book photos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
book photos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2016 Salı

Bahar Okuma Şenliği'ne Hazırlanırken:))

Biz şenlikçiler, baharın gelişini sevgili Pınar'ın kategorileri açıklamasıyla kutladık:)
Baharla birlikte yeni kitaplar yeni heyecanlar sardı hepimizi.
'Kış Okuma Şenliği' kapsamında üç aylık okuma bilançoma göz atmak isterseniz final raporumu burada paylaştım.
'Bahar Okuma Şenliği' kitaplarımın hemen hemen hepsini seçtim. Sadece iki kategori kaldı.
Şenlik defterlerimi tamamlamakla meşgulum bu arada.

Kitapları seçme aşamasında her zamanki mırkyardımcılarım iş başındaydı:)

Son aşamaya gelene kadar pek yoruldular ^-^
Biraz aşama aşama gidelim:)))

Çılgın Balım ve Kültüy bir tarafta 


Gibson, Fender ve Tıkır minnakmırkbey öte tarafta kitaplarla mesaiye başladılar:)) 


Seçtikleri kitapların başında mırknöbet tuttular:)
Tıkır minnakmırkbey 


Çılgın Balım 


Fender son kararı vermek üzere göz atıyor:)) 


Vee mırkgelyat olarak kararını verdi:) 


Bir sonraki aşama seçilen kitapları bir araya toplayıp fotoğraflama kısmıydı ki işte tam da orada çoook yardımcı oldular:) Bir kare fotoğraf alabilmek için uğraştım da uğraştım.

Spocky'nin iştahı açılmış birazdan kitapları yiyecek sanırım:))) ve Kültüy ve Fındık 


Masaya çılgın Balım ve Gibson dahil oldu. Geri planda uslu uslu oturan Fındık.  Ve geçen gün kırdıkları kedili kalemliğim yetmedi sanırım hala raflara pati atan Spocky:) 


Fender kitap kulemi devirebilme oyunu peşinde:)) Ve çılgın Balım ve Fındık 


Tıkır minnakmırkbey, Fender, Spocky, Fındık 


Kuyrukla bile dahil oluyorlar:))
Tıkır minnakmırkbey ve Fındık 


Defterlerim de tamamlanınca okuma listemi de paylaşacağım.
Tıkır minnakmırkbey 


20 Şubat 2016 Cumartesi

İyi Uykular Sevgilim:)

Altın Kitaplar'dan gerilim romanı 'İyi Uykular Sevgilim'.
Kitaplığımın yeni sakini:)
Külkedisi eşliğinde 



ARKA KAPAK-

Olivia Brookes çocuklarının ve kocasının kayıp olduğunu bildirmek için polisi aradığında onları bir daha asla göremeyeceğinden korkuyordu. Korkması için de çok geçerli nedenleri vardı. Çünkü Olivia’nın yaşadığı ilk trajedi bu değildi. Şimdi, iki yıl sonra Başmüfettiş Tom Douglas’a bir kez daha bu aileyi soruşturma görevi verilmişti, ama bu defa ortadan kaybolan Olivia’ydı. Bütün bulgular o sabah kadının evinde olduğunu gösterse de arabasının garajda, anahtarların da mutfak masasının üstünde oluşu akla cinayet şüphesini getiriyordu. Polis başlatmak istediği soruşturma için aileyle ilgili ne bir fotoğraf ne bir telefon ne bir bilgisayar kaydı bulamayınca iş içinden çıkılmaz bir hal almıştı. Ve tüm bunlar akla şu soruyu getiriyordu: Yoksa geçmişi Olivia’nın peşini bırakmamış mıydı?



10 Aralık 2015 Perşembe

Kitap Videolarım

Kitap videolarımı izlemek isterseniz Youtube kanalıma beklerim:)
Buradan tüm videolarıma ulaşabilirsiniz.

Kitap heart ifade simgesi Kedi heart ifade simgesi Müzik heart ifade simgesi
Hepsi ve daha fazlası Youtube kanalımda smile ifade simgesi
İzleyin, izlettirin:)))))


Blogumdaki Youtube video paylaşımlarıma şuradan,

Videolar için oluşturduğum defter paylaşımlarıma da oradan  bakabilirsiniz:)



Sevgiyle kalın, daima...

18 Ekim 2015 Pazar

Tante Rosa - Sevgi Soysal * Güz Okuma Şenliği 2015

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Güz Okuma Şenliği' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz. 

