yaz okuma şenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaz okuma şenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2014 Cumartesi

Müzik ve Sessizlik - Rose Tremain *Yaz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' çoktan sona erdi ve ben de final raporumu burada paylaşmıştım.
Hatta 'Güz Okuma Şenliği' başladı ve benim listemde şurada:)
Bu aylarda el işlerine dönmeye başladığımdan bir türlü kitabın yazısını hazırlayamadım:)
Artık bundan sonra 'Güz Okuma Şenliği' kitap paylaşımlarım ve yeni battaniye ve eldivenlerle mırkklayacağım:)))
Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Müzik ve Sessizlik / Rose Tremian





Tarihi bir roman. Karakterler tarihin içinden. Çeviri çok başarılı. Oldukça beğenerek okudum.


MÜZİK VE SESSİZLİK
-1999 Whitbread Roman Ödülü-
Yazarı: Rose TREMAIN
Türü: Roman
Orijinal İsmi: Music and Silence, 1999
Yayın Hakları: Can Yayınları
www.canyayinlari.com
-   1. basım: Mayıs 2008
Türkçesi: Emre Kuzuoğlu
-   507 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

         * İnsan ruhunun kelimeleri kullanmadan konuşabilmesidir müzik.

        * Örgü örmek, ülkede kadınların kafalarını tembelleştirdiği, uçup giden günlük düşüncelerin yerini hayallerle doldurduğu için yasaklanmış. Erkekler bu duruma 'Yün Toplamak' derlermiş.
  
        * Her zaman hayatın, ölüm için bir hazırlık olduğunu düşünmüşümdür.

        * Geçmiş çok çabuk geride kalmaya başladı.

        * Siyahın bilmediğim hiçbir tonu yoktur.

        * İnsan aklı örülmüş bir parça kumaş gibi. Sorunum, benimkinin... öyle geliyor ki... iplik iplik olması.

        * Gücünün kendisi gibi ölümlü olduğunun farkındaydı.
   
        * ... kadının gülüşünün müzik kadar etkili olduğunu...

Isaac ^-^


^-^ KEDİLER ^-^

* ... çevresindeki kedilerin ve köpeklerin... resimlerini çizmesini istediler.

        * Bu Nils'in, kedimin resmi.

        * ... kedi nerede? Bana kediyi getirin...

        * ... kedi Nils bir türlü bulunamadı.

        * ... kral kediyi okşamaya başladı.

        * Resminiz miyavlamıyor.

        * Kedi Nils'in ... resmini çizme hevesi geçmiş.

        * ... size kedisinin kaybolduğunu bildirip...

        * Kedi yavruları, kuşlar, ... göndereceğiz.

        * ... sarayda bağırıp çağıran tüm kediler ondan korkar.

        * ... bir yavru kedi satın aldık. Yavru kedinin adı Otto.

        * Kedi Otto duyamıyor. Dışarıda, neredeyse duyamıyor.

        * Lütfen kedin Otto'nun buraya gelmemesine dikkat et. Kuşunu canlı sanıp...

        * ... kucağında huzur bulan bir kedi yavrusu...

        * Otto diye bağırdım. Kedim Otto.

        * ... hepimiz birlikte küçük kedisi Otto ile oynayacağız.

        * ... kedisi oynasın diye kırmızı yünden bir de top götürüyorlardı.

        * O ve kedisi Otto.

        * Kedi yavrusunu sana mı gönderdik?

        * ... belki de kedisiyle oynuyordur.

        * Kedinin adı Otto.

        * Bir kedinin miyavlamasına benzeyen, odadaki tek kısık ve mırıltılı sesi tavuk çıkarıyordu.

        * Kedin nerede Marcus?

        * ... sanki kedi odada olabilirmiş gibi önüne baktı...

        * Kedim Otto geride kaldı.

        * ... küçük kedi, Otto kapının önüne gelip kendisine de bir lokma yiyecek atılmasını bekledi.

        * Matti ve Boris kediye baktılar. 'Eğer Marcus bir daha dönmeyecekse', dedi Boris, 'Otto benim olabilir mi?'

        * ... kedisi Otto'nun öngörüsü...

        * Otto artık benim kedim.

        * Kulübede kedisiyle birlikte yalnız bir adam yaşıyordu.

        * Kedi hapisteki karımındı.

        * ... yoksa şimdi hapiste olmaz ve kedisi için sızlanıp durmazdı.

        * ... kedisi Otto'yla birlikte Marcus geldi, kediyi adamın kucağına sanki bir hediye paketiymiş gibi bıraktı.

        * Kedi yumuşakça hırıldıyordu.

        * Kedi Otto da ateşin başında uyudu.


        * Artık kedisi için ağlamıyordu.


- Yazım-Basım Hataları -

        * Sf/169
         Onun niçin gerçekten çok büyük üzüntü duyuyordum.

        * Sf/248
         ... cesurca konuşamam gerekirse...

        * Sf/293
         ... karanlık olursa olsu...

        * Sf/295
         ... fıskiyelere benzer pırasalar ve gördü.

        * Sf/297
         İzin ver seni yapacağını yolculuğa biraz hazırlayayım.

        * Sf/311
         Ne bir ayak sesi duyulmuştu ne de hışırdaysan yapraklar...

        * Sf/329
         Danimarka kralı teminatı ödeyi...

        * Sf/346
         ... şarabı bitiren adam onu lafa girdi.

        * Sf/353
         Bunu için birisine dert yanmak istiyordu...

        * Sf/367
         ... tereyağılar...

