif Ersoy, o gün, alkışlar arasında mahcup bir halde dışarı çıkarken, cebinde bir arkadaşında borç olarak aldığı 2 lira vardır!.. Ve ne acıdır ki, yıllar yıllar sonra 'İstiklal Marşı' şairinin oğlu Emin Ersoy'un cesedi, Çetin Altan'ın kapısını çalıp para aldıktan kısa bir süre sonra sokaktaki çöp bidonlarının arasında bulunacak, bir diğer oğlu Tarık Ersoy parasızlık yüzünden tedavisini sürdüremeyip öldüğünde cenazesi masrafları Üsküdar Belediyesi tarafından karşılanacak, kızı Suat Ersoy ise Beyoğlu'nda oturduğu evden kirayı ödeyemediği için torunlarıyla birlikte sokağa atılacaktır!..

        * Atatürk, şiirin bestelenmesi için kurulan komisyon üyelerine ...:
         İstiklal Marşı'nın uzun olmaması konusunda mutabıkız. ... Benim en beğendiğim parçası budur. Siz bu parçayı marştan çıkarmaya karar vermişsiniz: 'Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, / Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin İstiklal.' Benim bu milletten daima hatırlamasını istediğim vecizeler işte bunlardır.
         ... kimilerinin 'diktatör' etiketi yapıştırmak istediği Atatürk'ün, beğendiği dizelerin marşa alınması konusunda asla dayatmacı davranmayıp, komisyonun kararına saygı göstermesi. ... birilerinin 'din düşmanı' yaftasını boynuna asmak istediği Atatürk'ün en beğendiğini söylediği dizelerde, milleti için 'Hakk'a tapan' tanımının yer alması.

        * ... Mehmet Akif Ersoy'un şiirinin marş olarak Ali Rıfat Çağatay'ın bestesiyle çalınması sağlanır.
http://www.youtube.com/watch?v=1IN16h3qB1I
Bu marş, altı yıl çalındıktan sonra Zeki Üngör'ün bestesinin kullanılmasına karar verilir... Zeki Üngör'ün bestesinin doğuşu ise Ersoy'un şiirinden bağımsız olmuştur.
         Zeki Üngör, bir gün Şişli'de bulunan evinde bir arkadaşlıyla otururken, öğretmen İhsan Bey gelerek büyük bir heyecan içinde süvarilerin İzmir'e girdiği müjdesini verir. Zeki Üngör, o coşkuyla piyanosunun başına oturarak içinden gelen bir eseri çalmaya başlar. ... Zeki Bey'in parmaklarıyla piyanonun tuşlarına dökülürken odayı coşkulu bir beste kaplar.
         Oysa 'İstiklal Marşı'mızın bestesi son derece ağır, adeta bir cenaze marşı havasında çalmaktadır! Süleyman Tarman'ın Atatürk ve Müzik kitabında da, Zeki Üngör'ün bu konudan şikayetçi olduğunu okuruz: 'Ben İstiklal Marşı'nı bestelerken kulaklarımda İzmir'e koşan atlıların dörtnal sesleri vardı. Bir de marşın bugün aldığı şekli düşünün.
         Zeki Üngör, ... orkestrayla marşı çalar. Stüdyodan çıktığı zaman, teknisyenler, marşın çok süratli olduğunu ve plağın ancak yarısının dolduğunu söyleyerek, geri kalan kısmı için de başka bir marş çalınmasını rica ederler. Ne var ki Üngör, bu teklifi uygun görmeyerek, marşı ağır bir şekilde yeniden çalacağını, böylelikle plağın dolacağını ve gramofonun hızının artırılmasıyla da bestenin gerçek haliyle dinlenebileceği önerisini sunar. Zeki Üngör, büyük bir hata yaptığını sonradan anlayacaktır. Marş çalınırken, gramofonun hızında bir ayarlanma yapılması gerektiğini kim, nasıl bilecekti ki?
         İşte biz, bu büyük hatadan beri, 'İstiklal Marşı'mızı gerçek ritminden habersiz ve hız sorununun yarattığı hatalarla söylemekteyiz.

        * Kemal Künmat ressam ve heykeltraş.
         ...içine kapanık, insanlar arasında dolaşmaktan korkan, ruhsal sorunları olan bir yapıya sahiptir. Tanıdıkları, ... çocukken geçirdiği memenjite bağlamaktadır. Künmat, kısa bir sürede saçları beyazlaşınca ve çok iyi konuştuğu Almanca'yı da unutunca, tanıdığı doktorların ikna etmesiyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi görmeyi kabul eder.
         ... başhekim Fahri Celal Göktulga, kendisinden, ... hastanenin kimliğine uygun bir heykel yapmasını ister. Bir süre düşünen sanatçı, hayranı olduğu Rodin'in, ünlü Düşünen Adam heykelinin bir kopyasını yapmayı önerir.
         Rodin Düşünen Adam heykelini yapmaya 1880'de başlamış ve iki yılda tamamlamıştır. Gerçek adı Düşünür olan heykel 72 santim boyundadır ve Paris'teki Rodin Müzesi'nde sergilenmektedir.
         ... Künmat, heykeli tamamlar ama sağ kolunu yontup ortaya çıkarmadan önce, telifinin ödenmesini ister. Ne var ki, sanatçı ve hasta kimliğinde büyük yıkım yaratacak acı haberi öğrenmesi çok sürmeyecektir. Hastanenin kasasında fareler cirit atmaktadır!
         Sanatçı, heykeli de tedaviyi de yarım bırakarak terk eder hastaneyi.
        
