sunay akın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sunay akın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2016 Perşembe

İstanbul'un Nazım Planı - Sunay Akın

Sunay Akın kitaplarından mutlaka her daim bir sürü yeni bilgi öğrenirsiniz. Farklı farklı konularda şaşırtıcı sonuçlara ulaşırsınız. Bilmece çözer gibi okuyorum bazen ve keyifli oluyor, kimi zaman da yorucu...


Sunay Akın paylaşımlarım için:

Geyikli Park - Sunay Akın

♥♥♥     😻 😻     ♥♥♥

Nazım Hikmet paylaşımlarım için:

Piraye'ye Mektuplar - Nazım Hikmet

Çizgilerle Nazım Hikmet - Müjdat Gezen / Savaş Dinçel

Ferhad ile Şirin- Nazım Hikmet 

Nazım'la Son Söyleşimiz - Vera Tulyakova Hikmet



İSTANBUL'UN NAZIM PLANI
Yazarı: Sunay AKIN
Türü: Öykü
Yayın Hakları: Çınar Yayınları
-   1. Basım İstanbul, Haziran 1996          9. Basım İstanbul, Haziran 2003
-   143 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * Sunay Akın- ... 12 Eylül gününde doğmuştur ve 1980'den beri yaşgününü kutlamamaktadır!

        * Fatih Sultan Mehmet gemilerini karadan yürüttü ya
         Deniz kaçkını bir ulusun çocuklarıyız biz o gün bugün
                                                        Cemal Süreya

        * 1952 yılında kent gürültüsünü azaltmak amacıyla klakson çalma yasağı başlatılır İstanbul'da. Ki, bu yasak sonrada Paris ve Roma gibi Avrupa'nın birçok kentinde İstanbul örnek alınarak uygulanır.

        * Sömürü düzeninin kökleşmesi için toplu taşımacılık 'komünist işi' diye yıllarca ihmal edilmiş...

        * Başım köpük köpük, içim dışım deniz. / Orhan Veli

        * Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
         Ve bir orman gibi kardeşçesine.
         Böylesine özgürlük ve kardeşlik kokan dizelerin sıcaklığını yaşamak istemeyen insan olur mu?.. Evet, olur!.. 3 Aralık 1964 tarihli Düşünen Adam'da yayınlanan Fuat Uluç'un yazısını okuyoruz: 'Görüyor musun: Türk milleti için istediği hürriyeti ve kardeşçe yaşama tarzını? Demek bir ağaç gibi tek ve hür olacağız. Peki, fakat ağacın hürriyeti nedir? Dikildiği ve bittiği yerin ömrü boyunca esiri kalmak, her rüzgara boyun eğmek değil mi?.. Ağaçca hürriyete ihtiyacımız yok bizim. Hele bir orman gibi kardeşçe yaşamaya... Çünkü ormanlarda boy atamayan ağaçlar önce serpilmişlerin dalları tarafından boğuldukları ve güneşten yoksun bırakıldıkları için filizden fidana dönmeden kurur, kırılır, çürürler. Kaderleri gökyüzüne doğru gururla dalbudak salanlara gübre olmaktır. Yere batsın kardeşçe yaşamın böylesi.

        * Darıca'daki özel bir hayvanat bahçesine getirilen yavru timsahın bir ziyaretçinin attığı taşla öldürüldüğünü biliyorum!..

        * Arapça 'şems' güneş demektir... 'İyye' ise dişilik ekidir. Yani, yağmurlu havalarda altına sığındığımız şemsiye aslında 'güneşlik' anlamına gelmektedir. Arap kadınların kızgın çöl güneşinden korunmak için taşıdıkları şemsiyeyi yağmurda yürüyen bir erkeğin elinde görmek elbete güldürür Türkçeyi!.. Nazım Hikmet'in şemsiyeyi eteklik giymiş bastona benzetmesi boşuna değildir.
        
        * Bütün şemsiyeler iki kişiliktir. Şemsiyelerin tek kişilik olmaya başlandığı bir dünyada komünizmin öldüğünü söyleyebiliriz.

        * Mr. Conrad Hilton, Taksim gezisinden Maçka'ya kadar uzanan 2 numaraları parkı Demokrat Parti'den istemiş ve yeşil alan üstüne Hilton Otelini dikmiştir. Demokrat Partililerin kendisine düzenledikleri göbek danslı eğlencelerle yüz bulan Hilton aynı hızla Viyana'ya gider ve oradaki bir parkın da otel yapması için kendisine verilmesini ister... İster istemesine ama avucunu yalar. Çünkü, karşısına emperyalizmin kucağına oturmaya hazır bir partiyi değil, sosyalistleri bulur!..

        * Hezarfen Ahmet Çelebi- IV. Murat tarafından bir kese altınla ödüllendirilen kuş adam, sakıncalı bulunarak sürüldüğü Cezayir'de İstanbul'un özlemi içinde ölmüştür.

