3 Eylül 2014 Çarşamba

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Ortaçağ'ı Özledim (Onların Ortaçağ'ı) 1 / Fikret Oğuztürk

Kitapla ilgili paylaşımımı okumak isterseniz:

Ortaçağ'ı Özledim (Onların Ortaçağ'ı) 1 - Fikret Oğuztürk *Yaz Okuma Şenliği 2014*


Okuma halleri fotoğraflarımı güncel olarak Instagram'dan takip etmek isterseniz kullanıcı adım: okuyann

Serinin ilk kitabı okunurken sırada bekleyen devam kitapları:)



Mırk mırkksız olmaz:)


Kitaplık pozları:))

Dıştan:)


İçten:))


Mırk mırkkk:)


Gece okumaları...


Gündüz okumaları:))


♥ Aşkım ♥


Bir mırkk olmalı:))


Yaz okuma şenliği defterime bakmak isterseniz buraya lütfen:)


Fotoğraf halleri:)


Kitaplık pozlarına devam:)


Keyifli okumalar...

Ortaçağ'ı Özledim (Onların Ortaçağ'ı) 1 - Fikret Oğuztürk *Yaz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' okumalarım hızını aldı gidiyor:) 
Listenin 26. sırasında '3 kitaplık bir seri veya aynı kitaptan 3 seri' kategorisi dahilinde Fikret Oğuztürk'ün 'Ortaçağ'ı Özledim' serisini okuyorum. 
Saygıdeğer Fikret Bey'i ve çok sevgili eşini uzun yıllar önce Antoloji sitesi sayesinde tanımıştım. Şiirlerle güzel bir köprü kurulmuştu aramızda. Bu güzel aileye çok değer verir, sayar ve severim. 

Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Ortaçağ'ı Özledim (Onların Ortaçağ'ı) 1 / Fikret Oğuztürk





ORTAÇAĞ'I ÖZLEDİM -1-

ONLARIN ORTAÇAĞ'I
Yazarı: Fikret OĞUZTÜRK
Türü: Tarih-Araştırma
Basım Yeri: Gaziyurt Matbaası
-   Nisan / 2002
-   290 sayfa

* Okurken çok fazla not tuttum, bir kısmını paylaşıyorum.


Kitaptan Alıntılar;
    
        * Drakula, her ne kadar filmlerdeki gibi kan emen veya gündüzleri gün ışığına çıkamayan bir ölümsüz değilse de, yaşamış gerçek bir kişidir. Yaptığı işkence ve zalimliklerden dolayı Ulahlar kendi lisanlarında cellat anlamına gelen 'Çpelpuç' Macarlar ise Macarca da şeytan anlamına gelen 'Drakul' ismini vermişlerdir. Biz 'Kazıklı Voyvoda' olarak biliriz. Esas ismi 'Vlad Tepeş' olup Eflak (Romanya) prensidir.

Tevrat'ı Değiştirenler Niçin Değiştirdi...

        * Bir kısım fanatik yahudiler yani bazı bağnaz yahudi kolları, Tevrat'ın talimatları doğrultusunda tarih boyunca bir çok insanı kanlarını kullanmak için öldürmüştür. Tevrat'taki talimat şöyledir:
         'Yiğitlerin etlerini yiyeceksiniz ve Dünya beylerinin kanını, koçların, kuzuların ve ergeçlerin, kanını içeceksiniz... Ve sizin için kestiğim kurbandan, doyuncaya kadar yağ yiyeceksiniz ve sarhoş oluncaya kadar kan içeceksiniz. / Tevrat Hezekiel 39. Bap (18-19)
         Bunun içindir ki, 'Yahudilerin yılda en az bir kere Yahudi olmayan insanların kanından bir damla içmesi vaciptir.' / Akrebin Kıskacında Güneydoğu (Birlik Araştırma Grubu)
         'Yahudilerin, kanlarını almak için yahudi olmayan pek çok insanı, özellikle çocukları, öldürüp kanlarını çektiklerine dair tarihte, özellikle Avrupa'da, sayısız soruşturmalar, mahkemeler yapılmıştır. Yahudi ansiklopedisi The Universal Jewish Encyclopedia bu konuda tarihte olmuş 150 kadar mahkeme anlatmaktadır. Bazı mahkemelerde Yahudiler bu korkunç gerçeği itiraf etmişler, çocukları nasıl kaçırdıklarını, kanlarını nasıl aldıklarını detaylarıyla anlatmışlardır.
      