        * Sf/429
         ... Peter Clair...

                                         Okuduğum tarih: Eylül 2014         

                   
         Yazar Hakkında Bilgi=  1943 yılında Londra'da doğdu. Öğrenimini Sorbonne'da ve Doğu Anglia Üniversitesi'nde tamamladı. Aynı üniversitede yaratıcı yazarlık dersleri verdi. İlk romanı Sadler's Birthday (Sadler'in Doğumgünü) 1976'da yayınlanan, 1983 yılında 'En İyi Genç İngiliz Romancıları' listesinde yer alan, kitapları on dört dile çevrilen Tremain, Sacred Country (Kutsal Ülke) kitabıyla James Tate Black Ödülü'nü ve Femina Etranger Ödülü'nü, Restoration (Restorasyon) ile Booker adaylığının yanı sıra Sunday Express Yılın Kitabı Ödülü'nü ve Angel Edebiyat Ödülü'nü, Temporary Shelter (Geçici Korunak) adlı radyo oyunuyla Giles Cooper Ödülü'nü ve The Swimming Pool Season (Yüzme Havuzu Mevsimi) ile Angel Ödülün'nü, Müzik ve Sessizlik ile Whitbread ödülü'nü kazandı. Tremain, 2007 yılında da İngiliz İmparatorluk Nişanı ile ödüllendirildi. Yazarın Türkçe'ye ilk çevrilen yapıtı Valentina'yı Sevmek ve Yeni Zelanda'daki altın arayıcılarının serüvenini aktaran Renk de Can Yayınları tarafından yayınlandı.

Çeviren Hakkında Bilgi=  Emre Kuzuoğlu, öğrenimini Bilkent Üniversitesi, İşletme Bölümü'nde tamamladıktan sonra metin yazarı olarak reklam ajanslarında çalışmaya başladı. Halen Medina/Turgul reklam ajansında metin yazarlığı yapıyor. Bundan önce Geceyarısı Sineması, Alt Yazı, Picus ve Serüven dergilerinde korku sineması ve çizgi roman üzerine denemeler yayınlanan Kuzuoğlu, Müzik ve Sessizlik ile edebiyat çevirilerine başladı.

ARKA KAPAK –

1629 yılında, Peter Claire adlı genç bir İngiliz müzisyen, Danimarka kralı IV. Christian'ın saray orkestrasına katıldığında, kendini tuhaf bir ortamda bulur. Orkestra sarayın altındaki soğuk mahzende çalmakta, yalnız ve mutsuz kral yukarıdaki odasında dinlemektedir. Saf güzelliğinden ötürü 'kralın meleği' diye anılan Peter Claire, aydınlıkla karanlığın, iyi ile kötünün ölümüne savaştıkları bu sarayda, kocasını aldatan kraliçenin hizmetkârlarından Emilia'ya âşık olur. Göreviyle tutkusu arasında kalan genç müzisyen hem düşlerini gerçekleştirmenin hem de ruhunu kurtarmanın yolunu nasıl bulacaktır?

Günümüz İngiliz edebiyatının en usta tarihsel roman yazarlarından biri sayılan Rose Tremain, Britanya ve İrlanda Kitapçılar Birliği'nin Whitbread Ödülü'ne değer görülen Müzik ve Sessizlik adlı yapıtında, aşk ve sanatla örülmüş unutulmaz bir öykü anlatıyor.                

1 Ekim 2014 Çarşamba

Kayboluş - Georges Perec *Yaz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' bitti ve ben de final raporumu burada paylaştım.
Hatta 'Güz Okuma Şenliği' başladı ve ben de listemi oluşturdum ve şurada paylaştım:)
Bu kitap haricinde paylaşılacak tek bir kitap kaldı, sonrasında 'Güz Okuma Şenliği' kitap paylaşımlarıma geçebilirim:)

Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Kayboluş/ Georges Perec




KAYBOLUŞ
Yazarı: Georges PEREC
Orijinal İsmi: La Disparition, 1969
Yayın Hakları: Ayrıntı Yayınları
www.ayrintiyayinlari.com.tr
-   Birinci Basım 2005, İkinci Basım 2006, Üçüncü Basım 2008, Dördüncü Basım 2013İstanbul (Baskı adedi 2000)
Türü: Roman
Türkçeleştiren: Cemal Yardımcı
-   335 sayfa


Kitaptan Alıntılar;
  
        * Bir akşamcıyı şarapta, bir kimyacıyı amonyakta, bir kamyoncuyu mazotta boğdular.

        * Romanın orijinal adı olan la Disparition, 'Kayboluş' düzanlamının yanı sıra, Nazi işgali altında Fransa'da, Almanlar tarafından ortadan kaldırılanların yakınlarına sunulan ölüm kağıdımın başlığında bulunduğu için, bizim 'gözaltında kaybolanlarımızı' çağrıştıran bir yananlam da taşıyor.
  
        * O yarı yaşıyor, onla öldü bir yarım / Victor Hugo
  
        * ... okur kapağını kapadığında, asıl o zaman yaşamaya başlar kitap. ... Bütün hatıralar, kitap kapandıktan sonra saklandıkları kuytulardan çıkar, bir fısıltı olarak ortaya dökülür. Artık yazar da yoktur, yarı yazar da. Okur da gitmiştir. Ama kitabın satırları savunmalarını yaparak fısıldaşır dururlar sabaha kadar.
         Gün ağarır, bir başka okur kitabı alır, satırlar sayfalara kaçışır.
  
