masumiyet müzesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
masumiyet müzesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2015 Salı

Beyaz Kale- Orhan Pamuk * Yaz Okuma Şenliği 2015

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.

Listenin 19. sırası: Aynı yazardan üç kitap. (Kitaplar aynı seriye ait olabilir.)
Benim yazarım *Orhan Pamuk* :)


Kategori dahilinde okuduğum diğer Orhan Pamuk kitapları:

Öteki Renkler - Orhan Pamuk 

Yazarın ilk okuduğum kitabı 'Yeni Hayat'tı.
Okuyup da henüz blogumda paylaşamadığım diğer iki romanı ise 'Kar' ve 'Benim Adım Kırmızı'.
'Benim Adım Kırmızı' ve 'İstanbul-Hatıralar ve Şehir' en çok sevdiğim kitapları.
'Masumiyet Müzesi'ni ise okurken inanılmaz sıkıldım ve biter bitmez takas ettim. Belki roman mevcut sayfa sayısının yarısı kadar olsaydı -yani detaylar bu kadar detaylı olmasaydı:)- biraz keyif alabilirdim okurken.
Paylaşımlarımı okumak isterseniz:

İstanbul - Hatıralar ve Şehir - Orhan Pamuk

Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk

Saf ve Düşünceli Romancı - Orhan Pamuk



BEYAZ KALE
Yazarı: Orhan PAMUK
Türü: Roman
Yayın Hakları: Yapı Kredi Yayınları
www.ykykultur.com.tr
-   1. -12. baskı: Can Yayınları, İstanbul, 1985-1993 (55.000)
     13.-39. baskı: İletişim Yayınları, İstanbul, Kasım 1994-Kasım 2012 (55.001-134.000)
     YKY'de 1. baskı: İstanbul, Eylül 2013 (134.001-139.000)
-   150 sayfa


 Kitaptan Alıntı;

        * ... gölgelerimiz güneş batınca yok olmuyor...


^-^ KEDİLER ^-^

        * ... pembe kedileri sormuş.

        * ... evin uyuşuk kedisi gibi bir kenara çekilip dinliyordum...

        * Sultan vebanın uğramadığı uzak bir şehirden beş yüz kedi getirilmesini...

        * ... yalnızca iç avluları değil, odaları da kıpır kıpır dolduran renk renk kedilere sevgi göstermiş.

        * ... Padişah ise, huzuru kedilerinde arıyormuş.

        * ... pembe kedileri...


- Yazım-Basım Hataları -

        * Sf/ 81
         ... mahellede...

        * Sf/ 119
         ... suçlululk duygusuna...

                                                               Okuduğum tarih: Ağustos 2015 


Yazar Hakkında Bilgi=  http://www.orhanpamuk.net/

https://tr.wikipedia.org/wiki/Beyaz_Kale


ARKA KAPAK –

'Ustaca kurulmuş paradokslarla örülü, hayranlık uyandıran zarif bir postmodern hikaye'         Publishers Weekly

7. yüzyılda Türk korsanlarınca tutsak edilen bir Venedikli, İstanbul'a getirilir. Astronomiden, fizikten ve resimden anladığına inanan bu köle, aynı ilgileri paylaşan bir Türk tarafından satın alınır. Garip bir benzerlik vardır bu iki insan arasında. Köle sahibi, kölesinden, Venedik'i ve Batı bilimini öğrenmek ister. Bu iki kişi, efendi ile köle, birbirlerini tanımak, anlamak ve anlatmak için, Haliç'e bakan karanlık ve boş bir evde, aynı masanın iki ucuna oturur, konuşurlar. Hikâyeleri ve serüvenleri, onları veba salgınının kol gezdiği İstanbul sokaklarına, Çocuk Sultan'ın düşsel bahçelerine ve hayvanlarına, inanılmaz bir silahın yapımına, "Ben neden benim?" sorusuna götürecektir. Hikâyelerin günden geceye doğru ilerlemesiyle, gölgeler yavaş yavaş yer değiştirir.

Orhan Pamuk Beyaz Kale'de, Doğu ile Batı arasındaki benzerliklere ve farklılıklara bakarken, milli ve bireysel kimliklerimizin gerisinde yatan yapaylığı ortaya çıkartarak, iki kültürün ortak paydasını vurguluyor. Okur İstanbul manzarası eşliğinde izlediği bu yarı gerçek yarı hayal hikâyede, kendi varoluşunun özünü aramaya davet ediliyor.