        * Yahudiler Kabbala (gelenek), Tevrat ve Talmut (ders) isimli üç kitapla içiçe yaşarlar. Bu kitaplardan Kabbala Tevrat'tan önce Yahudilerin ırkçılık da dahil olmak üzere bütün azgınlıklarının kitap haline getirilmiş şekliydi. Tevrat'ı değiştiren Kabbalist Hahamlar Kabbala'ya göre değiştirmişlerdir. Buna Yahudi Kavminin eğilimlerinin meşrulaştırılması da diyebiliriz. Bunun içindir ki yeryüzünde en dindar insanlar Yahudilerdir. Çünkü nefislerinin emrettiği hiçbir şey ama hiçbir şey Tevrat'ta menedilmemiştir.
         ... Talmut, Tevrat'ın yorumu niteliğindedir. Milattan sonra 2. yüzyılda Haham Nasi Yuda tarafından oluşturulmuştur. Talmut'a göre dünya Yahudilerindir. Yahudi olmayan birisinin malı, onu ilk bulan Yahudinindir. Yahudiler bütün ırklardan üstündür. Diğer milletlerin tohumu hayvan tohumudur. Yahudi olmayan birisi bir Yahudiyi döverse, Yahudi olmayanın cezası ölümdür. Eğer Yahudiler olmasaydı, yeryüzünden bereket kalkardı, araya güneş gireri yağmur kesilirdi. Diğer bütün insanlar köpektirler, domuzdurlar. Diğer insanların evleri, pis hayvanların ağılı gibidir. Yahudi olmayanlar şefkat ve merhamet göstermek yasaktır. Yahudi olmayanlar hem Yahudinin hem de Allah'ın düşmanlarıdır. Yahudi olmayanlara yapılan her iyilik bir hatadır, her kötülük ise Allah'a yaklaşmaktır. Bütün yeryüzü Yahudinin mülküdür. Yahudi olmayanların elinde bulunan yerler Yahudiden zorla alınmıştır. Her türlü çareye başvurarak bu yerler alınmalıdır. Yahudinin kendi kardeşinin malını çalması haramdır. Başka milletten olanların malını çalması ise vaciptir. Çünkü dünyanın serveti Yahudi için yaratılmıştır. Bu servetleri hangi yolla olursa olsun ele geçirmeleri gerekir. / Çağdaş Dünya Dinleri (Prof. Dr. Abdulkadir Şeybe)

        * ... Tevrat'ta Cenneti Cehennem, Öbür Dünya veya bunları çağrıştıracak ifadeler yer almaz. Hesap Günü yoktur. Ne varsa bu dünyada vardır. Her şey mübahtır. Tanrı İsrail oğullarını özel yaratmıştır. İnsan sadece kendileridir. Diğerleri ise Tevrat tabiriyle 'Kır Hayvanları'dır. Kendi dillerinden diğer insanlar 'Goyimler'dir. Bu ise Yahudi olmayan insan görünümündeki hayvan demektir. Aslen Yahudi olan Darwin'in Evrim Teorisi yani maymundan gelme masalı Yahudi olmayanlar için geçerlidir. Bütün insanlar maymundan gelmiştir; fakat Yahudiler Tanrı tarafından özel yaratılmıştır. Topraktan yaratılan Adem ve ondan türeyenler İsrail ırkıdır.

        * Tevrat'ta 432 kez altın, 328 kez de gümüş kelimesi geçmektedir. Ayrıca safir, yakut, elmas, yeşim gibi bütün kıymetli taşları isimleri defalarca zikredilir. Şekel ve para kelimeler hemen hemen her sayfasında rastlanılan kelimelerdir. Yahudilerin asırlar boyunca dünyanın her yerinde sarraflık ve tefecilik yapmalarının Tevrat yönlendirmesi olduğu açıktır. Sözün kısası Tevrat altına, gümüşe, paraya, mala yani dünyaya tapma kitabıdır. Yahudi de zaten bunlara tapar.
    
        * Önemli bir sapkınlıkları da ensest yani aile içi cinsel ilişkidir. ... Ensest anlayışını Tevrat'a yerleştirerek adeta kutsamışlardır. Tevrat'tan bazı örnekler bunu apaçık ortaya koymaktadır. İşte çarpıcı örnekler:
         'Ve büyük kız küçüğüne dedi: Babamız kocamıştır ve bütün dünyanın yoluna göre yanımıza girmek için memlekette erkek yoktur; gel, babamıza şarap içirelim ve babamızdan zürriyeti yaşatmak için onunla yatarız. Ve o gecede babalarına şarap içirdiler; ve büyük kız girdi babasıyla yattı ve onun yatmasını ve kalkmasını bilmedi. Ve vaki oldu ki, ertesi gün büyük kız küçüğüne dedi; işte, dün gece babamla yattım; bu gece de ona şarap içirelim ve babamızdan zürriyet yaşatmak için gir, onunla yat. Ve o gece dahi babalarına şarap içirdiler ve küçük kız kalkıp onunla yattı; ve onun yatmasını ve kalkmasını bilmedi. Lut'un iki kızı böylece babalarından gebe kaldılar. Ve büyük kız bir oğul doğurdu ve onun adını Moab çağırdı; o bugüne kadar Moabların atasıdır. Ve küçük kız, o da bir oğul doğurdu ve onun adını Ben-ammi çağırdı; o bugüne kadar Ammonoğullarının atasıdır. / Tevrat Tekvin 19. Bap (31-38)
         Yahudinin kitabında peygamberi kızlarıyla cinsel ilişkiye sokuyor yani ensesti kutsallaştırıyor.