^-^ KEDİLER ^-^

        * ... bir pisi pisinin miyavlamasını...

        * Divanın altındaki bir pisiciğin payına da bir parça sakatat düşmüş, o da onu yiyormuş.

        * Aşk ilminin, bilim aşkının yoldaşı pisi,
         Adımlarında uçurumların ıssızlığı;
         Olurdu karanlıklar tanrısının çırağı,
         Yaltaklanmaya razı olup, bıraksa kibri.

- Yazım-Basım Hatası-

        * Sf/326
         ... talışma hayatımın...

                                                                       Okuduğum tarih: Eylül 2014


Yazar Hakkında Bilgi=  Georges Perec (d. 7 Mart 1936, Paris, Fransa– ö. 3 Mart 1982, Ivry, Fransa), Fransız sosyolog ve edebiyatçıdır. Tüm yaşamı Paris'te geçti. II. Dünya Savaşı'nda henüz 3 yaşındayken babasını kaybetti. Annesi 1942'de Paris'te ortadan kayboldu. Sonradan Auschwitzkampında öldüğü öğrenildi. Akrabaları tarafından büyütüldü. İlk romanı Les Choses 1965'de yayınlandı ve Renaudot Ödülü aldı. Bu tarihten sonra yirmiye yakın kitap yazdı. 1969'da yayınlanan La Disparition (Kayboluş) adlı romanını hiç E harfi kullanmadan yazdı. 1978'de yayınlanan La vie mode d'emploi en önemli yapıtlarındandır ve Médicis Ödülüne değer görülmüştür.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Georges_Perec

Türkçeleştiren Hakkında Bilgi=  Cemal Yardımcı, kaybedenler cemaatindendir. Bu konumunu kimi zaman içi kaldırmadığı ve etik bulmadığı için, kimi zaman mükemmelliyetçiliği ya da düpedüz tembelliği yüzünden yapamadıklarına borçludur. Bu yüzden yaptıklarından çok yapamadıklarıyla anılmak istemektedir.
         Devrim (196-1992), asal sayıları veren formülün keşfi (1974-1996), keman çalmak (1982-1989), iş dünyasında zirveye tırmanmak (1995-2002), ekolojik tarım (1999-), amatör marangozluk (2002-) ve yayıncılık (2003-2004) yapamadıklarına birkaç örnek olarak sayılabilir.
         Kalemini keskinleştirmek amacıyla yaptığı çeviri çalışmaları arasında bu kitabın yanı sıra, İngilizce'den çevirdiği Ursula K. LeGuin'in Hep Yuvaya Dönmek (Ayrıntı Yayınları, 2002) adlı yapıtı da bulunmaktadır.
         Bu günlerde karısı çalışırken ilk romanını yazmak üzere eve kapanma mesleğine atılmak amacıyla enerji biriktirmektedir.

ARKA KAPAK –


Birinci mucize:

Georges Perec, Fransızcanın en çok kullanılan sesli harfi olan "e"yi kullanmadan bir roman yazdı: La disparition.

İkinci mucize:

Cemal Yardımcı, bu romanı "e" harfini kullanmadan Türkçeleştirdi: Kayboluş.

Kayboluş, ilk yayımlandığı 1969 yılından bu yana kısıtlamanın kaçınılmaz olarak yoksullaştırdığı kuru bir anlatı olarak karşılanmadı hiç! Dil oyunları, çağrışımları, konusunu baş kahraman yapan kurgusuyla bir yazınsal başyapıt; doludizgin hayal gücü, insafsız mizah duygusuyla bir solukta okunacak bir roman olarak kabul gördü.
İkinci Dünya Savaşı'nı, anasının, babasının kayboluşuna tanık olan bir çocuk olarak yaşayan yazar, hayatına damgasını vuran boşluğu bu olağanüstü romanında bir harfi ortadan kaldırarak yansıtır. Ama daima yaptığı gibi, hüznünü coşkulu bir mizahla sarıp sarmalayarak, acı olanı gülünç, anlamsız olanı kurgusal kılarak, sıkıntılarından oyunlar çıkararak açığa vurur bu boşluğu. Bu paradoksal yaklaşım baştan sona romana sinmiştir. Bir açıdan has yazından yana olanların tad alacağı bir yazınsal oyundur bu yapıt, bir başka açıdan hoş bir fantastik komplo öyküsüdür. Bir bakıma bir tür "roman-karşıtı" romandır.

Kayboluş, orijinal çılgınlığa layık, aslına aşağı yukarı sözcük sözcük sadık bir uyarlamayla bu topraklarda, Ayrıntı Yayınları'nda.

"Bu kitapta canalıcı ortak noktaya sahip sayısız sözcük kullanılamamıştır: Kayboluş'da, 'altıncı harfin' romana hiç sızmayacağı bir yapı kurmuştur yazar. Büyük paradoks: Çok sık karşılaşılan bir harfin asla okur karşısına çıkmayacağı bir roman yazmaya soyunan yazarın adında dört posta o harfin bulunması. Daha büyük paradoks: İnanılması güç bir ön kuraldan yola çıkmış olmasına karşın, romancının son yarım yüzyılın başyapıtlarından birini yaratması. Kayboluş, harfin sayıyla çarpıştığı, sıfırla sonsuzun birbirini hırpaladığı bir yazı okulunun, Oulipo'nun doruk noktalarından biri. Kayboluş lirik, akıl dolu, hinoğluhin bir roman."

Enis Batur


Keyifli okumalarınız olsun...