        IV. Murat'ın kızı Kaya Sultan'ın doğduğu gece yapılan şenliklerde İstanbul, bir insanın uçuşuna ikinci kez tanık olur. Sarayburnu'nda ateşlediği fişeğin ucuna oturan Lagari Hasan Çelebi, havalanan fişeğin barutu bitince kanatlarını açarak Sinan Paşa Kasrı önünde deniz iner ve yüzerek karaya çıkar. IV. Murat, Hasan Çelebi'ye de bir kese altın verip, Kırım'a sürdürür!..

        Abdülmecid'in kızkardeşi Adile Sultan'ın düğününde Haydarpaşa Çayırı'nda üçüncü kez havalanan Comasgi, padişahın kendisine bir kese altın verip bir yerlere sürgüne göndermesine fırsat vermez!.. Çünkü, uçuş sırasında aniden çıkan poyraz sonucu İtalyan baloncu Comasgi gözden kaybolur ve kendisinden bir daha haber alınamaz.

        * Beş saat sonra maviliğinde senin
         Beş saat sonra hürriyet  / Nazım Hikmet

        * Eyfel Kulesi'ni neye benzetiyor Nazım: 'Bu sipsivri, küçücük kafalı, çelik bir zürafaya benzeyen kule, Paris şehrinin meşhur bir acayipliğidir.'
         1896 yılında, Fransa'da yeni kurulan Demir-Çelik Endüstrisi ve Sanayi devrimini simgelemek için Paris'te sergilenmek üzere açılan anıt yarışmasına 700 yapıt katılır. Birinciliği aerodinamiğin babası sayılan Gustave Eiffel kazanır.
         15.000 parçadan oluşan 7.000 ton demirin 2,5 milyon çiviyle tutturulmasıyla oluşan kule 1899 yılının Mart ayında10.100 ton ağırlığında bir bebek olarak dünyaya açar gözlerini!..
         Parisli terzi Birdman Reisfeldt, kendi yaptığı kanatlı elbisesi ile uçmak üzere 1911 yılında Eyfel Kulesi'ne çıkar'!.. Uçuş denemesi başarısızlıkla sonuçlanan terzinin bedenine otopsi yapıldığında ortaya çıkan rapor tam bir kara mizah örneğidir: ölüm nedeni yere çarpma değil, havadayken geçirdiği kalp krizidir.
         Eyfel Kulesi'nde toplam 1789 basamak bulunur. Her dört yılda bir yüzüne sürülen 40 ton boyayla makyajı tazelenir...

        * 10 Kasım 1950 gecesi birkaç günlüğüne geldiği Ankara'nın karanlık bir sokağında yürürken belediyenin kazdığı bir çukura dülşer Orhan Veli. Başından yaralanan şair iki gün sonra geldiği İstanbul'da ağrı ve sızılarından şikayet ediyordu. 14 Kasım salı günü bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalaşır ve kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesinde saat 22.30'da İstanbul martılarını öksüz bırakır!.. Doktorlar, alkol zehirlenmesi teşhisi koydukları Orhan Veli'ye otopsi yapınca gerçek ortaya çıkar: Ankara'daki kazada beyin damarlarından biri çatlayan şair beyin kanaması geçirerek ölmüştür.

      * Şiiriçi Hatları Vapuru...


 ^-^ KEDİLER ^-^

        * ... içinde bir kedi ile bir yılan bulunan bir torbaya...

        * Sahilden Sarayburnu'na kadar gelen tren yolunun kent içine bağlanması için Topkapı Sarayı ile deniz arasına kara kedi gibi girmesi gerekiyordu.

        * Kül Kedisi adlı şiirimin...

        * ... asansör boşluğuna itilen bir kedisin sen.

        * ... NAZIM Hikmet, kızkardeşi Samiye Yaltırım'ın kedisi için yazdığı şiiri Tarih Öğretmeni Yahya Kemal'a uzatır:
         Yeşil deniz gibi gözleri vardı
         Beyaz tüyleriyle bir küme kardı
         Ağzını süsleyen sedef dişlerdi
         Baygın nazarı ta ruha işlerdi
        
         Severken aldatıp birden kaçardı
         Okşarken ansızın pençe açardı
         Onda bir kadının gururu vardı
         Sürmeli gözlerinden riya akardı
         ... kendisini eve davet ettiren Yahya Kemal kediyi gördükten sonra şunları söyler Nazım Hikmet'e: 'Sen bu pis, uyuz kediyi böyle övmesini biliyorsan şair olacaksın.'
        