Listenin 12. sırası: Doğduğunuz yıl hayatını kaybetmiş bir yazardan/şairden bir kitap.
Enteresan olan doğum günüm ayın 12'si ve kategorinin sayısı da 12:) Hem yıl hem gün olarak tam da doğum günüme denk geldi.



Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Tante Rosa / Sevgi Soysal




TANTE ROSA
Yazarı: Sevgi SOYSAL
Türü: Hikaye
Yayın Hakları: İletişim Yayınları
-   Dost Yayınları, 1968 (1 baskı) -Sevgi Sabuncu adıyla-
-    Bilgi Yayınları, 1978-1980-1985-1996 (4 baskı)
-    1-16. Baskı 2002-2013, İstanbul         17. Baskı 2015, İstanbul
Desenler: Selçuk Demirel
-   103 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * Funda Soysal- Bu, Sevgi Soysal'ın ilk kitabı değil, ne de en başarılı, en bilinen romanı. Ama Tante Rosa, Sevgi Soysal ile ilk kez buluşacak okura, onu tanıtmak için en doğru kitap olabilir. Sevgi Soysal'ın anneanne ve teyzesinden başlayıp kendisinde biten bir kadınlık çizgisi diye nitelendirdiği, Tante Rosa'nın yaşamından kesitler veren bu ön dört kısa hikayede...
  
        * 'Akşamları dükkanı kapatıp yorgun argın eve gittiğimde bana hayatı kim sevdirecek?' diyordu. 'Eve aldığı birkaç parça eşyanın bekçiliğini yapmadım diye bana çatacak adam değil, felsefeye ihtiyacım var benim, ya, felsefeye. Benim kocam bana Hindistan'ı anlatır, oranın değişik inanışlarını anlatır. Hanginizin kocası Hint felsefesinden anlıyor ve güzel keman çalıyor?'...

        * Sarhoş olunur, ama sokakta sızılmaz, aşık olunur ama sokakta yatılmaz, doyulur ama sokakta sıçılmaz, sokak gelip geçmek içindir...


^-^ KEDİLER ^-^

        * ... yalnız kedileri ve yırtıcı, özgür, orman hayvanlarını, ıraktan sevdi.

        * Önce kedilerden, sahiplerini ve onların evlerini korumayı pek takmayan kedilerden çok, ...

        * Kahveyi ocağa koydu, kediye bir tekme...

        * ... Siyam kedisinin projektör gibi parlayan gözlerinden karanlık bastığını anladı.

        * Sabah Siyam kedisinin arsız miyavlamalarıyla uyandı Tante Rosa. Ne demişti kediyi veren adam: 'Tek yaşamaz bu Siyam kedileri; çift almak gerek bunları...

        * Salak kedi, ulan biz çiftimizi seçebiliyor muyuz yani?

        * Kedi gitti şişme yatağın güneş vuran ucuna tembel tembel uzandı.

        * Pisi pisi kalk bakayım yatağın üstünden...

        * Kedi en edepsiz, en azgın sesiyle miyavladı. ... o pazar günü kedi, dişiliğinin canavarlık noktasında ...

        * Kedi atladı masaya...

        * Bir çift Siyam kedisi isteyeceğim ondan.

        * ... yaşlanmaya, uyuz moruk bir kedi olmaya engel değil.

        * ... kedi vergileri...

        * ... kedim Mischa'yı sevecektim tam, hain tırmıkladı elimi...

        * ... bir kedi gibi...

        * ... Siyam kedilerinden biri vazoyu devirmiş, diğer kedi bunu fırsat bilerek...

                                                                          Okuduğum tarih: EKİM 2015


Yazar Hakkında Bilgi=  Sevgi Soysal (d. 30 Eylül 1936, İstanbul - ö. 22 Kasım 1976, İstanbulTürk yazar.


