orhan pamuk yaşar kemal zamansız bir karşılaşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
orhan pamuk yaşar kemal zamansız bir karşılaşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2017 Cuma

Okuma Halleri, Fotoğraflarla * Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçirir / Sıddık Akbayır

Kitapla ilgili yorumumu okumak isterseniz:

Edebiyar Karın Doyurmaz Çay İçirir - Sıddık Akbayır


Poriot ♥


Okuyalım güzelleşelim:)


Aşkım ♥


Defterimden...


Minik kurbağa minik kurbağa:)))


Keyifli okumalarınız olsun ^-^


Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçirir - Sıddık Akbayır

Ekşi Sözlük'te karşıma çıkan ve meraklanıp not ettiğim bir kitaptı. Bir süre baskısı tükenmiş ve sahaf sahaf aramanız gerekiyormuş. Sonra yeniden basımı yapılmış. Epey olumlu yorumlar okuyunca sipariş listeme eklemede tereddüt etmedim. 
Sıddık Akbayır'ın Orhan Pamuk Yaşar Kemal Zamansız Bir Karşılaşma kitabını okumuştum, burada. Bu kitabın son bölümünde Orhan Pamuk - Yaşar Kemal karşılaştırmasının bir kısmını okuyabilirsiniz.
Kitap üç ana bölüme ayrılmış.
İlk bölümde edebiyat dünyasından seçilmiş yirmi şair ve yazarla ilgili bilgiler okuyorsunuz.
İkinci bölüm Yeşilçam'ın on iki ismine ayrılmış. 
Son bölüm pek enteresan. Edebiyata dair sorularla sınava hazırlıklı olun.
Ek sınav başlığı altında da bahsettiğim Orhan Pamuk - Yaşar Kemal arasındaki otuz iki fark paylaşılmış.
Kimi kısımlarında yazı dilini biraz yapay ve abartı bulsam da kitabı genel olarak değerlendirecek olursam iyi diyebilirim. 
Özellikle ilk ve son bölümü için alıp okunası...



Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:


EDEBİYAT KARIN DOYURMAZ ÇAY İÇİRİR
Düzenleyen: Sıddık AKBAYIR
Türü: Portreler
Yayın Hakları: Yolcu Dergisi Yayınları
-   2006
Kapak Tasarımı: Tezcan Bahar
-   221 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * Şairler ekmek yiyor, fırıncılar şiir okumuyor. / H. Avni Dede

        * Cemal Süreya- Son derece utangaç ve sessizdir. Gidip bir dükkanda bir şeyin fiyatını soramaz. Başkalarına sordurur çoğu zaman. Bir şeyin yarım kilosunu alamaz.
         - 'Sizin Hiç Babanız Öldü mü?' şiirini, babasının ölümünden dört yıl önce; 'Kars' şiirini Kars'ı hiç görmeden Paris'te yazar.
         - Sevmek ne uzun bir kelimedir.
         - Bir oğlu bir kızı vardır. Oğlu Memo Emrah'tan çok çeker. (Memo Emrah'ın annesi Zühal Tekkanat'tır. Acıbadem'de otururken oğlu Emrah üşümesin diye bir gece Papirüs dergilerini yakmak zorunda kalır. Ölümüne yakın oğlundan dayak yer. (Babasına inat İslamcı (!) olan, Dar-ül Harp sözünün dilinden düşürmeyen Memo Emrah'ın babasının ölümünden çok kısa bir süre sonra kazada ölmesi tesadüf müdür?)

        * Ece Ayhan- Küçük yaşta bir çocuğa tecavüzle suçlanır. Bir komploya kurban gittiğini söyler. Hapisten çıkınca İstanbul'a sığınır.
         - Karısının kendisini pencereden atarak intihar ettiği söylenir.
         - Silgiler silerken silinirler.
   
        * Nilgün Marmara- T. Pekinel'in 'Yüzün bir başka hüzün - Hüzün bir başka yüzün' dizeleri sanki onun için söylenmiştir.
   
        * Behçet Necatigil- - Çapa Eğitim Enstitüsü'nden öğrencisi Sabit Kemal Bayıldıran: Dersteyiz. Hoca nazım biçimlerini anlatıyor. Birden lapa lapa kar yapmaya başladı. Hoca dersi bıraktı. Seyre başladı. Ben en öndeyim. Bana yavaşça döndü. 'Neyime öğretmenlik benim, ben Emirgan Korusu'nun bekçisi olmalıydım.' dedi.
         - Her aşktan geriye kaç şiir kalır, ona bakalım!