Okuma şenliği defterime buradan bakabilirsiniz.


Okuma listem için oluşturduğum defterime şuradan ulaşabilirsiniz.


7 Ağustos 2015 Cuma

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Öteki Renkler / Orhan Pamuk

Kitapla ilgili paylaşımımı okumak isterseniz:

Öteki Renkler - Orhan Pamuk * Yaz Okuma Şenliği 2015


Okuma halleri fotoğraflarımı güncel olarak takip etmek isterseniz Instagram kullanıcı adım: okuyann

Mırkdüşüncelerdeyim:)
Fender ♥


Kahvesiz olmaz:)


Okuma şenliği defterime buradan bakabilirsiniz.


Maviş çiçeğe doğru ilerleyen de kitap kurdu sanırım:)


Renkler önemli:)


Kitaptan...


Yazalım çizelim:)


Okuyalım güzelleşelim:)


Okuma listem için oluşturduğum defterime de şuradan ulaşabilirsiniz.


Yastığım pek bir rahat o yüzden mırkmutluyum:)
Kültüy ♥


Öteki Renkler - Orhan Pamuk * Yaz Okuma Şenliği 2015

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği ' Yaz Okuma Şenliği' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.


Listenin 19. sırası: Aynı yazardan üç kitap. (Kitaplar aynı seriye ait olabilir.)
Benim yazarım *Orhan Pamuk* :)

Kategori dahilinde okuduğum diğer kitap:

Manzaradan Parçalar - Orhan Pamuk



Yazarın ilk okuduğum kitabı 'Yeni Hayat'tı.
Okuyup da henüz blogumda paylaşamadığım diğer iki romanı ise 'Kar' ve 'Benim Adım Kırmızı'.
'Benim Adım Kırmızı' ve 'İstanbul-Hatıralar ve Şehir' en çok sevdiğim kitapları.
'Masumiyet Müzesi'ni ise okurken inanılmaz sıkıldım ve biter bitmez takas ettim. Belki roman mevcut sayfa sayısının yarısı kadar olsaydı -yani detaylar bu kadar detaylı olmasaydı:)- biraz keyif alabilirdim okurken.
Paylaşımlarımı okumak isterseniz:

İstanbul - Hatıralar ve Şehir - Orhan Pamuk

Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk

Saf ve Düşünceli Romancı - Orhan Pamuk



Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Öteki Renkler / Orhan Pamuk



ÖTEKİ RENKLER
Yazarı: Orhan PAMUK
Türü: Deneme - Söyleşi - Hikaye
Yayın Hakları: Yapı Kredi Yayınları
www.ykykultur.com.tr
-   1-5 baskı: İletişim Yayınları, İstanbul, Aralık 1999-Aralık 2011 (35.000
-    YKY'de 1. baskı: İstanbul, Temmuz 2013 (35.001-37.000)
-   470 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * ... en büyük mutluluk kaynağı, her gün  iyi bir yarım sayfa yazmaktır.

        * Hakiki edebiyat bağımlısı, yazdığı kitapların güzelliği, başarısı ya da sayısıyla mutlu olacak kadar yüzeysel biri değildir. O edebiyatı hayatını kurtarmak için değil, yaşamakta olduğu günü kurtarmak için ister yalnızca. Siz hiç boş şişeleri bir gün satarım diye içen birini duydunuz mu?

        * Yazmak, yaşanmayan hayattan bir çeşit intikam almaktır.
   
        * Buzdolabının içi, uzak ve mutlu kentlerin bulvarları gibi ışıl ışıl ve kalabalık.
  
        * Paranoyak olmam takip edilmediğim anlamına gelmez.

        * Resimli romanlarda Türk köpekleri ya da Türkçeye çevrilmiş köpekler HAV der. Yabancı resimli romanlarda ise köpekler VAF der.

        * Burada insan yıllarca öteki tepelere, üzerinde güneşin yansıdığı kıpır kıpır rüzgarlı denize, her yönden şehre sokulan gemilere, adalara, oraya gidip gelen vapurlara, aşağı mahallelerin zararsız denecek uzaklıktaki kalabalığına, minyatür gibi gözüken camilere, sabahları bir nemin belli belirsiz bir buğu içinde tüten mahallelere, bütün şehre bakabilir ve yıllarca hayal kurabilir.