28 Eylül 2014 Pazar

Fatih'in Kahramanı / Kara Büyü - Tolga Karanlıkoğlu *Yaz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' final raporum burada.
Bu kitap haricinde 'Yaz Okuma Şenliği' listeme ait okuduğum son iki kitap paylaşımım kaldı. Sonrasında 'Güz Okuma Şenliği' kitap paylaşımlarım başlayacak:)

Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Fatih'in Kahramanı-Kara Büyü / Tolga Karanlıkoğlu


Yazarın daha önce 'Mavi Ayın Altında' kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Yorumuma buradan ulaşabilirsiniz.

Listenin 22. sırasında 'İlk kitabı 2010 yılında veya daha sonrası yıllarda çıkmış bir yazardan bir kitap.' kategorisi dahilinde okudum.



FATİH'İN KAHRAMANI

Kitap 1:KARA BÜYÜ
Yazarı: Tolga KARANLIKOĞLU
Türü: Roman
Yayın Hakları: Sokak Kitapları Yayıncılık
www.sokakkitaplarıyayincilik.com
-   1. Baskı: Ekim 2011 (1000 adet)
-   294 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

* ... korkudan  donmuş gözlerinde...

        * ... kalbin dinlenen müziğin ritmine göre çarptığını keşfetmiş...



- Yazım-Basım Hataları -

        * Sf/87
         ... ancak direk krala bağlı...

        * Sf/123
         ... derin olarak kazılar bu çukur tamamlandığında...

        * Sf/125
         Zincirleri güçlükle açtırlar.
  
                                                                  Okuduğum tarih: Eylül 2014


ARKA KAPAK –

Konstantiniyye surlarının aşılmaz olduğu sanılan devirlerde, bir genç adam bu toprağı ele geçirecek ve asırlarca hatırlanacak bir galibiyetin muzaffer komutanı olacaktı!

Sel gibi akan kanların denizinde, gökyüzü alevlerin ışığıyla kızarırken, surları döven topların sesiyle kulaklar sağır, kalpler kaskatı olacaktı. Ancak bu zafer kolay kazanılmadı. Sonlarının geldiğini anlayan Bizanslılar, Fatih'e son derece hain ve çirkin bir tuzak kurdular. Bu tuzakları o kadar yamandı ki, Osmanlı ülkesi tümüyle seferber edilmiş fakat bu derde bir çare bulunamamıştı.

Tam umutlar tükeniyordu ki, o kahraman ortaya çıktı. Kendisinin geçmişi ile milletinin geleceği arasındaki savaşın tam ortasında kalmış, bütün zorluklara karşı yapayalnızdı. Bir milletin, bir ordunun ve hatta bir sadrazamın başaramadığını tek başına başarmak için gelmişti...


Yazarın röportajını okumak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.

27 Eylül 2014 Cumartesi

Filin Yolculuğu - Jose Saramago *Yaz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nin düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' bitti ve ben de final raporumu burada paylaştım.
Hatta 'Güz Okuma Şenliği' başladı ve ben de listemi oluşturdum ve şurada paylaştım:)
Ama okuyup da paylaşılmayı bekleyen birkaç kitap kaldı. 
Listenin 6. sırasında 'Nobel ödüllü bir yazardan bir kitap' kategorisi dahilinde -Filin Yolculuğu-nu okudum.

Yazarın daha önce paylaştığım kitabı:

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş - Jose Saramago


Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Filin Yolculuğu / Jose Saramago



FİLİN YOLCULUĞU
Yazarı: Jose SARAMAGO
1998 Nobel Edebiyat Ödülü
Özgün adı: A Viagem do Elefante, 2008
Türü: Roman
Yayın Hakları: Kırmızı Kedi Yayınları
www.kirmizikedikitap.com
-   Bu kitabın üç baskısı 2009-2011 arasında yapılmıştır.
- Kırmızı Kedi'de Birinci Basım: Aralık 2013, İstanbul - Kırmızı Kedi'de İkinci Basım: Ocak 2014, İstanbul
Çeviren: Pınar Savaş
-   196 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

* Kulağa son derece şaşırtıcı gelse de, bir filin her gün iki yüz litre civarında su içmesi ve yüz elli ila üç yüz kilo arasında bitki yemesi gerekir...

        * Yerin kulağı vardır denir, bir de yıldızların kulaklarının boyutlarını düşünelim.

        * ... köpek dört ayaklı pusuladır.

        * Tarpeia Kayası: Eski Roma'da, Forum'a bakan Capitolinus Tepesi'nin güney doruğundaki dik yar. Hainler, katiller ve lanetlendiklerine inanılan bedensel ve zihinsel engelliler buradan aşağı atılırdı.

        * Ağaç resimlerinin yaprakları dökülmez.
  
^-^ KEDİLER ^-^

* ... bacaklarımıza sürünen bir kedi...

        * ... kuşkulu bir gürültü duyar duymaz silahına davranmaya hazır bir askerin kedi uykusuyla uyuyordu.

        * ... kediyi az çok anlayabiliyorken, bir fili anlayamıyorum.

        * ... böyle bir kedinin kıvrılacağı kadar gölgelik bulunmayan kıraç arazi değil.

