güz okuma şenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güz okuma şenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2016 Cumartesi

Güz Okuma Şenliği 2015 Hediyem

Sevgili Pınar'ı düzenlediği okuma şenliği etkinliklerine birkaç dönemdir keyif ve heyecanla katılıyorum.

Halihazırda devam eden etkinlikle ilgili paylaşımıma göz atmak isterseniz:

Kış Okuma Şenliği *2015-2016*


Katıldığım tüm okuma şenlikleri paylaşımlarıma ise buradan ulaşabilirsiniz.

'Güz Okuma Şenliği' ilk yarısında bir de hediye kitap kazandım bu güzel etkinlik sayesinde:)
Sevgili Pınar'a ve İthaki Yayınları'na çok teşekkür ederim.

Çılgın Balım tadına baktı, sanırım pek leziz:) ♥


Kapak tasarımını da mırk beğendi:)
Çılgın Balım ♥


Kitap kokusunu da pek sever:) 
Çılgın Balım ♥


Keyifli okumalarınız olsun ^-^

2 Ocak 2015 Cuma

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Un Lun Dun / China Mieville

Kitapla ilgili paylaşımımı okumak isterseniz:

Un Lun Dun - China Mieville * Güz Okuma Şenliği 2014*


Okuma halleri fotoğraflarımı güncel olarak takip etmek isterseniz Instagram kullanıcı adım: okuyann


Mavilendim:)


Aşkım ve popişi:) ♥


Kitabı okuyanlar 'Kesmik'i hatırlar. Nedense hep kafamda Kesmik'i bu şekilde düşünmüştüm. Fazıl alışveriş sepetine Kesmik'i de atmış:)))

Kedili medili:)

Biraz da Kültüy okuyacak:) ♥


Hava güneşliyse:)


Kedicik ikinci ve son dikiş denememden:) Burada paylaşmıştım.


Okuma şenliği defterime bakmak isterseniz burada.


Arkada yaramazlık peşinde Bodrum ♥


Kedili cüzdan, eldiven ve daha nice el işlerim için emeksensin'e uğrayabilirsiniz:)


Yazalım çizelim:)


Fındık ♥


Kitap kurdu Poirot:) ♥


Külkedisi  ve Isaac keyifli okumalar diler ^-^ ♥♥


23 Aralık 2014 Salı

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Dalay Lama'nın Kedisi / David Michie

Kitapla ilgili paylaşımımı okumak isterseniz:

Dalay Lama'nın Kedisi - David Michie * Güz Okuma Şenliği 2014*


Okuma hallerimi güncel olarak takip etmek isterseniz Instagram kullanıcı adım: okuyann


Fındık'tan bu kitapları yeriiimm miyavlaması:) ♥


Tabii Fındık'ın kitapları daha sakin karşıladığı anlar da mevcut:) ♥


Isaac ♥


Güz okuma şenliği defterime bakmak isterseniz buraya lütfen:)


Firmin gibi kitapla besleniyor benim kedilerim:) ♥


Kendini balkona zor attı kitap:))


Ama kurtuluş yok, yine kedilerimle bir araya geldi:)
Bodrum ♥

Fındık ♥


Mırk  mırkkk:) 


Bodrum herkese keyifli okumalar diler:) ♥


4 Aralık 2014 Perşembe

Bizim Gizli Bahçemizden - Nermin Bezmen * Güz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Güz Okuma Şenliği' okumalarım devam ediyor.
Listenin 17. sırasındaki 'aşk romanı' kategorisinde Nermin Bezmen'in rahmetli eşi Pamir Bezmen'e ithafen yazdığı bir nevi anı kitabı olan 'Bizim Gizli Bahçemizden' kitabını okudum. Kitap, tanışmalarından evliliklerine uzanan süreci anlatıyor.

Nermin Bezmen'in daha önce iki kitabını okudum. Sır ve Aurora'nın İncileri. Paylaşımımı okumak isterseniz:

Aurora'nın İncileri - Nermin Bezmen


Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:
Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Bizim Gizli Bahçemizden / Nermin Bezmen




BİZİM GİZLİ BAHÇEMİZDEN
Yazarı: Nermin BEZMEN
Türü: Anı
Yayın Hakları: Doğan Kitap
www.dogankitap.com.tr
-   1. baskı / haziran 2009, 28. baskı / ekim 2009
-   396 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * ... rüyalarım benim gece yolculuklarımdır.