        * Turgut Uyar- Tomris Uyar için aşkı en güzel anlatan dizelerden birini yazar:
         'bozuk bir saattir yüreğim hep sende durur'
         - her insan bir uyumsuzluktur ölü olmayınca...

        * Oğuz Atay- Oğuz Atay'ın ilk hayranlarından Orhan Pamuk, 1972'de Tutunamayanlar'ı çıkar çıkmaz alır ve defalarca okur.... kitabı çok sever.
         - Büyükannesi Fransız'dır. Melek adını alıp Müslüman olur.
         - Oğuz Atay'ın ölümü bir dost evindedir. Eşi Pakize Hanım'la, Altay Gündüz'ün Mecidiyeköy'deki evine gider. ... Bir ara banyoya girer... Uzunca bir süre çıkmaz. İçeridekiler seslenir. Atay, 'Sevinmeyin, daha ölmedim.' karşılığını verir. Sonra yine bir sessizlik yine bir merak... kapının kilitli kapısı Altay Gündüz tarafından kırılır. Bu defa ölmüştür. Yani, son sözlerini az önce söylemiştir.
         - Enis Batur, 1984'te Oğuz Atay'ın kızı Özge'yle İletişim Yayınları kurucusu ve yayın yönetmeni Murat Belge ile görüşmeye giderler. İletişim Yayınları Oğuz Atay'ın bütün eserlerini yayımlamaya başlar. Bir yazarın ve bir yayınevinin yeniden doğuşu böylece gerçekleşir.

        * Vedat Günyol- Vedat Günyol'un sanat-edebiyat heveslisi gençlere nasıl yol gösterdiğini, onları nasıl aydınlattığını anlamak için Muhsin Kızılkaya'nın anılarına bakmak gerekir:
         Lise öğrencisiydim, İngilizce öğretmenim mektup yazıyordu. ... Vedat Günyol'a yazıyordu. ... Hayranıydım, yazılarını Cumhuriyet'te okuyor, bulabildiğim kitaplarına sarılıyordum. Kırmızı kalemle mektubu altına not düştü. Hakkari'den İstanbul'a, sadece yazılarından, kitaplarından tanıdığım, çok meşhur birine selam yollamıştım.
         ... Gönderdiğim küçücük selamın yerine, günün birinde bana bir mektup geldi. ... cevap yazdım. Bir de, o zamanlar düzenli tuttuğum günlüklerimden parçalar...
         ... Bir süre sonra mektupla birlikte, bir de paket geldi. Bir sürü kitap yollamıştı, yeni çıkanlar, bir beni, kültür sanat dergilerine abone yapmıştı.
     
        * Tezer Özlü- 1982'de Alman Akademisi'nin Değişim Servisi'nin bir konuğu olarak Berlin'de bulunurken, hayatını intiharla noktalamayı seçen İtalyan şair Cesare Pavese üzerine 'Bir İntiharın İzinde' anlatısını yazar ve kitapla Marburg Edebiyat Ödülü'nü alır. (1983) Almanca yazılan bu çalışma bir yıl sonra kendisi tarafından Türkçeye çevrilerek Yaşamın Ucuna Yolculuk adıyla yayımlanır. Ablası Sezer Özlü'nün eşi yayıncı-yazar Ferit Edgü, Celine'in Gecenin Ucuna Yolculuk romanının bir sözcüğünü değiştirerek önerir bu adı. Kitabın yayımlanması yanlış anlaşılmalara yol açar. Özlü'nün kitapta anlattığı Cesare Pavese'nin hayatıdır. Yani, intihar eden Tezer Özlü değildir.
         - Hiç kimseyle kendimle bile yaşlanmak istemiyorum.
         - İnsanın kendi dünyası dışında yaşayacağı bir dünya yoktur.

