ödüllü roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ödüllü roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2017 Pazartesi

Serçe - Mary Doria Russell

* Serçe ve devam kitabı Tanrının Çocukları'nı sevgili @niluferim11 ile birlikte okuduk. Eş zamanlı okumalarımın dışında elimde olmayan sebeplerden dolayı ben biraz geriden geldim: kaza, deprem vs...
* Serçe Temmuz ayı içinde bitirdiğim kitaplardan. Bir solukta okunabilecek, heyecan duyuran ve merak uyandıran bir kitap.
* Serçe'nin devam kitabı Tanrının Çocukları 13 yıl sonra dilimize çevrilmiş. Şanslıyım, Serçe biter bitmez devamını okumak için onca sene beklemek zorunda kalmadım 😄 Benzer durumu Sezgin Kaymaz / Lucky ve devamı sayılabilecek Farfara'da yaşamıştım. Lucky 2000 yılında basılmış. Farfara ise 17 sene sonra... Ben Lucky'i 2016'da okuyunca Farfara için onca sene beklemek zorunda kalmadım 😄
* Bol ödüllü bir kitap. İyi bir bilim kurgu okumak istiyorsanız bir göz atmanızı öneririm.



Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla * Serçe / Mary Doria Russell




SERÇE
Yazarı: Mary Doria RUSSELL
Orijinal Adı: The Sparrow, 1996
Türü: Roman / Bilim-kurgu
Yayın Hakları: Metis Yayınları
-   İlk basım: Ekim 2003
Kapak Resmi: El Greco, Felix Hortensio Paravicino'nun Portresi, 1609
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Çeviri: Emil Keyder
-   415 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

       * Sana bir şey söyleyeyim. Ben en az dört kez, dört farklı adamla evlendim. Hepsinin adı George Edwards'dı, ama inan bana, koridorun sonunda beni bekleyen adamın fi tarihinde evlendiğim çocukla alakası yok.. bazı devamlılıklar var tabii, hep eğlenceli bir adam oldu...
         Ama insanlar değişir.
         Evet. İnsanlar değişir. Kültürler değişir. İmparatorluklar yükselir, çöker. Jeoloji bile değişir. On yılda bir, George'la birlikte değiştiğimiz gerçeğiyle yüzleşip, kendimize bu iki yeni insan arasında bir evlilik olması mantıklı mı diye sormamız gerekiyor.

        * Hepimiz gençliğimizde verdiğimiz sözleri tutsaydık daha mı iyi olurdu, yoksa daha mı kötü, gerçekten bilmiyorum.

        * Diğer insanlarda korktuğumuz şeyler içimizde olanlardır...

        * Ben ayakta durabiliyorsam sen kim oluyorsun da benim yerime emekliyorsun?

        * Geç hiçten yeğdir.

        * Amerika Amiş insanları...

         * Ruhun gecesinin tam olarak ne kadar karanlık olabileceğini bilmek ister misiniz?


^-^ KEDİLER ^-^

        * ... kedi sidiği kokan sokakların arasında bir daha kayboluyor...

        * ... ateşe bakan o yüksek sırtlı koltuklardan birini seçip bir kedi gibi kendini içine bıraktı.

        * ... kedinin tuşların üstüne zıplayıp tekrar halıya atlayışını, piyano sesinin...

        * Bir kedimiz bile yok.

        * Köylülerin vücutlarını kaplayan ev kedilerininki kadar güzel ve parlak, kısa, kalın bir kürkleri vardı. Siyam kedilerine benziyorlardı, gözlerinin etrafında koyu kahverengi lekeler ve sırtlarından aşağı inen daha koyu bir çizgi vardı.

        * ... Cheshire kedisi gibi sırıtarak konuştu.


- Yazım-Basım Hatası -

        * Sf/ 50
         ... yapıyordu
         Nokta yok...

                                                                                     Temmuz 2017

Yazar Hakkında Bilgi=  1950'de Chicago'da doğdu. Kemik biyolojisi ve biomekanik konusunda uzman bir paleoantropolog olarak Avustralya ve Hırvatistan'da araştırmalar yaptı. 1980'lerde akademik kariyerini bırakarak yazarlığa soyundu. Halen eşi Don ve oğulları Daniel ile Cleveland'da yaşamaktadır.
         1996 yılında yayımlanan ilk romanı Serçe büyük bir başarı kazandı. Entertainment Weekly yılın en iyi on kitabından biri seçti. 1997'de İngiliz BilimkurguYazarları Kurumu tarafından En İyi Roman ödülüne layık görüldü. Russell yine aynı romanıyla James Tiptree Jr. Arthur Clarke ve John W. Campbell ödüllerinin de aralarında bulunduğu birçok ödül topladı. 1998'de Serçe'nin devamı niteliğindeki Children of God, Tanrı'nın Çocukları'nı yayımladı.