Çizer Hakkında Bilgi=  Selçuk Demirel (d. 18 Mayıs 1954 Artvin) dünya çapında ün kazanmış bir Türk çizer. Çizimleri Türkiye’nin ve Dünya’nın önde gelen gazete ve dergilerinde yayımlanmış, kitap ve albüm kapakları, afişler hazırlayan, çocuk kitaplarına da çizim yapan Demirel yıllardır Paris’te yaşasa da kişisel sergileriyle Türkiye’ye de uğruyor.
İlk çizimlerini 1973 yılında Ankara Atatürk Lisesi'sinde öğrenci iken yayımladı. Daha sonra ODTÜ'de mimarlık öğrenimine devam ederken, Mimarlık Dergisi başta olmak üzere dönemin önemli dergi ve gazetelerinde desenlerini yayınlamayı sürdürdü. 1978'de Paris'e yerleşti. Çalışmalarını Paris'ten sürdüren Selçuk Demirel; Cumhuriyet, Yeni Yuzyil, Kitap-lik P, Milliyet gibi Türk yayımları ile, Fransa'dan Le Monde,Le Monde DiplomatiqueLe Nouvel Observateur ve ABD'den The Washington PostThe New York TimesThe Wall Street JournalThe Boston Globe, Business Week, SellingPower gibi yayın organlarında sürdürdü.
Çalışmaları kitap illustrasyonlarından, dergi ve kitap kapaklarına; desen albümlerinden, çocuk kitaplarına, kartpostaldan afişe dek çeşitlilik gösterir. 1974'de Akla Kara 1 adlı ilk sergisini açtı. 1981 yılında yayımlanan ilk çocuk kitabı Karga Karga Gak Dedi'den sonra pek çok çocuk kitabı Türkiye ve AlmanyaFransaJaponya gibi ülkelerde yayımlanmıştır.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Sel%C3%A7uk_Demirel
http://www.selcuk-demirel.com/index_fr.php


ARKA KAPAK –

İlk yayımlandığında "yerli" olmamakla eleştirilen Tante Rosa, Sevgi Soysal'ın, sinemaya da uyarlanan en özgün eseridir. Bir roman bütünlüğüne sahip olacak şekilde birbirine ustalıkla bağlanmış on dört hikayenin ana konusu kadınlık ikilemleridir. Sevgi Soysal'ın, o kendine özgü ironisiyle anlattığı Tante Rosa, yaşamın kurallarına ve sınırlandırmalarına başkaldıran, ancak kadınlığına hapsolduğu için hep yenilen biridir. O, "bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır."

İletişim Yayınları Sevgi Soysal’ın bütün eserlerini yayımlıyor. İlk kitap Tante Rosa, Sevgi Soysal’ın ölüm yıldönümü olan 22 Kasım’ın haftasında çıktı. 1968’de yayımlandığında, çocukluğu Birinci Dünya Savaşı Almanya’sında geçmiş, Rosa adlı bir kadının hayat hikâyeciklerini içeren bu roman, edebiyat çevrelerini şaşırtmış ancak pek de anlaşılamamış.