        * Can Yücel- Köy Enstitüleri'ni kurmuş olan eski milli eğitim bakanlarından Hasan Ali Yücel'in oğludur.
         - 1962'de İngiltere'de, 1709'da Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması edebiyat çevrelerinde geniş yankı uyandırır.
         - Mao, Che Guevara'dan ve Amerikalı bir generalden yaptığı çevirilerden dolayı 15 yıla mahkum edilir. ... 2 yıl sonra çıkan genel afla salıverilir.
         - Bir tv kanalında, bir akşam Duygu Asena'nın sunduğu bir canlı programın konuğu Can Yücel'dir. Bir ara Duygu Asena, Can Yücel'e, 'kartpostal şairi Nazım Hikmet hakkında ne düşünüyorsunuz? diye sorar. Can Yücel'in cevabı: 'Kart sensin, postalı da münasip bir yerine sok!' Hemen ekran kararır. Yayın kesilir.
         - 'İyi şiir nedir? Sorusunu şöyle yanıtlar: 'İyi şiir şöyle bir şey. Picasso Paris'in Monmartre'ında oturuyor. Çocukları da çok seviyor. Komşu atölyelerden 8 yaşındaki bir kızcağız ona aşık olmuş. Ama Pablo Picasso demezmiş, Tablo Picasso dermiş. Gördüğüm en güzel şiir budur.'

        * Nuri Pakdil- İnsan! Seni savunuyorum; sana karşı!

        * İlhan Berk- El altı kitaplarını ayırıp kütüphanesini Bodrum'daki Gümüşlük Akademisi'ne bağışlar.
         - Çocukluğunda onu en çok etkileyen kişi 'deli' ablası Huriye'dir. Düşman, Manisa'ya girdiğinde abla evde bırakılıp dağa çıkılır. Şehir yanmaktadır. Sonradan, yangın evi sardığında ablasının saçlarından tutuşup yandığını öğrenir:
         Büyük ablam deliydi. Yedi kişilik küçük evimizde Huriye ablam tek başına bir odada kalırdı. Her zaman da soyunuk, çıplaktı; öyle de öldü.
         - Sait Faik: Ondaki düzyazı şiirdir. (Hazırladığı bir antolojiye onun öykülerini şiir diye koyar.)
         - Nazım Hikmet: ... kendini Türk olarak görebilen bir şairdir. Yani, bu Türk lafı çok önemli, çünkü bir Oktay Rifat'a, bir Orhan Veli'ye baktığımız zaman çağdaş şiiri görüyoruz tabii, ama bir ecnebilik de görüyoruz. Orhan Veli yine de bir 'cıgara' diyebilen bir şairdir.

        * Fethi Naci- Orhan Pamuk, 1983'te tanıştığı Fethi Naci'yi on beş yıl çok yakın bir dikkatle okur, hem zevkinden hem seçimlerinden etkilenir. ... Cevdet Bey ve Oğulları Fethi Naci'nin onayından geçer. Pamuk'un önemli bir romancı olmasında Fethi Naci'nin büyük payı vardır.

        * Lale Müldür- Uzak Fırtına'daki Destina Yeni Türkü tarafından bestelenir ve 1980 kuşağı bu şarkıyı çok sever.

        * Murathan Mungan- Annesi bildiği kadının öz annesi olmadığını 17 yaşında öğrenir.
         - Kişinin kendini, seçtikleri kadar reddettikleriyle de var ettiğine inanır.
         - Şiir okunurken arkaya müzik konmasını ayıp bulur. Sanki şiirin kendi müziği yokmuş, ya da dinleyeni duygulandırmak, etkilemek için yardım alması gerekiyormuş gibi davranılmasını hoş bulmaz.
         - Bir kırtasiye delisi... Hayatının sonuna yetecek kadar defter ve kalemi vardır. Her gittiği yerden defter kalem alır.
         - Demokratlığını ifade etmek için bazıları Nazım Hikmet de iyi şairdir, Necip Fazıl da diyorlar. Hayır. Necip Fazıl Kısakürek, Nazım'dan iyi şair değildir.
         - Ahmet Hamdi Tanpınar'ı dünyanın bütün dillerine çevirseniz bile eskidir. Tamam, bizim için çok değerlidir; ama zamanı yakalayamadı. Bir benzetme vardır: 'Çayı kararmış!' Anadolu'da öyle derler!

        * Nevzat Çelik- Saçlarına yıldız düşmüş koparma anne...
         - Gülten Kaya Şafak Türküsü olayını şöyle anlatır: Nevzat Çelik'in Şafak Türküsü şiirini okumuştum, piyasaya kitap çıkmadan evvel. Serbest bir şiir olduğunu, bestelenmeye çok müsait olmadığını da biliyordum. Yine de denemek gerekiyordu; o kadar çok acı çeken anne vardı ki dışarıda, şiiri o annelere sunmanın doğru bir şey olacağı konusunda hemfikir olduk Ahmet'le. 1985'in sonları. Şiirini besteledim.