                                                                     Okuduğum tarih: Eylül 2014


Yazar Hakkında Bilgi=  Portekizli yazar, şair, oyun yazarı ve gazeteci Jose Saramago, 16 Kasım 1922 - 18 Haziran 2010 tarihleri arasında yaşamıştır. Kitaplarının satış rakamı sadece Portekiz'de iki milyonu geçmiş, yapıtları 25 dile çevrilmiştir. Din konusundaki görüşleri nedeniyle yapıtları Portekiz Hükümeti tarafından sansürlenince Kanarya Adaları'nda Lanzarote'ye yerleşen yazar, ölümüne kadar burada yaşamıştır. Şöhrete ancak ellili yaşlarında, Baltasar ile Blimunda adlı romanıyla kavuşan Saramago, 1969'da ölene kadar Portekiz Komünist Partisi'nin bir üyesi olmuştur. Yapıtlarında mitleri, ülkesinin tarihinin ve gerçeküstü imgelemi kullanan yazar, pek çok önemli ödül almış, 1998 yılında da Nobel Edebiyat Ödülü'nin sahibi olmuştur. Saramago'nun Kırmızı Kedi Yayınevi'ndeki diğer kitapları: Kabil, Bütün İsimler, İsa'ya Göre İncil, Çatıdaki Penere, Yitik Adanın Öyküsü, Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, Baltasar ile Bilumunda ve Suların Sessizliği.

Çeviren Hakkında Bilgi=  Pınar Savaş, Saint-Benoit Lisesi'ni ve Boğaziöi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nü bitirdi. Yayınevlerinde editörlük yaptı. Edebiyatla ilgili makaleler ve kitap tanıtım yazıları yazıyor, İspanyolca ve İngilizceden çeviriler yapıyor.
Başlıca çevirileri: Gonçalo M. Tavares, Kudüs; David Toscana, Son Okur; GAbriel Garcia Marques, Anlatmak İçin Yaşamak; Ernesto Sabato, Tünel, Kahramanlar ve Mezarlar; Carlos Fuentes, İnes'in Sezgisi, Kaygı Veren Dostluklar; Umberto Eco, Açık Yapıt; Javier Marias, Ufkun Öte Yanı, Yarın Savaşta Beni Düşün, Yazınsal Yaşamlar; Angela Carter, Kanlı Oda; Alice Munro, Seçme Öyküler; Alvaro Mutis, Tropik Güncesi, Son Rıhtım; Jose Saramago, Çatıdaki Pencere; David Rieff, Annem Susan Sontag-Ölüm Denizinde Yüzmek; Rosa Regas, Dorothea'nın Şarkısı; Osvaldo Soriano, Hollywood Paranoyası; Subcomandante Marcos ve Paco Ignacio Taibo II, Huzursuz Ölüler; Marcela Serrano, Hüzünlü Kadınlar Sığınağı; Angela Becerra, Sondan Bir Önceki Düş, İnkar Edilen Aşklardan; Kenan Makiya, Kaya.

ARKA KAPAK –

Kıta Avrupası'nın en batısından, Lizbon'dan Viyana'ya doğru yola çıkan bir fil ile bakıcısı yoksul Subhro'nun ve bu tuhaf yolculuğun hikâyesidir Filin Yolculuğu. 16. yüzyılda, Portekiz kralı III. João, kuzeni Kutsal Roma-Germen İmparatoru II. Maximilian'a hediye olarak gönderir fil Süleyman'ı. Süleyman ile Subhro, yanlarında kendilerine eşlik eden Portekiz kralının korumaları ve yardımcı ırgatlarla zorlu yolculuklarına başlarlar. Portekiz'i, İtalya'yı, Alpler'i geçerken hayatlarında ilk kez bir Hintliyle karşılaşan, ilk kez bir fil gören köylüleri ve kasabalıları şaşırtır ve etkilerler. Yolculuğun ikinci bölümünde bizzat İmparator Maximilian ve karısı Maria tarafından karşılanır ve Viyana'ya onlarla birlikte giderler. José Saramago'nun bu en eğlenceli romanında, fil terbiyecisi Subhro'nun erdemi, pasifist felsefesi ve yaşama bakışındaki doğallık ve Süleyman'ın emir kabul etmeyen doğası, yolculuğun ritmini belirlerken, insanların ruhlarında değişimlere yol açar. Hinduizm, mistisizm ve Hıristiyanlık hikâyeleriyle, mucizelerle renklenen romanda Süleyman ve Subhro'nun dokunduğu insanlar, kilisenin söz verdiği türden bir mucizeyle karşılaşmazlar ama bu yabancılar onların ruhlarında derin izler bırakır. Saramago her zamanki ince mizahıyla, muhteşem metaforlarıyla ve insana dair gözlemleriyle olağanüstü bir yolculuğu anlatıyor.

24 Eylül 2014 Çarşamba

Milena'ya Mektuplar - Franz Kafka *Yaz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' sona erdi. Final raporum burada.

Listenin 23. sırasındaki -mektup veya anılardan oluşan bir kitap- kategorisi dahilinde 'Milena'ya Mektuplar'ı okudum.

Kafka'nın okuyup paylaştığım diğer kitapları:

Hayvan Öyküleri * Franz KAFKA


Kafka'yı normalde severek okurum ama bu mektuplar çok sıktı beni. Şenlik kapsamında listeme almış olmasaydım yarım bırakırdım.

Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Milena'ya Mektuplar / Franz Kafka




MILENA'YA MEKTUPLAR
Yazarı: Franz KAFKA
Özgün Adı: Briefe an Milena
Türü: Mektup
Yayın Hakları: Can Yayınları
www.canyayinlari.com
-   1. basım: 2009, 11. basım: Eylül 2013, İstanbul (1000 adet)
Almanca aslından çeviren: Esen Tezel
-   395 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * Sözleri ve istekleri yetişkinlerin bilgisiyle doldurulsa, çocuklar korkunç olurlardı.

