şairin romanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şairin romanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2016 Pazar

Kitaplar ve Karakterler...

Sevgili Pinuccia çok eğlenceli bir etkinlik başlatmış. Beş sorudan oluşan etiket etkinliği kitaplar ve kitap karakterleri üzerine. 
Ben çok büyük bir keyifle katıldım. Katılmak isteyenler video çekerek veya Instagram'da ya da blogunda cevapları paylaşarak katılabilir.

1- Okuduğunuz polisiye kitaplarda en sevdiğiniz dedektif.
* Hercule Poirot 
♥ Kendileri aynı zamanda mırkhanemizin 5. kedisinin isim mırkbabasıdır ^-^
Poirot demişken:



Çok fena araştırır:)



Mırk düşünceler içine girer:)



Her yerde karşınıza çıkabilir:)



Dinlenirken bile patileri çalışır:))



2- Birilerinden kaçıyor olsanız, birileri sizi öldürmek istese sizi koruyabilecegini düşündüğünüz roman karakteri.
* Çizgi roman kabul ise Oburiks 
♥

Oburiks küçükken sihirli kazana düştüğü için kocaman gücüyle beni korur:)))


3- Oradan oraya gideceğiniz uzun bir yolculuğa çıksanız yanınızda olmasını isteyeceğiniz bir kitap karakteri.
* Murathan Mungan'ın 'Şairin Romanı' kitabından Bendag ♡




Şayet o tarihlerde müsait olmazsa o zaman @rafetelci nin 'Şair' romanından Zeyd ♡



İkisi de şair, duygusal ve sevilesi 😊

4- Bir kitapta bahsi geçtiği için sizde okuma istediği uyandıran bir kitap.
* Kayalı Bahçe - Kazancakis
Fırat Mehmet Eroğlu'nun 'Kırk Kırık Söz' kitabından...




5- Okuduğunuz kitaplar arasında sevdiğiniz bir çocuk karakter.
* Küçük Prens 👑💥




11 Ocak 2016 Pazartesi

Kırk Oda / Murathan Mungan * Eskiden Okuduklarım -13-

Murathan Mungan benim için çok özel bir yazar ve şairdir.
Bir kitabı var ki okuduğum en iyi on kitap arasında diyebilirim.
Bahsettiğim kitap 'Şairin Romanı'.
Aklıma geldikçe hala etkilenirim.Son yıllarda okuduğum en iyi kitapların başında geliyor. Şiirsel diline hayranlık duyarak okumuştum. 
Paylaşımıma göz atmak isterseniz:

Şairin Romanı - Murathan MUNGAN


Son günlerde Rafet Elçi'nin 'Şair' adlı romanını okuyorum. İnanılmaz keyif alıyorum kitaptan. Demek şair ismini taşıyan kitapların içerikleri beni çok etkiliyor:)) Şaka bir yana gerçekten 'Şair' romanı da çok başarılı. 


Mungan'ın çok beğenerek okuduğum bir diğer kitabı ise 'Üç Aynalı Kırk Oda' isimli üç hikayeden oluşan kitabı.
Ben özellikle 'Aynalı Pastane'yi çok sevmiştim.
Paylaşımıma bakmak isterseniz:

Üç Aynalı Kırk Oda - Murathan Mungan 


'Eteğimdeki Taşlar' şiir kitabını okumuştum ancak blogumda paylaşamadığım kitaplar arasında hala paylaşılmayı bekleyenlerden...
Paylaştığım diğer kitapları için:


KIRK ODA
Yazarı: Murathan MUNGAN
Türü: Öykü
Yayın Hakları: Metis Yayınları
www.metiskitap.com
-   İlk Basım: Remzi Kitabevi, 1987        
Metis Yayınları, 1993, 2011  16. Basım: Ekim 2012
-   164 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * İntihar karası bir efkar...

        * Sessizliğin dilinde her ikisi de kendi şiirlerini yaşıyorlardı.
  
        * Ay gümüş gözyaşlarını denizin üzerinde ... gezdiriyordu.

        * ... yeryüzü ve masalyüzü...

        * Periler için bile çocuklukları yitik bir cennetse, insanlar ne yapsındı?

        * İçindeki çocuk ergen yaşının sevinçlerini yaşıyor.

        * Komşularım: Bu kadar okuma, sonunda üşütürsün, diyorlardı. Galiba onlar haklıydı, insan çok fazla okumamalı ve çok fazla düşünmemeliydi. Çünkü sonunda gerçekten üşütmese bile bir tuhaf oluyordu. Yaşadığın dünyaya sığamıyordun, ya da dar geliyordu hayat sana. Ben kurtuluşu kaçıp bir taşra kasabasına, onun kuşatılmış, sınırlandırılmış yaşamına kendimi hapsetmekte bulmuştum. Biliyordum, şimdi daha iyi olacaktı her şey.

        * ... hülyalı yüzünde romanlar seğiren...

        * Yüzü kımıltısız bir göl gibiydi.

        * İnsanlar ancak yürekleri kadar yaşarlar...