        * Bir kitap, bir fikirle değil, en azından iki fikirle yazılır. Bu iki fikri güçlü kuvvetli bir şekilde temsil edecek iki karakter, bunların çeşitli yansımaları olacak sekiz karakter...
  
        * Dikkat edilirse minyatürlerdeki kişiler hem resmin içine dönüktür hem de kendisine bakan göze, yani seyirciye dönüktür.

        * Tanpınar'ın Edebiyat Üzerine Makaleler'i Türkçenin en zengin, en dolu, en öğretici, en derin deneme kitabıdır.

        * Resmimiz ve nesrimiz olsa, başka bir millet olurduk. / Yahya Kemal
  
        * Mahmut Sadık'ı anlatan bir cümlenin Aziz Nesin'in beynine 'çakıldığını' okuyacaktım: 'Mahmut Sadık'ın elinde kalem altıncı parmak olmuştu.'

        * 1960'ların başında yapılan ilk Tenten filminin İstanbul'da geçmesi beni heyecanlandırmıştı.
https://www.youtube.com/watch?v=Fa_eFpVp_yc

        * Paris ve Eyfel Kulesi hakkında galiba Maupassant'ın söylediği rivayet edilen bir söz vardır. Paris'in en güzel manzarası Eyfel Kulesi'nin tepesindedir, çünkü oradan Eyfel Kulesi gözükmüyor, der.
      

 ^-^ KEDİLER ^-^


        * Her zamanki gibi anneannem bize bir bahçede bir kedinin maydanozların üzerine işediğini nasıl gördüğünü...

        * ... bir yerde bir kedinin devirdiği bir kutu...

        * Baskına uğramış asker gibi, kedi gibi kalkarım ve herkesi...

        * ... yazılar, sokaklar, kediler...

        * Çarpışan arabanın altı da kedinin ayaklarına benziyor.

        * ... emekliler, çocuklar, kediler...

        * İçerideki tekir kedi demir parmaklıklar arasından çıkıp... Kedinin sokağı geçip girdiği bakkal...

        * ... kedilerin sokak ortasında dalgın dalgın yalanabildiği...

        * Kara Kedi diye bir mizah dergisi çıkıyordu.


- Yazım-Basım Hatası -

        * Sf/ 175
         ... anemin adı...

                                                                    Okuduğum tarih: Ağustos 2015


Yazar Hakkında Bilgi=  http://www.orhanpamuk.net/


ARKA KAPAK –

Pamuk kişisel ve edebi dünyasını okurlarına içtenlikle açıyor...

Öteki Renkler Orhan Pamuk'un çocukluk anılarından mutluluk saatlerine, romanlarını nasıl yazdığından gezi notlarına, sevdiği yazarlar ve kitaplar hakkındaki eleştirilerinden kişisel itiraflarına, şikâyetlerine, siyasi öfkelerine, kültür ve gündelik hayat konusundaki heyecanlarına uzanıyor ve yazarın yalnız romanda değil, düzyazıda da ne kadar usta olduğunu kanıtlıyor. Kaleme aldığı makalelerden, tuttuğu defterlerden, verdiği röportajlardan yapılan bu titiz seçmede, Pamuk kızı Rüya ile olan arkadaşlığını, sigarayı bırakışını, gençlik bunalımlarını, günlük hayatını, sinema zevkini, Boğaz yangınlarını, bildiği İstanbul'u, yalnızlık ve mutlulukla ilgili takıntılarını, toplumun ve kendisinin korkularını ve paranoyalarını anlatıyor. Yazar kitabında ayrıca Dostoyevski'den Tanpınar'a, Kemal Tahir'den Oğuz Atay'a pek çok yazarı ve kitaplarını tartışıyor; roman kuramı, Doğu ve Batı, milliyetçilik ve Avrupa üzerine düşüncelerini açıyor. Nişantaşı'nda geçen ve bir çocuğun gözünden anlatılan "Pencereden Bakmak" adlı uzun hikâye ile birlikte bu kitap, Orhan Pamuk'un Nobel Ödülü'ne uzanan başarılı yolculuğunda renkli dünyasına ışık tutuyor. 

