milena'ya mektuplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
milena'ya mektuplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2015 Cumartesi

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Babaya Mektup / Franz Kafka

Kitapla ilgili paylaşımımı okumak isterseniz:

Babaya Mektup - Franz Kafka / Kısa Kitap Festivali ♥


Okuma halleri fotoğraflarımı güncel olarak takip etmek isterseniz Instagram kullanıcı adım: okuyann



Festival defterime buradan bakabilirsiniz.



Mektuplar mırk mırkklar emanet:)



Teknoloji ilerledikçe mektupla olan ilişkimiz de neredeyse yok oldu. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımda bayram seyran bahane edip kart atardık arkadaşlarımıza, aile büyüklerimize...
Mektuplaşırdık azıcık uzakta oturanlarla dahi. Hatta ve hatta mektup arkadaşlarım bile vardı.
Hala saklıyorum tüm mektup ve kartları.
Artık anlık iletiler tercih edilir oldu. Oysa mektup gibisi yok...


4 Eylül 2015 Cuma

Babaya Mektup - Franz Kafka / Kısa Kitap Festivali ♥

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Kısa Kitap Festivali' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.




Paylaştığım tüm Kafka kitapları:

Mavi Oktav Defterleri - Franz Kafka

Hayvan Öyküleri * Franz KAFKA

Aforizmalar * Franz KAFKA

Dönüşüm * Franz KAFKA

Milena'ya Mektuplar - Franz Kafka

Açlık Sanatçısı - Franz Kafka

Bir de Kafka üzerine yazılmış bir kitap:

Franz Kafka Gibi Yalnız - Marthe Robert



Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:




BABAYA MEKTUP
Yazarı: Franz KAFKA
Türü: Mektup
Yayın Hakları: Can Yayınları
www.canyayinlari.com
-   1. basım: 2008                   13. basım: Ocak 2015 (3000 adet)
Çeviri: Cemal Enet
-   106 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * 'Onunla hiç konuşulmaz zaten, hemen insanın üzerine gelir,' dersin hep, oysa o kişinin aslında üzerine geldiği yoktur; senin üzerine gelen meseledir; sen kişiyi meseleyle karıştırıyorsun ve kişiyi dinlemeden meseleyi derhal karara bağlarsın; ondan sonra söylenenler, seni ancak daha da çok sinirlendirir; asla ikna etmez.

                                                                      Okuduğum tarih: Eylül 2015


Yazar Hakkında Bilgi=  1883'te Prag'da doğdu. Kafka'nın ailesiyle olan ilişkisi, Yahudi asıllı oluşu, içinde yaşadığı toplum ve siyasal ortam, çevresine yabancılaşmasını kolaylaştırdı. 1906'da hukuk doktorasını tamamlayan Kafka'nın ilk yapıtları Bir Kavganın Tasviri ve Taşrada Düğün Hazırlıkları, 1912'den önce yayımlandı. 1912'de başlayarak Dönüşüm, Amerika, Dava adlı başyapıtları birbirini izledi. Ceza Kolonisinde adlı öyküsü -suç sorununu işlemesi açısından- Dava ile ilişkiliydi. Vereme yakalanan Kafka, 1924'te Viyana yakınlarındaki Kierling Sanatoryumu'nda öldü ve Prag2da toprağa verildi. Şato adlı son romanı yarım kalan Kafka, yapıtlarında çağımız insanının korkularını, yalnızlığını, kendi kendine yabancılaşmasını ve çevresiyle iletişimsizliğini dile getirdi. Kafka, tüm yapıtlarının yakılmasını vasiyet etmiş olsa da, dostu Max Brod bu isteğini yerine getirmedi ve onun eserini xx. Yüzyıl edebiyat tarihine kazandırdı.


Çevirmen Hakkında Bilgi=  Cemal Ener, 1959 yılında Adana'da doğdu. İstanbul'da Avusturya Lisesi'ni bitirdikten sonra Viyana Üniversitesi'nde felsefe ve iletişim bilimleri öğrenimi gördü. Halen çevirmen olarak çalışmakta olan Cemal Ener Kafka, Roth, Handke, Kraus, Schlink, Kehlmann, Oflaum, Dinev gibi yazarların eserlerini Türkçeye kazandırdı. Ener, 2010 yılında Tarabya Çeviri Teşvik Ödülü'nü aldı.