        * Yüreğinin kıyısında bir uçurum taşımadan yaşayıp giden insanlara öfkeleniyorum.

        * Gecenin yarasa iklimini seviyorum, kendimi geceye çok yakıştırıyorum, geceyi kendime çok yakıştırıyorum.


 ^-^ KEDİLER ^-^

        * ... Külkedisiydiniz siz.

        * Çok yoksullu zengin ülkelerinden birinde Külkedisi diye bir kız yaşarmış.

        * Külkedisi'nin evinde de bu balo için hazırlıklar...

        * Bir, kedileri; iki külleri çok sevdiği için.

        * Külkedisi - Sf/ 40

        * Küçük, kedi adımlarıyla ilerliyor.

        * ... kedileri, saksıları...

        * ... o tüller, o kediler...

        * ... gecede ışıyan kedi gözlerine bakıyorum.

- Yazım-Basım Hatası -

        * Sf/ 29
         ... bir bülbül durma ötecekti.

                                                                           HAZİRAN 2014


Yazar Hakkında Bilgi=  www.murathanmungan.com


ARKA KAPAK –

Kapak resmi Selim Cebeci tarafından Kırk Oda için özel olarak yapılmıştır.


Keyifli okumalarınız olsun.

30 Ekim 2015 Cuma

Aşkın Cep Defteri - Murathan Mungan * Güz Okuma Şenliği 2015

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Güz Okuma Şenliği' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.

Listeni 22. sırası: Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.
-Kitaplığımdan gözüm kapalı, rastgele seçtiğim kitaplar.




Kategori dahilinde okuduğum kitaplar:

Tarihe Geçen Hazırcevaplar - Akın Alıcı

Hayallerimin Kitapçısı - Petra Hartlieb



Murathan Mungan'ın paylaştığım kitapları:


AŞKIN CEP DEFTERİ
Yazarı: Murathan MUNGAN
Türü: Deneme
Yayın Hakları: Metis Yayınları
-   Birinci Basım: Mart 2012
-   160 sayfa


Kitaptan Alıntılar;
  
         * fotoğrafın sabitlendiği zaman değişmez elbet
         bakanın gözleri yıllanır

         * Hiçbir kitabın sonunda dünya değişmez
         Ama hikaye devam eder, diyorum Eteğimdeki Taşlar'da.

         * Aşk, her mekana kendi rengini verir. Dünya değişti sanırız.

         * Hayat hep sizi sahip olduklarınızla cezalandırır. Kalbi fazla olanların canı daha çok yanar.

         * Aşkın konuştuğu bütün diller hem anadildir, hem çeviri.

         * Sen aklınla ne düşünürsen düşün, kalbin kendi hafızası vardır.
                                                                         

^-^ KEDİLER ^-^

        * 'Kedi Kapısı' bölümü. - Kedi ve Motosiklet yazısı...

         * Bir kedi gibi çekildiği yerden bakıyor gecenin sokağına.

         * ... bir kedi...

                                                                                      Okuduğum tarih: Ekim 2015


 Yazar Hakkında Bilgi=  http://www.murathanmungan.com/


Okuma şenliği defterime bakmak isterseniz:

* Güz Okuma Şenliği ♥ Defterim ♥ 2015



Okuma listem için oluşturduğum defterime buradan bakabilirsiniz.


 

Fender mırk okumalar diler ^-^


9 Ağustos 2014 Cumartesi

Elli Parça- Murathan Mungan *Yaz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' kitap listesinin dördüncü sırasındaki 'adında bir sayı geçen bir kitap' kategorisinde okuduğum kitap da bitmiş bulunmakta.
Murathan Mungan benim için çok özel bir kalem.
Özellikle 'Üç Aynalı Kırk Oda' ve 'Şairin Romanı' en özel kitaplarımdandır.
'Şairin Romanı' son yıllarda okuduğum kitaplar arasında en etkilendiğim kitaptır.
Paylaşımlarıma göz atmak isterseniz:

Şairin Romanı - Murathan MUNGAN


Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:


'Elli Parça' 2005 yılında basılmış, Mungan'ın gelecekte okurlarıyla buluşacak olan çalışmalarını derlediği elli parçadan oluşan harika bir kitap ♥
Şairin Romanı'ndan parçalarla başlıyor kitap. Şairin Romanı 2011'de piyasaya sürüldüğüne göre 6 sene önce bazı bölümleri okuyucuyla buluşmuş.


ELLİ PARÇA
Yazarı: Murathan MUNGAN
Türü: Özel (Hikaye, şiir, deneme, roman, oyun)
Yayın Hakları: Metis Yayınları
www.metiskitap.com
-   İlk Basım: Temmuz 2005 (20.000)
bir 2005 kitabı
Sonraki yıllarda baskısı tekrarlanmayacaktır.
-   545 sayfa

Yazar Hakkında Bilgi=  www.murathanmungan.com


Kitaptan Alıntılar;

ŞAİRİN ROMANI-

* Uzun zamandır yaşadığı hiçbir anı aceleye getirmemeyi öğrenmişti. Gene öyle yaptı. Ne tuhaf! İnsanoğlunun yaşamda en geç keşfettiği şey şimdiki zamandı. İnsan içinde yaşadığı anı derinleştirmeyi zamanla, yani zamanı azaldıkça öğreniyordu.