"Pamuk dünyanın en iyi yazarlarından biri."
The New Statesman


5 Ağustos 2015 Çarşamba

Manzaradan Parçalar - Orhan Pamuk * Yaz Okuma Şenliği 2015

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.

Listenin 19. sırası: Aynı yazardan üç kitap. (Kitaplar aynı seriye ait olabilir.)
Benim yazarım *Orhan Pamuk* :)

Yazarın ilk okuduğum kitabı 'Yeni Hayat'tı. 
Okuyup da henüz blogumda paylaşamadığım diğer iki romanı ise 'Kar' ve 'Benim Adım Kırmızı'.
'Benim Adım Kırmızı' ve 'İstanbul-Hatıralar ve Şehir' en çok sevdiğim kitapları.
'Masumiyet Müzesi'ni ise okurken inanılmaz sıkıldım ve biter bitmez takas ettim. Belki roman mevcut sayfa sayısının yarısı kadar olsaydı -yani detaylar bu kadar detaylı olmasaydı:)- biraz keyif alabilirdim okurken.
Paylaşımlarımı okumak isterseniz:

İstanbul - Hatıralar ve Şehir - Orhan Pamuk



Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:


MANZARADAN PARÇALAR
Yazarı: Orhan PAMUK
Türü: Öykü
Yayın Hakları: İletişim Yayınları
www.iletisim.com.tr
-   1. Baskı: 2010, İstanbul (25.000 adet)
-   563 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * Annem ise, hep Benim Adım Kırmızı adlı romanımı nasıl yazmış olduğuma şaştığını söyler bana... Öteki romanlarımda, anneme göre, şaşılacak bir şey yoktur, onları benim hangi hayat malzemesiyle yazdığımı bilir, anlar. Benim Adım Kırmızı'da ise, anneme göre, onun tanıdığı, her şeyini bildiği oğlunun nasıl yazdığını bir türlü anlayamadığı bir yan vardır...

        * Ben kitaplarımı, böyle bir kitap yazılsa da okusam duygusuyla yazıyorum.
   
        * ... sucuk ekmekçiler sokaklarda mallarını satarlarken, 'Apik, Apik!' diye bağırırlardı. Bu, ürünlerinde at, eşek etine itibar etmeyen itibarlı Apikoğlu sucuklarının markasıydı. ... İstanbul'da seyrettiğim ilk yerli çizgi filmlerden biri olan ... reklamlardan biri aklımdan hiç çıkmaz: Elle çizilmiş kocaman bir kıyma makinesinin ağzına, sucuk yapılacak çeşitli inekler, yüzlerinde mutlu bir ifade, gökten paraşütle inmekteler. Ama o da nesi! İneklerin arasına, kurnaz kurnaz gülen, iri dişli, sevimli bir eşek de sinsice karışmış! Sinema seyircisinin huzursuz bakışları arasında, tam eşek de sucuk olmak üzere kıyma makinesine girerken, makinenin ağzından çıkan bir yumruk eşeği uzaklaştırıyor ve seslendirmeci kadın filanca marka sucuğu 'gönül rahatlığıyla' yiyebileceğimizi bize duyuruyor.

        * Galatasaray Kulübü'ne ait Ali Sami Yen Stadyumu 1966 yılında Türkiye-Bulgaristan milli maçıyla açıldığında, ucuz biletle girilen açık tribünün ortasındaki sosisli sandviç ocağı itiş kakıştan alev almış, sosisli sandviç yiyerek maçın başlamasını bekleyen büyük kalabalık, benim korkulu bakışlarım altında dalgalanarak yeni stadyumun ikinci katından aşağı dökülmeye başlamış, insanlar düşerek ve ezilerek ölmüşlerdi.

        * 1980'lerde Türkiye İngiltere'ye iki kere 8-0 yenilmişti. ... İngiliz oyuncular bizimkilerle dalga geçmiş, İngiliz basını da İnönü Stadyumu'nun çimensiz, çukur halini 'keçilere daha uygun' diyerek aşağılamıştı.

         * Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy 'Türkiye Avrupa'ya ait değildir,' derse, ona Fenerbahçe'nin elli küsur yıldır Avrupa Kupaları'nda oynadığını da hatırlatabiliriz.