İletişim Yayınları Sevgi Soysal’ın bütün eserlerini yayımlıyor. İlk kitap Tante Rosa, Sevgi Soysal’ın ölüm yıldönümü olan 22 Kasım’ın haftasında çıktı. 1968’de yayımlandığında, çocukluğu Birinci Dünya Savaşı Almanya’sında geçmiş, Rosa adlı bir kadının hayat hikâyeciklerini içeren bu roman, edebiyat çevrelerini şaşırtmış ancak pek de anlaşılamamış. Sevgi Soysal’ı 12 Mart dönemi edebiyatı yoluyla tanıyan okura ise hiç ulaşamamış. Oysa Tante Rosa, Sevgi Soysal’ı 12 Mart döneminin simge yazarı yapanın yalnızca 12 Mart değil, Tante Rosa’da ilk filizlerini veren cesur bir kadınca duyarlılık olduğunun en güzel ispatı. Bütün Eserleri dizisinde önce kronolojik bir sırayla romanları yayımlanacak Sevgi Soysal’ın. Tante Rosa’dan sonra sırada kadın-erkek ilişkisi ve evlilik temasını işlediği romanı Yürümek var. Soysal bu romanıyla (1970) TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü’nü kazanmış. Ve yine bu romanı nedeniyle müstehcenlik gerekçesiyle yargılanmış. Daha sonra gelen Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, özellikle Ankaralı solcuların çok sevdiği, etkilendiği bir roman. Oradaki Ali karakteri, ideal bir devrimci modelidir; bir kuşak onu örnek alarak devrimciliği öğrenir. Bir sonraki romanı Şafak ise Murat Belge’nin sözleriyle “devrimci Türkiye romanı için çok yeni ve çok önemlidir” çünkü “Sevgi Soysal’ın olayların nesnelliği ve insanların öznelliği arasında kurduğu diyalektik ilişki, Marksist bir estetiğin ürünüdür.” Sevgi Soysal, kanser tedavisi için gittiği İngiltere’de “hastalık-tedavi ötesi şeyler yapmaya” çalışır. Burada yazmaya başladığı romanı Hoşgeldin Ölüm yarım kalır. İletişim Yayınları’ndan çıkacak Hoşgeldin Ölüm’ün ardına Sevgi Soysal’la aynı dönemde yaşamış ve yazmış, Attilâ İlhan, Oya Baydar, Tomris Uyar, Adalet Ağaoğlu, Ahmet Oktay ve Vüs’at Bener gibi isimlerin tanıklıkları eklenecek. Hoşgeldin Ölüm, bu haliyle belki de bir hüzün kitabı olacak. Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, romanlardan sonra ilk yayımlanacak anı kitabı. Muzip bir dille yazılmış bu anılar, tefrika edilirken bazı solcuların tepkisini çekmiş. Öykü kitabı Barış Adlı Çocuk, 12 Mart öncesini, daha sonraki değişimi ve hastalığı konu ediyor. Yeni Ortam ve Politika gazetelerine yazdığı yazılarının toplandığı Bakmak ise ilk öykü kitabı Tutkulu Perçem’in ardından yayımlanacak. Yıldırım Türker, bu siyasi deneme yazılarının gazete yazarı olmaya kalkmasındaki en önemli neden olduğunu söylüyor. Türker, Sevgi Soysal’ın kendisi için “ilkgençliğinde dünyayla arasına gerili; şefkatle harelenmiş bir zekâ, isyankâr bir neşe, kül yutmaz bir duruştan dokunmuş bir tül” olduğunu yazıyor. Sevgi Soysal’ın İletişim’den çıkacak son eseri ise daha önce yayımlanmamış oyunu Venüslü Kadınlar. Yayına hazırlanan bir diğer kitap da, Sevgi Soysal’ın eserleri üzerine edebiyat eleştirisi ağırlıklı yazılardan oluşan bir derleme. Genç yaşta kaybettiğimiz Sevgi Soysal’ın bütün eserleriyle yeniden gündeme gelmesi, onunla büyümüş bir kuşağın ona borcunu ödemesi, onu tanımadan büyümüş bir kuşak içinse önemli bir fırsattır.
 Tante Rosa'dan
"...Bu işin bir başka işten ne ayrıcalığı var? Bir adamın paltosu için para almakla b.. için para almak arasında ne... fark var? Bu da bütün insanca işler kadar pis. Günler geçiyordu bu uykuyla uyanıklık arasında. İnsan hiçbir şeylere aldırmamaya bir başladı mı. Ne kendi durumunu ne de bütün durumları üstünde durmaya değer bulmadı mı? Bu bir kış uykusudur ki hiçbir yaz sökemez. Ne ışığı kapatıp uyuyor, ne okuyor ne de sevişiyor: Yatıyordu. Bazen yorgandan ayağını çıkarıp saatlerce bakıyordu. Yarın yıkarım ayaklarımı, yarın yıkarım, yıkamıyordu, ayaklarının az kirlendiğine şaşarak bakıyordu. İnsan geçmişini unutabilir..." 

11 Ekim 2015 Pazar

Kedim ve Ben - Nils Uddenberg * Güz Okuma Şenliği 2015

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Güz Okuma Şenliği' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.

Listenin 20. sırası: Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.



Yabancı kadın yazar kategorisi dahilinde okuduğum kitap için:

Jakaranda Ağacının Çocukları - Sarah Delijani



Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:


^-^ KEDİM VE BEN ^-^
Yazarı: Nils UDDENBERG
Özgün Adı: Gubbe och katt, 2012
Türü: Anı
Yayın Hakları: Yabancı Yayınları
www.yabanciyayinlari.com
-   1. Baskı: Haziran 2015, İstanbul
Çeviren: Pınar Polat
-   133 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * Kedi, kahverengi üstüne siyah çizgileri olan, tüylerinde hiç beyazlık bulunmayan bir kediydi.
         ... grili-kahverengili tüyleri olan...
(Kitabın kapağında kullanılan beyazları olan bir tekir. Keşke kitabın yazılış nedeni olan kediye uyan bir kedi seçilseydi.)
  