        * Hep gölge gibi yürürdü zaten. Bulunduğu her yerde varlığını silmeye çalışanlardandı.

        * İyi şiir doğa gibidir. En çok kullanılan kelimelerle bile şaşırtmayı başarır.

* Şairlerin ortalığa hakim olacakları saatler herkesin uykuda olduğu saatlerdir. Gece yarısından sonradır ve sabahın ilk saatleridir. Herkesin uykuda olduğu saatleri kullanır şairler. Çünkü zaman hırsızıdırlar. Başkalarının zamanlarını çalarlar. Yeryüzünün saklı zamanlarını, uykulu zamanlarını kullanırlar. Herkesin ortak kullandığı saatlerde zaman zayıflar, güçsüz düşer. Çünkü paylaştırılmış, bölüştürülmüş, diri tutulmuştur; ışığın ve gölgenin oyunlarından mahrum bırakılmıştır; her şey çok aydınlıktır. Nesnelerin ve hayatın görünüşü çiğdir. Nesneler de gizlenir, esinler de… Kelimelerin yalnızca bir anlamı vardır gündelikte. Oysa, yerkürenin uykulu olduğu saatlerde doğa da, nesneler de kendilerini daha çabuk ele verirler. Zamanın daha som, günün daha zayıf olduğu saatleri kullan yeryüzüyle söyleşmek için. Sözcüklerin ilk günkü anıları en iyi öyle anımsanır, öyle anlaşılır.
  
        * Herkesin yüzünde uykulu bir aydınlık vardı.

        * ... ayrıntıların tadıyla yaşadı büyün bir hayatı.

        * ... eski imparatorluk zamanlarından kalma şehrin iç kalesinin duvarlarına asılan ipekli bezler üzerine yazılı şiir bayraklarını... Ne zaman bir şehre gitse, ilk işi kale duvarlarındaki şiir bayraklarını görüp okumaktır.

* Şiir, bir iç kale sanatıdır. 

* Kadının sesinde insanı yolculuğa, yolculuklara çağıran bir keder var.

* Gözler, büyürken gördüklerini başka türlü saklar çünkü. İçimiz birçok şeyi bizden farklı hatırlar.

* Yüzünde çocukluğu yarım kalmış adamlarda görülen bir yarılma vardı. 'Yıllarca sızlamış bir yüz bu,' dedi Bendag. 'Dinmemiş bir yüz.'

* Kağıdın dilsiz dünyası Bendag'ı her zaman büyülemişti.
  
* Bazı insanlar yaşadıkları bir deneyim sonucu bir kerede büyür ve ondan sonra bir daha büyümezler. Erken ustaların çoğu böyledir, kırkında ellisinde ulaşmaları gereken olgunluktaki şiirlerini yirmili yaşlarında verdiklerinde, hayatlarının geri kalanı zor geçer.

* Genç yaşta fazla akıl bazen insanın yolunu erken kapatır. Yaşamışlık fazlası mı, görmüşlük fazlası mı bilmiyorum, genç adamı erken yormuş. Yolculuğu kalmamış.

* ... zaman onun için genişleyip uzadı. Bu duygu, içinde artık kendisinin yer almadığı bir zaman dilimini etinde, kanında, ruhunda duymasına neden oldu. İyi sanatın, iyi şiirin bir yardımı da buydu insana. Sizi alıp sahip olmadığınız zamanlara taşırdı; yalnız geçmişe değil, geleceğe de...

HARİTA METOD DEFTERİ-
(uzun yıllardır yazmayı tasarladığı otobiyografik kitap)

* Hayat, bize görünen yüzünden kaçırdıklarını, suçluların dünyasına saklıyordu sanki.

* Tren sesinin birçok insanı ağlattığını bilirim.

YEDİ KAPILI KIRK ODA-

* Anları parlatmak sanatıdır resim. Milyarlarca andan oluşan hayatımızı yalnızca parlaklığını koruyan kimi anlarla hatırlarız.
Hayatımız hatırladığımız kadardır.

* ... zamanla azalmayan, mutlaka çoğalır.

* ... düşmanını kendi bilip giyindi. Yerine geçmediğini yenemezsin, diyerek rakibinin aklının her kuytusunu kendinin bildi.

* O pencerenin önündeki mindere kaç hikaye zamanının yorgunluğuyla oturup...

* Perde ürperiyor ölümden.

* Ortalama gözlerin neleri çok sevdiğini iyi bilen, işinin esnafı bir oyuncu bu.

* Kendine yerleşemeyen insanların adımlarına benziyor adımları; hangi çağda olurlarsa olsunlar hep aynı biçimde yürürler; zamanı delmeye çalışan bir dalgınlık içinde.

* ... kaleminden çıkan sözleri emanet ettiği kişiler karşısında hayal kırıklığına uğrayan her yazar gibi hayıflanıyor.

