22 Nisan 2012 Pazar

Mim Koleksiyonu:))

Sevgili sihirtozu tarafından mimlenmişim, teşekkür ediyorum:)
Farkındayım yoğun şekilde mim cevaplar oldum ama ben mim okumayı da cevaplamayı da pek sevdim:)


1- Blogunu ne sıklıkta kontrol ediyorsun?


Mutlaka her gün:)




2- Blogunun en çok neresini seviyorsun?


Blogumda en çok takipçilerimi seviyorum çünkü sizler olmasanız paylaşmanın da zevki ve anlamı olmaz.


3- Bilgisayarda vaktini neler yaparak geçirirsin?


- Bloglarımla ilgilenerek ve bloglara misafirliğe giderek,
- Facebook'a göz atarak, 
- Pinterest'i alt üst ederek,
- 10 Marifet'te dolaşarak,
- Fotoğraflarımı düzenleyerek,
- Oyun oynayarak,
- ekşi sözlüğü ihmal etmeyerek,
- Maillerime bakarak.


4- Şu sıralar en çok dinlediğin şarkılar?


Şarkı olarak tek bir şarkı seçemem çünkü albümü koyup baştan sona dinleyip, başka albüme geçiyorum. Son zamanlarda en çok keyif alarak dinlediğim albüm David Paton'a ait.

Cevaplarını merakla beklediklerim kitapeylemcisi ve eren:)
Herkese mutlu pazarlar:)

21 Nisan 2012 Cumartesi

^-^ Kedicikli Eldiven ve Ojelerimden Nasibini Almış Anahtarlarım:)))

Dün gece Okan'ı izlerken bitirdiğim kedicikli eldivenlerimle hepinize merhaba:)



Yine uyurken yakaladım onları. Malum kedilerin uyku saatleri sınır tanımıyor:)
Aşkım canım anlamadı önce ne olduğunu. Uyku mahmurluğunu atınca da tırnaklarımı koklamaya başladı:)
Külkedisi ise önce hiç ilgilenmedi sonra o da tırnaklarımı kokladı:))


Son zamanlarda ojelerle her zaman olduğundan daha muhabbetli olduğumdan bu sefer de anahtarlarımı boyayım dedim:) Bir çok sitede görmüştüm, denedim ve rahatladım:))


Aylar önce bu anahtarlığı alırken Külkedisi o zamanlar dışarıda baktığımız bir kedicikti. Ve bu anahtarlığı alırken siyah olana Aşkım,  pembeye Külkedisi, maviliye de Külkedisi'nin annesi ismini takmıştım:)) 
Bir süre sonra Külkedisi eve dahil oldu. Şimdi tek dileğim annesini de eve dahil etmek:)


Yeni çekilişime katılımlarınızı bekliyorum:)
Herkese güzel bir hafta sonu diliyorum.

20 Nisan 2012 Cuma

^-^ Kedicikli ^-^ ve ♥ Kalpli Eldivenler ♥

Fırtına, yağmur derken dün ancak fotoğraflayabildiğimiz eldivenlerim,




emeksensin ve pasajda...


***Yeni çekilişime katılmayı unutmayınız:)))***
Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileğimle.

19 Nisan 2012 Perşembe

Kitap Önerileri * Çekilişin Kazandırdıkları *


2. Çekilişimde  sizlerden kitap önerisi istemiştim. Kitap okumayı sevenler için de hepsini burada bir araya getirmek istedim.
Word'de düzenlerken okuduğum kitapları kırmızı ile yazarın başka kitaplarını okuduklarımı da mavi ile işaretledim. Alınacaklar listeme çok güzel kitaplar eklendi sayenizde, öneride bulunan herkese çok teşekkür ediyorum.