        * 'Ama emniyet kediyi ne yapacak?' diye sordum. Polis memuru kediyi onu sahiplenmek isteyebilecek birini bulacak bir barınağa götüreceklerini açıkladı. En kötü ihtimal de onu uyutmaktı. (uyutmak lafına cidden çok sinir oluyorum... uyutmak denince yapılan müdahele hafifletilmiş mi oluyor? uyutmak değil öldürmek!)
  
        * Bir gün karnında sevimli kediciklerle geri gelirse ne yapacaktık? Ben onları annelerinden ayırıp sonra da ölmelerine neden olamayacak kadar duyarlıydım. Belki yakınlarda onları zalim olmaktan uzak bir şekilde uyutabilecek bir veteriner vardır diye düşündüm. Çünkü biz yavru kedilerin sorumluluğunu alamazdık.
( Nasıl bir canlı sevgisiyse! Duyarlı olup bir zalim olmaktan uzak uyutmak yani öldürmek!!!)

        * Bir kedi mırladığında çok uzaktaki sesleri duyamaz; en fazla birkaç metre ötesini duyar.

        * Görünüşe göre aslanlar ve leoparlar gibi kaplanlar da mırlamazlar. Ama aksine vaşaklar özellikle erişkin olduklarında ve pumalar bütün hayatları boyunca mırlarlar.

        * Kediler birçok şeye dayanabilirler. Ama seçenekler iyi ve en iyi arasındaysa en iyiyi seçerler.

        * Patilerinin onu götürdüğü yere gitmiş olabilirdi.

        * Kediler normalde sevecenlikten uzak hayvanlardır.
(Kesinlikle katılmıyorum!)

        * Minnoş'un tüyleri başka türlü görünseydi belki ona kayıtsız kalabilirdim. Bazı kediler tuhaf tuhaf yerlerinde türlü renklerde benekleri olduğu için gerçekten çirkin oluyordu. Minnoş tekir rengi tüyleriyle çok güzel, narin ve ufaktı.
(ne hayvan sevgisi ama! Şekilci kafa!)

        * ... tabii ki de...

        * Köpeğin aksine kedi bir özgürlük sembolüdür.

        * ... iş arkadaşlarım ve yardımcılarımla benzer işler yapsam da aslında gerçekten onlardan biri olmadığımı memnuniyetle hissederim.

        * Köpekler avcılara sadakatle eşlik ederken, kediler yakalanan av için insanlarla rekabet halinde olmuşlardır.

        * 19. yüzyılın ortalarında Lund'da biyoloji profesörü olan Sven Nilsson da kedilerle ilgili pek olumlu düşünmez.
         ... sinsi karakterleri...
         ... kedilerin 'beşiklerdeki savunmasız çocukları öldürdükleri' ya da 'yaşlı insanları ciddi biçimde yaraladıklarını' öne sürer.
         Nilson kedileri 'acıkmasalar bile saldırgan hayvanlar' olarak değerlendirir. Kana susamış ve zalimdirler.
         (Manyak herif! Bildiğim küfürleri kendisine hediye ediyorum!)

        * ... Jean Cocteau bir kedinin kendisinin bulunmaktan hoşlandığı edebi ve sanatsal çevrelerin merkezinde olduğunu dile getirmiştir. Bu çevrelerde özgürlük, bağımsızlık ve sosyal statülere karşı kayıtsızlık sadakat açısından istisnasız en önemli kavramlardır.

        * Uyuşuk bir kedi ne olursa olsun en yatıştırıcı manzaralardan biridir.

        * Minnoş'a battaniyesinin altında kıvrılıp yatarken baktığımda kasları mükemmel bir şekilde gevşemiş olur ve benimle sessizliğiyle iletişim kurar. Onun bu kayıtsızlığı, esnemek ve gülmek gibi bulaşıcıdır.

                                                         Okuduğum tarih: Ekim 2015


Yazar Hakkında Bilgi=  https://sv.wikipedia.org/wiki/Nils_Uddenberg


 ARKA KAPAK –

August Ödüllü Nils Uddenberg'den içinizi ısıtacak bir Bestseller.

-İnsanlar ve kediler arasındaki ilişki nedir?
-Onlar da bizimkilere benzer duygular hissediyor mu?
-Ve en önemlisi; ona bağlanmamız, onun için ne ifade ediyor?