        * Yadigar Ejder- ... çok garip öldü. Kebapçı Mehmet vardır Parmakkapı'da. Yadigar tuvalete giriyor. Çıkmayınca merak edip kapıyı kırıyorlar. Tansiyon yükselmesiyle tuvalette düşmüş. Yüksek tansiyondan beyin kanaması...

        * Cem Erman- Yeşilçam'ın birkaç yıllığına sunduğu büyülü dünya tükenir. Bir otel parasını bulamadığı günler uzakta değildir. Güzel bir hayattan sıfıra düşünce, arkadaşları da ona yüz çevirir. Çok sıkıntılı günler geçirir.
         - Jübile yapıp memleketi İskenderun'a dönmek ister, ama davetiyelerini satamaz
         
        * Yıldırım Önal- Saçlarının kumral rengini açar, sarartır, bir acayip tarar, kısa sürede arkadaşlarına üstünlüğü kabul ettirdiği için, çalışma sahnesini uzun süre işgal eder, hatta kendisi çalışırken içeri giren kendisinden sonraki sınıftan öğrencileri döver.
         - Zamanla içkiye ve kızlara merak sarar.
         - Gazetecilere kırgın yaşar. Çöp bidonuna düştüğü gün 'sarhoş' diye yazarlar. Gözünün birini kaybeder, 'Moşe Dayan' diye alay ederler. Tımarhaneye tedavi için yatar, bu kez 'deli' derler. Hiçbiri ondan 'bir aktör, bir Yıldırım Önal' olarak söz etmez.'
         - Ölümünden önce parasızlık nedeniyle sattığı Altın Portakal heykelciği, yılla sonra bir eskicide bulunur.

         
^-^ KEDİLER ^-^

        * ... sokaklarda üşürken ezilmiş bir kedi gibi...

        * Hüseyin Baradan, anılarında, Lütfi Kopan ile 'Karakediler' isimli bir ikili oluşturarak sahneye de adım attığını yazar.


 - Yazım-Basım Hataları-

        * Sf/ 4
         Tutkuludur  Şiir tutkusunun...
         Nokta yok!

        * Sf/ 12
         ... yol göstericierin...

        * Sf/ 13
         ... otururr.
        
         Fakat     çalışkan...

        * Sf/ 14
         ... ünlenmnez.

        * Sf/ 23
         Deniz kuşalarının...

        * Sf/ 27
         ... dizenin             gerisini getirip...
         Bu tarz kelime arası boşluklar birçok yerde vardı.
           
            Sf/ 37
         ... akımını            destekler...
         ... yazılarda                   alışılmış...

         Sf/ 82
         ... ölmeden,                   onunla...

        * Sf/ 44
         Fıkra alatmaya bayılır...

         Resamlık meslek bile değildir.

        * Sf/ 49
         ... iletişim Yayınları...

        * Sf/ 49
         ... alışılmamış bir alılmayış biçimiyle...

        * Sf/ 52
         ... yaşımı başınıı...

        * Sf/ 61
         Unutma dostların hep ya zarlardı.

        * Sf/ 68
         ... yıllar sonar...

        * Sf/ 78
         ... üye olacağında...

        * Sf/ 87
         ... örtuşür.

        * Sf/ 135
         ... eleştirileri okamamasının...

        * Sf/ 150
         ... deprasyon...
        
         ... Ece Ayhan'I...

        * Sf/ 155
         ... Kitaplar   ,   Dost...

        * Sf/ 157
         9. ve 10. şık arası ara yok.

        * Sf/ 160
         'Ikin kendim için yazıyorum...

        * Sf/ 199
         ... heykelciği , yıllar...

                                                                  Nisan 2017


ARKA KAPAK –

Ayrı ayrı nedenlerle, farklı zamanlarda, farklı dergilerde daha çok Yolcu'da Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçerir ve Şiiri Özlüyorum'da Portreler başlığı altında yayımlanan yazıları ki kazandıracak bir bağlam oluşturmaya çalıştım.

Otuz İki Kısım Tekmili Birden başlığı altındaki isimlere, sinema yazılarımdan seçtiğim metinleri ekledim. Bu bölüm, araya girmiş parçalar biçiminde değerlendirilebilir.

