metis yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
metis yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2018 Salı

Ben Buradan Okuyorum - Tim Parks

* Edebiyat, kitap, yazar ve yazmak üzerine yazılar 📚


Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:
Okuma Halleri, Fotoğraflarla * Ben Buradan Okuyorum / Tim Parks


BEN BURADAN OKUYORUM
Yazarı: Tim PARKS
Orijinal Adı: Where I'm Reading From, 2014
Türü: İnceleme
Yayın Hakları: Metis Yayınları
-   İlk basım: Kasım 2016
Kapak Tasarımı: Emine Bora, Semih Sökmen
Çeviri: Roza Hakmen
-   216 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;


        * Okuduğumuz kitaplarla ilgili olarak niçin bu kadar sık anlaşmazlığa düşeriz? Bazılarımız iyi, bazılarımız kötü okuduğu için mi? Hocayla öğrencileri gibi? İyi ve kötü kitaplar olduğu için mi, yoksa farklı çevrelerde yetişmiş insanlar farklı kitaplardan hoşlandığı için mi? Eğer öyleyse, kimin neden hoşlanacağını tahmin edebilir miyiz?

        * Tanrı, tek kelimelik bir yaratılış öyküsüdür.

        * Her ciddi okur bir kitabı kapatma tercihini yapmak için ona ne kadar zaman ayırması gerektiğini çoktan öğrenmiştir mutlaka.
         ... ne kadar çok kötü kitabı bitirirse o kadar az iyi kitabı başlamaya vakti kalacağı için...

        * ... öykülerin bir sonu olması ... öteden beri zorunlu değildi.

        * Peki ama, bu eski alışkanlıklar vazgeçilmez şeyler midir? Aslında dikkatimizi yazılı sözün kendisinden saptırıyor olamazlar mı? Acaba parşömen rulosu okumanın bizim hiç bilmediğimiz, bihaber memnun mesut yaşadığımız kendine has zevkleri yok muydu? Matbaa makinesi yazıdan kişiselliği kaldırdığında hattatlığın kayboluşuna ağıt yakanlar olmuştur kesinlikle. Ciddi okurların her zaman elle kopya edilmiş ciddi kitapları yeğleyeceğini düşünenler vardı.
        
        * Ama aslında hepimiz biliriz ki bir kez kelimeler dizisinin sonuna gelip kitabı kapattık mı, geriye bizde kalan şeyin adını koymak çok zordur ve fevkalade bir zorluktur, rafta duran ağır kağıt destesiyle hiçbir alakası olmayan bir zenginliktir (ya da bazen bir sinir bozukluğudur).

        * E-kitap, elimizde tuttuğumuz somut nesnenin görüntü ve ağırlığındaki bütün farklılıkları ortadan kaldırılmasıyla, kelime dizisinin neresinde olduğumuzdan başka herhangi bir şeye yoğunlaşmamızı teşvik etmeyişiyle (okuduğumuz sayfa yok olur, ilerideki sayfa henüz görünmemiştir) diyebiliriz ki bizi edebiyat deneyiminin özüne kağıt kitaptan daha fazla yaklaştırır.

        * Yazının en az hayatın kendisi kadar canlı olduğuna kendimizi inandırma arzusu, yakın zamanda beyin taraması araştırmaları konusunda New York Times'daki bir makaleye de yansıdı: Araştırmaya göre, romanlarda aksiyonu okurken beynin gerçek hayatta bu tür eylemden sorumlu olan -sese, kokuya, dokuya, harekete vs. tepki veren- bölgeleri kelimeler tarafından uyarılıyormuş. 'Öyle anlaşılıyor ki' diye yazıyor gazeteci, 'beyin bir deneyimin anlatısını okumakla gerçek hayatta o deneyimle karşılaşmak arasında pek fazla ayrım yapamıyor; her iki durumda da aynı nörolojik bölgeler uyarılıyor.


 - Yazım-Basım Hatası-

        * Sf/ 75
         ... İngiltere' yle...