        * Ve gerçekten kızkardeşimdir, kendisi babamın kızıdır, fakat annemin kızı değildir; ve benim karım oldu. / Tevrat Tekvin 20. Bap (12)

        * İki menem, sanki bir çift geyik yavrusu, zambaklar ara Gözlerinin bir bakışı ile, gerdanını tek zinciri ile gönlümü kaptın. Okşamaların ne güzel, kızkardeşim, yavuklum!... Ey yavuklum bal damlatır dudakların; balla süt senin dilinin altındadır; esvabının kokusu da, sanki Libnan kokusu. Kızkardeşim, yavuklum, kapalı bir bahçedir; kapalı bir kaynaktır, mühürlenmiş bir pınardır. /  Tevrat Neşideler Neşidesi 4. Bap (5, 9-12)

        * Fahişelik ettikleri zaman kızlarınızı ve zina ettikleri zaman gelinlerinizi cezalandırmayacağım. Tevrat Hoşea 4. Bap (14)

        * İnsanları katletmek Tevrat'ın emridir. Yahudi fırsat bulursa bunu bir ibadet olarak yapar. Fırsat bulamazsa insanları birbirine kırdırarak yapar. İkinci Dünya Savaşı sonunda Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerinde patlayan atom bombasını yapan 23 bilim adamının tamamı Yahudi idi. Atom bombasının atılma talimatını veren Amerikan Başkanı Truman da Yahudi idi. Sonuç 118.000 masum sivil eriyerek veya yanarak bir anda ölmüş, 109.000 sivil de yaralanmıştı. / Yahudilik ve Kapitalizm (Bilim Araştırma Grubu)

        * Katliamcılığın haricinde Yahudi olmayanların mallarını çalmak ve soymak da Yahudi için Tevrat emri ve ibadet mertebesindedir.
  
        * İsrail'i ayakta tutan tek ekonomil güç terördür. Sirilankaya'ya Tamil Gerillalarını etkisizleştirmek için hücumbot satan İsrail Tamillilere de hücumbotsavar satar. Telaviv'deki Mossad eğitim alanının bir ucunda Sirilanka devlet güvenlik güçlerine antiterör eğitimi verirken, diğer ucunda Tamillilere terör eğitimi verir. Bu işleri öyle astronomik rakamlarla yapar ki, gün gelir Sirilanka borç altında ezilir. Borcunu ödeyemeyecek durumlara düşürülür. Mossad, Sirilanka'ya el altından bir baraj projesi hazırlar. Uluslararası finans kurumlarından kredi temin eder, fakat bu paranın bir doları dahi Sirilanka'ya gitmez tamamı İsrail'e gider. İsrail kağıt üzeri korsanlıkta borcunu tahsil etmiştir zavallı Sirilankalılar hala emeli atılan barajın yapılmasını bekliyorlar. Dünyada rüşvetin en az olduğu şirin Sirilanka'da, Sirilankalılar barajın yapılmasını daha çok bekleyeceklerdir. İsrail terör sayesinde hem para kazanmakta hem de insanları birbirine kırdırma ibadetini yerine getirmektedir. / Mossad İhanet Çemberi (Victor Ostrovsky / Claire Hoy)
Sirilanka

İncil'i Değiştirenler Niçin Değiştirdi...

        * İncil, Yunanca iyi haber anlamına gelen 'Evenjelüs'den gelmektedir. Hz. İsa'nın sağlığında, gerek Romalıların zulüm ve baskılarından, gerekse Yahudilerin fitneliklerinden dolayı İncil yazılamamıştır. Hz. İsa'nın sağlığında hatta Allah katına alınışından birkaç yıl sonraya kadar. Hz. İsa taraftarlarına her türlü eziyet ve işkenceyi reva gören bir şahıs çıkarak Hz. İsa'nın bu dünyadan ayrılmasından sonra kendisiyle görüştüğünü iddia etmiş ve bugünkü Hristiyanlığın temellerini atmıştır. Karşımıza bazen Saul bazen Paul olarak çıkan ve Hrstiyan aleminde Aziz Paul olarak anılan bu zat İncil'de Hz. İsa ile karşılaşmasını anlatıyor.

        * İlk İnciller Hz. İsa'dan 60-70 yıl sonra ortaya çıkmıştır. Birbirini tutmayan, yazanı belirsiz ve kaynağı belirsiz 300'den fazla İncil piyasada dolaşmaya başlamıştır. 
         Ahlak mevhumundan mahrum ve hiçbir zaman samimi bir Hristiyan olmayan Bizans İmparatoru Konstantin hristiyanlığı tahtının devamına yararı olur düşüncesiyle kabul etmişti. ... işine gelmeyen İncil'lere geçit vermemek için M.S. 325 yılında İznik (Nicaea) Konsil'ini toplattırdıç bu Konsil'e 2048 papaz katılmıştı. / Yaşayanlara Çağrı (Prof. Dr. Roger Garaudy)
      
        * Emperyalist bir İmparatorun istediği dini anlayış insanların kuzu gibi teslimiyetçi olmasıydı ve de öyle bir dini anlayış çıktı. Dört İncil meşru kabul edildi. Bunlar Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleriydi. Diğer İnciller yasaklandı ve bulunduranlar ölümle cezalandırıldı. Bugün Hristiyan aleminde bu dört İncil bir arada kiliselerde yürürlüktedir.
  