        * Sf/ 132

        * Kuyruklu Şiir
Uyuşamayız, yollarımız ayrı;
Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;
Senin yiyeceğin kalaylı kapta;
Benimki aslan ağzında;
Sen aşk rüyaları görürsün, ben kemik
Ama seninki de kolay değil, kardeşim;
Kolay değil hani;
Böyle kuyruk sallamak Tanrının günü.
Cevap
-Ciğercinin kedisinden sokak kedisine-
Açlıktan bahsediyorsun;
Demek ki sen komünistsin.
Demek bütün binaları yakan sensin.
İstanbul'dakileri sen
Ankara'dakileri sen…
Sen ne domuzsun, sen!
Orhan Veli Kanık

        * Nazım Hikmet, 'Ben Tekiri Severim' yazısında 'Tekir kedimle karşılıklı oturup konuştuğum olmuştur' diyerek tüylü dostunun şu sözlerin kulak verir: 'Yaptıklarımı kötü buluyorsan, niçin beni kapı dışarı etmezsin? Çünkü tavan arasında fareler var. Geceleri seni uyutmuyorlar. Onları tutayım diye besliyorsun beni. Sonra karşında mırıl mırıl dolaşmam hoşuna gidiyor... Gözünü eğlendirmem için bana ciğer verdiğini bilmiyor muyum sanki?.. Hem tavan arasındaki fareleri yutayım, hem gözünün eğlencesi olayım, sonra da bana ciğer alıyorsun diye bir de yaltaklanayım mı?
         Kedisinin verdiği karşılıktan rahatsız olmayan Nazım Hikmet yazısını şöyle bitirir: 'Tekir'im ne vakit bana böyle karşılık verse, ben ona diyecek söz bulamam. Anlarım ki, belki de böyle düşündüğü için onu seviyorum. Siz isterseniz, gün ağarıncaya dek karda, yağmurda kapınızı bekleyen, dövseniz de sövseniz de yaltaklanmaktan vazgeçmeyen Karabaş'ı seviniz, ben Tekir'i severim.'
         Nazım Hikmet'in insana 'yaltaklanan' hayvanları sevmediği yukarıdaki sözlerinde son derece açıktır. Ki, bu yüzden, Orhan Veli'nin şiirindeki sokak kedisinin Nazım Hikmet olduğunu söylemekle aldanmamış oluyoruz!..

        * Nazım Hikmet sokak kedisi de, Yahya Kemal ne kedisi?.. Ne olacak, Mart kedisi!..


- Yazım-Basım Hataları -

        * Sf/ 25
         ... iplemi asıldı?..

        * Sf/ 30
         ... çocuklar , kurumak...

        * Sf/ 35
         ... Christi'nin1926...

        * Sf/ 36
         ... günümüzde,bir...

        * Sf/ 49
         ... düşündüm.Kadının...

        * Sf/ 93
         ... atsözünün...

* ... 'yüzünü kızdırıp' bir adresine girer!..


                                                                            Temmuz 2016


Yazar Hakkında Bilgi=  http://sunayakin.com.tr/tr/anasayfa

ARKA KAPAK –

Saraylardan haber uçar 'bizi de yaz' diye, duymazlıktan gelir.
İnadına gecekonduları, Kız Kulesi'ni, işçi kahvelerini yazar.
Yağmur pencerede sırasını beklerken; o şemsiyeleri yazar.
Pembe dizilerde balonlar uçarken; işçi sigaralarının ucunu yazar.
İncili boncuklu kadınlar aynalarda gezerken; o, 'lambalı kadın'ı yazar.
Birileri Hırsızistan'a damat olurken; hiç üşenmez, Berberistan'ın kanaryalarını yazar.
Yarış atlarına ve süs köpeklerine övgüler düzer birileri; o, atlıkarıncaya içi giderek bakan çocukları yazar.
Bal tutanlar parmaklarını yalarlar; o, denize dökülen simitleri yazar.
Medya hokkabazlar para sayma makinalarını ceplerinde taşırken; O, Ahmet Samim'i yazar.
Haydarpaşa'nın gelininden söz edilir gazetelerde; o, Haydarpaşa'nın işçi tulumuyla dolu gardırobunu yazar.
Ve herkes gecenin bir yerinde söndürmüşken fenerini;
Sunay Akın
birileri ateşin altını beslesin, karanlık defolup gitsin diye, 'devrim' sözcüğü güzel kitapların ilk sayfasına yazılsın diye,
sabahlara kadar beynine fazla mesai yaptırıp,
Nazım Hikmet'in gülümseyen
bir fotoğrafına bakarak
'İstanbul'un Nazım Planı'nı yazar.
                            Akgün Akova

Defterimden...


10 Aralık 2015 Perşembe

Yeni Kitaplarım...

Fazıl'ın doğum gününde D&R'a uğradık ama fazla zamanımız olmadığından hızlandırılmış kısa bir tur attık:) 
Kısıtlı zamanda bulduğum hazinelerim...

Rafta dururken önce ismiyle sonra arka kapak yazısını okuyunca da konusuyla beni etkileyen bir kitap.
Bakalım okuyunca aynı etkiyi bırakacak mı?


Sunay Akın paylaşımlarım için:

Geyikli Park - Sunay Akın 



Franz Kafka paylaşımlarım için:


Franz Kafka'nın okuyup paylaştığım kitapları:

Hayvan Öyküleri * Franz KAFKA

Açlık Sanatçısı - Franz Kafka


Defteri çok beğendim.