* Herkesin içindeki kişisel morgda bekleyen birkaç ölü vardır. Hangisinin günün birinde geri döneceğini bilemezsiniz. Hem unutmayın, bazı roller güçlerini yaşayan ölülerden alırlar.

* Yaşamaları için yazılmaları gereken oyun alanında bekleyen kişilere Hayalet, yazarın odasının yolunu göstererek eşlik ediyor.

* Yıllar yılı bunca uzağa baktıktan sonra yakını görebilir mi artık?

STÜDYO KAYITLARI-

* Gürcü yönetmen Sergey Paradjanov'un Sayat Nova adlı Gürcü şairin yaşamına, şiirlerinden yola çıkarak izdüşürdüğü filmi Narın Rengi...

* Yoksa bunca şiiri nasıl söylerdi içim!

* Doğuda kilise, camii gibi yapıların duvarlarına testi gömmek eski bir adet, mimari bir gelenektir. Bu yolla akustik sağlanır. Duvarlar sesi saklar, güçlendirir; hem kendi zamanına,
hem zamanla başkalarına yankır.

* Yazıdan tutulmuş falların ne zaman çıkacağını kim bilebilir ki?

KADINDAN KENTLER-

* Bu durumlarda mutlaka bir şey unutur, akıl defterindeki yapılması gerekenler sırasında satır atlardı.

AŞK ♥♥-

* Yıldızların bizim için parladığı anları göremeyen gözlerimiz, gün gelir, hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir.

* ... içinin yumağı çözülmüş olarak dönsün ister.

İKİNCİ HAYVAN-

* gece uykusuzdur
çünkü herkes onu uyur
                            Insomnia

* kaderimi yanıltmak için
yedeğiyim kendimin
                            Venüs

^-^ KEDİLER ^-^

* …  birbirinden sevimli bahçe kedileri onda derin izler bırakmıştı.

* ... yaşlı bir kediyi okşar gibi okşadı kadırganın tarazlamış gövdesini.

* ... limanın çeşidi zengin balıklarıyla besili toraman kediler kendilerini tamamen güneşe bırakmış bir halde uzanmış keyif çatıyorlardı.

* Biri beyaz, biri kara, iki kedi, birbirlerinin omzuna kollarını dolamışçasına, kuyruklarını birbirlerine şefkatle sararak, birbirlerine dayanarak bir yola çıkmışlar.

* Kedi gibi hareketli, değişken bir hayvanın özel bir anını yakalamak, hele hele fotoğrafını çekmek kolay iş değildir. Benim gibi kedisi olanlar iyi bilir, 'Ah yanımda makine olsaydı da, şu halini görüntüleseydim', dediğiniz çok olmuştur. Siz kalkıp makineyi alana kadar o çoktan duruş değiştirir. İyi bir kedi fotoğrafı çekebilmek için pusu kuranların, sonsuz bir sabra ve geniş bir zamana gereksinimleri vardır. Zamanın geniş akışı içinde kedilere özgü tipik bir anı yakalayabilmek için, ellerinde makine, bekleyip dururlar.

* Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak. Bazılarının gelecekte sandıkları 'bir gün...' geçmişte kalmıştır oysa.

* Yalnızlığını seven ve onu iyi kullanan bir hayvandır kedi.

* Bir kedinin uykusunu teslim etmesiyse çok güçtür.

* Şu fotoğraftaki mışıldayan kedilerin, nice denenmiş uykunun ortak rüyasını gördüklerini düşünüyorum.

* Bırakın, kediciklerimin şu keyifli öğle uykuları sürsün biraz daha.

* Bir kedi meraklısı olarak, kedilerin her cinsini severim elbet. Kedi beslemeyi marka merakıyla karıştıranlardır, 'İlle de Siyam', 'İlle de İran' ya da 'Van kedisi' diye tutturanlar... Benim gözdemse her zaman sokak kedileri, özellikle de tekirler olmuştur. Kedi olsaydım, tekir kedi olmak isterdim.

* ... dükkan kedisini...

* Bir kedi gibi çekildiği yerden bakıyor gecenin sokağına.

- Yazım-Basım Hataları -

        * Sf/21
         ... çalışır lardı.
        
                                                           Okuduğum tarih: 7 Ağustos 2014


Yaz okuma şenliği defterim için buraya lütfen:)

KEYİFLİ OKUMALAR...

19 Şubat 2013 Salı

Kitap Ağırlıklı Bir Mim

Sevgili Eren'in cevapladığı bir mim hoşuma gitti. İsteyen herkese gitsin demiş, ben de üstüme alındım:)

1- En son hangi kitabı okudun?

Knut Hamsun - Açlık

2- Yarım Bıraktığın Kitap Oldu Mu? Neden?


 * Yarım bırakma nedenimi burada anlatmıştım.


** İçeriğindeki bazı anlatımlar beni inanılmaz rahatsız etti. Takas listeme ekledim, şurada.


*** Aynı şekilde içeriğindeki bazı anlatımlar beni inanılmaz rahatsız etti.


**** Okumaya tahammül edemedim, çok sıkıldım. Takas listeme ekledim, orada.

3- Eskiden çok karşı olduğun halde şu an yaptığın veya savunduğun bir davranış / düşünce var mı?