        * ... sizinki bir anlayış, ama sadece yol üzerinde varılmış bir anlayış ve o yol sonsuzdur.

        * Lütfen adresi biraz daha dokunaklı yazın; mektubunuz zarfa girdiği andan itibaren aşağı yukarı benim sayılır ve başkasının malına daha fala özen göstermeli, daha fazla sorumluluk duymalısınız.

        * ... bitmek bilmeyen bu beyaz kağıt insanın gözlerini yakıyor ve insan o yüzden yazıyor.

        * Dünyada benim ihtiyaç duyduğum kadar sabır var mı Milena?

        * Milena'nın Max Brod'a yazdığı mektuptan...
         (Franz Kafka) Dünyanın en basit şeyini bile kavrayamıyor. Hiç onunla postaneye gittiniz mi? Bir telgraf yazıyor ve kafasını sallayarak hoşuna gidecek bir gişe arıyor, ardından neyin ya da kimin yüzünden olduğunu hiçbir şekilde anlayamadan bir gişeden diğerine yöneliyor, ta ki doğru gişeye gelene dek ve ücreti ödeyip para üstünü bozukluk olarak geri alında bu bozuklukları sayıyor, kendisine bir kron fazla verildiğini fark ediyor ve gişenin arkasındaki kadına o bir kronu geri veriyor. Sonra ağır adımlarla dışarı çıkıyor, tekrar sayıyor ve aşağıdaki son basamakta, geri verdiği bir kronun aslında kendisine ait olduğunu görüyor. Düşünün ki siz o sırada çaresizce onun yanında dikiliyorsunuz, o ise ağırlığını bir o ayağına, bir bu ayağına vererek ne yapması gerektiğini düşünüyor. Geri dönmek desen zor, yukarıda itiş kakış bir yığın insan var. 'Boşver,' diyorum. Dehşet içinde bana bakıyor. Böyle bir şeye nasıl boşverilebilir? Kaybettiği bir krona üzüldüğünden değil. Ama bu doğru olmaz. Elindeki para, bir kron eksik. İnsan bu konuyu nasıl kapatabilir? Bunun üzerine uzun süre konuştu. Benim yaklaşımımdan hiç hoşlanmamıştı. Ve bu her dükkanda, her restoranda, yanından geçtiğimiz her dilencide, farklı biçimlerde tekrarlandı. Bir keresinde, bir dilenciye iki kron verdi ve paranın üstü olarak bir kron geri almak istedi. Kadın, hiç parası olmadığını söyledi. Orada en az iki dakika durup bu meseleyi nasıl halledebileceğimizi düşündük. O sırada aklına, iki kronu dilenciye bırakabileceği geldi. Ama daha birkaç adım atmıştı ki, suratı beş karış oldu.
  

                                                                     Okuduğum tarih: Eylül 2014


Yazar Hakkında Bilgi=  1883'te Prag'da doğdu. Kafka'nın ailesiyle olan ilişkisi, Yahudi asıllı oluşu, içinde yaşadığı toplum ve siyasal ortam, çevresine yabancılaşmasını kolaylaştırdı. 1906'da hukuk doktorasını tamamlayan Kafka'nın ilk yapıtları Bir Kavganın Tasviri ve Taşrada Düğün Hazırlıkları, 1912'den önce yayımlandı. 1912'de başlayarak Dönüşüm, Amerika, Dava adlı başyapıtları birbirini izledi. Ceza Kolonisinde adlı öyküsü -suç sorununu işlemesi açısından- Dava ile ilişkiliydi. Vereme yakalanan Kafka, 1924'te Viyana yakınlarındaki Kierling Sanatoryumu'nda öldü ve Prag2da toprağa verildi. Şato adlı son romanı yarım kalan Kafka, yapıtlarında çağımız insanının korkularını, yalnızlığını, kendi kendine yabancılaşmasını ve çevresiyle iletişimsizliğini dile getirdi. Kafka, tüm yapıtlarının yakılmasını vasiyet etmiş olsa da, dostu Max Brod bu isteğini yerine getirmedi ve onun eserini xx. Yüzyıl edebiyat tarihine kazandırdı.
Çevirmen Hakkında Bilgi=  Esen Tezel, 1978 yılında İstanbul'da doğdu. Alman Lisesi'ni ve İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nü bitirdi. Halen serbest editör ve çevirmen olarak çalışmaktadır. Başlıca çevirileri arasında Nabokov'un Kedisi (Thomas Lehr) ile Bir Görünmezin Portresi (Hans Pleschinski), Hayatın Mucizeleri (Stefan Zweig) sayılabilir.

ARKA KAPAK –


Franz Kafka, Prag'da bir dost meclisinde tanıştığı gazeteci Milena Jesenská'dan öykülerini Çekçe'ye çevirmesini ister. Kafka ile Milena'nın yollarını kesişmesine neden olan bu dilek, bir ilişkinin başlangıcı, Milena'ya Mektuplar başlığı altında toplanan bu yazışmalarsa kısıtlı bir iletişimin tek aracı olacaktır.
Milena'ya Mektuplar eşi benzeri olmayan bir kitap, mektuplara örülmüş bir aşk romanıdır. Kafka'nın Milena'ya Nisan 1920 tarihli ilk mektubunda yağmurlu bir günden söz ederek deyiş yerindeyse bir roman tadında başlattığı bu yazışmalar, yazarın ölümünden kısa bir süre öncesine değin süregiderken, ümitsizliğin, çaresizliğin ve tıkanışın anlatımına dönüşür. Çünkü Kafka'nın da dediği üzere, "Mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak demektir, ki onlar da aç kurtlar gibi bunu bekler zaten. Yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşmaz, hayaletler yolda içip bitirir onları."