        * Din adamlarının özel mahkeme ve özel vergileri vardı. Halka dilediği gibi hükmediyorlardı. Özel toprakları vardı ki ülke arazisinin dörtte biri kadardı.

        * Ku Kulx Klan, Amerika'daki zencilere karşı Hristiyan beyazların 1865'tde kurdukları bir zulüm örgütüdür. ... Güya Amerikan hükümeti bir müddet sonra bu örgütü yasakladı. 1915 yılında Atlanta'da, Methodist papaz William Joseph Simmons tekrar canlandırdı. Bu defa papazlar seyirci değildi. Katliam emirlerini bizzat bir papaz veriyordu. / Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi 14. Cilt
         Bu zavallı zencileri, Ku Kulx Klan'cıların ataları, 1500'lü yılların başlarından itibaren kendi topraklarından ve milletlerinden zorla kopararak ta buralara kadar getirmişlerdi. Hala ismine Köle Kıyısı denilen Gine Körfezi'nde 1482'de kurulan Sao Jorge Kalesi köle ticaretinin başlıca üssü haline gelmişti. ... Köle tacirlerinin memleketi olan Nantes, Bordeaux, La Rochelle, Bristol, Lizbon, Amsterdam ve Anvers bugünkü zenginliklerini köle ticaretine borçludur. / Thema Larousse Tematik Ansiklopedi 1. Cilt

        * ... zenci ömür boyu köleydi. Hatta çocuklarına da geçiyordu kölelik. Bir kölenin vaftiz edilmesiyle yani Hristiyan olmasıyla o çocuğun kölelik durumunun değişmeyeceği Virginia'da çıkarılan bir kanında 1667'de karara bağlanır. / Mesaj Dergisi Sayı 61

        Lousiana Anayasası'nda şöyle bir madde vardı: Kölelerin durumu kayıtsız şartsız hiçbir biçimde değiştirilemez. Köle efendisinin ve onun ailesinin emirlerine kesinlikle uyacaktır. İtiraza hakkı yoktur. Richmond şehrinin bir kararnamesi ise: Zenciler sokakta bir beyazla karşılaştıklarında hemen gözden kaybolmalıdır, diyor..
        
         Charston şehri ise zencilerin sigara içmelerini ve baston kullanmalarını yasaklıyordu. Çünkü bu fiiller ancak şerefli insanların yapabileceği işlerdendi. ... Okuyup yazmaları yasaktı. Zenci kadınlar efendilerinin her türlü isteğine -evet- demek zorundaydılar.

         Amerikan Adalet Bakanlarından Roger Tany, 1857 yılında Yüksek Mahkeme Başkanı önüne gelen bir dava için şu kararı verecektir: Amerika'da yaşayan Afrikalılar, özgür bile olsalar aşağı tabaka insanlarındandır. Siyasal hakları yokturç yurttaşlara verilen haklardan yararlanmaları söz konusu değildir. Olsa olsa beyazlar kendilerine hak verirlerse onları kullanma hakları vardır. Gerekçesi ise hayli ilginçtir: Barbar bir memleket olan Afrika'dan getirilmiş kölelerin çocukları tam anlamıyla yurttaş değildir. / Mesaj Dergisi Sayı 61

        * Haçlı fikri ilk defa 1049-1054 yılları arasında Papalık yapan Papa 9. Leon tarafından ortaya atılmıştı. 11. yy papası 2. Urbain 1095'te Clairmond-Ferrand'da 1. Haçlı seferi için propaganda konuşmalarını başlatmıştı. Daha önceleri para karşılığı dağıtılan cennetten arsa ve günahların bağışlanması belgeleri şimdi bedavadan Haçlı seferlerine katılacaklara dağıtılıyordu. / Demokrasi (Prof. Dr. Muhammed Kutub)

        * Fransız tarihçisi Louis Pierre Anquetil Haçlı Seferleri'ne katılan gönüllüler arasında dini hislerle hareket eden çok az insan bulunduğunu söylemektedir. / Vahşi Batı (Dr. Sedat Cereci)

        * Fransa'da din alanında kardinalliğe kadar yükselen ve 1726'dan, 1743'te ölümüne kadar başbakanlık yapan Rahip Fleury Haçlı Seferleri için şunları söylemiştir:
         Haçlı Seferleri, borca boğulmuş kimselerin borçlarından kurtulmak için; Kilise nizamlarına uymamaktan disiplin cezalarına çarptırılmış ruhbanların affedilmeleri için, Manastırın ağır havasına dayanamayan rahiplerin manastırı terk edebilmeleri için; fahişelere mesleklerini daha serbestçe icra imkanı bulabilmeleri için fırsatlar ve kolaylıklar bahşediyordu. / Batı'nın Doğu Politikasının Ahlaken İflası (Ahmet Rıza)

        * Yalnızca Portekiz'in dört şehrinde engizisyon mahkemelerinde yargılanıp cezası infaz edilen masum insanların sayısı 50 bin civarındadır. Engizisyon mahkemesi Portekiz'de 281 yıl süreyle nice masum insanın canına kıymıştır. / Vahşi Batı (Dr. Sedat Cereci)

        * Hitler'in Almanyası... Ya da ABD'nin İsrail'i... Aynı Batı... Değişmez vahşet...