Parantez içlerine de önerileri yapan kişilerin isimlerini ve bloglarını yazdım, belki ziyaret etmek istersiniz:)




1- Amin Maalouf – Semerkant (gps87blog, Rüzgara Dogru)
2- Adam Fawer - Olasılıksız (rengarenk, Lady)
3- Serdar Özkan - Kayıp Gül (rengarenk, hayalistik)
5- Ferhan Şensoy - Kalemimin Sapını Gülle Donattım (reyhane)
6- Tarık Buğra – Osmancık (Havva)
7-  Victor Hugo -  Sefiller (İlayda'dan Hobiler)
8- Konfüçyüs - Erdemin Ardından Git (Hallucinations)
9-  Ernest Hemingway - Yaşlı Adam ve Deniz (Hallucinations)
10- Caner Gürellier - Pedalımın Altında Japonya (Hallucinations)
11- Dostoyevski - Yer Altından Notlar (Hallucinations)
12- J.D.Salinger - Çavdar Tarlasında Çocuklar (OnTheRoad)
13- Patti Smith - Çoluk Çocuk 
(OnTheRoad)
14- Elif Şafak - İskender (biricitconsungunlugu, lilishindunyası, sihirlimavi)
15- Zülfü Livaneli - Serenad (elilicFashion)
16- Jerzy Kosinski - Boyalı Kuş (Aslı)
17 - Buket Uzuner - Gelibolu (Nuraycatasarimlar)
18- Debbie Macomber - Küçük Mucizeler Dükkanı(~ düşişleribakanı ~)
19- Frank McCourt – Angela’nın Külleri (FunD@)
20- Lauren Weisberger'in tüm kitapları (CMOS)
21- Gülten Dayıoğlu - Mo'nun Gizemi (betty boop)
22- Turgut Özakman - Şu Çılgın Türkler (Serap çoban,  figen abla)
23- Şevket Süreyya Aydemir - Tek Adam 3 cilt (cangz)
24- İhsan Oktay Anar – Suskunlar (Lady)
25- Paulo Coelho – Simyacı (Lady)
26- José Mauro De Vasconcelos - Şeker Portakalı  (Lady) 
27- Deniz Erbulak – Aşkın Ötesinde (
nalan)
28- Harper Lee – Bülbülü Öldürmek (nalan)
29- Emile ZOLA (kitap eylemcisi)
30- Nermin Bezmen -  Kurt Seyt & Shura (aksungur46)
31- Halit Hüseyni - Uçurtma Avcısı (dizimanyaq, Neşe Kılavuz)
31- Marlo Morgan - Bir Çift Yürek (paşam41)
32- Elif Şafak – AŞK (nilep24, gül&lale, Rüzgara Dogru, dizimanyaq)
33- Buket Uzuner - Kumral Ada Mavi Tuna (nilep24)
34- Kürşat Başar – Başucumda Müzik (nilep24, selmatozan)
35-  Theodore Dreiser - İnsanlık Suçu (Eren)
36- Oğuz ATAY -  Prof. Dr. Mustafa İnan'ın hayatını anlattığı Bir Bilim Adamının Romanı, buna paralel olarak Mustafa İnan’ın hayat hikayesi (selmatozan)
37- Jean-Christophe Grangé - Taş Meclisi (gül&lale)
38- Emine Şenlikoğlu - İdamlık Genç (HoBiHuZuR)
39- Burçak Çerezlioğlu -  Mavi Saçlı Kız (ballibademimm)
40- W.C.Andrews - Çatı (Damla)
41- Arthur Golden - Bir Geyşa'nın Anıları (light pink)