* Smokinli bir davette görmüş geçirmiş ama zora düşmüş bir adam, yeni zengin bir meraklının dikkatini çekmiş. Yeni zengin, görmüş geçirmişe demiş ki: 'Beyefendi, smokininiz sanki biraz eski moda kalmış ve de daralmış.' Görmüş geçirmiş adam cevap vermiş: 'Ah, evet beyefendi, eskidi ve daraldı. Ama hep vardı.'

* Acımı, yüreğimin yangınını; tenimin, ruhumun hasretini, ...(aşkıma) uzak ama hüznüme ve hasretime yakın yaşamayı kelimelere ilmek atarak, sayfalara gergef işleyerek öğrettim kendime.
  
* ... Mevlana'nın dediği gibi; zengin değildik ama zenginliğin kendisiydik.

* Düşünmek, ruhun kendi kendine konuşmasıdır.
  
* Ruhları ayrı bestelenmiş, bir türlü aşkta gereken uyumu yakalayamıyorlar.

* İstanbul tek renk / Nedir bu rengin adı / Masmavi... / Nermin'in gözleri basmış şehri / ...

* Üç günlük hayat derler. Oysa, dün bitmiştir, yarın belli değildir. Bir, bu gün kalır. O zaman hayat bir gündür. / Can Yücel

^-^ KEDİLER ^-^

        * ... siyam kedisi dün öldü.

        * ... patisini dizime koymuş...


- Yazım-Basım Hatası -

        * Sf/136
         Benimle ilgilenmemden çok mutluluk duyuyorum...

        * Sf/171
         Beraber gittiğimiz tüm galerileri, müzeleri, dolaştırdığımız tüm sokakları gezeceğim seninle yeniden.

                                                              Okuduğum tarih: Kasım 2014


Yazar Hakkında Bilgi=  Minyatür ustası, özgün baskı sanatçısı, restoratör ve yazar Nermin Bezmen,
uzun zaman sanayi dünyasında yönetici asistanlığı, pazarlama-satın alma
görevlerini yaptıktan sonra atölyesinde yetişkinlere ve çocuklara 27 yıl
resim dersi verdi.
Yoga eğitmenliği, TRT’de canlı yayın sunuculuğu, çeşitli dergilerde köşe
yazarlığı, dizi röportajlar, halkla ilişkiler ve panel-organizasyon yönetimi
de yapan Nermin Bezmen roman yazmaya 1991 yılında başladı.
Daha çok uzun süren araştırmalardan sonra yazdığı tarihi romanlarıyla
tanınan Nermin Bezmen, roman ve öykülerindeki karakter analizleri, gerçekçi
anlatımı ve ustalıklı kurgusuyla kısa sürede azımsanmayacak bir hayran
kitlesi edindi; kitapları aylarca çoksatanlar listelerinde kaldı.

Başlıca eserleri:
Uyandıran Aşk (şiir, 1991), Kurt Seyt&Shura (roman, 1992, İngilizce ve
Türkçe), Kurt Seyt&Murka (roman, 1993), Mengene Göçmenleri (roman, 1994),
Zihnimin Kanatları (denemeler, 1995), Turkuaz’a Dönüş (derleme roman, 1996),
Bir Gece Yolculuğu (fantastik roman, 1999), Bir Duayenin Hatıratı (derleme
anı, 2002), Sır (roman, 2006), Kırk Kırık Küp (hikâye, 1999, 2006),
Aurora’nın İncileri (roman, 2007), Sırça Tuzak (roman, 2007), Bizim Gizli
Bahçemizden (anlatı, 2009), Gönderilmeyen Aşk (roman, 2010) ve çocuk romanı
Hayal Takımı (2011).

Ödülleri:
Haliç Rotary Kulübü, “Meslek Ödülleri” 2002.
İstinye Rotary Kulübü, “Üstün Meslek Ödülü” 2009.
Altın Çınar Edebiyat Onur Ödülü, 2010.