Dönüşüm'den...


Açlık Sanatçısı'ndan...


Keyifli okumalarınız olsun.


13 Ekim 2015 Salı

Sensiz Harfler - Ceyhun Yılmaz * Güz Okuma Şenliği 2015

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Güz Okuma Şenliği' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.

Listenin 20. sırası: Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.


Yabancı erkek kategorisinde okuduğum kitap:

Kedim ve Ben - Nils Uddenberg


Yabancı kadın kategorisinde okuduğum kitap:


SENSİZ HARFLER
Yazarı: Ceyhun YILMAZ
Türü: Şiir
Yayın Hakları: Parantez Yayınları
www.parantez.net
-   9. Baskı: Haziran 2014
-   199 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

* baban öldü dediler
on'dan geriye ilk defa saydım.
On'dan / Sayı

        * nerede yalnızlık görsem
         ucundan alırım bir parça
         sahibine ağır gelmesin diye / İnsan'ım

        * saçlarından ödünç ver
         dört bahar geçti
         çiçek kokusu öpmedim / Yokuş

        * boğazımda düğümsün
         yutkunsam gideceksin
         yutkunmasam ölürüm / Düğüm

        * Böyle mi bitecekti bu şiir bir tanem böyle mi bitecekti bu şiir
         son hecesi hüzün... / Sonbahar

        * ağlamamak lazım öyleyse
         sevindirmemek lazım kederleri / Sevinen Hüzün

        * Gülüşün hep deniz kenarı bana
         ...
         'Ben sana yanarken şimdi... sen kim bilir nerede üşüyorsun' / Ben Sana Yanarken...

       * Sensiz uyanmamak için...
         Bu gece de uyunmadı... / Uyku

        * çocukluğumun öğle uykusunu bulmalıyım gülüşünde / Ben Seninle

        * kuşlara kalan ekmekleri verirken
         mutluyum ama
         yiyeceğim ekmeği bölüp paylaştım mı hiç
         doymaktan daha büyük mutluluk değil mi bu / Ayna
  
        * Kirlettiklerini çıkartıyorum hayatımdan
         Güzel sabahlarını hatırlıyorum
         Ve canımı yakmadığın tadımı aldığın akşamları
         Sevdiğim bir şarkının nakaratı gibi seviyorum artık seni
         Başını sonunu bildiğim halde
         Yalnız ortasına aşığım bu aşkın
         Ama artık bu yalnızca senin şarkın

        * İçime yağmurlar yağdıran kadın
         ...
         O hemşire popoma vurduğunda nasıl içten ağladıysam
         Şimdi öyle ağlıyorum / İlk Ağlama

        * ustalık böyle bir şey anladım
         öğretiyor Sun-Ay ışığında bile

'Bıçak Yarası' kitabının arka kapağında Sunay Akın'ın şiiri...
Ne güzeldir '' sokak '' sözcüğü !
'' Çocuk '' sözcüğü de güzeldir.
Ama biz , sokak çocuğu tanımını kötü amaçlı kullanırız.
Sokak çocuklarıı:
Kimileri '' ev ödevini '' yaparken , sokakta oynayan çocuklardır onlar.
Ceyhun Yılmaz, ev ödevi olarak görmez şiiri.
Sayfanın kenarına renkli kalemlerle yapılan süsler gibi şiir yazmak onun işi değil.
Ayak sesleriyle dolu, terlik giymeyen bir şiir ?
O, sokak çocuğudur şiirin !
Dizleri de , dizeleri de yaralıdır bu yüzden.
Gülümser sürekli olarak,fırlatılan terlikten kaçan bir kedi sıcaklığıyla ?
Annesinin eve çağıran sesine kulak asmaz.
Evlerine dönmekte olan şiirin babalarından da hiç korkmaz !
Özgürdür ya,
bu yeter Ceyhun'a.
Sunay Akın
http://www.kitapyurdu.com/kitap/kasimin-bicak-yarasi/58835.html

Sunay Akın ile Ceyhun Yılmaz'ın söyleşisi:
http://goster.co/sunay-akin-ile-ceyhun-yilmazin-soylesisi-gunluk-kultur-dozu


^-^ KEDİLER ^-^

        * KEDİ ^-^
         Bir minicik sokak kedisi karşıladı beni
         Ezelden beri ıslak sokakta
         Direnmeyelim dedim bu hayata
         Dur dedi usta
         Karnım çok aç
         Biraz daha sonra ölelim...


- Yazım-Basım Hataları -

        * Sf/ 73
         Belkı...

        * Sf/ 115
         ... yıne...
         ve başlıkta silik basım.

        * Sf/ 117
         o ılk yaşlarımdan...

        * Sf/ 147
         ... yasayamadığı...

        * Sf/ 152
         Silik basım.