                                                                  Ağustos 2017


Yazar Hakkında Bilgi=  Tim Parks, Romancı, çevirmen ve denemeci. 1954'te Manchester, İngiltere' de doğdu. Cambridge ve Harvard üniversitelerinde öğrenim gördü. 1981 'den beri İtalya'da yaşıyor. Europa(1997; Alef 2016), Kader (1999; Alef 2016), Cleaver (2006), Sex is Forbidden (Seks Yasak, 2013) ve Painting Death (Ölümü Resmetmek, 2014) başta olmak üzere hemen hepsi çeşitli ülkelerde yayımlanan on dört roman yazdı. 90'larda, Kuzey İtalya'daki hayatı konu alan, kurmaca olmayan iki kişisel anlatı kaleme aldı: Italian Neighbours (İtalyan Komşular, 1992) ve An Italian Education (İtalyan Eğitimi, 1996). Büyük beğeni toplayan bu kitapları 2002'de hem taşra hayranlığının komik bir mikrokozmosunu sunan hem de iş ve futbol tutkusu açısından İtalyanların hayatına genel bir bakış niteliği taşıyan A Season with Verona (Verona ile Bir Mevsim) izledi. Kurmaca olmayan diğer başlıca eserleri ise 15. yüzyıl Floransası'ndaki Medici bankasının tarihini anlatan Medici Money (Medici Parası, 2005); sağlık, hastalık ve meditasyon üzerine düşüncelerini aktardığı Teach Us to Sit Still'dir (Bize Sakin Sakin Oturmayı Öğretin, 2010) ve son olarak 2013'te yayımladığı Italian Ways'dir (İtalyan Yolları).

Tim Parks aynı zamanda önemli bir çevirmen. Moravia, Cal-vino, Calasso, Machiavelli ve Leopardi'nin eserlerini İngilizceye çevirdi. İngiliz modernistlerin İtalyanca çevirilerini incelediği Translating Style (Üslubu Çevirmek, 1997) kitabı bu alanda bir klasik sayılıyor. Halen Milano'daki Uluslararası Diller ve Medya Üniversitesinde (IULM) çeviri alanında lisansüstü dersleri veriyor.

New York Review of Books ve London Review of Books'ta düzenli olarak yayımlanan metinlerinin yanı sıra, son üç yıldır da New York Review online'da yazmak, okumak ve çeviri üzerine düzenli olarak denemeler yazıyor.


ARKA KAPAK –


Kurmacaya ihtiyacımız var mı? Her kitabı ille de bitirmemiz mi lazım? Yeni mecra ve formatlar okuma deneyimimizi nasıl etkiliyor? Bakış açımızı onaylamak için mi, yoksa sorgulamak için mi okuruz? "En büyük" romancılara kim, neye göre karar veriyor? Uluslararasılaşma eserlerin içeriğini nasıl etkiliyor? Yazar biyografileri ne işe yarar? Roman yazmak artık bir "iş" haline mi geldi? Tim Parks Ben Buradan Okuyorum'da bu sorulara cevap ararken, yıllara yayılan eleştirel okumalarından yararlanarak edebiyat ve edebiyatın amacı hakkındaki varsayımlarımızı altüst ediyor.

Birbirini tamamlayan bu otuz yedi metin "uluslararası" romanın ortaya çıkışıyla "yerel" edebi üslupların nasıl kaybolduğunu, piyasa güçlerinin "ciddi" kurmacayı nasıl şekillendirdiğini, çevirinin hesapta olmayan etkilerini, edebiyat eleştirisi alanındaki sıkıntıları, yazarların hayatları ve eserleri arasındaki sorunlu ilişkiyi inceliyor. Parks, zihin açıcı yakın okumalarla ve tekrar tekrar dönüp kendine bakarak, yazarların ve okurların bir taraftan yeni küresel sistemin, diğer taraftan bu sistemin alametifarikası olan romanın baskısından kaçıp kaçamayacakları üzerine düşünüyor.

Okuyan, yazan, çeviriyle uğraşan herkesin aklından geçirdiği sorulara dair kuşatıcı bir kitap bu. 


19 Ocak 2018 Cuma

Başka Kediler - Selçuk Demirel

Mırk harika bir kitap 🐈
Içlerindeki kedi çizimleri hayran olunası 😸😻
Her kedi sevdalısının kitaplığında olmalı gereken kitaplardan biri bence ^-^



Kitaplığımdaki kedili kitaplar videolarıma buradan ulaşabilirsiniz.
Gerçi güncellemem gerekiyor çünkü o tarihten bu yana onlarca kedili kitap eklendi kitaplığıma ^-^


BAŞKA KEDİLER
Yazarı: Selçuk DEMİREL
Türü: Resim
Yayın Hakları: Metis Yayınları
-   İlk basım: Aralık 2006

-   128 sayfa


 Kitaptan...