ARKA KAPAK –

“Sık sık sorardın, ‘Bizi ne zaman yazacaksın sevgilim?’ diye. Ben de, ‘Daha vakit var, birtanem’ derdim. ‘Daha yaşayacak çok şeyimiz var. İleride hepsini yazacağım.’ İleride? Neydi ki beklediğim? Sınırsız zamanda, o bilinemez, kestirilemez ömrün zamanında, neyi beklemiştim ki?
Bak, işte şimdi yazıyorum canım benim. Demek, kendiliğinden gelmiş kapıma zamanı; seni, beni, bizi yazdırmak için.

Bana ait değilmiş belirlemek, ne zaman yazacağımı.
Sen dümeni ele aldın yine, açık denizlerde olduğu gibi…”

Sevilenin ardından yazılmış uzun bir mektup mu bu kitap?
Yoksa bir hatırat mı?
Otuz dört buçuk sene sürmüş bir tutkunun romanı mı?
Yoksa dayanılmaz bir özlemin, İzmir’de günbatımı renkleriyle bezenmiş şiiri mi?
Bazı bazı, tek bir paragrafta koca bir evliliği anlatıyor bu kitap.
Ama daha çok cesur bir aşk hikâyesini; yazar Nermin Bezmen’in yakın zamanda kaybettiği sevgili kocası Pamir Bezmen’le tanışmalarını ve aşklarını anlatıyor… Sevilenin ardından açılan yarayı ustası olduğu kalemiyle sarıyor Nermin Bezmen.
Dünü bugüne taşıyarak…


Aşkım keyifli okumalar diler:)

1 Aralık 2014 Pazartesi

Geyikli Park - Sunay Akın *Güz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Güz Okuma Şenliği' listesinin ikinci sırasında 'sadece tek bir kitabını okuduğunuz ve sevdiğiniz bir yazardan bir kitap' kategorisi dahilinde Sunay Akın'ı tercih ettim.
Daha önce 'Kız Kulesi'ndeki Kızılderili' kitabını okumuş ve burada paylaşmıştım. 'Ay Hırsızı' kitabını da şurada paylaşmıştım.

Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Geyikli Park / Sunay Akın


Kimi bölümleri 'Söz Gösterisi'nden bildiğim için kitap beklediğimden hızlı ilerledi. 




GEYİKLİ PARK
Yazarı: Sunay AKIN
Türü: Deneme, tarihi, inceleme...
Yayın Hakları: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
www.iskultur.com.tr
-   1. Basım: Kasım 2013,İstanbul - 2. Basım: Ocak 2014, İstanbul
-   254 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

* Rıfat Ilgaz 1921 yılında Kastamonu'da okurken, milli marş için bir şiir yarışması açıldığını duyar. Osmanlı Devleti'nin bir milli marşı yoktu. Bu eksiklik, özellikle askeri alanda büyük sıkıntılar yaratmıştır. Örneğin, Reşadiye zırhlı gemisini almak için İngiltere'ye giden denizcilerimiz, teslim töreninde İngilizlerin marşlarını okumalarının ardından, 'Entarisi ala benziyor, şeftalisi nara benziyor' şarkısını marş niyetine hep bir ağızdan söylemişler, güneş batmayan imparatorluğun askerleri de saygı duruşunda dinlemişlerdir!

        * Hamdullah Suphi Tanrıöver, Meclis'te Burdur mebusu olarak bulunan ünlü şair Mehmet Akif Ersoy'un, milli marş için şiir yazmasını çok ister. Ne var ki Ersoy, konulan para ödülünden rahatsızlık duyduğunu etrafına söylemektedir.
         ... 12 Mart 1921 günü, kazanan şiirin belirlenmesi için T.B.M.M.'nde yapılan toplantıda Hamdullah Suphi Tanrıöver ilk olarak Ersoy'un şiirini okur. Şiir, öylesine bir coşku yaratır ve tekrar tekrar okunması istenir ki, öteki şiirler okunmaz bile!..
         Ödül olarak konulan 500 lirayı 'Dar-ül Messi' adlı bir hayır kurumuna bağışladığını duyuran Mehmet Akif Ersoy, o gün, alkışlar arasında mahcup bir halde dışarı çıkarken, cebinde bir arkadaşında borç olarak aldığı 2 lira vardır!.. Ve ne acıdır ki, yıllar yıllar sonra 'İstiklal Marşı' şairinin oğlu Emin Ersoy'un cesedi, Çetin Altan'ın kapısını çalıp para aldıktan kısa bir süre sonra sokaktaki çöp bidonlarının arasında bulunacak, bir diğer oğlu Tarık Ersoy parasızlık yüzünden tedavisini sürdüremeyip öldüğünde cenazesi masrafları Üsküdar Belediyesi tarafından karşılanacak, kızı Suat Ersoy ise Beyoğlu'nda oturduğu evden kirayı ödeyemediği için torunlarıyla birlikte sokağa atılacaktır!..