-Yok-

4- İlkokul öğretmeninin adını hatırlıyor musun? Kendisini sever miydin?

Hatırlamam mı hiç! Ayten Onuş. Çok da severdim. Yıllar sonra telefonunu bulup konuşmuşluğum da vardır:)

5- Hangi kitabın filminin yapılmasını isterdin?

Kitapla ilgili paylaşımım için buraya lütfen:)


6- Bir kitap yazacak olsan türü veya konusu ne olurdu?

Şiirler...


Şiirler ve hikayeler...


Bundan sonraki hayalim roman... Rabbim nasip eder inşallah.

7- Bana keyifle vakit geçirmem için bir film önerir misin?


8- Bulunduğun yerden memnun musun? Hayatında değiştirmek istediğin veya değiştirmeyi planladığın şeyler var mı?

İki sene kadar değişim için gerekli alt yapıyı hazırladık ve 4 ay kadar önce şehir değiştirme hayalimizi gerçekleştirdik. Şimdilik memnunuz. Rabbim utandırmasın.

9- Başka bir zaman ve başka bir dönemde yaşama şansın olsaydı hangi döneme gitmek ister, kim olmak isterdin?

Pas:) Dönemimden ve kendimden memnunum:)

10- Kendi ait olduğun millet ve kültür dışında hangi milleti ve kültürü seviyorsun veya kendine yakın buluyorsun?

Medeni olması yeterli...

11- Beğenerek okuduğun, yeni kitaplarının çıkmasını beklediğin, her kitabını aldığın bir yazar var mı?


Benim gibi cevaplamak isteyen herkese gitsin bu mim. Cevaplar ve link bırakırsanız misafiriniz olup, keyifle okurum:)

19 Haziran 2012 Salı

Şairin Romanı - Murathan MUNGAN

Şairin Romanı uzun zamandır okuduğum en iyi kitap. Bitmesin diye, okurken bu denli cimri davrandığım sayılı kitap vardır. Her cümlesi bir dize, her paragrafı bir dörtlük tadında. 

Murathan Mungan'ın anlatım gücünü ve  hayal gücünün zenginliğini çok seviyorum. 




Kitaba başladığımdaki heyecanıma buradan şahit olabilirsiniz:)

Kitaptaki alıntılarımdan minik bir cep kitabı çıkar:) O yüzden sadece bir kısmını paylaşacağım.

-Üç Aynalı Kırk Oda- paylaşımımı okumak isterseniz de buraya lütfen:)

ŞAİRİN ROMANI

Yazarı: Murathan MUNGAN
Yayın Hakları: Metis Yayınları
www.metiskitap.com
-         İlk Basım: Nisan 2011

Kitaptan Alıntılar,

* Çok uzaklardan erimiş bir tül gibi esen bu uçucu koku, yaşlandıkça iyice hafiflemiş olan uykusunu taze bir çay yaprakçığı gibi usulca açıverdi.

* Ne tuhaf! İnsanoğlunun yaşamda en geç keşfettiği şey şimdiki zamandı. İnsan içinde yaşadığı anı derinleştirmeyi zamanla, yani zamanı azaldıkça öğreniyordu.

* İyi şiir doğa gibidir. En çok kullanılan kelimelerle bile şaşırtmayı başarır.

* Şairlerin ortalığa hakim olacakları saatler herkesin uykuda olduğu saatlerdir. Geceyarısından sonradır ve sabahın ilk saatleridir. Herkesin uykuda olduğu saatleri kullanır şairler. Çünkü zaman hırsızıdırlar. Başkalarının zamanlarını çalarlar. Yeryüzünün saklı zamanlarını, uykulu zamanlarını kullanırlar. Herkesin ortak kullandığı saatlerde zaman zayıflar, güçsüz düşer. Çünkü paylaştırılmış, bölüştürülmüş, diri tutulmuştur; ışığın ve gölgenin oyunlarından mahrum bırakılmıştır; her şey çok aydınlıktır. Nesnelerin ve hayatın görünüşü çiğdir. Nesneler de gizlenir, esinler de… Kelimelerin yalnızca bir anlamı vardır gündelikte. Oysa, yerkürenin uykulu olduğu saatlerde doğa da, nesneler de kendilerini daha çabuk ele verirler. Zamanın daha som, günün daha zayıf olduğu saatleri kullan yeryüzüyle söyleşmek için. Sözcüklerin ilk günkü anıları en iyi öyle anımsanır, öyle anlaşılır.

* Körfezin yumuşak meltemi, hırçın denizleri aşarken, dev dalgalar, yırtıcı rüzgarlarla boğuşmaktan yüzleri kararmış, asık suratlı kavgacı denizcileri yumuaştmış; iklim, onlara kendi ruhunu vermeye başlamıştı bile. Zaten güneybatının, iklimi gibi insanları da her zaman yumuşak, aydınlık ve ılımlıydı.