        * ... 1950'lerin ünlü eleştirmeni Nurullah Ataç, bizimki gibi bir ülkede insanın yayınlanan kitapları bazan sırf yazarına ve yayıncısına da destek olsun diye alması gerektiğini yazmıştır.
  
        * ... 1950'li yıllarda şehre aşık popüler tarihçi Reşat Ekrem Koçu'nun yazıp kahramanca tek başına yayınlamaya giriştiği İstanbul Ansiklopedisi, gerçek bir ansiklopediye değil, İstanbul'un kendisine benzedi en sonunda: On bir ciltte H harfine ancak gelebilen bu tuhaf ansiklopedi yarım kaldı...

        * Kitap adları kafamızda tıpkı insan adları gibidir: Bir kitabı milyonlarca benzeri içinden ayırmaya yararlar. Kitap kapakları ise, insan yüzlerine benzer: Ya yaşadığımız bir mutluluğu bize bütün gücüyle hatırlatır ya da hiç bilmediğimiz mutlu bir alemi vaat ederler. Bu yüzden kitap kapaklarına insan yüzlerine bakar gibi tutkuyla bakarız.
  
        * (Dostoyevski) ... 1861'de toprak köleliğini kaldıran Çar'a bu gençlik hayalini gerçekleştirdiği için (ve daha çok da siyasal suçu yüzünden tam kurşuna dizilmeden önce kendisini affettiği için) bağlılık gösteriyor... Panislavizm etkisiyle açılan 1877-78 Osmanlı-Rus savaşının başladığını öğrendiği gün katedrale gidip gözyaşlarıyla büyük Rus halkı için dua da etmişti. (Bu savaşın heyecanıyla Karamazov Kardeşler'e koyduğu Türkler aleyhindeki sözlerin çeşitli çevirilerde ya çıkarılıp atılması ya da değiştirilmesi Türkiye'de bir gelenektir.)
Konuyla ilgili bir yazı: http://www.haber7.com/kultur/haber/207040-dostoyevski-boyle-sansurlendi

        * Paris Review dergisiyle yaptığı ünlü röportajında, Hemingway kendisini etkileyen edebiyatçıların kimler olduğunu, en çok kimlerden bir şeyler öğrendiğini bir listeyle sıralar. ... Hemingway'in listesini okurken Flaubert, Stendhal, Tolstoy ve Dostoyevski gibi yazarlat arasında Bach ve Mozart gibi müzisyenlerin, Brueghel ve Cezanne gibi ressamların adlarını görmek beni büyülemişti.
  
        * ... hem yazar hem ressam olan Ching Hao'nun bir kitabında bir ihtiyara anlattırdığı bir hikaye vardır... Bir zamanlar Çin hükümdarı, hüner yarışına giren iki ressamdan birer deniz manzarası yapmalarını istemiş. Genç ressam denizdeki bütün dalgaları, bütün balıkları ve bütün renkleri tek tek resmetmeye girişmiş... Yaşlı ressam ise yatay bir çizgi çekmiş hızla. Aşağısını deniz mavisiyle boyamış, el çabukluğuyla iki de yelkenli eklemiş, bir de rüzgarda uçan martı... Resim o kadar çabuk bitmiş, denize de o kadar çok benzemiş ki, padişah genç ressamın sabrının sonuçlarını beklemeden bir kere altını hüner sahibi yaşlı ressama vermiş.
         Genç ressam ise resmine devam etmiş. Tek tek dalgaları, denizdeki binbir çeşit balıkları, balıkların üzerindeki pulları sabırla yıllarca resmetmiş. Doksan iki yaşında resmin yarısına geldiğinde, herkes onu unuttuğunda ölmüş. Çin Resmine Giriş adlı kitabında bu hikayenin sonunu anlatan Arthur Waley, bu sabırlı ressamın hayatının sonuna doğru şöyle dediğini belirtiyor:
         'Hükümdarlar resme bakıp deniz sansınlar diye resmetmiyorum ben. Denize bakanlar onu bir gün resim sansın diye resmediyorum.

        * 80'lerin başında Milliyet gazetesi ön sayfasının tamamını Kars'taki yoksulluğa ayırmıştı. Birisi tüm şehri yaklaşık bir milyon dolara alabileceğinizi hesaplamıştı.