42- Franz Kafka - Dönüşüm (undenied )
43- Bronte Kardeşlerden Wuthering Heights – Uğultulu Tepeler
 (undenied )
44- Stephenie Meyer – Göçebe (ecerce, dizimanyaq)
45- Murat Başaran - Sevmek Ölmekle Başlar (efla_hatun)
46- Henri Charriere - Kelebek (Papillon) (berna)
47- Orhan Pamuk - Cevdet Bey ve Oğulları ve Kara Kitap (http://asteriastaki.wordpress.com, gaye)
48- Yaşar Kemal - Deniz Küstü ve Karıncanın Su İçtiği (http://asteriastaki.wordpress.com)
49- Paulo Coelho -  Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım (Selda) 
50- Necip Fazıl - Çile (bembeyazsiyah)
51- Ann Chamberlin - Safiye Sultan (özlem)
52- Sinan Yağmur - Aşkın Gözyaşları (Çaçaron Blog..., handan)
53- Kristin Hannah - Kış Bahçesi (alanay)
54- Gabriel Garcia Marquez - Yüzyıllık Yalnızlık (arwen)
55- Ayfer Tunç - Yeşil Peri Gecesi (zeynoş)
56- Agatha Christie tüm kitapları (kampanyainsani)
57- Emine Şenlikoğlu – Huzur Sokağı (şeyma ölmez)
58- Zülfü Livaneli - Mutluluk (Rüzgara Dogru)
59- İhsan Oktay Anar - Puslu Kıtalar Atlası (Rüzgara Dogru)
60- Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna (Rüzgara Dogru, goncag)
61- Albert Camus – Yabancı (Rüzgara Dogru)
62- İskender Pala – Aşkname (Rüzgara Dogru)
63- Ahmet Ümit - İstanbul Hatırası (Rüzgara Dogru)
64- Debbie Maccomber - Küçük Mucizeler Dükkanı (Rüzgara Dogru, ~ düşişleribakanı ~)
65- John Verdon - Aklından Bir Sayı Tut (Rüzgara Dogru)
66- Reşat Nuri Güntekin – Çalıkuşu (deniz öz)
67- Suzanne Collins - Açlık Oyunları (buket ceren tuncer)
68- Sinan Yağmur – Aşka Yolculuk (narinim)
69- İskender Pala – Şah ve Sultan (narinim)
70- Nermin Bezmen – Sır ve Aura'nın İncileri (lamina)
71- Patrik Süskind- Koku (dizimanyaq) 
72- Sezgin Kaymaz - Geber Anne
(dizimanyaq) 
73- Sezgin Kaymaz - Uzun Harmanlar'da Bir Davetsiz Misafir 
(dizimanyaq) 
74- Sezgin Kaymaz- Kaptanın Teknesi 
(dizimanyaq) 
75- Sezgin Kaymaz - Lucky 
(dizimanyaq) 
76- Stephenie Meyer- Cehennemde Balo Geceleri 
(dizimanyaq)  
77- Khaled Hosseini - Bin Muhteşem Güneş 
(dizimanyaq, hayal) 
78- Barış Bıçakçı – Bizim Büyük Çaresizliğimiz (goncag)
79- Bedirhan Gökçe’nin Şiir Kitapları (Metin ATALAR)
80- Reşat Nuri Güntekin - Kızılcık Dalları (sevgicini)
81- Kate Morton - Saklı Bahçe (delikitap)
82- Audrey Niffenegger - İmkansız Aşklar Evi (delikitap)
83- Tolstoy – İnsan Ne İle Yaşar? (hayalistik)