Keyifli okumalar...

Bozkırkurdu - Hermann Hesse *Yaz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' 21'inde sona erdi. Şenlik raporuma buradan ulaşabilirsiniz.

Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Bozkırkurdu / Hermann Hesse


Listenin 28. sırasında Goodreads'in 'Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap' listesinden üç kitap seçilmesi gerekiyordu. Bu kategori dahilinde 'Bozkırkurdu'nu okudum.


BOZKIRKURDU
Yazarı: Hermann HESSE
Özgün Adı: Der Steppenwolf, 1955
Türü: Romanı
Yayın Hakları: Yapı Kredi Yayınları
www.ykykultur.com.tr
-   1. baskı: Yankı, 1973
- YKY'da 1. baskı: İstanbul, Mart 2003  -  16. baskı: İstanbul, Ocak 2013
Türkçesi: Kamuran Şipal
-   209 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

* 'İnsanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez.' Ne anlamlı bir söz, değil mi? Yüzmek istememeleri doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil! Evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelir suda boğulur.
  
* Ortaçağ'ın bir insanı bizim bugünkü yaşam üslubumuzu bambaşka açıdan değerlendirir, tümüyle acımasız, dehşet verici ve barbarca görüp aşağılardı! Her çağ, her uygarlık, her gelenek ve görenek kendine özgü bir üslubu içerir, kendisine yaraşır incelikleri ve sertlikleri, güzellikleri ve acımasızlıkları barındırır kendisinde, kimi acıları pek doğal karşılar, kimi kötülükleri sabırla sineye çeker. Ne zaman ki iki çağ, iki uygarlık ve iki din birbiriyle kesişirse, işte o zaman insan yaşamı gerçek bir acıya, gerçek bir cehenneme dönüşür. Ortaçağ'da yaşayacak antik dünyanın insanı havasızlıktan içler acısı bir şekilde boğulup gideceği gibi tıpkı. Öyle çağlar vardır ki, bütün bir kuşağın insanları iki çağ, iki ayrı yaşam üslubu arasında sıkışıp kalır, her türlü doğallık, her türlü gelenek ve görenek, her türlü korunmuşluk ve suçsuzluk duygusu çıkar gider elden. Nietzche gibi biri bugünkü sefaleti bir kuşaktan çok daha fazla süre önce yaşamak zorunda kaldı; onun tek başına, hiç anlaşılmadan yaşadığını bugün binlerce insan yaşamakta.

* ... tüysü bulutçukların gökyüzündeki o güzelim, nazlı, değerine paha biçilemez desenlerini seyre dalmıştım. Pek hoş bir şeydi bu da, tıpkı eski kitapları okumak gibi, sıcak bir banyo yapmak gibi bir şeydi.

* ... yolun öbür yakasındaki karanlıkta gözüme eski, gri bir taş duvar ilişti; her zaman öylesine eski ve umursamaz duruyordu oracıkta... Gündüzleri pürtüklü yüzünde gözlerimi dinlendirirdim; kentin iç kesimlerinde böyle sessiz, sevimli ve suskun yüzeylere az rastlanır çünkü.

* Yalnızlık bağımsızlıktır, ... yıldızların içinde dolanıp durduğu uzay gibi harikulade sessiz ve büyük.
  
* Çünkü ilkel bir zenci de, bunak biri de olsa hiçbir insan yoktur ki, varlığının sadece iki üç temel öğeden oluştuğu söylenebilsin...

* Beden olarak her insan tektir, ruh olarak asla.

* Göğüs, beden her zaman tektir, içinde barınan ruhlar ise iki ya da beş değil, sayılamayacak kadar çoktur; insan yüz zardan oluşmuş bir soğana, pek çok iplikten dokunmuş bir kumaşa benzer.
  
* Uzman kişiler, bugüne kadarki yazınsal sanatlar içinde en çok oyun türüne değer verirler ve bunda da haklıdırlar, çünkü oyun sanatı ben'in çok parçadan oluşmuş biçimde anlatımına en büyük olanağı sağlar ya da sağlayabilir.

* Çağdaş dünyamızda da öyle yapıtlar vardır ki, kişi ve karakter oyununun perdesinin gerisinde, yazarın kendisi de pek fazla bilincine varmaksızın, bir kişiler zenginliği sergilenmeye çalışılır. Bunu görmek isteyenlerin söz konusu yapıtlardaki kişilere ayrı ayrı varlıklar değil, yüce bir bütünlüğün (yazar ruhunun diyelim) parçaları, tek bir bütünlüğün değişik yön ve cepheleri olarak bakmaya karar vermesi gerekir. Örneğin Faust, bu açıdan bakan biri için Mephisto, Wagner, Faust ve bütün diğer kişilerin bir araya gelerek oluşturduğu bir bütünlük, bir üst kişidir ve tek tek kişilerde değil, ancak bu yüce bütünlüktedir ki, ruhun gerçek varlığından biraz bir şeyler ima yollu açığa vurur kendini.

* O da Faust gibi bir tek göğüs için iki ruhun fazla olduğuna, bunların göğsü parçalayabileceğine inanır. Oysa iki ruh hiç de fazla değildir ve Harry böyle ilkel bir düşünceye başvurarak ruhunu kavramaya çalışmakla onun onurunu fena halde ayaklar altına alır, çok aydın biri olmasına karşın ancak ikiye kadar sayabilen ilkel biri gibi davrandığı görülür. ... Harry, zencilere yaraşır bu kurt yöntemine başvurmakla çifte bir aldanış içine sürüklenir.