                                                Okuduğum tarih: Ekim 2015

Yazar Hakkında Bilgi=  www.ceyhunyilmaz.com
Ceyhun Yılmaz (d. 5 Ekim 1976; İstanbul), Türk komedyen, oyuncu, radyo ve televizyon programcısı.
İlköğretimini Bahçelievler Kazım Karabekir İlköğretim Okulu’nda tamamladı. Bu okulda okurken sınıfta düzenlediği tek kişilik oyunların yanı sıra ilk kez 1985 yılında okulunun mezuniyet gecesinde sahneye çıktı. 1990 yılında Yeşilköy 50.Yıl Lisesi’ne gitmeye başladı. 1993 yılında mezun oldu ve Açık Öğretim Fakültesi İktisat Bölümü’ne kaydoldu. İkinci senesinde ayrıldı.
1995 yılında Star TV’de yapım yardımcılığı görevini üstlendi. Sonrasında TGRT spor muhabirliği , 1997’de Star TV spor yapımcılığı ve 1998’de Star TV Galatasaray Muhabirliği ve TGRT spor servisi müdür yardımcılığı görevlerinde bulundu. 1999 yılının Ocak ayında Best FM’de yayına başladı. 2000 yılında Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları öğrencisi oldu. Aynı yıl içerisinde Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Deneme Sahnesi’nde sahneye çıkmaya başladı ve burada 500’ün üzerinde oyun sergiledi. 2001 yılında Atv’de kendi adını taşıyan bir televizyon programını hazırladı ve 13 bölüm boyunca sundu.
2002 yılında ilk şiir kitabını çıkardı ve aynı yıl okulunu, TV programını, radyo programını ve sahneleri bırakıp vatani görevini yapmak için orduya katıldı. 4 ay Van’da kaldıktan sonra, Türkiye’nin tüm illerini dolaşarak askerler ve rütbeli personel için toplamda 107 gösteri yaptı.
2003 yılında vatani görevini tamamlayıp radyoya geri dönen Ceyhun Yılmaz hemen ikinci şiir kitabı “Kasımın Bıçak Yarası”nı yayınladı. Gösterilerine de aynı yıl tekrar başladı. 2004 yılında bir televizyon programı için TRT ile anlaştı ve 14 bölüm boyunca “Şov Rüzgarı”nı sundu. 2005 yılında Cine5’le anlaşarak hafta içi her gece “Ceyhun Yılmaz Talk Show” isimli programına devam etti; program boyunca 165 bölümde 210 ünlü konuğu ağırladı. 2006 yılında “İkinci El Yalnızlık” adlı şiir kitabını yayınladı ve tüm kitaplarının gelirlerinin tamamını Türk Böbrek Vakfı ve Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na bağışladı. Şubat 2004 ve Mayıs 2006 yılları arasında “Hayat Bilgisi” dizisinde 92 bölüm konuk oyunculuk yaptı. 13 Mayıs 2006 yılında dizi setinde geçirdiği kaza sonucu ayağı 3 yerden kırıldı ve kolunda çatlak meydana geldi. Aynı gün çok sevdiği annesini kaybetti ve bir süre çalışmalarına ara verdi. 2007 yılının Haziran ayından itibaren tekrar TRT ile anlaştı ve “Sayısal Gece” programını yaz boyunca sundu. Aynı yıl başrollerini Tuba Ünsal ile paylaştığı “Küçük Hanımefendi)” adlı dizide yer aldı. 2008 yılında TRT’de “Sayısal Gece” programını bu kez Sibel Can ile sunmaya başladı ve yaz bitiminden sonra kış sezonunda da programa devam etti ve toplamda 40 bölüm programın sunuculuğunu üstlendi. 2009 yılında TRT Müzik kanalında “İstanbul Sokakları” isimli programı sundu. 2011 yılında Habertürk TV'de Simge Fıstıkoğlu ile birlikte “Hoş Beş İki” isimli spor programını 13 bölüm boyunca hazırlayıp sundu.
 2011 yılında Lig TV'de “21” isimli spor-talk show programını hazırladı ve sunmaya başladı. 2011 yılında, önceki 3 kitabının birleşimi olan “Sensiz Harfler”i ve “Sevdiğim İkinci Kadınsın Sen” adlı kitaplarını yayınladı ve kitapların bütün gelirlerini LÖSEV’e bıraktı. 1999-2012 yılları arasında 100’den fazla üniversite paneline konuşmacı olarak katıldı. Mesleğini yaptığı her sene birçok ödüle layık görüldü.
“Hababam Sınıfı Merhaba”, “Hababam Sınıfı Askerde”, “Maskeli Beşler”, “Maskeli Beşler: Irak”, “Maskeli Beşler: Kıbrıs”, “Osmanlı Cumhuriyeti”, “Çakallarla Dans” filmlerinde ve “Melekler Korusun”, “Leyla ile Mecnun” ve “Babam İçin” dizilerinde cameo (misafir oyuncu) olarak bulundu. 23 Aralık 2013 gününden itibaren Ceyhun Yılmaz Show programıyla hafta içi her gün Alem FM'de yer almaktadır. Bunun yanında, genellikle radyoda reklam aralarında ve günün farklı saatlerinde PACYA adında online olarak alternatif bir yayın yapmaktadır.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ceyhun_Y%C4%B1lmaz


ARKA KAPAK –

Sensiz Harfler'de Ceyhun Yılmaz'ın uzun zamandır baskıları tükenmiş olan Ben Sana Yanarken Şimdi Sen Kim Bilir Nerede Üşüyorsun (2002), Kasım'ın Bıçak Yarası (2004) ve İkinci El Yalnızlık (2006) kitapları toplu olarak bulunuyor.