        * Günümüzde Avrupa'da bilhassa Paris'te parfümeri ensdüstrisinin çok gelişmiş olması, Avrupalı'nın asırlardır temizliği günah sayışının neticesi olarak leş gibi kokması ve bu kokuyu örtmek isteyişinin ürünüdür.
         Dr. Cabanes'den yapılan bir tecüme:
         Ortaçağ sonlarına doğru yalnız evlerde değil, asiller ve zenginlerin saraylarında da hela (tuvalet) yoktu. İhtiyaçlarını gidermek isteyenler, altında bir çeşit oturak bulunan iskemlelerine oturarak rahatlar; bu iskemleyi de odalarının bir bölmesinde gizlerlerdi. / Yalan Söyleyen Tarih Utansın (Mustafa Müftüoğlu) 7.Cilt
         Bahsi geçen oturakların pis kokusunun yayılmaması için kapaklı birer kutu içine konulduğu birer kutu içine konulduğu ve yatağın başucunda (kadın ve erkeğe ait) iki adet sağlı sollu konulduğu, zamanla bu kutuların yatak odası takımlarında komidin olarak günümüzde bizim de evlerimizi şereflendirdiğini acaba biliyor muyduk?

        * Avrupalılara göre banyo yapmak aklı giderir, beyni sulandırır ve büyük günahtır. Bu düşüncede de başı hep İspanya çeker.

        * İslam kötü davranışlarından dolayı ceza vermek amacıyla hayvanları hapsetmeyi kesinlikle yasak etmiştir. Bunun yanında onları ölüme atmayı, kanlı ve sert oyunlara alet etmeyi de yasaklamıştır.
         Peygamber aynı zamanda hayvanlara karşı gaddarca dvranmayı da yasak ediyordu: Bir kadın bir kediyi besinsiz hapsetmiş ve rızkını aramaya salıvermemiş olduğu için cehennem azabına müstehak olmuştur, demiştir.

        * Yahudilerin Talmud'un göre kadın, dini okullara alınmaz. Çünkü hafif akıllıdır ve ona din eğitimi şart değildir. Haham Eliazer'e göre 'Kim kızına tevrat öğretirse, ona kötü bir şey öğretmiş olur' / Cevab Vermedi (Dıya-ül Kulüb) (Harputlu İshak Efendi)



^-^ KEDİLER ^-^

        * Bir kadın bir kediyi besinsiz hapsetmiş

        * Bu adamlar sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar...

- Yazım-Basım Hataları-

        * Sf/22
         ... yeralmaz.

         ... gelmiştir;fakat...

        * Sf/22
         ... bıraktırılıyor. dikkat...

                ... ceylen yavrusu...
           
        * Sf/37
         ... oluy-
         or.

         ... elaltından...

        * Sf/38
         ... rüşvetin en az olduğu şirin Srilanka da, Sirilankalılar barajın yapılmasını...

        * Sf/41
         ... sebe-
         ple...

        * Sf/42
         Birbirni tutmayan...

        * Sf/55
         ... bu sakat anlayış asırlarca Avrupa da hekimliğin yasaklanmasına neden olmuştur.

        * Sf/85
         ... Gine Körfezin'nde...

        * Sf/86
         ... köle varken 1850'ler de...

         Ahmet Bin bella...

        * Sf/89
         ... haklardan yararalanmaları...

        * Sf/98
         ... yılları arsında...

         ... propoganda...

        * Sf/138
         Yerlilerde...

        * Sf/164

         ... sömürgecilkten...
                                                   Okuduğum tarih: Eylül 2014


Yazar Hakkında Bilgi=  01/01/1956'da Kilis'in Polateli ilçesinde doğdu. İlkokulu İslahiye'nin Cevdetpaşa, Dervişpaşa ve Kırıkhan'ın Atatürk ilkokullarında, orta öğrenimini Kilis Ortaokulu ve Kilis Lisesi'nde okudu. İ.Ü.  Kimya Fakültesi'nden mezun olan yazar evli ve iki çocuk sahibi olup halen bir resmi kurumda kimya mühendisi olarak çalışmaktadır.


Keyifli okumalarınız olsun...

1 Eylül 2014 Pazartesi

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Gölgede Kalan Yıllar / Memed Fuat

Kitapla ilgili paylaşımımı okumak isterseniz:

Gölgede Kalan Yıllar - Memed Fuat *Yaz Okuma Şenliği 2014*


Okuma halleri fotoğraflarımı güncel olarak Instagram'dan takip etmek isterseniz kullanıcı adım: okuyann

Çok sevdiğim defterimle...


Kahvesiz, kedisiz, kalemsiz ve keyifsiz okuma olmazz:))


Kitaplığımın değerlileri...