* ... uykumun nasıl olduğunu bir bilsen, bir gelincikten daha ürkektir o!

* Örneğin sende düşünsel yön hayli gelişmiş durumda, ama küçük yaşamsal beceriler bakımdan hayli geri kalmışsın. Düşün alanında Harry yüz yaşında; dans alanında ise, dünyaya geleli yarım gün bile olmamış bir bebek gibidir. Şimdi amacımız onu ve onun gibi kafasız ve büyümemiş küçük kardeşlerini ileri bir düzeye çıkarmaktır.
  
* Kişiliğiniz, içine kapatıldığınız bir hapishanedir.

^-^ KEDİLER ^-^

* ... kedilerinin beklediği gibi...

* ... bir hayvana bak şöyle, bir kediye, bir köpeğe, bir kuşa, ... Göreceksin ki hepsi de kusursuz yaratıklardır. Hiçbir hayvan yoktur ki, bir ara şaşırsın da ne yapıp edeceğini, nasıl davranacağını bilemesin. Hiçbiri sana yaranmak, kendini sana beğendirmek gibi bir amaç gütmez. Tiyatro nedir bilmez hayvanlar.

- Yazım-Basım Hataları -

        * Sf/27
         ... insa-
         nüstü


                                                          Okuduğum tarih: Eylül 2014


Yazar Hakkında Bilgi=  Hermann Karl Hesse (takma adı: Emil Sinclair); 2 Temmuz 1877, Calw; 9 Ağustos 1962, Montagnola, İsviçre. Almanya'da doğmuş İsviçreli yazar ve ressam.[1]
20. yüzyılın en önemli yazarlarından biridir. İlk şiirini yirmi beş yaşında yazmıştır. 1904'te serbest yazarlığa başlamış olup romanları, öyküleri, denemeleri, şiirleri, politik makaleleri ve kültür alanındaki eleştirel yazılarıyla tüm dünyada 100 milyonu aşkın okura ulaşmıştır. Kendini kanıtlama, kendi olma, yazarın kendini yansıtması, bireyin kendini aşması gibi temaları içeren Bozkırkurdu, Siddharta, Peter Camenzind, Demian, Narziss ve Goldmund, Çarklar Arasında ve Boncuk Oyunu romanları yazarın en tanınan edebi eserleridir.
1946'da Nobel Edebiyat Ödülü olmak üzere 1954’te de bilim ve sanat alanında Pour le Mérite Ödülü’nü almıştır.

Bozkırkurdu

Bozkırkurdu, Hermann Hesse'nin, toplumun sığ değer yargılarına ve kişiliksiz, yüzeysel yaşamına uyum sağlayamayan bir insanı anlatan bir romanıdır. Hesse bu romanı için, 1961 yılında "(...) okurlarımın çoğu Bozkırkurdu'nun öyküsünün insanı kemiren bir hastalıktan ve bunalımdan söz ettiğini ama tüm bunların ölüme ve yokolmaya değil, tersine iyileşmeye yönelik olduğunu anlarsa kendimi mutlu hissedeceğim." demiştir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Hermann_Hesse
Çeviren Hakkında Bilgi=  Kamuran Şipal İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili Bölümü'nü bitirdi. Franz Kafka, Alfred Adler, Ingeborg Bachmann, Wolfgang Borchert, Heinrich Böll, Alfred Brauchle, Bertolt Brecht, Max Brod, Elias Canetti, Sigmund Freud, Gustav Hans Graber, Günter Grass, Carl Gustav Jung, Thomas Mann, Rainer Maria Rilke, Robert Musil, Bernhard Zeller, Hans Zulliger ve Hermann Hesse gibi yazarlardan Almancadan Türkçeye çeviriler yaptı. İstanbul'da yaşıyor. Prensip olarak röportaj vermiyor.
http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%A2muran_%C5%9Eipal#cite_note-2

ARKA KAPAK –

"Harry kendi içinde bir 'insan' bulur, düşüncelerden, duygulardan, uygarlıktan, dizginlenmiş ve yüceltilmiş doğadan kurulup çatılmış bir dünyadır bu; ayrıca, bir 'kurt' bulur içinde, içgüdülerden, vahşilikten, acımasızlıktan, yüceltilmemiş, yontulmamış doğadan bir dünya bulur. Varlığının böyle açık seçik ikiye ayrılmasına, birbirine düşman iki yarıma bölünmesine karşın, yine de kurt ile insanın bazı mutlu anlarda birbiriyle kardeş kardeş geçindiğini görür."

Uçarı bir "yaşam" insanı olmaya kalkışan katıksız bir "düşün" insanının, bu ikilemin gelgitleriyle oradan oraya savrulan yalnız bir ruhun, Bozkırkurdu'nun hikayesi. Aydın geçinenlerin, bildikleriyle büyüklenenlerin, bilmediklerini küçümseyenlerin, bunu yaparken -bilinçli ya da bilinçsiz- yaşamı kaçıranların yüzüne inen bir tokat.

"Bozkırkurdu'nun, deneysel cesaret anlamında Ulysses'ten aşağı kalmayan bir yapıt olduğunu söylemeye gerek var mı? Bozkırkurdu, okumanın ne demek olduğunu uzun zamandır ilk kez hatırlattı bana."
-Thomas Mann-