 Yazar Hakkında Bilgi=  Selçuk Demirel 18 Mayıs 1954’te Artvin’de doğdu. 1978’de Paris’e gitti ve yerleşti. Çalışmalarını Paris’ten sürdüren Demirel Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl, Kitap-lık, P, Artimento (Türkiye); Le Monde, Le Monde Diplomatique, Le Nouvel Observateur (Fransa); The Washington Post, The New York Times, The Wall Street Journal, The American Prospect, The Boston Globe, The Chicago Tribune, LegalAffairs (ABD); Far Estern Economic Review (Hong Kong) vb. birçok önemli dergi ve gazetelerde desenlerini yayımladı. Çalışmaları kitap illüstrasyonlarından dergi ve kitap kapaklarına, desen albümlerinden çocuk kitaplarına, kartpostaldan afişe dek çeşitlilik gösteren sanatçı, Türkiye’de, birçok Avrupa ülkesinde ve Japonya’da kitaplarını yayımladı, kişisel sergiler açtı.
Daha ayrıntılı bilgi için: www.selcuk-demirel.com



ARKA KAPAK –

Birçok filozofu ve birçok kediyi inceledim.
Kedinin bilgeliği çok daha üstün bence.
Hipplyte Taine


Defterimden...


Mırk okumalarınız olsun ^-^


17 Ocak 2018 Çarşamba

Okuma Halleri, Fotoğraflarla * Tanrının Çocukları / Mary Doria Russell

Kitapla ilgili yorumumu okumak isterseniz:

Tanrının Çocukları - Mary Doria Russell


Fender ♥


Tıkır minnakmırkbey ♥


Defterimden...


Fender ♥


Keyifli okumalarınız olsun ^-^
Tıkır minnakmırkbey ve Fender ♥♥


Tanrının Çocukları - Mary Doria Russell

* Serçe'nin devam kitabı Tanrının Çocukları 📚 Serçe kitabıyla ilgili paylaşımımı buradan okuyabilirsiniz 😻
* İki kitabı da sevgili @niluferim11 ile birlikte okuduk. 

* Serinin çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Sona erdi ve ben kendimi boşlukta hissettim. 
* Keşke serinin üçüncü kitabı da olsaymış. Ki bence devam edebilirdi.

Okuduğum kitapların blog yazılarını hazırlamakta çok gecikiyorum. Mesela bu kitabı ağustos ayında okudum, düşünün artık gecikmeyi:))) Daha sonra yazarın bir kitabını daha okudum, o da 'Gündüz Düş Görenler'.


Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla * Tanrının Çocukları / Mary Doria Russell



TANRININ ÇOCUKLARI
Yazarı: Mary Doria RUSSELL
Orijinal Adı: Children of God, 1998
Türü: Roman
Yayın Hakları: Metis Yayınları
-   İlk Basım: Kasım 2016
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kapak Resmi: Hieronymus Bosch, Dünyevi Zevkler Bahçesi (1503-1504)
Sol ve orta panelden detaylarla kolaj.
Çeviri: Başak Bekişli

-   542 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * Tek hapishane, bizim kendi sınırlarımızdır!

        * Yaradılışı kendisine doğuştan biçilen role uygun olmayanlara acıyın, çünkü bu zor bir hayat.

        * Eskiden Nico gibi insanlara bakıp şöyle düşünürdüm: İşte başarısız olmuş bir kürtaj. Gezegeni tüketecek, sadece yemeyi ve çoğalmayı becerebilen işe yaramaz bir insan daha...

        * Belki insan korktuğunda daha dikkatli dinlediği için Tanrı'yı daha iyi duyabiliyordur.

        * Herkesin görüş sahasının sınırları vardır.

        * Herkes konuşuyorsa ruhunu nasıl duyabilirsin?

    
^-^ KEDİLER ^-^

        * ... yatak odasının penceresine bakarken, kedilerde biri karşısında biterek mırlayıp gerindi. Edward kedilerin güzelliğini kabul ederdi... ... kedi Edward'ın bacaklarına sürtünmeye devam etti.

        * Bir adam ve bir kediyle ilgili eski bir hikaye var...
         Kedileri severim.