Son bölümde, sanat edebiyat dünyasında çokça konuşulan, ancak pek de yazılmayan kimi ayrıntıları, incelikleri, Edebiyat Yazılı Yoklama Soruları başlığıyla aktarmaya çalıştım.. 


21 Ağustos 2016 Pazar

Orhan Pamuk Yaşar Kemal Zamansız Bir Karşılaşma - Sıddık Akbayır

Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk'u seviyorsanız bu inceleme ve bir nevi karşılaştırma kitabı gerçekten tam okunmalık. Ben iki yazarı da çok sevdiğim için okurken büyük keyif aldım. Yaşamlarına, karakterlerine, hayata bakış açılarına ve yazım hayatlarına dair farklı bilgiler okudum. 
Kapak tasarımındaki kediyi de mırk sevdiğimi belirtmem gerek:)


Yaşar Kemal paylaşımlarım için:

Orhan Pamuk paylaşımlarım için:

Beyaz Kale- Orhan Pamuk



ORHAN PAMUK-YAŞAR KEMAL
-ZAMANSIZ BİR KARŞILAŞMA-
Yazarı: Sıddık AKBAYIR
Türü: İnceleme
Yayın Hakları: Ferfir Yayınları
-   Nisan 2011
Kapak Resmi - Tasarımı: Semih Poroy - Ahmet Yolaçan
-   360 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * Üvey acılar içinde, kurgulanmış hüzünler yaşar.

        * Yaşar Kemal- 4 yaşındadır ve halasının kocası kurban keserken elindeki bıçak kayar ve Kemal'in sağ gözünün üzerine saplanır.
  
        * Orhan Pamuk; Oğuz Atay, Yusuf Atılgan hayranıdır.
         Yaşar Kemal; çağdaşlarından kimseye hayran değildir.

        * Orhan Pamuk, 'en çok satılmayanlar' bölümüne girecek kitapları seçer.

        * Geçen yaz ıssız bir adadaydım ve günde 12 saat çalışıyordum. Çok da memnundum. Adaya çekildiğim zaman romanımdan başka bir şey düşünmem. Kimse beni aramaz. Beni görmez. Telefonları başkası açar. Dünyadan kopmuşumdur. Ama o zaman insan kafası, ruhu bir lokomotif şeklini alır; hızla yeni fikirler üreterek, fikirleri birbirine katlayarak, zincirleri birbirine birleştirerek durmaksızın düşünür. Yazacağım şeyler, ben olurum; kitap sanki bana dönüşür. Düşüncelerle birleşirim.

        * Orhan Pamuk 18 yaşında James Joyce'un Ullyes'ini devirir.

        * Yaşar Kemal, romanlarından filme uyarlananlar dışında, 6 senaryo yazmıştır. İnce Memed, 19 kez filme alınmıştır.

        * Orhan Pamuk- Yazarken çok daha rahatım tabii. Çünkü konuşurken söylediğinizi silip atamazsınız. Yazarken silersiniz, düzeltirsiniz. Ama konuşmanın böyle bir imkanı yok ve bu yüzden konuşma büyük bir tehlikeyi barındırıyor içinde.

        * Bir kuşun kanadı kırılır dağlarda, bir çiçek ayaklar altında çiğnenir. Bir çekirgenin zıplayan ayağı kopar, bir çocuğun aniden dili tutulur. Söz biter ağızlarda. Bir daha, bir daha tükenir ağzında sözler, yürek sözün kılıcını kuşanırken.

        * Vedat Demircioğlu'nun Teknik Üniversite yatakhanesinden atılıp öldürülmesinin ve öğrencilerin uykudayken coplanarak, yarı çıplak durumda mahkeme karşısına çıkarılmalarının...
Vedat Demircioğlu (1943 – 24 Temmuz 1968) 17 Temmuz tarihinde Altıncı Filo'yu Protesto Olayları sırasında polisin İTÜ Gümüşsuyu öğrenci yurduna yaptığı baskınla üst kat penceresinden atılarak komaya giren ve birkaç gün sonra hayatını kaybeden öğrenci.[1] Türkiye'de 68 Kuşağının ölen ilk ismi sayılmaktadır.