* ‘Şiir, bir iç kale sanatıdır.’ Çocukken anlamadan hoşuna giden bu sözün içinde kendine bir yer bulması zaman almıştı. Kuşanmayı, saklanmayı, sakınmayı, korunmayı, geri çekilmeyi öğrendikçe… Dışımızı çevreleyen surlar başkalarını yanıltmak ya da uzak tutmak içindi.

* Ama hangi büyük şiir, gerçeği soldurmaz ki?

* Büyüme yıllarımızda gözlerimiz gördüklerini başka türlü saklar, içimiz bir çok şeyi bizden farklı hatırlar.

* Perdeyi çekmedi. Yattığı yerde dolunayla bakışarak uyumak istedi. Yalnızca buralı olan bu dolunayın gördükleri kendi gözlerine aksın, oradan ruhuna geçsin, o burada yokken olan bitenleri bir büyüğünden dinler gibi ondan öğrensin istedi.

* Bendag’ın şiirlerinden ışığın geçişlerini görmek mümkündür. Doğadaki kadar apaçıktır bu. An ertelenir. Bütün şiirlerinde an ertelenir. Böylelikle zaman sonsuzlaştırılır. Bunu yapan ışığın hızıdır. Işığı evcilleştirmeden kendini kılmayı başarır.

Şiirlerinde ham renk kullanmaktan korkmaz. Çünkü o, usta bir ressam gibi renkleri ışığın ellerine teslim etmeyi bilir.

* Kapı camının görünüşüne hayranlıkla dalmış olan yüzüne camdaki günbatımının cömert renkleri yansıyor, yüzündeki, yaşını söyleyen derin çizgileri yumuşatarak zamanı iade ediyordu.

* Tuhaftır, sesinde yazdığı şiirlerin hikayesi yoktu. Yalnızca gözleri değil, içi de okuduklarına yabancıydı sanki. Belki şiirleri değil ama, şiirleriyle kendisi arasındaki elle tutulur bu kaskatı uzaklık ilgisini çekmişti Bendag’ın. Tasarlanmış, amaçlanmış bir mesafe değildi bu. Yalnızca böyleydi. Bazıları kendinden bu kadar uzak olabiliyordu.

* Genç yaşta fazla akıl bazen insanın yolunu erken kapatır. Yaşamışlık fazlası mı, görmüşlük fazlası mı bilmiyorum, bu genç adamı erken yormuş. Yolculuğu kalmamış.

* Bir insan kalabalıklar arasında kendini saklamak istediğinde, görünürlüğün derinliğinde kaybolarak da yapabilir bunu.

* Huzurlu bir sessizliği var bu evin, bu avlunun… İnsanın ruhu yıkanıyor sanki, aklı dinleniyor, gönlü genişliyor.

* Yola düşen gölgelerini elinden tutup kaldırmayı öğrensinler.

* Sen kendi arzularının ardından gidiyorsun, o da kendi seçimlerinin ardından gidecek. Kendi hayatını ödünç veremezsin ona.

* Şairin Kuyusu’nun geçmişi ta yeşil kanlı devlerin, kırmızı dilli ejderhaların yaşadıkları söylenen zamanlardan kalma eski ve kutlu bir söylenceye dayanıyormuş. Her genç şair, kendine, şiirine inandığı gün geldiğinde bu kuyunun başına varıp şiirini okuyormuş kuyuya, kendi sesini bırakıyormuş. Şiirinde kendi sesini bulmuşsa eğer, kuyu şiiri şairin kendi sesiyle geri yankılıyor, böylelikle onun şairliğini tanımış oluyormuş; yok şairin içinde, hala başka şairlerin sesi duyuluyorsa eğer, bu kez de onların sesiyle yankılayarak, şairin kendi sesini henüz bulamamış olduğunu söylemiş oluyormuş.

* Sana kalbimden bir mezar yaptım...

* Şiirinde müziğin zekası olan şairleri severdi.

* Geleceğimizi yapan şey, yazgımızdan, bize tanınan olanaklardan, karşımıza çıkan fırsatlardan çok, ruhumuzun şiiridir. Biz de olan bir şeydir.

* Şiirin bir amacı da gösterirken gizlemek değil midir?

* Karanlığın şiiri bile ışıkla yazılır.

* Yolculuklar yerküreyi birbirine yaklaştırır. İnsanları birbirine yaklaştırır. İnsanı kendine yaklaştırır.

* Hayatın sıradan rastlantıları bazen kaderin yerine karar verir.

* Örneğin, okyanusun fırtınasını, fırtınaya tutulmuş gibi değil de durulukla anlatırsan, okyanus da, fırtına da senin olur. Çalkalanması gereken, betimlediğin okyanus olmalı, kalemin değil.

* Şiirin herkese ulaşma gücü hakkında bir soru üzerine, ‘Ne kadar iyi şair olursanız olun, şiirinizin herkesin ruhuna, aklına, kalbine dokunmayabileceğini baştan kabul etmelisiniz. Hem bu, her zaman şiirinizin suçu olmayabilir. Kendilerine ait hayalleri olmayanlar, sizinkileri de göremeyebilirler. Her şeyi kendinizden bilmeyin,’ demişti.