        * Schrödinger derdi ki, bir kediyi kutuya koyarsan - pekala, kutuda bir tabak normal yemek, bir tabak da zehirli yemek var diyelim.
         ... Kedi kutuda ve zehirli ya da zehirsiz yemeği yemiş olabilir. ... Schrödinger'e göre, dışarıdaki adam ölüp ölmediğine bakmak için kutuyu açana kadar kedi aslında hayatta ya da ölmüş sayılmaz.
         ... Adam kedinin mırlayıp mırlamadığını duymak için dinleyebilirdi.
         ... Bana kalırsa, kedi adama inanıyorsa adam oradadır. Kedi ateistse de adam yoktur.


 - Yazım-Basım Hatası-

        * Sf/ 415
         ... sözlerininn...

                                                                  Ağustos 2017


Yazar Hakkında Bilgi=  1950'de Chicago'da doğdu. Kemik biyolojisi ve biomekanik konusunda uzman bir paleoantropolog olarak Avustralya ve Hırvatistan'da araştırmalar yaptı. 1980'lerde akademik kariyerini bırakarak yazarlığa soyundu. Halen eşi Don ve oğulları Daniel ile Cleveland'da yaşamaktadır.
         1996 yılında yayımlanan ilk romanı Serçe büyük bir başarı kazandı. Entertainment Weekly yılın en iyi on kitabından biri seçti. 1997'de İngiliz BilimkurguYazarları Kurumu tarafından En İyi Roman ödülüne layık görüldü. Russell yine aynı romanıyla James Tiptree Jr. Arthur Clarke ve John W. Campbell ödüllerinin de aralarında bulunduğu birçok ödül topladı. 1998'de Serçe'nin devamı niteliğindeki Children of God, Tanrı'nın Çocukları'nı yayımladı.


ARKA KAPAK –

Mary Doria Russell'ın ilgiyle okunan romanı Serçe'den sonra Tanrının Çocukları da Türkçede: Beklenmedik dönemeçlerle dolu incelikli olay örgüsü ve edebi ustalığıyla en az ilki kadar güçlü bir eser.

Roman, Jana'ata ve Runa adlı iki akıllı türün bulunduğu Rakhat gezegenine yapılan ilk seferde yaşanan felaketin ardından, yeni bir sefer için kolların sıvanmasıyla başlıyor. Dünya'da hazırlıklar sürerken, paralel bir anlatımla, Rakhat'ta insanların ister istemez başlattığı değişim rüzgârına da tanık oluyoruz. Zorlu bir yolculuğun ardından Dünyalı ekip hedefe vardığındaysa, iki gezegenin halklarının kaderi bir kez daha kesişiyor.

Bir bilimkurgu romanı olarak Tanrının Çocukları'nın ayırt edici özelliği antropolojik derinliği: karakterlerin karmaşık iç dünyasını ikna edici bir şekilde resmetmesi; onların zaaflarını, kendi kendini kandırma ve anlam olmayan yerde bile sürekli anlam arama eğilimlerini, hırs ve yanılgılarını, iyi niyetle de olsa başkalarına zarar verme kapasitelerini gözler önüne sermesi. Dahası, yazarın önemli toplumsal meselelere -farklı türlerin/kültürlerin bir arada yaşaması, anlayış ve hoşgörünün kendinden farklı olanı tanımayla başlaması, katı geleneklerin zulmü, değişimin kaçınılmazlığı vb- yaklaşımı da kayda değer.

Bütün bunlara yaratıcı bir hayal gücü ve kitabın her sayfasında hissedilen ince bir mizah da eklenince, ortaya keyif ve heyecanla okunan doyurucu bir roman çıkıyor. Tüm bilimkurgu hayranlarına ve edebiyatseverlere tavsiye ediyoruz. 


13 Aralık 2016 Salı

Küre - Murathan Mungan

Murathan Mungan bu kitabın oluşum süreci için demiş ki;
'Bu kitap fikri bana Şairin Romanı'nı yazarken geldi. Bir anlamda şiir sanatı üzerine olan bu romanın kahramanlarının ağzına söz yazarken, romanda kullandığım malzemeyle kardeş, ama ondan tamamen bağımsız kimi notlar çıkmaya başladı ortaya. Bunun üzerine şiir sanatı üzerine görüşlerimi, düşündüklerimi belki dağınık düzen, ama derli toplu biçimde bir araya getirerek yayımlamanın zamanı geldiğine karar verdim.'
Neden bunu yazımın en başına ekledim. Çünkü 'Şairin Romanı' bunca yıldır okuduğum kitapların içinde beni en etkileyen kitapların başında gelir. Oldukça şiirsel bir dili olan Şairin Romanı karakterleri ve konusuyla da benim en değerlilerimden...
Şairin Romanı paylaşımıma buradan ulaşabilirsiniz.