Bir evcil hayvan beslemeyi aklının köşesinden bile geçirmeyen yazar Nils Uddenberg, soğuk bir kış günü penceresinin dışında oturan, kocaman sarı gözleriyle kendisini izleyen bir kedi bulur. Nils'in hayatı işte o andan itibaren değişmeye başlar.

Nils zaman içinde evin içerisine kadar girip yerleşen bu sevimli tekirin hayata bakışını nasıl değiştirdiğini, bu kediciğe karşı hissettiklerinin kendisini nasıl şaşırttığını ve bu tüylü hanımefendiye ne çabuk bağlandığını son derece keyifli bir dille anlatırken, bir yandan da kedinin yaşantısını daha yakından inceleyerek, hepimizin merak ettiği bazı soruların cevaplarını arıyor. Kedim ve Ben, sevimli bir tekirin, emekli bir psikiyatr profesörünün hayata bakışını nasıl değiştirdiğinin gerçek hikâyesi…

"Tek kelimeyle büyüleyici bir hikâye. Nils Uddenberg keyifli anlatımının arasına kattığı küçük bilgilerle, gözlemlerini bizimle paylaşıyor ve biz mi kedilerin sahibiyiz, yoksa kediler mi bizim, sorusuna cevap arıyor."
- Carin Mannheimer, Swedish Public Radio P4-

"Bu kitap adeta altı haftalık bir kedi yavrusu kadar sevimli. Ane Gustavsson'ın çizimleriyle de bütünlenen hikâyede, yaşlı bir adamın hayatına bir anda giren bu kediye duyduğu sevgiyi tüm içtenliğiyle anlatışını okurken, aynı zamanda da bir psikiyatrın, bir kedi ve bir insan arasındaki bağa felsefi ve bilimsel yaklaşımını son derece keyifli bir dille gözler önüne serişine şahit oluyoruz."
- Nina Lekander, Expressen-


Mırk okumalarınız olsun ^-^


28 Eylül 2015 Pazartesi

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Yılkı Atı / Abbas Sayar

Kitapla ilgili paylaşımımı okumak isterseniz:

Yılkı Atı - Abbas Sayar * Kısa Kitap Festivali ♥ Güz Okuma Şenliği 2015


Okuma halleri fotoğraflarımı güncel olarak takip etmek isterseniz Instagram kullanıcı adım: okuyann



Festival defterime göz atmak isterseniz:

♥ Kısa Kitap Festivali Defterim ♥



Mırk mırkk:)


Şenlik defterime bakmak isterseniz:


Keyifli okumalarınız olsun.


13 Eylül 2015 Pazar

Berci Kristin Çöp Masalları - Latife Tekin / Kısa Kitap Festivali ♥

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Kısa Kitap Festivali' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.

Sevgili Latife Tekin ile geçen sene 'Gümüşlük Akademisi'nde tanışma ve sohbet etme şansım olmuştu. Hatta ve hatta o gün çok sevdiğim şair 'Haydar Ergülen'in atölye çalışması vardı.



Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Berci Kristin Çöp Masalları / Latife Tekin




BERCİ KRİSTİN ÇÖP MASALLARI
Yazarı: Latife TEKİN
Türü: Roman
Yayın Hakları: İletişim Yayınları
www.iletisim.com.tr
- Adam Yayınları, 1984 (5 baskı)
Metis Yayınları, 1998 (4 baskı)
Everest Yayınları, 2003 (4 baskı)
-   1-2. Baskı 2012-2014, İstanbul  3. Baskı 2015, İstanbul
-   143 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * ... İslamın beş şartına 'Geceleri minare tutmak' diye bir şart daha eklendi.

        * 'Kara kaşlı kaytan bıyıklı yarabbim!' diye dua ettiler.

        * ... makinelerin başında topluca oruç bozdular.

        * Köyde yazıda yaylayan, gece dışarıda kalan koyunları sağmaya giden kızlara 'Berci kız' denirdi.

        * ... Deli Gönül'e 'Kristin' diye ad taktılar.

        * ... öfkesinden ak kağıtlar gibi kesildi.

        * Kar, Çöp Bakkal'ın yazı yazdığı kağıdın beyazlığını kıskandı.

        * ... ağzına beton döküp sustu.

        * ... diken gibi yeni müdüre sipsivri baktı.

        * Kadınların ve çocukların yüzleri düğüne vardı.

        * Oğlan anayla kız babayla dönermiş
         Semahlardan sonra mumlar sönermiş
         ... Kızılbaşların cem'i, dedesi...