* Kendi kısa sürse de ömrü uzundu çocukluğun.

* Dehamar fazla bilmediği bir konu hakkında konuşurken hayal gücün fazla yaslanmanın sonucu olsa gerek sözcüklerle öyle resimler çizmeye, öyle izlenimler dillendirmeye başladı ki oturdukları kameriyeye birdenbire kimsenin bilmediği kuşlar gelip konar oldu; rüzgarlar mevsimine göre değişti, yapraklar yeniden yeşillendi, güller yeniden açtı. Her çiçek kendi rahiyasını tanıttı.

* Şairler – dilin altına gömülü olan sözcükleri çıkartıyor, onlardan yeni bir hayat yapıyor, yeni bir evren kuruyor.

* İçini, içinden geçtiği gecenin yıldızları basmıştı.

* … kapıları, pencereleri kendi gizine kilitli…

* … gecenin yıldızsız karanlığında…

* Yıldızlara isim verir gibi bakıyordu gökyüzüne. Gene ıssız doğanın ortasında at sırtında bir başına yol alıyor, yalnızca yola, kıra, manzaraya değil, her zerresini huzurlu bir mutlulukla içinde duyduğu kainata karışarak eriyor gibiydi. Böyle zamanlardaki ruh halini, ‘Bir ot gibi, bir dal gibi, bir böcek gibi mutluyum’, diye dile getirirdi. Tabiatı anlamamızı sağlayan şeyin onun bize verdiği huzur ve mutluluk olduğunu anlayacak kadar tabiatın koynunda, onunla iç içe, baş başa kaldığı uzun vakitler geçirmişti. Gerçekten de böyle zamanlarda ruhunun zenginleştiğini; otu, dalı, böceği, tıpkı bir insanı anlar gibi anladığını hissediyor, içi genişliyordu.

* … kendisinin olmadığı yıllarda yaşlanmış gibiydi; sanki bir başkasının zamanı kullanılmış o da kendini birdenbire şu yaşında buluvermişti.

* Gözlerine büyük gelen bakışları en dalgın zamanında bile başka insanlarda görülmeyen bir dikkatle ışırdı.

* Çoğu kişi farkında bile olmadan kendi çocukluğunu başkalarından korur. Ancak böyle kendimizin yetişkini oluruz.

* Şiir okumak, bütün olasılıkları hesap etmek değil midir?

* Herkes bulunduğu mekanı kendi gösteri alanı haline getirip, kendi zamanını kurup başkalarının gözlerine kendi hayallerini oynuyor.

* Gerisinde yılların hikayesi birikmiş kapılardan birini aralayıp…

* Oyunun anlatıcısı, elinde ceviz ağacından bir asa tutan güzel yüzlü, masum görünüşlü küçük bir çocuktu. Ruhu yüz yaşında doğmuş kutlu çocuklar gibi bilgece konuşuyor, olup bitenleri kısa ve özlü sözlerle dillendirip yorumluyordu. Onun kırılgan masumluğu ve sesindeki çocukça hamlıkla sözlerindeki felsefi ağırlığın ürpertici çelişkisinde zaman ve varoluş titreşiyordu adeta.

* İnsanın kaderi, karakteridir. Aralarında incecik bir zar vardır yalnızca.

* Rüyalarımız kendimize sorduğumuz resimli bilmecelerdir.

* Umutsuzluğun uçurumuyla tanışmıştı.

* Volkanik tepkiler veren hırçın mizacı…

* … alçakgönüllü görünmenin bir çeşit kibir sayıldığını bildiği halde…

* … denizden esen yelin sokaklarına tuz yığdığı beyaz kentler…

* Uzak dediğin önce içinde birikir insanın, sonrası yalnızca yoldur.
Yol düşüncelerle hafifler. Çıktığımız yol, içimizde de uzar gider. Yol bizi derinleştirir. Kendimiz bir yol oluruz.

* Ölülerimiz, yaşayan bir parçamızdır bir yaşadıkça.

* Sözcüklerin aynasına bakmayı bilmeyenlerin yazdığı şiirden ne olacak? Buna gözü olmayanın, şiire kalemi mi olur?

* O da denizler gibi hep yabancı kıyılara uğruyor ve hiçbir kıyıda kalamıyordu.

* Kendi boşluğunuzla yüzleşmeden varlığınızı dolduramazsınız. Şiir bizim kendimiz olmaya açılan kapımızdır. Ama bazen kendi kapımızı yüzümüze kapatırız. Kim olursanız, ne olursanız, nasıl olursanız olun, ama kendinize girip çıktığınız bir kapınız olsun çocuklar. Az olun, ama hakiki olun! Bir gün kendi kapınızı çalacak yüzünüz olsun!

* Her yerin gökyüzünü birbirine bağlayan kuşlardır.

* Yılların içinden  geçmekle onlara kulak vermenin aynı şey olmadığını bilirler.

* Çocukken bilmeyiz ama bütün geleceğimiz çocukluk yalnızlığında yatar.

* Şairin gölgesi kendisinden uzun olur.