        * Murat Uyurkulak- Orhan Pamuk Nobel Edebiyat Ödülü2nü aldı, çünkü ben onun yüzünden İdare Hukuku finaline giremedim. ... sınıf atlamam açısından hayati önemdeki sınavı, 'Kara Kitap' yüzünden kaçırdım. Sıfır mübalağadır... Unutmam hiç: Küçük bir odada, küçük bir masa... Masanın üzerinde İdare Hukuku kitabı, kitabın yanında fotokopi notlar, onların yanında da 'Kara Kitap'... Elim asıl kara kitaba değil, diğer 'Kara Kitap' gitti. Kitabı açtım ve sabah kuşlar cıvıldayıp perdelerden gün sızarken, ben de huşu içinde sızdım. Zira o günden sonra, Hukuk Fakültesi'ne bir daha doğru düzgün uğramadım. Şunu da söylemek mümkün: Şimdi lise mezunu bir romancıysam, bir sebebi de Orhan Pamuk belki...

        * Orhan Pamuk, Nobel ödülünü kazanıp da ülkesinin cumhurbaşkanınca kutlanmayan tek sanatçı olarak tarihe geçer. Nobel ödülünü alan Pamuk'u 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer kutlamaz. Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Pamuk'u kutlama gereği duyar.

        * Roman, önce Bulgarcaya çevrilir. Bulgaristan'da 1957'de Bulgarcası, 1958'de Türkçesi çıkar. 1959'da Rusçaya çevrilir. Kitabın, bu ülkelerde yayımlanmasını sağlayan, Nazım Hikmet'tir.

        * İnce Memed, 1984'te Yugoslavya / İngiltere yapımı olarak 'Memed My Hawk' adıyla filme alınır.
         ... 1964'te büyük bir Amerikan film şirketi İnce Memed'i satın aldı, senaryosunu büyük bir senarist yazdı, Türkiye'ye başvuruldu, bizim hükümet bunu reddetti. Dahası da Süleyman Bey'in bir bakanı da Amerikalılar bu filmi dünyanın başka bir yerinde çekerlerse bu dostluğumuzu zedeler diye mektup yazdı. ... Ben 1977-78'de İsveç'teydim. Ecevit'in bir hükümeti de iktidardaydı. İyi niyetine karşın Başbakan Ecevit'in bile gücü yetmedi, İnce Memed'in senaryosunu onaylatmaya. Ondan sonra Peter Ustinov da filmi Yugoslavya Türkleri arasında çevirdi.

        * Homeros, İlyada'da, 'İnsanoğlu en acı çeken yaratıktır,' diyor. Çünkü, ölümün bilincine varmış tek yaratık insandır.

        * Dünyada her dağ parçasının, en küçük bir varlığın bile, bir kişiliği var.

        * Bir yazarın yazdığı her romanın dili aynı olursa işin içinde bir yanlışlık var demektir.

      

 ^-^ KEDİLER ^-^


        * ... bir yerde bir kedinin devirdiği bir kutu...

        * ... kedi gibi kalkarım...


 - Yazım-Basım Hataları -

        * Sf/ 14
         ... Yönetim Kurlu üyeliğinin...

        * Sf/ 39
         ... bir yazardır
         (nokta yok!)

        * Sf/ 40
         ... bu sayfalan okuyarı okur...

        * Sf/ 48
         ... sıkça dinler
         (nokta yok!)

        * S/ 61
         ... küçüğümüz diye bizi hor görmesin.

        * S/ 77
         baskı hatası, bir harflik içeride
          soğuk camekanlarda...
         ...
          doymadan topkapılı...

        * S/ 79
         ... Klasiklerikurulu...

        * Sf/ 133
         Getrdiği ün ve ilgiden...

        * Sf/ 140
         ... benzer kapmanyalar yapıldı...

        * Sf/ 144
         Gizli Yüz'ile...

         ... birbirne çok yakındır.

        * Sf/ 190
         ... arzuhalcilerin de körüklediği karamaların hareketinin...

        * Sf/ 197
         ... aynı 'suçu' bir adaha işlerse...

        * Flu basım:
         Sf/ 225, 228, 229, 240

        * Sf/ 232
         ... umit edebiliriz. Bir yazar sonuçta hamkını kaybetmeyi göze alamaz.

        * Sf/ 281
         ... dİni...

        * Sf/ 307
         ... avukatını da çağrıp romanı inceletirler.

        * Sf/ 329
         ... sürekli ayaklanna batan...

         ... vurgular Nitekim...

        * Sf/ 339
         Açılarıyla, hastalıklarıyla...

        * Sf/ 345
         ...veYağmur Bey'in...