ARKA KAPAK –

Serçe, bol ödüllü bir yapıt: İlk yayımlandığı 1996?da Entertainment Weekly dergisi tarafından yılın en iyi on kitabından biri seçildi. 1997?de İngiliz Bilimkurgu Yazarları Kurumu tarafından En İyi Roman ödülüne layık görüldü. Sırasıyla James Tiptree Jr., Arthur Clarke ve John W. Campbell edebiyat ödüllerini de topladı. İyi bilimkurgunun iyi edebiyat olduğunun ve bilimkurgunun yalnızca özel tutkunları tarafından değil, bütün edebiyat okurlarınca severek okunabileceğinin en yakın tarihli kanıtı...

Her şey uzaydan gelen düzensiz sinyalleri tarayan Arechibo radyo vericisindeki görevlinin şarkıyı fark etmesiyle başladı. Şarkı Rakhat adı verilen bir gezegenden geliyordu ve tek kelimeyle olağanüstüydü. Aralarında üç cizvitin bulunduğu sekiz kişilik mürettebattan oluşan Rakhat misyonunun yola koyulması fazla zaman almadı.

Cizvit bilim adamları dinleri yaymayı değil, öğrenmeye gidiyorlardı. Tanrının başka çocuklarını tanımak ve sevmek için gidiyorlardı. Cizvitleri keşfedilen yerlerin en uzak sınırlarına götüren hep o aynı nedenle hareket etmişlerdi: AD majorem Dei gloriam, Tanrının şanını yükseltmek için...

Zarar vermek gibi bir niyetleri yoktu, ta ki...


29 Temmuz 2014 Salı

Son Ada - Zülfü Livaneli *Yaz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği'nin bir kitabı daha okundu:)

Okuma halleri fotoğraflarıma göz atmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Son Ada / Zülfü Livaneli


Okuma şenliği defterim için buraya lütfen:)

Listenin 16. sırasındaki herhangi bir ödül kazanmış bir roman kategorisinde 'Son Ada'yı okudum.
Son Ada '2009, Orhan Kemal Roman Armağanı'nı almış. 



Kitabın benim için enteresan olan yanı ada betimlenirken ve olayların kimi hikayeleştirilirken Sedef Adası'ndan fazlasıyla ilham alınmış olması. Zaten Livaneli 80'li yıllarda Sedef'e fazlasıyla geliyormuş. Son Ada'nın huzurunun kaçmadığı bölümler Sedef'i andırıyor.


Kitapta bahsi geçen martı, tilki gelişmeleri romanlaştırılmış hali gibi korkunç ve vahşi hallerde olmasa da adada yaşanmış gelişmeler, yine 80'li yıllarda...

Fazıl'lar 67'den beri Sedefliler. Ve bizim Sedef sevdamız da Bodrum'a gelene kadar bir başkaydı:) 

Sedef fotoğraflarımıza bakmak isterseniz:

***Sedef Karlar Altında***





SON ADA
Yazarı: Zülfü LİVANELİ
Yayın Hakları: Doğan Egmont Yayıncılık
www..dogankitap.com.tr
- 1 - 39. baskı / Remzi Kitabevi, 2008-2012
- Doğan Kitap'ta 1. baskı / Eylül 2013
-   183 sayfa

Kitaptan Alıntılar,

        * ... bir deney okuduğumu hatırlıyorum: İki ayrı martı türünün yumurtalarını değiştirmişler. Her yıl göç eden gümüş martıların yumurtaları ile göç etmeye kara sırtlı martıların yumurtalarından çıkan dokuz yüz martı yavrusu, yanlış anneler tarafından eğitilmiş. Sonra bu yavruların göç hareketleri izlenmiş.
         Asıl ana babası göç etmeyen martı yavruları sahte ana babalarının peşine takılıp Fransa ve İspanya'ya göç etmişler. Aslında göçmen olan ama göçmeyen ana baba tarafından yetiştirilen martılar ise içgüdülerine uyup yine göç etmişler. Bu deney, martıların hem içgüdülerinin hem de öğrenme yeteneklerinin çok yüksek olduğunu kanıtlamış.

        * ... seni kandırmış, elindeki pırlantayı boncuk sanmana yol açmış.

        * Şiir silahtan güçlüdür.

        * ... kendimi bir martı yerine koyarak adayı onların gözüyle seyretmek isterdim. Acaba gökyüzünden baktıkları zaman, aşağıda yürüyen, konuşan, yemek yiyen insanları nasıl görüyorlardı? Bizim hakkımızdaki fikirleri neydi?
         Biz insanlar evren hakkında düşünürüz, yargılara varırız ama evrenin bizim hakkımızda ne düşündüğünü hiç merak etmeyiz.