Murathan Mungan'ın hepsini olmasa da hatırı sayılır miktarda eserlerini okudum. 
Murathan Mungan benim için en çok 'Şairin Romanı'dır. Ve biraz da 'Üç Aynalı Kırk Oda'dır.
Hani bazı okurlar sevdikleri yazarlar için derler ya 'ne yazsa okurum' diye. Ben sevdiğim yazarların çıkan her kitabını alırım ama beğenmezsem okumadığım da olur. Hani illa kendimi şartlamam sevdiğim yazarın her yazdığını da sevmeliyim diye...
Mesela Murathan Mungan'ın 'Yüksek Topuklar' romanı bana en uzak kitabıdır. Ama bir 'Şairin Romanı' da biriciğimdir:)


Küre'nin, Şairin Romanı ve şiirle olan bağı, kapak tasarımının maviliği ve güzelliği beni ilk başta duygusal olarak mutlu etti zaten. Şiir sevdalısı herkesin de keyifle okuyacağını düşüyorum.


Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:


KÜRE
Yazarı: Murathan MUNGAN
Türü: Deneme
Yayın Hakları: Metis Yayınları
-   İlk Basım: Ekim 2016       İkinci Basım: Ekim 2016
Kapak Tasarımı: Semih Sökmen
Kapak Fotoğrafı: Doğu Gelinciği

İlk kadın fotoğrafçı olarak kabul edilen Anna Atkins'in 1853 tarihli, cyanotip ya da mavibaskısı (Victoria and Albert Müzesi, Londra).
-   114 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * Şiir tereddütleri olanların sanatıdır.

        * Şair olmak, şair kalmak zor ama, kolay 'iyi okur' da olunmuyor.

        * Perisi tarafından terk edilmiş nicesinin yazmayı aynı ısrarla sürdürdüğüne bakılırsa, belki de edebiyat türleri içinde en çok karşılıksız aşk barındıranı şiirdir. Ortalıktaki bu kadar çok şair ve bu kadar az şiirin başka bir açıklaması olabilir mi?

        * Güttüğü iki keçi, ıslığı dağı taşı tuttu!

        * Şiir, düzyazıdan farklı olarak sinirsel uyarıcıları beyinde farklı biçimde devreye sokar; bildik, tanıdık sözcüklerin şiirde karşımıza çıktıklarındaki anlam gecikmesinin yol açtığı durumun röntgen gerektirdiğini bildirir. Şiiri, düzyazıyı okuyan gözlerinizle okuduğunuzda şiirin size kendini göstermemesi bu nedenledir.

        * 'ŞİİRİYET' sözünün nicedir ortadan kalkmış olması, günümüz şiirini bir 'mesele'si olamaz mı; gözden kaçırdığı, üzerinde düşünmeye gerek duymadığı önemli bir meselesi...
         Öte yandan 'şiiriyet' dediğim anda, bazılarının bundan 'şairanelik' anlamı çıkaracakları olasılığını düşünmek bile iç sıkmaya yetiyor.

        * Küreye benzer şiir. Kendi yasaları içinde ışıyan kristal. Belki de şiir için ilk kamaşma. Kristali görme arzusudur şiir. Işığın yasalarını, aydınlattıklarını anlama arzusu. Bu yüzden belki de küreye benzer şiir.
         Öte yandan: Sizin yazdığınız, okurun küresinde nasıl görünür?

        * Kalbimin gizli aruzuyla dinlediğim kainat: şiirin uykusuna yattığım Divan. Kendimdeki kadim.

        * T. S. Eliot, 'Sözcükler sustuğu halde anlamın sürmesi,' diye tanımlar şiiri.

        * Ay tutulsun isterim şiirlerimden. Ben yazdıkça mevsimler içinden geçsin; hayat anlam, zaman kıymet bilsin isterim.