* Tabiatın koynundayken daha mutlu olduğunu düşünüyordu      Gamenn. İrili ufaklı şehirlere yığıldıkça insanların ruh kurumasına uğradığını, hayatın şiirinin söndüğünü düşünüyordu.

* Kirpikte kırılan sular gibi ince bakışlı…

* Ayrılık da tane tane birikir.

* İnsan kendine katlanmayı, sessizlikte öğrenirdi. Aynı zamanda
sessizlik kıymeti bilip sevenler yalnızlığı taşımasını da bilirlerdi.

* Kişiliğinin saklı denizlerinden koparak kendinin kayıp sularında bir ada gibi yükseldikçe…

* Sözcüklerin yoksullaştırdığı duygular…

* Bilmediği her şey için ağlamak, insanın bilmeden evrenle sağladığı bir uyumdu belki; gözlerimizin gizli bilgeliğiydi.

* şair kanı olmayanların yazdığı şiirlerin kanı akmaz ki kessen kelimelerini…

* Elli yıl öncesinin Bendag’ı da bir yabancı değil miydi kendine; kim bu kadar yıl sonra aynı kalabilirdi ki? Geçmişte kalmış bazı olayları hatırladığımız kolaylıkla hatırlamayız ki geçmişteki kendimizi. Ne kadar çok yabancı yaşamıştır kendi geçmişimizde…

* O denli uzun zaman geçmişti ki üzerinden; içinin titrediğini, çocuk olduğu günlerdeki bedenine kadar geri çekildiğini hissediyor.

* Bir kafes kuş aramaya çıkmış.

* Aynı koyu mutsuzluk, aynı salyalı kin, yaşı kaç olursa olsun aynı doyurulmamış hırçın çocuk! Ona bakarken birden içini sıkıntı bastı Bendag’ın. Bütün ömür, bir ceza gibi yaşanmazdı ki!..

^-^ KEDİLER ^-^

* …  birbirinden sevimli bahçe kedileri onda derin izler bırakmıştı.

* Uzun yıllardır yoldaşlık ettiği ömrü azalmış yaşlı bir kediyi okşar gibi okşadı kadırganın tarazlanmış gövdesini.

* … güneybatı limanının çeşidi zengin balıklarıyla besili toraman kediler kendilerini tamamen güneşe bırakmış bir halde uzanmış usul kuyruk hareketleriyle keyif çatıyorlardı.

* Buyur edildikleri üst katın sahanlığında, kerevetin üzerinde oynarken yere düşürdüğü güvercin kanı gibi kıpkırmızı bir ibrişim yumağının peşinden atlayıp onu ortalara kadar patileriyle yuvarladıktan sonra hızla içeri kaçan karbeyazı bir kedi en sevimli haliyle karşılıyor onları.

* Az sonra konuklara hoş geldin dercesine, evin her bir köşesinden ayrı sevimlilikte meraklı kediler tek tek çıkmaya başlıyor.
        
* Evin sokulgan kedileri için gün doğmuştu, her biri Moottah’ı dinlemeye gelenlerden birinin kucağına çöreklenip akşama dek kendilerini okşatmış, Moottah’ın sesinin ritmine göre bir sağa bir olsa kuyruk oynatmış, sıkıldıkça da birbirleriyle yer değiştirip durmuşlardı.

* Bazıları alışkın hareketlerle kucaklarındaki kedilerin sırtını okşuyor. Chinhaya’nın kedilerini unutmuştu Bendag. İlk göz göz geldiği kediye gizlice sözleşmişler gibi gülümsüyor.

 * Çabucak büyüyen kedisi yirmi yıl boyunca hep aynı kaldığından onun için zaman da evinin boşluğunda asılı kalmıştı sanki.

* Çevresi renkli, renksiz sünger taşlarıyla örülmüş havuzda yüzen sazan balıklarını seyreden üç – beş afacan kedi, o bahçeye girdiği anda sağa sola kaçıştılar.



ARKA KAPAK –


        Adı yerküre olan bir gezegen. En büyük kara parçası sayılan Anakara’da farklı yerlerden farklı nedenlerle Odragend’e varmak üzere yola çıkan gezginler. Elli yıl sonra yurduna dönen bir bilge şair. Yıllarca evinden hiç çıkmadan yaşadıktan sonra, çıraklarıyla birlikte kendisini yollara vuran bir şiir filozofu. Yalnızca şairleri öldüren bir katilin izini süren atlı polis ve yardımcısı.
         Yol boyu içinden geçtikleri yerler, yaşamlar. Surlarında şiir bayrakları dalgalanan şehirler. Kanatları göğün gizemlerini birbirine bağlayan kuşlar.
         Sayıların, sözcüklerin, şifrelerin ardında ömür tüketen matematikçiler, dilciler, sözlükçüler, şairler… İnsanların ruhlarını sağaltan rüya tabircileri.
         Batı’nın modern çağ fantazi romanlarıyla Doğu’nun Binbir Gece Masalları’nın özgün bir bileşimi.
         Tabiata, emeğe ve şiire övgünü romanı.

Keyifli okumalar diliyorum...