        * Atatürk, şiirin bestelenmesi için kurulan komisyon üyelerine ...:
         İstiklal Marşı'nın uzun olmaması konusunda mutabıkız. ... Benim en beğendiğim parçası budur. Siz bu parçayı marştan çıkarmaya karar vermişsiniz: 'Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, / Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin İstiklal.' Benim bu milletten daima hatırlamasını istediğim vecizeler işte bunlardır.
         ... kimilerinin 'diktatör' etiketi yapıştırmak istediği Atatürk'ün, beğendiği dizelerin marşa alınması konusunda asla dayatmacı davranmayıp, komisyonun kararına saygı göstermesi. ... birilerinin 'din düşmanı' yaftasını boynuna asmak istediği Atatürk'ün en beğendiğini söylediği dizelerde, milleti için 'Hakk'a tapan' tanımının yer alması.

        * ... Mehmet Akif Ersoy'un şiirinin marş olarak Ali Rıfat Çağatay'ın bestesiyle çalınması sağlanır.
http://www.youtube.com/watch?v=1IN16h3qB1I
Bu marş, altı yıl çalındıktan sonra Zeki Üngör'ün bestesinin kullanılmasına karar verilir... Zeki Üngör'ün bestesinin doğuşu ise Ersoy'un şiirinden bağımsız olmuştur.
         Zeki Üngör, bir gün Şişli'de bulunan evinde bir arkadaşlıyla otururken, öğretmen İhsan Bey gelerek büyük bir heyecan içinde süvarilerin İzmir'e girdiği müjdesini verir. Zeki Üngör, o coşkuyla piyanosunun başına oturarak içinden gelen bir eseri çalmaya başlar. ... Zeki Bey'in parmaklarıyla piyanonun tuşlarına dökülürken odayı coşkulu bir beste kaplar.
         Oysa 'İstiklal Marşı'mızın bestesi son derece ağır, adeta bir cenaze marşı havasında çalmaktadır! Süleyman Tarman'ın Atatürk ve Müzik kitabında da, Zeki Üngör'ün bu konudan şikayetçi olduğunu okuruz: 'Ben İstiklal Marşı'nı bestelerken kulaklarımda İzmir'e koşan atlıların dörtnal sesleri vardı. Bir de marşın bugün aldığı şekli düşünün.
         Zeki Üngör, ... orkestrayla marşı çalar. Stüdyodan çıktığı zaman, teknisyenler, marşın çok süratli olduğunu ve plağın ancak yarısının dolduğunu söyleyerek, geri kalan kısmı için de başka bir marş çalınmasını rica ederler. Ne var ki Üngör, bu teklifi uygun görmeyerek, marşı ağır bir şekilde yeniden çalacağını, böylelikle plağın dolacağını ve gramofonun hızının artırılmasıyla da bestenin gerçek haliyle dinlenebileceği önerisini sunar. Zeki Üngör, büyük bir hata yaptığını sonradan anlayacaktır. Marş çalınırken, gramofonun hızında bir ayarlanma yapılması gerektiğini kim, nasıl bilecekti ki?
         İşte biz, bu büyük hatadan beri, 'İstiklal Marşı'mızı gerçek ritminden habersiz ve hız sorununun yarattığı hatalarla söylemekteyiz.