Keyifli okumalarınız olsun.
Yeni çekilişime de katılımlarınızı bekliyorum:)

Fıkralar:) * Çekilişin Kazandırdıkları *

İlk çekilişimde, katılanlardan, arzu ederlerse bir fıkra paylaşmalarını rica etmiştim. Gülümseten fıkralar paylaşıldı, çok teşekkürler herkese. Yorumlarda kaynayıp gitmelerine gönlüm razı olmadı. Paylaşılan fıkraları toplu olarak buraya taşıdım:) 
(Fıkraları paylaşan kişilerin isimlerine tıklarsanız bloglarına misafir olabilirsiniz:))
Keyifli okumalar.



Kayserili bir çocuk babasının yanına gitmiş;
-baba bana 500 lira verir misin? demiş. Babası
-ne 400 lira mı 300 neyine yetmio napcan 200 ü al sana 100 lira demiş ve cebinden 50 lira çıkarmış ve vermiş.Çocuk
-baba ben zaten senden 50 lira istemiştim vermezsin diye öyle dedim demiş. baba:
-bak! kerataya eğer sahte para vermesem babasını kazıklayacak.

Temel evinin sokağında bir muz kabuğuna basıp düşmüş.. Ertesi gün evden çıkmadan kafasını uzatıp sokağa doğru bir bakış atmış ve aynı muz kabuğunu görünce: uyyy desene bugünde düşeceğuk...!! demiş :)


Arkadaşları Temel'e Amerikayı övüp inanılmayacak kadar kısa sürede zengin olunuyor diye bahsedince o da ilk uçağa atlayıp ABD'ye gidiyor.
Havalimanına indikten kısa bir süre sonra yerde 100 dolar görüyor ve kendi kendine,
- Doğruymuş yaaa ,amaaaaannn daha ilk andan kendimi yoramam şimdi.

Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş.. İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarda beklemesini söylemiş. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya. Sonra karısını, sonra köpeği ve kedisini. Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış. Onu seyreden komşularından biri sormuş: - Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiçbir şey getirmiyorsun?" diye. - "Kayinvalidem içeride!" demiş adam; "arada bir girip çeviriyorum!". 

Temel otobanda köklemiş gazı, gidiyor... Bakmış bir tabela: "YAVAŞLA 80 km." Hızını o an 80'e indirmiş Temel. Az sonra bir tabela daha: "YAVAŞLA 60 km." Temel 60'a inmiş. Merakla giderken yeniden bir tabela: "YAVAŞLA 40." - "Yolda çalışma var galiba!" deyip 40'a düşürmüş hızını. Epeyce sonra yine bir tabela: "YAVAŞLA 15 km." Talimata uyarak 15 km.'ye düşmüş Temel. Yolun en sağından tıngır mıngır gidiyor. Ama meraktan da çatlayacak. Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüş: "YAVAŞLA'YA HOŞ GELDİNİZ, NÜFUS: 2500" 

Temel doktora tezi için pireler üzerinde deney yapmaya başlamış.
Pireye “zıpla!” deyince pire zıplamış.
İkinci deneyde pirenin bir bacağını koparmış ve tekrar “zıpla!” demiş, pire yine zıplamış.
Bu deneyi pirenin tüm bacaklarını koparana dek sürdürmüş.
Son bacağı da kopardıktan sonra “zıpla!” dediğinde pirenin zıplamadığını görünce 
deney sonucunu not almış: “pireler tüm bacakları koparılınca duyamıyorlar.” :))

Sherlock Holmes ile Dr. Watson kampa giderler. Güzel bir yemek yiyip bir şişe de şarabı devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra Holmes uyanır ve arkadaşını dürtükler.
-"Watson, yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle".
- Watson cevap verir: "Milyonlarca yıldız görüyorum."
- Holmes sorar: "Bu sana neyi gösteriyor?"
- Watson bir an düşünür ve yanıtlar: " Astronomik olarak milyonlarca galaksinin ve dolayısıyla milyarlarca gezegenin varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 3'üçeyrek geçtiğini çıkarıyorum. Teolojik olarak tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum. Meteorolojik açıdan da bugün havanın çok güzel olacağını tahmin ediyorum. Neden sordun? Sana ne gösteriyor? " Holmes arkadaşını sabırla dinlemiştir ama artık dayanamaz:
- "Yahu, çadırımızı almışlar!"

Temel`e sormuşlar, kuzey kutbunda yaşayan 4 hayvan söyler misin?
Temel de: 3 kutup ayısı 1 fok demiş:)))

Akşam Serinliği :)

Temel bir konferansa katılır. Konferansta bir Amerina bir İngiliz bir de Temel vardır. Konferansta Amerikan: Biz Mars'a gittik ve oradaki yaşamı inceledik.İngiliz: Biz Ay'a gittik ve oradaki yaşamı inceledik. Bizim Temel de mahçup olmamak için: Biz de Güneş'e gittik ve oradaki yaşamı inceledik. Diğerleri de: Siz güneşe gidemezsiniz. Orası çok sıcak. Temel bunun üzerine: Biz de o kadar salak değiliz. Akşam serinliğinde gittik:DDD 

Karadenizli bir vatandaş çukura düşmüş yardım için bağırmaya başlamış ordan geçen bir hoca sesi duymuş çukurun başına gitmiş sana yardım ederim ama içkiyi kumarı bırakacaksın tamammı der karadenizli vatandaş başlar bağırmaya başka kimse yok mu kurtaracak diye:))