Poirot ♥


♥♥


Yaz okuma şenliği defterime bakmak isterseniz buraya lütfen:)


Kalabalık haller:)


Gece okumaları...


Mırk mırkk ^-^


Nazım ♥ Piraye


Gölgede Kalan Yıllar - Memed Fuat *Yaz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' listesinin bir kitabı daha bitti...
Listenin 29. sırası:
Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Kategorinin Türk yazarlar kısmı bitti:)
Kadın-Türk yazar kategorisi paylaşımım:

Karanlıkta Çok Güzelim - Nilüfer Açıkalın *Yaz Okuma Şenliği 2014*


Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:


GÖLGEDE KALAN YILLAR
Yazarı: Memed FUAT
Türü: Anı
Yayın Hakları: Yapı Kredi Yayınları
www.ykykultur.com.tr
-   1. - 6. baskı: Adam Yayınları, 1997-2001
-   YKY'de 1. baskı: İstanbul, Şubat 2013
-   494 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * O sırada Vedat Örfi (Mısır'da) çölde bir film çekiyormuş. Hz. Muhammed'in yaşamıyla ilgili bir film. Herhalde dinsel yasakları bilmediğinden olmalı, Hz. Muhammed'i canlandırmaya kalkmış. Tutuklayıp bütün ekibiyle birlikte içeri atmışlar. Elçiliğin araya girmesiyle zor kurtulmuş ceza yemekten.

        * ... Kalamış'ta deniz kıyısındaki salaş kahveler... Şimdi yok o kahveler. Eskiden Kalamış iskelesinden Kurbağalıdere'nin ağzına kadar uzanan kumsalda derme çatma yapılmış kır kahveleri vardı.

        * Nazım'ın babası Hikmet Bey Süreyya Sineması'nın müdürüydü.

        * Bugün Opera Pasajı'nın bulunduğu yerden Süreyya Paşa Sineması'na kadar yan yana sıralanan, önleri küçük bahçeli, taş bodrum katlı, girişleri merdivenli, sahanlıklı, tahta Kadıköy evleri vardı.

        * ... işçilere gönderilen bildiriler ele geçmiş. Bunları kimin yazıp gönderdiği araştırılırken Nazım'dan da kuşkulanılmış olmalı ki bir gece Mithat Paşa köşkünü polisler basmış. Bildirilerin yazıldığı daktiloyu arıyorlar.
         Polisler bütün köşkü aramışlar, bildirilerin yazıldığı daktilo yok.
         Gene de Nazım alıp götürülmüş. Sorgulanacak.
         Ertesi gün dingin kafayla oturup aralarında konuşurlarken bakmışlar daktiloyu kimse saklamamış.
         ... Bir de anneme soralım diye neneme gitmişler.
         'Aa, onu dün gece polisler Nazım'ı götürdükten sonra, ne olur ne olmaz, belki gene gelirler diye, ben çatı katına çıkarıp su deposunun arkasına sakladım,' demiş nenem çok doğal bir şey yapmış gibi.
         Şişmanlıktan yürürken bayağı zorlanan bir kadını kucağında daktiloyla ki kat çıkıp su deposunun arkasına uzanmaya çalışırken düşünebiliyor musunuz!..
         'Peki, polisler köşkü ararken nerdeydi daktilo?'
         'Köşede pirinç ayıklamak için oturduğum tabureyi hemen onun arkasına koymuştum, daktilo da etekliğimin altındaydı...'

        * Pendik'te Pavli adası... Bugün öyle bir ada yok. Denizi doldurarak yol yapmış, adayı karaya bağlamışlar. Eskiden Pavli'ye Pendik'ten sandala binilerek gidilirdi.

        * Soyadı seçmek...
         Nazım hiç oralı değildi. Onun bu konudaki düşüncesi bir şiirinde açıklanmıştı:
         Hasep, nesep, kan, soy, sop işinde yoğum.
         Çünkü ne soyu sicilli bir buldoğum
                                               ne de tecrübelik bir tavşan.
         'Sen git al kendine bir soyadı,' diyordu, 'ben de gerekirse seninkini kullanırım.'
         Sonunda öyle anlaştılar.
         Soyadlarının anlamlarına gülerken anlamsız bir soyadı alma düşüncesine ulaştılar.
         'Ran'ı annem seçti... Hiçbir anlamı, çağrışımı olmayan bir sözcük bulduğu kanısındaydı.
         Yıllar sona ona,
         'Anne, Ran'ın anlamı neymiş, biliyor musun?' diye sormuştum.
         'Hiçbir anlamı yok, ben aldım onu,' demişti.
         'Ama varmış bir anlamı.'
         'Ben aldım diyorum. Bilmez miyim? Yok bir anlamı.'
         'Şöyle diyorlar: Ran'ı tersten okuyunca, nar oluyormuş, nar kırmızıymış, kırmızı da kızıl demekmiş, yani Ran sözcüğü komünistin kısaltılmışı...'
         Şaşkınlığını gizlememiş,
         'Neler düşünüyorlar, nelerle uğraşıyorlar...' diye gülmüştü.
  