^-^ KEDİLER ^-^

        * ... kedilerin hükmettiği araziler olarak elli yıl, yetmiş yıl yaşadı.

        * ... kedileri ilk defa fark eden küçük bir çocuk gibi...

        * ... fırçalarımızı kedi tüyünden  ya da sincap kılından yapmakla yetinmedik...


- Yazım-Basım Hataları -

        * Sf/99
         ... öğrencilerin sıralaryla...

        * Sf/ 150
         ... lüks lokantarda...

        * Sf/ 171
         ... zerafeti... 

        * Sf/ 174
         ... huradaya ayrıldı...

        * Sf/ 266
         ... Türkçe çevrisi...

        * Sf/ 380
         ... minatürleri...

                                                                    Okuduğum tarih: Temmuz 2015


Yazar Hakkında Bilgi=  http://www.orhanpamuk.net/


ARKA KAPAK –

Orhan Pamuk bu yeni kitabında, çocukluğundan başlayarak hayatından, yaşadıklarından bütün içtenliğiyle söz ediyor. Yazarın babasının ölümü, siyasi dertleri, futbol oynarken ya da romanlarını yazarken hissettikleri, tıpkı annesinin sigara böreği yapışı, yaz gecesi bir sivrisineğin hareketleri ve Boğaz gemileri hakkındaki gözlemleri gibi büyük bir manzaranın parçası olarak dikkatle işleniyor. Pamuk İstanbul’dan, Adalar’dan, New York’tan, Venedik ya da Kalküta’dan söz ederken yaptığı gibi, kendi suçluluk duygularından, rüyalarından, eski berberlerden ya da çocukluğunda sokaklarda atıştırdığı şeylerden de bütün dikkatiyle hikâyeler çıkarıyor. Konu ister Binbir Gece Masalları, ister Dostoyevski’nin romanları, ister eski ressamlar, ister Selimiye Camii olsun, Pamuk gözlemlerini, duygularını sıralarken akılda sevdiğimiz bir hikâyecinin tanıdık ve unutulmaz sesi kalıyor.

Tıraş olmaktan asansöre binmeye, dünyayı çocuk gibi seyretmekten deprem endişelerimize, trafik ve dinden eski yangınlar ve yıkımlara uzanan bu kitap, Orhan Pamuk’un gözünden bakıldığında dünyanın ne kadar ilginç ve yeni olabileceğini bir kere daha kanıtlıyor.


21 Mayıs 2012 Pazartesi

Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk

Kitaplar, her daim yanımda olan kadim dostlarım benim. Yeri gelir mutluluğuma, neşeme, sevincime ortak olurlar, yeri gelir buhranlarıma, üzüntülerime ilaç olurlar. Sözün özü her ruh halimde yanımda olmalarından ve beni, beynimin içine üşüşen düşüncelerden bambaşka diyarlara götürmelerinden çok memnunum.
Biliyorsunuz, teyzemi sonsuzluğa uğurladık ve cumartesi günü de son yolculuğunu yaptı. Dün ise, üzgün ama yerine kavuşmasından ötürü huzurlu, garip bir ruh haliyle dolandım durdum evde. Aslında kelimenin tam manasıyla dolandım da denemez çünkü cumartesi günü fena bir şekilde düştüm ve sol kol ve bacağımda ağrılar sürüyor.
Kısa tatilimizden önce Masumiyet Müzesi'nin son 100 sayfası kalmıştı okunacak ve dün bitirdim. 



Bu kitabı ya çok beğenenler olmuş ya da hiç hoşlanmayanlar. Ben çok uçlarda değilim ancak romanın baş kahramanlarından Kemal'in takıntılı hali beni çok fazla sıktı (- belki son zamanlarda bulunduğum ruh hali içerisinde de böyle hissetmiş olabilirim -).
443. sayfada başlayan -BAZAN- bölümünü neden bilmem çok beğendim. 
Kitapla paralel ilerleyen müzesini kurma fikri beni ilk dile getirildiğinden beri çok heyecanlandırıyordu. 28 Nisan 2012'de Masumiyet Müzesi açıldı, henüz görme fırsatım olmadı ancak sevgili Nathalie gitmiş, görmüş ve bizler için paylaşmış:) Okumak isterseniz bloguna misafir olabilirsiniz.
Ben de, Kemal'in takıntılı hallerini okurken ona sinirimden içtiğim iki sigaramın izmaritini siz müze severler için blogumda sergiliyorum:)))
Masumiyet Müzesi'nin sitesi de burada.