Temel bir gün üstü başı yırtılmış bir halde kahvehaneye gelmiş. Kahvedekiler telaşlanıp sormuşlar,
- ula Temel bu halinde nedur?
- Kaynanamu gömdük daa.
- Başın sağolsun da, bu halin nedir peki?
- Biraz direndi dee, o yüzden bu haldeyim. :)

Adamın evine bir kedi dadanmış. Bir gün adam kediyi almış,
ormanlık bir yere götürüp bırakmış. Sonra eve gelmiş.
Biraz sonra kedi çıka gelmiş.
Adam tekrar denemiş. Fakat sonuç aynı.
... ...
En son kediyi çok uzak ve yolları karışık bir yere bırakmış.
Eve dönerken yolu karıştırmış.
Aramış aramış yolu bulamamış.
Evi telefonla aramış:
- Hatun, kedi geldi mi?
- Evet geldi.
- O şerefsiz kediye söyle; gelsin beni alsın .. :)))

Temel ile Dursun bir fabrikaya iş başvurusunda bulunmuşlar ve onlardan 6 adet vesikalık fotoğraf istenmiş. Tamam dedmişler de Dursun demiş ki,
- Vesikalık da nedir?
Temel:
- Ben askerde gördum belden yukarısının fotografidur.
Köye gitmişler. Temel hemen 6 adet bele kadar derin çukur kazmış.
Dursun çukurları görünce demiş ki,
-Ula Temel niye 6 tane çukur kazdun ki ben 6 tane fotoğraf makinesi geturmişidum:) 
"Sarışın bir dilber pizza ısmarladı. 
Pizzacı sorar; 
-"6 parçaya mı böleyim yoksa 8 parçaya mı?" 
Sarışın; 
-"6 parçaya böl, 8 parçayı bitiremem"....:)))

Temel'in askerlik yaptığı bölükte bir gün Temel'in arkadaşının babası ölür.
Komutanları der bunu alıştıra alıştıra kim söler.
Birden Temel akılarına gelmiş.Temel'i çağırmışlar. Anlatmışlar durumu.
Temel hemen arkadaşı cemali yanına çağırır.
- Ula Cemal Senin Amcan Varmudur?
Vardur. 
Dayin Varmudur? 
Vardur. 
Teyzen Varmudur? 
Vardur. 
Annen Varmudur? 
Vardur. 
Baban Varmudur? 
Vardur. 
Nah Vardur!

Temel kediyi yıkıyormuş komşu bunu görünce hiç kedi yıkanır mı öldüreceksin demiş.
Zaman geçmiş komşu ile temel biraraya gelmiş kedi yok
komşu ben sana demedim mi ölür diye demiş,
Temelin cevabı ise;
Yıkarken değil sıkarken öldü olmuş.

Fıkra tadında evde bizim kedi ve babamın diyalogundan bahsetmek istiyorum resimdeki kedilerden ilham alarak :))
Ben karşı çıksamda evde kedimiz var. Kedimiz erkek ve bir gün peşine sarı bir kediyi takmış getirmiş eve :)) Ben odamdayım babamda sevmediğimi bildiği için sarı kediye usulca eğilmiş:
- Sarı gelinim benim için sorun değil ama görümcen seni görmesin evde yemeğini ye hemen git demez mi :))))) öyle işte anlatayım istedim :)

YILAN TEMEL
Yılan Temel, arkadaşı yılana sormuş:
-Haçan, biz zehirli yilan miyuk?
-Heee, n'oldu ki?
-Dilimi ısırdum da... 