                                                                           Kasım 2016


Yazar Hakkında Bilgi=  21 Nisan 1955 Istanbul doğumlu. Mardin'li. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. İlkin çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları ve şiirleriyle görünen yazarın ilk kitabı 1980'de yayımlanan Mahmud ile Yezida'dır. Daha çok şiirleri, hikâyeleri, roman ve oyunlarıyla tanınan Murathan Mungan aynı zamanda radyo oyunu, film senaryosu, şarkı sözü yazdı. Çeşitli alanlara dağılmış yirmi yıllık çalışmalarından yaptığı özel bir seçmeyi Murathan '95'te topladı. Dünya edebiyatından öyküleri, denemeleri bir araya getirdiği seçkiler hazırladı; çeşitli yazı ve denemelerini kitaplaştırdı. 2000 öncesinde çıkardığı tüm şiir kitaplarını içeren 13+1 toplamından sonra 2002 yılında yedi öykünün yedi kitapçık olarak bir kutu içinde yer aldığı 7 Mühür'ü yayımladı.
2005'te, "ellinci yaşı" için hazırlanmış özel bir basım olarak yayımlanan Elli Parça, Mungan'ın ileride kitap olarak yayımlanacak dosyalarından farklı türlerde parçalar içeriyordu. Değişik kitaplarından seçtiği şiir ve öykülerini Doğduğum Yüzyıla Veda, Doğu Sarayı gibi her biri ayrı bir bağlam gözetilerek hazırlanmış seçkilerde topladı. Kürtçeye çevrilen şiirlerini bir araya getirenLi Rojhilatê Dilê Min / Kalbimin Doğusundakitabı Türkçe-Kürtçe olarak çift dilde basıldı. Büyümenin Türkçe Tarihi, Bir Dersim Hikâyesi gibi çeşitli yazarların katkılarıyla biçimlenen bağlamsal seçkiler hazırladı.

Metis Yayınları, yazarın kitaplaştırdığı bütün çalışmaları bir külliyat olarak yayımlamaktadır.


ARKA KAPAK –

küre
Poetika Yazıları Mavi Kitap

"Şiir sanatı üzerine görüşlerimi içeren poetik kitapçıklar dizisinin ilk kitabı… Şiirin tükenmez kıvılcım ocağından aklımın payına düşenleri paylaşmak istedim. Bunun için de birçok düşünce ve deneme kitabının vazgeçilmezi olan 'fragman'lar biçiminde ilerleyen bir tarzı tercih ettim.".
- Murathan Mungan


30 Ekim 2016 Pazar

İnsan Olmak - Engin Geçtan

Sevgili Ebru videolarında ısrarla Engin Geçtan okuyun deyince kayıtsız kalamadım:) Diren Kitapçı'da 'İnsan Olmak', Tezgah Kitabevi'nde de 'Hayat'ın ikinci eli karşıma çıkınca heyecanla ikisini de aldım.


İlk olarak 'İnsan Olmak' kitabını ele aldım. Okumaktan hoşlandığım bir tarza sahip olduğundan beklentim biraz yüksekti kitapla ilgili. Ancak maalesef 95. sayfada okumayı bıraktım. Bana biraz işlenen konular heyecansız aktarılmış hissi uyandırdı. Bu da okurken sıkılmama neden oldu.
Dediğim gibi bu tarzda okuduğum yazarlar var ve ilgimi çekiyor. Misal; Üstün Dökmen, Irvin Yalom, Doğan Cüceloğlu... O sebeple 'Hayat' kitabını da merak ediyorum. İlk fırsatta okumayı düşünüyorum.


İNSAN OLMAK
Yazarı: Engin GEÇTAN
Türü: Eğitim - Psikoloji
Yayın Hakları: Metis Yayınları
-   1.-4. Basımlar: Adam Yayınevi, 1983 5.-25. Basımlar: Remzi Kitabevi, 1988
-    Metis Yayınları'nda 1. Basım Ocak 2003               7. Basım: Mart 2008
Kapak Resmi: Rene Magritt'in Cam Anahtar (1959)
Kapak Tasarımı: Emine Bora
-   184 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana geçen süre içinde çağdaş toplumlar kendine özgü bir olguyu da birlikte getirmiştir. İnsan eskisinden çok daha fazla sayıda insanla, çok daha kısa süreli, daha yüzeysel ilişkiler kurma eğilimindedir. Bu, soğuk bir günde karşılaşan bir grup kirpinin öyküsüne benzer. Kirpiler ısınabilmek için birbirlerine sokulurlar, ama dikenleri birbirine batar. Birbirlerinden ayrıldıklarındaysa soğuktan rahatsız olurlar. İleri geri hareket ederek sonunda dikenlerini batırmadan birbirlerini ısıtabilecekleri en uygun uzaklığı bulurlar.