        * Güzel miydi? Evet, güzel olmasına güzeldi ama bu o kadar önemsiz bir ayrıntıydı ki benim için. Başına bir şey gelse, yüzü değişse, hatta çirkinleşse bile ona olan duygularım değişmezdi. Güzellikten çok farklı bir şeydi beni ona vurgun kılan. Anlatılmaz, dile söze gelmez bir şey; bir hava, bir tavır, sesindeki ince bir kırılma, dudaklarının kıyısındaki hafif bir gölgelenme, gülerken çenesinde oluşan küçük çukur...
       
        * Eskiden beri insanları hayvanlara benzetme huyum vardır. Bence her insan bir hayvana benzer.

        * Bırak psikoloji, karakter, insan ilişkileri eylemlerden çıksın. Kelimeleri güzelleştirerek ya da şiddetlendirerek, güzel tasvirlerle insan hallerini anlatmaya kalkma. Sen eylemi anlat, gerisini okur kafasında tamamlasın Aristo da böyle demişti.
         Bir örnek versene demem üzerine de bana halk hikayelerinin şu ölümsüz meselini anlatmıştın:
         Eski çağlarda bir delikanlı, insanların dişlerini de tedavi eden bir hekimin kızına aşıktır. Sırf kızı görebilmek için oraya gider delikanlı ve sevgilisinin yüzüne bakarak otuz iki sağlam dişinin çektirir. Şimdi bu eylem üzerine hangi sevda sözlerini ekleyebilirsin ki? Hepsi zayıf kalır.

       ^-^ KEDİLER ^-^

        * ... tilkilerin ısırdığı kedi ve köpekler kuduz oluyor, ...

                                                   Okuduğum tarih: 28 Temmuz 2014


Yazar Hakkında Bilgi= Romanları 30 dilde yayımlanan Zülfü Livaneli, 1946 yılında doğdu. 1972 yılında fikirlerinden dolayı askeri cezaevinde yattı, 11 yıl sürgünde yaşadı. Livaneli, 1999 yılında San Remo’da En İyi Besteci ödülüne layık görüldü. Müzik eserleri Londra, Moskova, Berlin, Atina, İzmir Senfoni orkestraları tarafından icra edildi ve Zubin Mehta, Simeon Kogan gibi şeflerce yönetildi.Türkiye dışında Çin Halk Cumhuriyeti, İspanya, Kore ve Almanya’da da çok satanlar arasına giren romanlarıyla, Balkan Edebiyat Ödülü’ne, ABD’de Barnes and Noble Büyük Yazar Ödülü’ne, İtalya ve Fransa’da Yılın Kitabı Ödülü’ne, Türkiye’de ise Yunus Nadi Ödülü’ne ve Orhan Kemal Roman Ödülü’ne layık görüldü. Livaneli, dünya kültür ve barışına yaptığı katkılardan ötürü 1996 yılında Paris’te UNESCO tarafından Büyükelçilikle onurlandırıldı ve Genel Direktör danışmanlığına atandı.2002-2006 yılları arasında TBMM’de ve Avrupa Konseyi’nde milletvekilliği görevinde bulundu.
www.livaneli.gen.tr

ARKA KAPAK –

“Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir.”
Yaşar Kemal

Son Ada’nın adsız anlatıcısı, adını kendisinin koyduğu bu yeri “son sığınak, son insani köşe” olarak niteliyor. Anlattığı, nerdeyse bir ütopya: “Herkes elinden geldiği kadarını, içinden geldiği kadarını yapıyordu.” Ancak bu durum uzun sürmez: Ülkenin darbeci başkanının emekliliğini huzur içinde geçirmek için adaya yerleşmesi, bu cennet adada yaşayanların huzurunu kaçıracaktır.

Başkan, Son Ada’yı her tür “anarşi”den kurtarmaya kararlıdır. Adanın halinden hoşnut toplumunu “çoğunluğun oyları neyi işaret ediyorsa onu yaparak” oluşturduğu “kurul”lar eliyle yönetmeye, adanın ağaçlıklı yolunu “park ve bahçe geleneklerine göre düzenlenmiş” bir hale getirerek başlar. Görünüşte her şey demokratik geleneklere uygundur.

Ütopya tam bir distopyaya dönüşürken, başta martılar, bu gidişe başkaldıranlar da vardır...

“Livaneli’nin bu benzersiz yaratıcı romanında, insan yapısı otoriteyle karşı karşıya... Yazar bizi dünyamız üzerinde yeniden düşünmeye çağırıyor. Mutlaka okunmalı.”
Prof. Lenore Martin, Harvard Üniversitesi

“Romanı bitirdiğinizde, bir yurdu yok eden kişilerin, küçük bir adayı da kolaylıkla yok etmesinin doğal olduğunu anlıyorsunuz.”
Hasan Akarsu, Cumhuriyet