        * Ne yazık ki çocuklarının üçü cep aynasıyken kırılır, boy aynası olduklarını göremezler.
        
        * Nasıl sevişiyorlar öyle uzun
         Yenilmeden bütün bir güzle
         Nasıl öpüşüyorlar soluksuz
         Temmuzun dudaklarıyla eylülde
                                               Ergin Sander

* 'En çarpıcı görüntü NTV International'da üst üste yayınlanan çarpışma anıydı. Dev uçak geliyor ve New York'un en meşhur üç beş binasından birini tırpan gibi ortadan biçiyordu. O andan sonra ise ekranı toz, duman, ateş, infilak, korkunç bir gürültü ve uğultu almıştı. Her tarafta kaçışan, koşan, çığlık atan insancıklar vardı.
         Okuduğunuz, 11 Eylül 2001'de, New York'un 'en meşhur' binalarından olan Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kulelerine yapılan uçak saldırısını anlatan bir haber metni değildir. Bu bölüm, Bedri Baykam'ın Kemik adlı romanından alınmıştır ve kitap 11 Eylül saldırısından bir yıl önce yayımlanmıştır.

^-^ KEDİLER ^-^

        * ... kedi büyüklüğünde fareleri...

                                                                        Okuduğum tarih:Kasım 2014


Yazar Hakkında Bilgi=  Şair, Yazar, Öğretim Görevlisi, Televizyon Programcısı, İstanbul Oyuncak Müzesi Kurucusu.

1962 yılında Trabzon'da doğdu. İlk şiirlerini 1989'da "Makiler" adıyla yayınladı. Bu ilk eserinin arkasına "Antik Acılar", "Kaza Süsü" ve "62 Tavşanı" adlı şiir kitaplarını sıraladı.

"İstanbul'un Nazım Planı", "Ayçöreği ve Denizyıldızı", "Kız Kulesi'ndeki Kızılderili", "Önce Çocuklar ve Kadınlar" şairin deneme kitaplarından bazılarıdır.

Pek çok gazete ve dergide köşe yazarlığı yaptı, şiirler, yazılar yayınladı. Orhan Veli'nin "Yaprak" adlı gazetesini yeniden çıkardı.

TRT 2 ve CNN Türk'de "Stüdyo İstanbul", "İzler", "Akşama Doğru", "5N 1K" gibi kültür sanat programları ve belgeseller hazırlayan, katkıda bulunan Sunay Akın, TV 8'de de "Gezgin Korkuluk" adlı programı hazırlayıp sundu.

Yaşam Radyo, Radyo Kent, Best FM'de radyo programları yaptı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde öğretim görevlisi olarak ders verdi.

23 Nisan 2005'te ailesine ait olan köşkte, dünyanın değişik yerlerinden toplanan oyuncakları sergilediği İstanbul Oyuncak Müzesi'ni açtı.

ARKA KAPAK –

Falih Rıfkı Atay'ın Ateş ve Güneş adlı kitabında, bir subayın kendisine yönelttiği şu eleştiriyle Çanakkale direnişine hak ettiği değeri vermeyişimizin çok eskilere dayandığını görebiliriz:
"Siz gençler ne tembelsiniz? Hiçbir şey yazmıyorsunuz. Çanakkale'ye bir torpido şair ve ressam gitti. Daha bir kitap bile görmedik."

Oysa Çanakkale'yi ziyaret ederek, izlenimlerini aktarmaları istenen sanatçı heyeti, 11 Temmuz 1915'te Sirkeci'den trenle yola koyulur. Davete, aralarında İbrahim Çallı, Enis Behiç, Hamdullah Suphi, Ömer Seyfettin, İbrahim Alaattin, Nazmi Ziya ve Mehmet Emin'in de olduğu on yedi kişi katılır. "Heyet-i Edebiye" olarak anılan grup, bir İngiliz zırhlısı tarafından tahrip edilen Namık Kemal'in Bolayır'daki mezarını da ziyaret etmeyi unutmaz.

Davete katılamayanlar arasında öyle güçlü bir kalem vardır ki, eğer heyette o olsaydı Çanakkale Savaşı hakkında elimizde harika bir eser olabilirdi. Ancak gidemez, çok önemli bir mazereti vardır, ölüm döşeğindedir. Tevfik Fikret, başucunda duran Çanakkale'deki savaş alanlarına ziyareti içeren davetiyeye bakarak verir son nefesini…

Ve Sunay Akın, Çanakkale'den bindiği gemisiyle, dünyanın gizli kalmış pek çok kıyısına uğrayarak sürdürür yolculuğunu. Hiç anlatılmamış öyküler fısıldar kulağımıza, Geyikli Park subaya geç kalmış bir özürdür adeta.