- Yazım-Basım Hatası-

        * Sf/ 85
         ... akŞamlı...

                                                                      Okuduğum tarih: Eylül 2015


Yazar Hakkında Bilgi=  Türk edebiyat yazarı.
1957'de Kayseri'nin Bünyan ilçesine bağlı Karacahevenk köyünde doğdu. 1966'da 9 yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul'a geldi. Ortaöğrenimini Beşiktaş Kız Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Telefon Başmüdürlüğü'nde kısa bir süre çalıştı. İlk kitabı "Sevgili Arsız Ölüm" 1983'te yayınlandı. Anadolu'daki köy yaşamı ve insanlarını masalımsı bir atmosferde ve "Yüzyıllık Yalnızlık" (Gabriel Garcia Marquez) tadında anlattığı bu ilk romanıyla büyük ün kazandı. Büyülü gerçekçilik akımına da yakıştırılan bu romanının ardından peş peşe diğer romanları geldi. Eserleri İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Farsça ve Hollandacaya çevrildi. Değişik üslubu ve yaklaşımıyla kuşağındaki edebiyatçıların önde gelen isimlerinden biri oldu.
Latife Tekin Bodrum Gümüşlük`te bir `Ebediyat Evi` projesi başlatmıştır. Garanti Bankası tarafından desteklenen proje, mimar
Hüsmen Ersöz'ün 1998 yılında hazırladığı mimari proje ile inşaata başlamıştır (1999). Ressam Hale Arpacıoğlu'nun, Koç Grubu şirketlerinden aldığı destekle, aynı mimari projenin bir parçası olarak Sanat Evi'nin yapımına başlanmıştır. Latife Tekin, Bodrum Gümüşlük'te, herkesin yazabileceği, tartışabileceği, sanatçıların büyük şehrin dağdağasından uzak eser üretebileceği bir mekanın tamamlanması için çalışmaktadır.Son olarak 2010'da "rüyalar ve uyanışlar" kitabı yayımlandı.
28 Aralık 2011 akşamı Sabit Fikir ve İstanbul Modern işbirliğiyle düzenlenen Sözünü Sakınmadan etkinliğinde usta eleştirmenler Ömer Türkeş ve Semih Gümüş'ün konuğu olmuştur
https://tr.wikipedia.org/wiki/Latife_Tekin


ARKA KAPAK –

"Kadınlar kucaklarından bebeklerini atıp ellerine keserleri aldılar. Erkekler karınlarını küreklerin saplarına verip konduların önünde durdular. Konduların birinin duvarını tekmeyle yıkan bir yıkımcı, topal bir kadından ilk darbeyi yedi. Kanlar içinde yere serildi. Yuvarlana yuvarlana ta dereye indi. Konducular topluca yıkımcıların üstüne atıldılar. Kuşlar kanat çırpıp bulutlara yukarı uçtu. Yıkıcımlar kazmalarını bırakıp dere aşağı kaçtılar."

Berci Kristin Çöp Masalları, kentin kıyısında, geniş çöp sahaları ile sanayi bölgesi arasında kurulan bir gecekondu semtinin hikâyesidir. Geride bıraktıkları kırsal çevrenin gelenek ve alışkanlıkları ile büyük şehrin maddi olanakları arasında sıkışıp kalan insanların hayata ve kente tutunma mücadelesi. Bir yanda yoksulluğu aşmak için yoğun bir çaba, diğer yanda büyük şehrin getirdiği yozlaşma, yıpranma, boş inançlar, tutkular, özlemler...

Latife Tekin manilerle, tekerlemelerle ördüğü, kendine has diliyle öyküsünü anlatırken, yoksulluğa, yabancılığa, sürgün edilmişliğe sahici ve içeriden bir bakışla yaklaşıyor. Bir gecede türeyen ve "alnında kara derin harflerle, fabrikalar, çöp ve rüzgâr yazılı" kondularda yaşananları, gerçekçi bir noktadan ve şefkatle anlatıyor.

"Bu 'cinli kız' Türkiye'de yaşayan insanların çok kalabalık bir kesiminden seçtiği kişilerin inançlarını, tutkularını, sevgilerini, boşinanlarını, sürekli didişmelerini anlatırken, neredeyse ülkemizdeki 'akla aykırı' yaşama biçiminin nedenlerini de sergiliyor."
Memet Fuat.