        * Haydarpaşa Lisesi evli barklı, tabancalı bıçaklı kabadayı öğrencileriyle ünlüydü.

        * O yıllarda Marmara'nın kirleneceğini, denize girilemeyeceğini söyleseniz kimse inanmazdı.
         Moda, Fenerbahçe, Caddebostan, Suadiye, Bsotancı, Maltepe, kıyı boyunca plajlar birbirini izlerdi.
         Yazlığa gelenler her sabah denize giderlerdi.

        * ... Aziz Nesin'de hep birlikte tam anlamıyla çuvallamıştık. Düşün Yayınevi adına 50 liralık ilan veren bu ağabeyimiz, ne zaman gidip isteyecek olsak,
         'Yapmayın çocuklar, sizin bende paranız mı kalacak!' demekle yetinmişti.
         Dergimiz kapandı, bizler dağıldık, o 50 lira Aziz Nesin'de kaldı. Ama sonradan bu olayı ne zaman anımsasam, varını yoğunu Nesin Vakfı'ndaki çocuklara adayan bu yüce gönüllü insana nice 50 liralar helal olsun diye düşündüm.

        * Piraye, Nazım'ın Ayşe'nin Mektupları diye şiirleştirdiği mektuplarından birinde şöyle der:
         Sen beni kıskanıyorsun,
                   ve benim gülmem tutuyor.
         Ben aşkı: hürmet
                         muhabbet
                         sadakat diye anlarım
                         (...)
                         Halbuki aşk sadece muhabbet sende.

         Birkaç dize aşağıda da şunları ekler:

               Hem biliyorum bu evhama neden düştüğünü:
                   ben içerde olsaydım
                            sen dışarda aldatırdın beni.
         İkimizde dışardayken beni aldatmadın mı?
         Sen alçaksın
         ve dışarı çıkar çıkmaz
                   beni yine aldatacaksın.


^-^ KEDİLER ^-^

* ... yüksek duvarlı bir bahçenin içindeki bu köşk, kedileri, köpekleriyle ünlüydü. Elde sepet, Kayışdağı'na, Alemdağı'na, Maltepe'ye, Kartal'a gitmeye hiç gerek yoktu, herkes kurtulmak istediği kedi ya da köpek yavrularını o duvarlardan içeri atardı.

        * Köpekler, kediler, ahırda hiçbir ile yaramayan, tıknefes bir midilli...
... kedilere manca...

* Köpekler, kediler, ahırda hiçbir ile yaramayan, tıknefes bir midilli...
 kedilere manca...

        * Birden kedi sesleri doldu odaya. Ürkütücü bir kedi kavgası.
... nerde bu kediler? ... Meğer kediler Mesut Lala'nın karnındaymış. ... karnından kedi sesleri çıkarıyor.
... Mesut Lala'nın kedilerini dinlemiştim.
        
        * Bembeyaz bir kediydi. Nenemin kedisi.

        * ... koynumda doğan kediye, zaten nenem bakıyordu. Onu İye'min hanım hanımcık kedilerinin arasına getiremezdim.

        * ... yabancı köpek ya da kedi bahçeye girecek oldu mu canavar kesilirdi. Halamın yan bahçedeki kedilerimi bizim bahçeye kesinlikle geçirmiyor...

        * Ama kediler köpeklerle dolu olduğu için o bahçeye kendi başıma gidemezdim.

        * Cemilanım'ın kedisi...

        * Avını kollayan bir kedi gibi dört ayak olup yere yaklaşarak...

        * Önemli bir eksiğimiz vardı: Kedimiz, köpeğimiz, tavuklarımız, hiçbir hayvanımız yoktu.

        * ... suyu yükseltmek gerekirdi. Çok fazla yükseltmek de olmazdı, çünkü kediler havuzun kenarına gelip pusuya yatar, suyun yüzüne yaklaşan balıkları patileriyle vurup dışarı alıverirlerdi.
        
        * Dedem öyle kediler köpeklerden pek hoşlanmaz, atları, inekleri severdi...

        * ... kedime, köpeğime bile nenemin baktığı düşünülerek...

        * ... herif kedi gibi yedi canlı...

        * ... sayılar belirsiz köpeklerle kediler gibi...