        * Kemal Künmat ressam ve heykeltraş.
         ...içine kapanık, insanlar arasında dolaşmaktan korkan, ruhsal sorunları olan bir yapıya sahiptir. Tanıdıkları, ... çocukken geçirdiği memenjite bağlamaktadır. Künmat, kısa bir sürede saçları beyazlaşınca ve çok iyi konuştuğu Almanca'yı da unutunca, tanıdığı doktorların ikna etmesiyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi görmeyi kabul eder.
         ... başhekim Fahri Celal Göktulga, kendisinden, ... hastanenin kimliğine uygun bir heykel yapmasını ister. Bir süre düşünen sanatçı, hayranı olduğu Rodin'in, ünlü Düşünen Adam heykelinin bir kopyasını yapmayı önerir.
         Rodin Düşünen Adam heykelini yapmaya 1880'de başlamış ve iki yılda tamamlamıştır. Gerçek adı Düşünür olan heykel 72 santim boyundadır ve Paris'teki Rodin Müzesi'nde sergilenmektedir.
         ... Künmat, heykeli tamamlar ama sağ kolunu yontup ortaya çıkarmadan önce, telifinin ödenmesini ister. Ne var ki, sanatçı ve hasta kimliğinde büyük yıkım yaratacak acı haberi öğrenmesi çok sürmeyecektir. Hastanenin kasasında fareler cirit atmaktadır!
         Sanatçı, heykeli de tedaviyi de yarım bırakarak terk eder hastaneyi.
        
        * Ne yazık ki çocuklarının üçü cep aynasıyken kırılır, boy aynası olduklarını göremezler.
        
        * Nasıl sevişiyorlar öyle uzun
         Yenilmeden bütün bir güzle
         Nasıl öpüşüyorlar soluksuz
         Temmuzun dudaklarıyla eylülde
                                               Ergin Sander

* 'En çarpıcı görüntü NTV International'da üst üste yayınlanan çarpışma anıydı. Dev uçak geliyor ve New York'un en meşhur üç beş binasından birini tırpan gibi ortadan biçiyordu. O andan sonra ise ekranı toz, duman, ateş, infilak, korkunç bir gürültü ve uğultu almıştı. Her tarafta kaçışan, koşan, çığlık atan insancıklar vardı.
         Okuduğunuz, 11 Eylül 2001'de, New York'un 'en meşhur' binalarından olan Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kulelerine yapılan uçak saldırısını anlatan bir haber metni değildir. Bu bölüm, Bedri Baykam'ın Kemik adlı romanından alınmıştır ve kitap 11 Eylül saldırısından bir yıl önce yayımlanmıştır.

^-^ KEDİLER ^-^

        * ... kedi büyüklüğünde fareleri...

                                                                        Okuduğum tarih:Kasım 2014


Yazar Hakkında Bilgi=  Şair, Yazar, Öğretim Görevlisi, Televizyon Programcısı, İstanbul Oyuncak Müzesi Kurucusu.

1962 yılında Trabzon'da doğdu. İlk şiirlerini 1989'da "Makiler" adıyla yayınladı. Bu ilk eserinin arkasına "Antik Acılar", "Kaza Süsü" ve "62 Tavşanı" adlı şiir kitaplarını sıraladı.

"İstanbul'un Nazım Planı", "Ayçöreği ve Denizyıldızı", "Kız Kulesi'ndeki Kızılderili", "Önce Çocuklar ve Kadınlar" şairin deneme kitaplarından bazılarıdır.

Pek çok gazete ve dergide köşe yazarlığı yaptı, şiirler, yazılar yayınladı. Orhan Veli'nin "Yaprak" adlı gazetesini yeniden çıkardı.

TRT 2 ve CNN Türk'de "Stüdyo İstanbul", "İzler", "Akşama Doğru", "5N 1K" gibi kültür sanat programları ve belgeseller hazırlayan, katkıda bulunan Sunay Akın, TV 8'de de "Gezgin Korkuluk" adlı programı hazırlayıp sundu.

Yaşam Radyo, Radyo Kent, Best FM'de radyo programları yaptı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde öğretim görevlisi olarak ders verdi.

23 Nisan 2005'te ailesine ait olan köşkte, dünyanın değişik yerlerinden toplanan oyuncakları sergilediği İstanbul Oyuncak Müzesi'ni açtı.

ARKA KAPAK –

Falih Rıfkı Atay'ın Ateş ve Güneş adlı kitabında, bir subayın kendisine yönelttiği şu eleştiriyle Çanakkale direnişine hak ettiği değeri vermeyişimizin çok eskilere dayandığını görebiliriz:
"Siz gençler ne tembelsiniz? Hiçbir şey yazmıyorsunuz. Çanakkale'ye bir torpido şair ve ressam gitti. Daha bir kitap bile görmedik."