Temel bir cami de Hocaymış. Bir gün o kadar yağmur yağmış ki. Köyü sel basmış. Köylüler sandalla temele ulaşıp;
-Hocam köyü sel aldı sandalla seni almaya geldik hadi gel
demişler. Hoca da;
-Allah beni kurtarır siz gidin demiş. 
Sonra sel suları o kadar yükselmiş ki hoca çatıya çıkmış, Kurtarma ekibi helikopterde ip sarkıtarak hocayı almak istemişler Hoca;
-Siz gidin Allah beni kurtarır
demiş yine.
Sel suları daha da artınca hoca minareye çıkmış bu seferde özel bir tim hocayı kurtarmak için botlarla gelmişler hoca yine;
-Allah beni kurtarır gidin demiş.
Hoca yüzme bilmediği için boğulup öbür tarafa gitmiş.
Kızgın bir sesle;
-Rabbim beni niye kurtarmadın 
demiş, Bir melekte Rabbimizin dediği hocaya nakletmiş;
-O şaşkına söyleyin 3 tane kurtarma ekibi gönderdim anlamadıysa ben napıyım 
demiş :D

"Fıkra gibi ama gerçek : )
1960lı yıllarda bir gün, Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları hastahanesinden her nasılsa 423 hasta kaçar ve Elazığ sokaklarına dağılır. Dönemin başhekimi, Mutemet Yazıcı'ya danışırlar. 
Doktor, 'bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin' der. Doktor önde, birkaç personel arkasında çıkarlar sokağa. Düüüüt, düüüttt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde ise sayı 612 idir :)

Ayse
Kadının birisi vefat etmiş. Cenaze namazı kılınmış, cemaat tabutu sırtlamış, tam camii den cenazeyi çıkartacaklar, tabut camiinin kapısına çarpmış. Tabuttan bir inilti duyulmuş. Hemen açmışlar tabutu. Öldü sanılan kadın yaşıyormuş, hemen hastahaneye götürmüşler ve kadın 10 sene daha yaşamış. 10 sene sonra kadın ölmüş, yine aynı camii, yine cenaze namazı kılınmış. Tam tabutu camii kapısından çıkartacaklar, kadının kocası yapının yanına gelmiş:
- Gözünüzü seveyim, kapıya dikkat edin 

Karadenizli dedeye sormuşlar "küresel ısınma hakkında ne düşünüyorsun" diye....
"Valla torunum hiçbiri sobanın yerini tutmuyor" demiş... :)

Bizim büyük oğlan ikinci sınıfta... Biraz kırgınlığı var gibi nazlanıyor, çağırdı beni, elime bir kitap tutuşturdu "Halaaa, bana bunu okusana"... E hep okurum zaten bebekliğinden beri, okudum...
Meğer öğretmeni "Bu kitabı okuyun, yarın bana anlatacaksınız" demiş :))
30 yaşına geldi, hala okumaya üşeniyor :)
Benim hayatım fıkra zateeen :))))

Adsız - Alime
Temel dursun'a sormuş: Kanadı var uçamaz,iğnesi var sokamaz,peteği var bal yapamaz?Dursun cevap verir: özürlü arı 

Adamın biri, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış. - "Allahım sen namazımı kabul et." Ağaçtaki adam: - "Etmem", diye cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: - "Allahım sen kıldığım namazı kabul et." - "Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine: - "Allahım sen namazımı kabul et", demiş. Ağaçtaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş. - "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım."

fıkralara değil de bu aralar böyle küçük vecizeler hoşuma gidiyor ve paylaşıyorum sizinle:
"Bir bayanın en mutlu günü düğününün olduğu gündür. Düşünşenize ilk defa yataktan kalktığında, o gün ne giyeceğini biliyor :) "


Bir gün İngiliz, Fransız, Amerikalı ve bizim Temel her zamanki gibi sohbet ediyorlarmış .
Amerikalı : Bir marsa gideceğiz demiş.
İngiliz : Bizde yakıtsız bir araç üreteceğiz demiş.
Alman : Bizimde atom bombasını etkisiz hale getirecek bir projemiz var deyince, Temel altta kalmamak için bizde Güneşe gideceğiz demi. Diğerleri güneş çok sıcaktır gidemezsiniz dediklerinde,
- Ula biz o kadar enayimiyuk. Akşam serinliğunda gideceğuz:)



Fazıl'ın geçen yaz adada fotoğrafladığı komşumuzun tavşanıyla hepinize tebessüm dolu günler diliyorum:)


Dün başlayan çekilişime katılmayı unutmayın:)