MASUMİYET MÜZESİ

Yazarı: Orhan PAMUK
Yayın Hakları: İletişim Yayınları
-         1.Baskı: İstanbul, Eylül 2008 (100.000)
-         2.Baskı: İstanbul, Eylül 2008 (100.001 – 150.000)
-         3.Baskı: İstanbul, Aralık 2008 (150.001 – 153.000) / özel ciltli baskı
-         4.Baskı: İstanbul, Eylül 2010 (153.001 – 156.000)
-         5.Baskı: İstanbul, Aralık 2010 (156.001 – 159.000)
-         6.Baskı: İstanbul, Haziran 2011 (159.001 – 162.000)
-         7.Baskı: İstanbul, Aralık 2011 (162.001 – 165.000)
-         586 sayfa

Yazar Hakkında Bilgi= Burada

Kitaptan Alıntılar;

        * Dikkat zekanın bir parçasıdır.

        * Aslında kimse, onu yaşarken hayatının en mutlu anını yaşadığını bilmez. Bazı insanlar kimi coşkulu anlarında hayatlarının o altın anını şimdi’ yaşadıklarını içtenlikle (ve sık sık) düşünebilir ya da söyleyebilirler belki, ama gene de ruhlarının bir yanıyla bu andan da güzelini, daha da mutlu olanını ileride yaşayacaklarına inanırlar.  Çünkü özellikle gençliğinde, hiç kimse bundan sonra her şeyin kötü olacağını düşünerek hayatını sürdüremeyeceği gibi, insan eğer hayatının en mutlu anını yaşadığını hayal edebilecek kadar mutluysa, geleceğin de güzel olacağını düşünerek daha iyimser olur.
        Ama hayatımızın, tıpkı bir roman gibi artık son şeklini aldığını hissettiğimiz günlerde, en mutlu anımızın hangisi olduğunu benim şimdi yaptığım gibi hissedip seçebiliriz. Yaşadığımız bütün anlar içerisinde neden bu anı seçtiğimizi açıklamak da, kendi hikayemizi bir roman gibi yeniden anlatmayı gerektirir elbette. Ama en mutlu anı işaret ettiğimizde, onun çoktan geçmişte kaldığını, bir daha gelmeyeceğini, bu yüzden bize acı verdiğini de biliriz. Bu acıyı dayanabilir kılan tek şey, o altın andan kalma bir eşyaya sahip olmaktır. Mutlu anlardan geriye kalan eşyalar, o anarlın hatıralarını, renklerini, dokunma ve görme zevklerini bize o mutluluğu yaşatan kişilerden daha sadakatle saklarlar.

               * ‘Her akıllı insan hayatın güzel bir şey olduğunu, amacının da mutlu olmak olduğunu bilir.’
          ‘ Ama sonra yalnızca aptallar mutlu olur. Nasıl izah edeceğiz bunu?’

* Mutluluğun sahile vuran dev bir dalga gibi ağır çekimle içimde büyüdüğünü, bütün geleceğime bir zafer duygusuyla vurmak üzere olduğunu derinden hissettim.

* Sanki midemden başlayarak bütün karnımda keskin asitli sıvılar birikiyordu, sanki yakıcı ve yapışkan küçük deniz yıldızları iç organlarıma yapışıyordu.

* Kesik parmağımın kanı bir türlü dinmiyordu. Kanımdaki aşk zehrinden olabilir miydi bu?

* Acımın içine iyice girdiğimde, yani küçük asit bombaları kanımın ve kemiklerimin içinde sanki havai fişekler gibi patlarken…

* … aklımın kimi zaman büyüyen, kimi zaman küçülen önemli bir parçası, sürekli ona takılmıştı ve bir matematikçi gibi söylersem, toplam acı zaten hiç azalmıyor, umutlarımın tam tersine, hala artıyordu.

* Kedi sevmeyen bir kadın zaten erkeğini mutlu edemezJ

* … tarihin ve zamanın genişliğini, kendi önemsizliğimi hatırlardım.

      Okuduğum tarih:  20 Mayıs 2012