Oysa Çanakkale'yi ziyaret ederek, izlenimlerini aktarmaları istenen sanatçı heyeti, 11 Temmuz 1915'te Sirkeci'den trenle yola koyulur. Davete, aralarında İbrahim Çallı, Enis Behiç, Hamdullah Suphi, Ömer Seyfettin, İbrahim Alaattin, Nazmi Ziya ve Mehmet Emin'in de olduğu on yedi kişi katılır. "Heyet-i Edebiye" olarak anılan grup, bir İngiliz zırhlısı tarafından tahrip edilen Namık Kemal'in Bolayır'daki mezarını da ziyaret etmeyi unutmaz.

Davete katılamayanlar arasında öyle güçlü bir kalem vardır ki, eğer heyette o olsaydı Çanakkale Savaşı hakkında elimizde harika bir eser olabilirdi. Ancak gidemez, çok önemli bir mazereti vardır, ölüm döşeğindedir. Tevfik Fikret, başucunda duran Çanakkale'deki savaş alanlarına ziyareti içeren davetiyeye bakarak verir son nefesini…

Ve Sunay Akın, Çanakkale'den bindiği gemisiyle, dünyanın gizli kalmış pek çok kıyısına uğrayarak sürdürür yolculuğunu. Hiç anlatılmamış öyküler fısıldar kulağımıza, Geyikli Park subaya geç kalmış bir özürdür adeta. 


29 Kasım 2014 Cumartesi

Sonsuza Kadar - Susanna Tamaro *Güz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Güz Okuma Şenliği' listemin 20. sırasındaki üç kitabın sonuncusunu paylaşıyorum.


Kategoriye göre aynı yazardan seri olmayan üç kitap okuyacağız.
Ben Susanna Tamaro'yu seçtim.
Kategori dahilinde paylaştığım diğer iki kitap:

Aklı Bir Karış Havada - Susanna Tamaro *Güz Okuma Şenliği 2014*


Var Olan Ada - Susanna Tamaro *Güz Okuma Şenliği 2014*


Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:
Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Sonsuza Kadar / Susanna Tamaro


SONSUZA KADAR
Yazarı: Susanna TAMARO
Türü: Roman
Yayın Hakları: Can Yayınları
www.canyayinlari.com
-   1. basım: Temmuz 2011 (40.000 adet)
İtalyanca aslından çeviren: Eren Cendey
-   161 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * Acaba yalnızlık duyarlılığı derinleştiriyor mu diye ya da insan duyarlılığı derinleştiği için mi yalnızlığı seçiyor diye düşündüğüm çok oldu.
  
        * ... ebeveynden evlada sadece göz rengi, burun şekli değil, muhtemelen önceki kuşakların yaşamış oldukları acılar, çılgınlıklar, yıkımlar da nakloluyordu.

        * Bütün şiddet şekilleri arasında en ince ama en çok yoranı gürültüdür.

        * Herkes kendi içindeki çürümüşlüğe göre akıl yürütür.

        * Gerçekten dağınık olsaydım, aradığımı bulamazdım; ama her zaman bulduğuna göre demek ki değilim. Bütün düzenler askeri olmak zorunda değildir; kimi de hayal gücünün düzendir.

        * ... bu ıssızlıkta kendi hayatlarına yabancı olduklarını hissettiklerini biliyorum. Ansızın kendilerini görüyorlar, kim olduklarını iyi bilmedikleri için korkuyorlar.

        * Büyük Okyanus'ta sadece plastik atıkların oluşturduğu ve A.B.D'nin iki katı büyüklüğünde bir yüzer ada var. Bir plastik parçasının yok olması 500 yıl alıyor...

        * Dışarıda var olan, içimizde var olanın aynasından başka bir şey değildir. İçimize çöplük muamelesi yaparken, çevremizdeki dünyanın mucizevi bir şekilde bahçeye dönüşmesini bekleyemeyiz.

        * Yunuslar plastik poşetleri denizanası sanıp yiyorlar ve sonra da boğulup ölüyorlar.

^-^ KEDİLER ^-^

        * ... can çekişen bir uyuz kedi karşısında hıçkırıklara boğuldum.