        * Eski Isparta uygarlıklarında cılız ve sakat çocukların yaşamasına izin verilmezdi. Çinliler iki cins arasındaki dengeyi korumak için bazen yeni doğmuş kız çocuklarını açıkta bırakarak ölüme terk ederlerdi. Dünyanın çeşitli bölgelerinde, doğan ikizlerden birini öldürme geleneği uzun süre korunmuştur.

        * Çocukluklarında engellenmiş kişiler, ana-baba olduklarında çocuklarının, vaktiyle kendilerine tanınmamış hak ve özgürlüklere sahip olmalarına karşı bilinçdışı bir kıskançlık duygusu geliştirebilirler.


 ^-^ KEDİLER ^-^

        * ... 'Külkedisi' gibi dünyaca bilinen bazı...


                                                                           Ekim 2016


Yazar Hakkında Bilgi=  Engin Geçtan (d. 12 Ocak 1932, İzmir - ) Türk psikiyatri profesörü, psikoterapist ve yazar.
İlk, orta ve lise eğitimini İzmir’de tamamladı. 1956'da İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdikten sonra uzmanlık eğitimi için ABD'ye gidip New York ve Columbia üniversitelerinde öğrenim gördü (1956-1961). Bu süreçte genel psikoloji, dinamik psikiyatri, çocuk psikolojisi ve nöroloji alanlarında çalışmalar yaptı.
1968'de doçent, 1974'te profesör oldu. ODTÜ, Ankara, Boğaziçi ve Marmara üniversitelerinde öğretim üyesi olarak çalıştı.
Psikiyatri üzerine yazdığı kitaplarında genelde varoluşçu psikiyatri ve psikanalitik düşünceye yer verir. Ayrıca, psikiyatriyi edebiyat alanında da kullanmış ve akademik çalışmalarının dışında, bir romancı olarak da tanınmıştır.
Özgürlük, depresyon, çocukluk, birey ve toplum ilişkileri, yaşam ve ölüm gibi temel varoluşsal kavram ve sorunların yanı sıra uyku, psikodrama yöntemleri, yeme bozuklukları gibi özel konuları da ayrıntılı biçimde ele alıp işlediği kitaplarında, genel olarak, yaşamı seyredenler ve gerçekten yaşayanlar diye iki tip insanı tasvir eder. Yaşamak için durup düşünmek ve sorun üretmek yerine hayata karışmayı salık verir. Sadece bireyin sorunlarıyla yetinmeyen Geçtan, toplumsal hastalıkları da sebep ve sonuçlarıyla irdelerken Türkiye özelinde toplumsal yapıdan örnekler verip bireysel sorunlara paralel toplumsal analizler yapar.



ARKA KAPAK –

İlk kez yayımlandığı 1983'ten günümüze defalarca baskı yapmış ve okurla kurduğu yapıcı ilişkiyi kanıtlamış olan bu kitabında Engin Geçtan insan olmanın ikilemini şöyle anlatır: "Çağdaş toplumlar kendine özgü bir olguyu da birlikte getirmiştir. İnsan eskisinden çok daha fazla sayıda insanla, çok daha kısa süreli, daha yüzeysel ilişkiler kurma eğilimindedir. Bu, soğuk bir günde karşılaşan bir grup kirpinin öyküsüne benzer. Kirpiler ısınabilmek için birbirlerine sokulurlar, ama dikenleri birbirine batar. Birbirlerinden ayrıldıklarındaysa soğuktan rahatsız olurlar. İleri geri hareket ederek sonunda dikenlerini batırmadan birbirlerini ısıtabilecekleri en uygun uzaklığı bulurlar."

Son yirmi yılın dünyasındaki sosyal ve maddi değişimler düşünülürse, kirpilerin birbirine daha da çok ihtiyaç duyduğunu, her kirpinin bu ikilem karşısında kendi cevabını bulması gerektiğini, tam da bu yüzden İnsan Olmak'ın bugün daha da güncel olduğunu söyleyebiliriz.
 

Defterimden...


Keyifli okumalarınız olsun.