"Tek başına çok şey ifade etmeyen Harf'ler önce etkileyici kelimeleri, sonra cümleler halinde hayranlık uyandırıcı eserleri oluşturdu. Kültür zenginliğimizin kıymetli sebepleri şairler yazarlar ki çoğuyla aynı dili konuşmaktan gurur duyuyorum, bizlere unutulamaz hatıralar bıraktılar. Kelimelere saygı duydular. Aynı saygıyla kelimelere sırtımı dönemesem bile bu kitapta hayatımla ilgili bir toplama, çıkartma yaptım.

Göğsüme kimi davet ettiysem mutlaka gülümseme kattı ve gözyaşı aldı.
Sizler "SEN" dediğim kişilerin bana kattıkları ve çıkardıklarından sonra, bana kalanları okuyacaksınız."


Okuma şenliği defterime bakmak isterseniz:

* Güz Okuma Şenliği ♥ Defterim ♥ 2015



Okuma listem için oluşturduğum defterime ise buradan ulaşabilirsiniz.


1 Aralık 2014 Pazartesi

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Geyikli Park / Sunay Akın

Kitapla ilgili paylaşımımı okumak isterseniz:

Geyikli Park - Sunay Akın *Güz Okuma Şenliği 2014*


Okuma hallerimi güncel olarak takip etmek isterseniz Instagram kullanıcı adım: okuyann



Bodrum ♥



Güz okuma şenliği defterime bakmak isterseniz buraya lütfen:)



Bodrum pati(k)leri:) ♥



Eş zamanlı okumalardan...



Okuyalım ve yazalım:)



Blog için hazırlık aşamaları:)



Isaac herkese keyifli okumalar diler ^-^



Geyikli Park - Sunay Akın *Güz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Güz Okuma Şenliği' listesinin ikinci sırasında 'sadece tek bir kitabını okuduğunuz ve sevdiğiniz bir yazardan bir kitap' kategorisi dahilinde Sunay Akın'ı tercih ettim.
Daha önce 'Kız Kulesi'ndeki Kızılderili' kitabını okumuş ve burada paylaşmıştım. 'Ay Hırsızı' kitabını da şurada paylaşmıştım.

Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Geyikli Park / Sunay Akın


Kimi bölümleri 'Söz Gösterisi'nden bildiğim için kitap beklediğimden hızlı ilerledi. 




GEYİKLİ PARK
Yazarı: Sunay AKIN
Türü: Deneme, tarihi, inceleme...
Yayın Hakları: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
www.iskultur.com.tr
-   1. Basım: Kasım 2013,İstanbul - 2. Basım: Ocak 2014, İstanbul
-   254 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

* Rıfat Ilgaz 1921 yılında Kastamonu'da okurken, milli marş için bir şiir yarışması açıldığını duyar. Osmanlı Devleti'nin bir milli marşı yoktu. Bu eksiklik, özellikle askeri alanda büyük sıkıntılar yaratmıştır. Örneğin, Reşadiye zırhlı gemisini almak için İngiltere'ye giden denizcilerimiz, teslim töreninde İngilizlerin marşlarını okumalarının ardından, 'Entarisi ala benziyor, şeftalisi nara benziyor' şarkısını marş niyetine hep bir ağızdan söylemişler, güneş batmayan imparatorluğun askerleri de saygı duruşunda dinlemişlerdir!

        * Hamdullah Suphi Tanrıöver, Meclis'te Burdur mebusu olarak bulunan ünlü şair Mehmet Akif Ersoy'un, milli marş için şiir yazmasını çok ister. Ne var ki Ersoy, konulan para ödülünden rahatsızlık duyduğunu etrafına söylemektedir.
         ... 12 Mart 1921 günü, kazanan şiirin belirlenmesi için T.B.M.M.'nde yapılan toplantıda Hamdullah Suphi Tanrıöver ilk olarak Ersoy'un şiirini okur. Şiir, öylesine bir coşku yaratır ve tekrar tekrar okunması istenir ki, öteki şiirler okunmaz bile!..
         Ödül olarak konulan 500 lirayı 'Dar-ül Messi' adlı bir hayır kurumuna bağışladığını duyuran Mehmet Akif Ersoy, o gün, alkışlar arasında mahcup bir halde dışarı çıkarken, cebinde bir arkadaşında borç olarak aldığı 2 lira vardır!.. Ve ne acıdır ki, yıllar yıllar sonra 'İstiklal Marşı' şairinin oğlu Emin Ersoy'un cesedi, Çetin Altan'ın kapısını çalıp para aldıktan kısa bir süre sonra sokaktaki çöp bidonlarının arasında bulunacak, bir diğer oğlu Tarık Ersoy parasızlık yüzünden tedavisini sürdüremeyip öldüğünde cenazesi masrafları Üsküdar Belediyesi tarafından karşılanacak, kızı Suat Ersoy ise Beyoğlu'nda oturduğu evden kirayı ödeyemediği için torunlarıyla birlikte sokağa atılacaktır!..