        * ... yoksul, yaşlı, uyuz kedi...

        * ... kedimin kendi yavrularıyla birlikte bir sincap yavrusuna da meme verdiğini...

        * ... dişi kedim bir kraliçe edasıyla masaya sıçradı ve ikimizin arasına uzanarak mırlamaya başladı.

        * ... güneş altında huzurla uyuyan her renkte kedinin arasında...

        * ... uzanmış minik bir kedi yavrusunu göstererek, 'Kedi!' dedi.

        * Peki ya bahçede kaç kedi uyuyordu? Birinin sarman olduğunu hatırlıyorum. ... bir tekir, bir de siyah-beyaz vardı. Belki bir de kara kedi vardı...

        * ...kedi taklitleri yaptım.

        * ... kedi çişi kokuyordu.

        * ... koltukların üzerindeki kedilerin parlayan gözlerini, sallanan kuyruklarını görüyordum.

        * ... bir kedi tutkulu bir öfkeyle kapının tahtasını tırmalıyordu.

        * ... zümrüt gözlü bir tekir kucağına çıkıverdi.

        * ... bu kediyi görüyorsun.

        * ... kedilerde, arılarda...

                                                                  Okuduğum tarih: Kasım 2014


Yazar Hakkında Bilgi=  Susanna Tamaro, İtalyan kent soylu bir ailenin kızı. Trieste'de 1957 yılında doğdu, Orvieto yakınlarında kedileri ve köpeğiyle birlikte yaşamaktadır. Zor bir çocukluk dönemi geçiren Tamaro, 18 yaşındayken, bir depreme tanık olur, 25 yaşındayken ölümcül bir hastalık geçirir ve 27 yaşında yazmaya başlar.
Her başarıya ulaşmış yazarın yaşamış olduklarını o da yaşar. İlk denemelerinde başarısız olur ama bunlara aldırmadan yoluna devam eden Tamaro “Tek Bir Ses İçin” adlı kitabıyla büyük ses getirir. ”Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” adlı bu eser de ona daha büyük bir ün kazandırır. (Bu kitap aylarca İtalya'da liste başı olmuştur.) Genelde günlük ya da mektuplar şeklinde yazar. Olayları birinci ağızdan anlatır. Eserlerinde hep bir hüzün vardır. Kahramanları genellikle ölümün eşiğine gelmiş ama bu durumu kabullenmiş; hayatta aradığını bulamamış insanlardır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Susanna_Tamaro


ARKA KAPAK –

Kırılganlığımız güce, kader bilgeliğe, trajediler aşka, zifiri karanlık içsel aydınlığa dönüşebilir.
“Öyle bir an oldu ki, ikimizin minik taşları düzgün biçimde yan yana düştüler. Ben bir adım atıyordum, sen de aynı uzunlukta bir adım atıyordun. Ben seni bekliyordum, sen bana yetişiyordun, ben sana ulaşıyordum, sen beni bekliyordun. Sonsuza kadar böyle gideceğimizi sanıyorduk. Oysa ben şimdi ormanda yürüyorum ve ayak izlerimden başka iz yok. Kimse yürümüyor yanımda, kimse izlemiyor beni, ya da önümden gitmiyor...”
Matteo ve Nora... biri ateştir diğeri su, biri akıldır diğeri yürek, biri sürekli harekettir diğeriyse durgunluk ve huzur; biri düşüncedir diğeri sezgi, biri zamandır diğeriyse sonsuzluk...
Ancak bir gün bu mükemmel uyum dünyanın trajik yasaları karşısında dağılır gider... Matteo bir anda içinde dipsiz bir boşlukla tek başına kalır. Ama yollar onu asla bırakmaz ve hiçbir şekilde tahmin edemeyeceği bir geleceğe taşır.
Zamanla doğa yasalarının gizemini keşfeden Matteo, insanların kendilerini bulmak, hayatı tanımak için ziyaret ettiği bir tür keşiş olup çıkar. Hayatın ve aşkın gizeminin, Nora’nın ardında bıraktığı bu büyük soru işaretinde yattığını, Matteo bir gün anlayacaktır...
Sonsuza Kadar kimi zaman yok eden, kimi zaman da arındıran içimizdeki ateşi anlatıyor...


Keyifli okumalarınız olsun...