        * Sf/ 347
         ... okunur.'Böyle ayrıntılar, zaman zihninde belirir, zaman zaman da yazarken gelir.

                                                                                     Haziran 2016


Yazar Hakkında Bilgi=  http://www.sakbayir.com/

ARKA KAPAK –

DAHA ÖNCE " AYNI GÖĞÜN UZAK YILDIZLARI : NAZIM HİKMET NECİP FAZIL " İSİMLİ ESERİYLE BİR AY İÇİNDE 5 BİN+5 BİN=10 BİN ADET ÖN SİPARİŞİ TÜKETEN SIDDIK AKBAYIR'DAN İKİ UÇ İSMİ ELE ALAN İNANILMAZ BİR PORTRE KİTABI DAHA... KAPAK RESMİ CUMHURİYET GAZETESİ ÇİZERİ SEMİH POROY'A AİT. Orhan Pamuk'la Yaşar Kemal'in çeşitli açılardan karşılaştırıldığı bu çalışmada, rafine edilmiş birçok bilgi; kısa, yan değiniler, çarpıcı görüntüler, özetleyen incelikler, sorgulayan ayrıntılarla desteklenerek kurgulandı.
Bölümler arasında; bir bütünlük, bir tutarlılık, okur karşısına birlikte çıkmalarına tutarlı bir gerekçe kazandıracak bir bağlam ortaklığı kurulmaya çalışıldı.
Karşılaştırma sonlarına; karşılaştırmayı daha bir anlaşılır kılma, karşılaştırılan özelliğe farklı gönderme düzelemleri kurma adına bazı açıklamalar eklendi.
Orhan Pamuk'un Yeni Hayat, Yaşar Kemal'in İnce Memed 1 romanı ayrıntılı bir biçimde çözümlenmesi denenedi. Her iki yazarın roman anlayışı, bu çözümlemeler içerisinde verilmek istendi.

Alt başlıktaki 'Zamansız' sözcüğü tevriyeli kullanıldı: İki yazar arasındaki yaş, dönem, dil farkı ve diğer roman yazarlarını -bir süreliğine de olsa- gölgede bırakan bir Nobel zamanı. İki yazar adına da, bu 'zamansız'lığın saklı işaretlerine, yol ayrımlarına; yerli ve yabancı konaklama noktalarındaki 'karşılaşma'lara, beş yıl sonrasının serin gözleriyle bakılmaya çalışıldı.
Bu çalışma, beş yıla yayılan dört aşamada oluştu.
Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldığı günlerde, Orhan Pamuk'la Yaşar Kemal'in romancılığı üzerine bir karşılaştırma metni yazıyordum. Yazmak istediklerime benzer kısa bir karşılaştırma, Hürriyet gazetesinde yayımlanmıştı. Okuma notlarımı temize çekeceğim günlerde yayımlanan bu yazı, çalışmamın içeriğini kısmen değiştirdi. Karşılaştırma metnim; ilkin, Ahmet Hakan Coşkun'un Hürriyet'teki 'Pamuk ile Kemal Arasındaki 13 Fark' adlı yazısına bir yanıt biçiminde hazılandı ve bu metin, Ada dergisinin Kasım 2006 tarihli 12. sayısında yayımlandı.
İkinci aşama; karşılaştırma metninin kısmen geliştirilerek 'Bir Fotoğrafınız da Bende Kalmış' kitabında, 'İki Fotoğraf Arasındaki Otuz İki Fark' başlığıyla okur karşısına çıkmasıydı.
Üçüncü aşama; karşılaştırmanın, birçok üniversite ve sivil toplum kuruluşunda, 'Roman Ne Yana Düşer, Nobel Ne Yana?, Orhan Pamuk-Yaşar Kemal' başlığıyla sunulmasıydı.
Dördüncü aşama; karşılaştırmanın bir kitapta, 15-20 sayfalık kısa bir bölüm biçimini aşarak bağımsız bir kitap biçimini almasıydı. Yaşayan ve sanatsal üretimine devam eden iki yazarın sıkı bir izleyicisi olmak, her seferinde, yeni ayrıntıların karşılaştırmaya eklenmesini zorunlu kıldı. Bu da 15-20 sayfalık bir metni, bağımsız bir kitap boyutuna taşıdı. dolu.


Defterimden...


Kitaptan...


Keyifli okumalarınız olsun ^-^