        * Atatürk, şiirin bestelenmesi için kurulan komisyon üyelerine ...:
         İstiklal Marşı'nın uzun olmaması konusunda mutabıkız. ... Benim en beğendiğim parçası budur. Siz bu parçayı marştan çıkarmaya karar vermişsiniz: 'Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, / Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin İstiklal.' Benim bu milletten daima hatırlamasını istediğim vecizeler işte bunlardır.
         ... kimilerinin 'diktatör' etiketi yapıştırmak istediği Atatürk'ün, beğendiği dizelerin marşa alınması konusunda asla dayatmacı davranmayıp, komisyonun kararına saygı göstermesi. ... birilerinin 'din düşmanı' yaftasını boynuna asmak istediği Atatürk'ün en beğendiğini söylediği dizelerde, milleti için 'Hakk'a tapan' tanımının yer alması.

        * ... Mehmet Akif Ersoy'un şiirinin marş olarak Ali Rıfat Çağatay'ın bestesiyle çalınması sağlanır.
http://www.youtube.com/watch?v=1IN16h3qB1I
Bu marş, altı yıl çalındıktan sonra Zeki Üngör'ün bestesinin kullanılmasına karar verilir... Zeki Üngör'ün bestesinin doğuşu ise Ersoy'un şiirinden bağımsız olmuştur.
         Zeki Üngör, bir gün Şişli'de bulunan evinde bir arkadaşlıyla otururken, öğretmen İhsan Bey gelerek büyük bir heyecan içinde süvarilerin İzmir'e girdiği müjdesini verir. Zeki Üngör, o coşkuyla piyanosunun başına oturarak içinden gelen bir eseri çalmaya başlar. ... Zeki Bey'in parmaklarıyla piyanonun tuşlarına dökülürken odayı coşkulu bir beste kaplar.
         Oysa 'İstiklal Marşı'mızın bestesi son derece ağır, adeta bir cenaze marşı havasında çalmaktadır! Süleyman Tarman'ın Atatürk ve Müzik kitabında da, Zeki Üngör'ün bu konudan şikayetçi olduğunu okuruz: 'Ben İstiklal Marşı'nı bestelerken kulaklarımda İzmir'e koşan atlıların dörtnal sesleri vardı. Bir de marşın bugün aldığı şekli düşünün.
         Zeki Üngör, ... orkestrayla marşı çalar. Stüdyodan çıktığı zaman, teknisyenler, marşın çok süratli olduğunu ve plağın ancak yarısının dolduğunu söyleyerek, geri kalan kısmı için de başka bir marş çalınmasını rica ederler. Ne var ki Üngör, bu teklifi uygun görmeyerek, marşı ağır bir şekilde yeniden çalacağını, böylelikle plağın dolacağını ve gramofonun hızının artırılmasıyla da bestenin gerçek haliyle dinlenebileceği önerisini sunar. Zeki Üngör, büyük bir hata yaptığını sonradan anlayacaktır. Marş çalınırken, gramofonun hızında bir ayarlanma yapılması gerektiğini kim, nasıl bilecekti ki?
         İşte biz, bu büyük hatadan beri, 'İstiklal Marşı'mızı gerçek ritminden habersiz ve hız sorununun yarattığı hatalarla söylemekteyiz.

        * Kemal Künmat ressam ve heykeltraş.
         ...içine kapanık, insanlar arasında dolaşmaktan korkan, ruhsal sorunları olan bir yapıya sahiptir. Tanıdıkları, ... çocukken geçirdiği memenjite bağlamaktadır. Künmat, kısa bir sürede saçları beyazlaşınca ve çok iyi konuştuğu Almanca'yı da unutunca, tanıdığı doktorların ikna etmesiyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi görmeyi kabul eder.
         ... başhekim Fahri Celal Göktulga, kendisinden, ... hastanenin kimliğine uygun bir heykel yapmasını ister. Bir süre düşünen sanatçı, hayranı olduğu Rodin'in, ünlü Düşünen Adam heykelinin bir kopyasını yapmayı önerir.
         Rodin Düşünen Adam heykelini yapmaya 1880'de başlamış ve iki yılda tamamlamıştır. Gerçek adı Düşünür olan heykel 72 santim boyundadır ve Paris'teki Rodin Müzesi'nde sergilenmektedir.
         ... Künmat, heykeli tamamlar ama sağ kolunu yontup ortaya çıkarmadan önce, telifinin ödenmesini ister. Ne var ki, sanatçı ve hasta kimliğinde büyük yıkım yaratacak acı haberi öğrenmesi çok sürmeyecektir. Hastanenin kasasında fareler cirit atmaktadır!
         Sanatçı, heykeli de tedaviyi de yarım bırakarak terk eder hastaneyi.
        