- Yazım-Basım Hatası-

        * Sf/333
         oğlu-
         ndan

                                                     Okuduğum tarih: 23 Ağustos 2014


Yazar Hakkında Bilgi=  Memet Fuat (1926, İstanbul-19 Aralık 2002, İstanbul) Asıl adı Mehmet Fuat Bengü. 1946’da Haydarpaşa Lisesi’ni, 1951’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Öğretmenlik, çevirmenlik, muhabirlik, inşaatlarda mimar yardımcılığı gibi işlerde çalıştı. 1960’ta De Yayınevi’ni kurdu. 1964-75 arasında Yeni Dergi’yi çıkardı. Bir önceki yılda çıkmış yazı, öykü ve şiirlerden yaptığı seçmelerle Türk Edebiyatı adlı yıllıklar düzenledi (1963-72). Çocukluğundan beri süregelen spor tutkusunu, yaşadığı çevredeki çocukları sporculuğa yönlendirme yolunda değerlendirdi. 1972-80 arasında voleybol erkek milli takımlarına antrenörlük etti. 1979-82 arasında Anadoluhisarı Gençlik ve Spor Akademisi’nde öğretim görevlisi olarak voleybol dersleri verdi. 1980-83 arasında Yazko Edebiyat dergisini yönetti. 1981’de Adam Yayınevi’nin yerli yayınlar editörü oldu. 1987’de emekliye ayrıldı. 1985’te yayımlanmaya başlayan Adam Sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini 1999’a kadar sürdürdü. Yazılarında ağırlıklı olarak düşünce özgürlüğü, hoşgörü üzerinde duran, çağdaş Türk şiiriyle yakından ilgilenen Memet Fuat, 1959’da dergilerde çıkan yazılarıyla Ataç Eleştiri Armağanı’nı, 1961’de Düşünceye Saygı adlı kitabının birinci basımıyla Türk Dil Kurumu Deneme-Eleştiri Ödülü’nü kazandı. Çağdaşımız Makyavel a dlı kitabıyla 1992 Sedat Simavi Ödülü’nü Gülten Akın’la paylaştı, 1995’te Kültür Bakanlığı “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”nü, 1996’da Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü Altın Madalyası’nı aldı. 2004-2011 yılları arasında adına “Eleştiri-İnceleme-Deneme-Yayıncılık-Genç Şiir” dallarında “Memet Fuat Ödülleri” verildi.
Başlıca yapıtları: Aşk ve Sümüklüböcek (1946, öyküler, Tuna Baltacıoğlu ile); Yaşadığımız (1951, roman); Düşünceye Saygı (1960, denemeler); Tiyatro Tarihi (1961); Türk Edebiyatı (1963-72, yıllıklar, 10 kitap); İlkokul Çocukları İçin Şiirler (1968, antoloji); Yunus Emre (1976); Şinasi (1977); Pir Sultan (1977); Karacaoğlan (1977); Ahmet Haşim (1977); Tevfik Fikret (1979); Çağını Görebilmek (1982, denemeler); Voleybol (1983, Mehmet Bengü adıyla); Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi (1985); Unutulmuş Yazılar (1986, denemeler); Çağdaşımız Makyavel (1992, denemeler); Seçilmiş Çeviri Şiirler (1992, antoloji); Dünya Yazınından Seçilmiş Kısa Oyunlar I-II (1993); Dünya Yazınından Seçilmiş Kısa Öyküler (1993); Türk Yazınından Seçilmiş Çocuklar İçin Şiirler (1993, genişletilmiş 2. basım); Türk Yazınından Seçilmiş Denemeler (1993); Türk Yazınından Seçilmiş Eleştiri Yazıları (1993); Düşünceye Saygı (1994, denemeler, genişletilmiş ikinci basım); Eleştiri Sorumluluğu (1994, denemeler); İki Yönlü Yozlaşma (1995, denemeler); Konuşan Toplum (1996, denemeler); Dağlarda Yüreğim (1996, denemeler); Özgünlük Avı (1996, denemeler); Her Yer Tiyatrodur (1997, eleştiriler); Gölgede Kalan Yıllar (1997, anılar); Sömürüsüz Bir Dünya (1998, denemeler); Çoğunluğun Gücü (1998, denemeler); Duyumsanmayan Karanlık (1998, denemeler), Yaşadığımız (1998, roman, yeni yazım); Bir Ayrılışın Öyküsü (1998, öyküler); Biçemden Biçeme (1999, denemeler); Yaşlı Bir Şaire Mektuplar (1999, denemeler); Nâzım Hikmet: Portreler (2001); Tartışmalar (2001); Aydınlar Sözlüğü (2001); Köroğlu (2001); A’dan Z’ye Nâzım Hikmet (2002); Konuşmalar (2002); Yazarlığın Eteklerinde (2002, anı); Toplum ve İnsan (2002); İncelemeler (2002); Kitap Eleştirileri (2002); Nasrettin Hoca Fıkraları (2002); Dadaloğlu (2002); Sana Deliler Gibi (2002, kısa roman); Ölünceye Kadar I-II (2003, günce); Adlin (2003, anlatı).
  

YKY'deki Kitapları

http://www.ykykultur.com.tr/yazar/memet-fuat


ARKA KAPAK –

Nâzım’ın Piraye’sinin oğlu Memet Fuat’ın 65 yıllık anıları.

“Bu satırları yazarken altmış dokuz yaşındayım. Annem seksen dokuz yaşındaydı. Beni yirmi yaşındayken doğurmuş. Arada ondan uzak kaldığım, dedemin yanında oturduğum yıllar oldu, ama bana hiç ayrılmamışız gibi geliyor. En eski anım üç ya da dört yaşımdayken yaptıklarıma kadar gittiğine göre, demek ki altmış beş yıl onun çevresinde birtakım anılar biriktirerek yaşamışım.”


Keyifli okumalar...