ARKA KAPAK –

"Çok sevgili baba,

Geçenlerde bir kez, senden korktuğumu öne sürmemin nedenini sormuştun. Genellikle olduğu gibi, verecek hiçbir cevap bulamadım, kısmen tam da sana karşı duyduğum bu korku yüzünden, kısmen de bu korkuyu gerekçelendirmek üzere, konuşurken toparlayabileceğimden çok daha fazla ayrıntı gerektiği için..."

Franz Kafka, 1919'da dinlenmek üzere gittiği Schelesen'de Julie Wohryzek adında bir kızla tanışıp nişanlandı. Aynı yıl kaleme aldığı Babaya Mektup, yazarın bu nişana karşı çıkan babası Hermann Kafka'ya yanıtıdır. Kafka'nın yayınlamak amacıyla değil, babasıyla ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirmek için yazdığı, ama hiç göndermediği bu mektup, hem Kafka'nın yaşamöyküsüne açıklıklar getirmesi, hem de kimi izleklerinin ipuçlarını barındırması açısından büyük önem taşır. Kafka'nın tüm yapıtlarının günümüze ulaşmasını sağlayan Max Brod'un gün ışığına çıkardığı ve yazarın toplu yapıtları arasında yer açtığı Babaya Mektup'u, okuru bilgilendiren ayrıntılı notlar eşliğinde, Cemal Ener'in çevirisiyle yayınlıyoruz.


24 Eylül 2014 Çarşamba

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Milena'ya Mektuplar / Franz Kafka

Kitapla ilgili paylaşımımı okumak isterseniz:

Milena'ya Mektuplar - Franz Kafka *Yaz Okuma Şenliği 2014*


Kitap okuma hallerimi güncel olarak takip etmek isterseniz Instagram kullanıcı adım: okuyann

Mektupları en romantik kuşlar ulaştırır:))


Sahil okuması...


Kedisiz olmaz:)


Okuma şenliği defterime buradan bakabilirsiniz.


Defterli, deftersiz okumalar:)


Ben fotoğraf çekerken Fender yaramazlık peşinde:) Sonrasında da Kültüy çekmecenin arkasına girdi...


Keyifli okumalarınız olsun...


Milena'ya Mektuplar - Franz Kafka *Yaz Okuma Şenliği 2014*

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Yaz Okuma Şenliği' sona erdi. Final raporum burada.

Listenin 23. sırasındaki -mektup veya anılardan oluşan bir kitap- kategorisi dahilinde 'Milena'ya Mektuplar'ı okudum.

Kafka'nın okuyup paylaştığım diğer kitapları:

Hayvan Öyküleri * Franz KAFKA


Kafka'yı normalde severek okurum ama bu mektuplar çok sıktı beni. Şenlik kapsamında listeme almış olmasaydım yarım bırakırdım.

Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Milena'ya Mektuplar / Franz Kafka




MILENA'YA MEKTUPLAR
Yazarı: Franz KAFKA
Özgün Adı: Briefe an Milena
Türü: Mektup
Yayın Hakları: Can Yayınları
www.canyayinlari.com
-   1. basım: 2009, 11. basım: Eylül 2013, İstanbul (1000 adet)
Almanca aslından çeviren: Esen Tezel
-   395 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * Sözleri ve istekleri yetişkinlerin bilgisiyle doldurulsa, çocuklar korkunç olurlardı.

        * ... sizinki bir anlayış, ama sadece yol üzerinde varılmış bir anlayış ve o yol sonsuzdur.

        * Lütfen adresi biraz daha dokunaklı yazın; mektubunuz zarfa girdiği andan itibaren aşağı yukarı benim sayılır ve başkasının malına daha fala özen göstermeli, daha fazla sorumluluk duymalısınız.

        * ... bitmek bilmeyen bu beyaz kağıt insanın gözlerini yakıyor ve insan o yüzden yazıyor.

        * Dünyada benim ihtiyaç duyduğum kadar sabır var mı Milena?