        * Ne yazık ki çocuklarının üçü cep aynasıyken kırılır, boy aynası olduklarını göremezler.
        
        * Nasıl sevişiyorlar öyle uzun
         Yenilmeden bütün bir güzle
         Nasıl öpüşüyorlar soluksuz
         Temmuzun dudaklarıyla eylülde
                                               Ergin Sander

* 'En çarpıcı görüntü NTV International'da üst üste yayınlanan çarpışma anıydı. Dev uçak geliyor ve New York'un en meşhur üç beş binasından birini tırpan gibi ortadan biçiyordu. O andan sonra ise ekranı toz, duman, ateş, infilak, korkunç bir gürültü ve uğultu almıştı. Her tarafta kaçışan, koşan, çığlık atan insancıklar vardı.
         Okuduğunuz, 11 Eylül 2001'de, New York'un 'en meşhur' binalarından olan Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kulelerine yapılan uçak saldırısını anlatan bir haber metni değildir. Bu bölüm, Bedri Baykam'ın Kemik adlı romanından alınmıştır ve kitap 11 Eylül saldırısından bir yıl önce yayımlanmıştır.

^-^ KEDİLER ^-^

        * ... kedi büyüklüğünde fareleri...

                                                                        Okuduğum tarih:Kasım 2014


Yazar Hakkında Bilgi=  Şair, Yazar, Öğretim Görevlisi, Televizyon Programcısı, İstanbul Oyuncak Müzesi Kurucusu.

1962 yılında Trabzon'da doğdu. İlk şiirlerini 1989'da "Makiler" adıyla yayınladı. Bu ilk eserinin arkasına "Antik Acılar", "Kaza Süsü" ve "62 Tavşanı" adlı şiir kitaplarını sıraladı.

"İstanbul'un Nazım Planı", "Ayçöreği ve Denizyıldızı", "Kız Kulesi'ndeki Kızılderili", "Önce Çocuklar ve Kadınlar" şairin deneme kitaplarından bazılarıdır.

Pek çok gazete ve dergide köşe yazarlığı yaptı, şiirler, yazılar yayınladı. Orhan Veli'nin "Yaprak" adlı gazetesini yeniden çıkardı.

TRT 2 ve CNN Türk'de "Stüdyo İstanbul", "İzler", "Akşama Doğru", "5N 1K" gibi kültür sanat programları ve belgeseller hazırlayan, katkıda bulunan Sunay Akın, TV 8'de de "Gezgin Korkuluk" adlı programı hazırlayıp sundu.

Yaşam Radyo, Radyo Kent, Best FM'de radyo programları yaptı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde öğretim görevlisi olarak ders verdi.

23 Nisan 2005'te ailesine ait olan köşkte, dünyanın değişik yerlerinden toplanan oyuncakları sergilediği İstanbul Oyuncak Müzesi'ni açtı.

ARKA KAPAK –

Falih Rıfkı Atay'ın Ateş ve Güneş adlı kitabında, bir subayın kendisine yönelttiği şu eleştiriyle Çanakkale direnişine hak ettiği değeri vermeyişimizin çok eskilere dayandığını görebiliriz:
"Siz gençler ne tembelsiniz? Hiçbir şey yazmıyorsunuz. Çanakkale'ye bir torpido şair ve ressam gitti. Daha bir kitap bile görmedik."

Oysa Çanakkale'yi ziyaret ederek, izlenimlerini aktarmaları istenen sanatçı heyeti, 11 Temmuz 1915'te Sirkeci'den trenle yola koyulur. Davete, aralarında İbrahim Çallı, Enis Behiç, Hamdullah Suphi, Ömer Seyfettin, İbrahim Alaattin, Nazmi Ziya ve Mehmet Emin'in de olduğu on yedi kişi katılır. "Heyet-i Edebiye" olarak anılan grup, bir İngiliz zırhlısı tarafından tahrip edilen Namık Kemal'in Bolayır'daki mezarını da ziyaret etmeyi unutmaz.

Davete katılamayanlar arasında öyle güçlü bir kalem vardır ki, eğer heyette o olsaydı Çanakkale Savaşı hakkında elimizde harika bir eser olabilirdi. Ancak gidemez, çok önemli bir mazereti vardır, ölüm döşeğindedir. Tevfik Fikret, başucunda duran Çanakkale'deki savaş alanlarına ziyareti içeren davetiyeye bakarak verir son nefesini…

Ve Sunay Akın, Çanakkale'den bindiği gemisiyle, dünyanın gizli kalmış pek çok kıyısına uğrayarak sürdürür yolculuğunu. Hiç anlatılmamış öyküler fısıldar kulağımıza, Geyikli Park subaya geç kalmış bir özürdür adeta.