        * Milena'nın Max Brod'a yazdığı mektuptan...
         (Franz Kafka) Dünyanın en basit şeyini bile kavrayamıyor. Hiç onunla postaneye gittiniz mi? Bir telgraf yazıyor ve kafasını sallayarak hoşuna gidecek bir gişe arıyor, ardından neyin ya da kimin yüzünden olduğunu hiçbir şekilde anlayamadan bir gişeden diğerine yöneliyor, ta ki doğru gişeye gelene dek ve ücreti ödeyip para üstünü bozukluk olarak geri alında bu bozuklukları sayıyor, kendisine bir kron fazla verildiğini fark ediyor ve gişenin arkasındaki kadına o bir kronu geri veriyor. Sonra ağır adımlarla dışarı çıkıyor, tekrar sayıyor ve aşağıdaki son basamakta, geri verdiği bir kronun aslında kendisine ait olduğunu görüyor. Düşünün ki siz o sırada çaresizce onun yanında dikiliyorsunuz, o ise ağırlığını bir o ayağına, bir bu ayağına vererek ne yapması gerektiğini düşünüyor. Geri dönmek desen zor, yukarıda itiş kakış bir yığın insan var. 'Boşver,' diyorum. Dehşet içinde bana bakıyor. Böyle bir şeye nasıl boşverilebilir? Kaybettiği bir krona üzüldüğünden değil. Ama bu doğru olmaz. Elindeki para, bir kron eksik. İnsan bu konuyu nasıl kapatabilir? Bunun üzerine uzun süre konuştu. Benim yaklaşımımdan hiç hoşlanmamıştı. Ve bu her dükkanda, her restoranda, yanından geçtiğimiz her dilencide, farklı biçimlerde tekrarlandı. Bir keresinde, bir dilenciye iki kron verdi ve paranın üstü olarak bir kron geri almak istedi. Kadın, hiç parası olmadığını söyledi. Orada en az iki dakika durup bu meseleyi nasıl halledebileceğimizi düşündük. O sırada aklına, iki kronu dilenciye bırakabileceği geldi. Ama daha birkaç adım atmıştı ki, suratı beş karış oldu.
  

                                                                     Okuduğum tarih: Eylül 2014


Yazar Hakkında Bilgi=  1883'te Prag'da doğdu. Kafka'nın ailesiyle olan ilişkisi, Yahudi asıllı oluşu, içinde yaşadığı toplum ve siyasal ortam, çevresine yabancılaşmasını kolaylaştırdı. 1906'da hukuk doktorasını tamamlayan Kafka'nın ilk yapıtları Bir Kavganın Tasviri ve Taşrada Düğün Hazırlıkları, 1912'den önce yayımlandı. 1912'de başlayarak Dönüşüm, Amerika, Dava adlı başyapıtları birbirini izledi. Ceza Kolonisinde adlı öyküsü -suç sorununu işlemesi açısından- Dava ile ilişkiliydi. Vereme yakalanan Kafka, 1924'te Viyana yakınlarındaki Kierling Sanatoryumu'nda öldü ve Prag2da toprağa verildi. Şato adlı son romanı yarım kalan Kafka, yapıtlarında çağımız insanının korkularını, yalnızlığını, kendi kendine yabancılaşmasını ve çevresiyle iletişimsizliğini dile getirdi. Kafka, tüm yapıtlarının yakılmasını vasiyet etmiş olsa da, dostu Max Brod bu isteğini yerine getirmedi ve onun eserini xx. Yüzyıl edebiyat tarihine kazandırdı.
Çevirmen Hakkında Bilgi=  Esen Tezel, 1978 yılında İstanbul'da doğdu. Alman Lisesi'ni ve İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nü bitirdi. Halen serbest editör ve çevirmen olarak çalışmaktadır. Başlıca çevirileri arasında Nabokov'un Kedisi (Thomas Lehr) ile Bir Görünmezin Portresi (Hans Pleschinski), Hayatın Mucizeleri (Stefan Zweig) sayılabilir.

ARKA KAPAK –


Franz Kafka, Prag'da bir dost meclisinde tanıştığı gazeteci Milena Jesenská'dan öykülerini Çekçe'ye çevirmesini ister. Kafka ile Milena'nın yollarını kesişmesine neden olan bu dilek, bir ilişkinin başlangıcı, Milena'ya Mektuplar başlığı altında toplanan bu yazışmalarsa kısıtlı bir iletişimin tek aracı olacaktır.
Milena'ya Mektuplar eşi benzeri olmayan bir kitap, mektuplara örülmüş bir aşk romanıdır. Kafka'nın Milena'ya Nisan 1920 tarihli ilk mektubunda yağmurlu bir günden söz ederek deyiş yerindeyse bir roman tadında başlattığı bu yazışmalar, yazarın ölümünden kısa bir süre öncesine değin süregiderken, ümitsizliğin, çaresizliğin ve tıkanışın anlatımına dönüşür. Çünkü Kafka'nın da dediği üzere, "Mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak demektir, ki onlar da aç kurtlar gibi bunu bekler zaten. Yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşmaz, hayaletler yolda içip bitirir onları."


Keyifli okumalar...