29 Ocak 2016 Cuma

Edebiyata Övgü - Mario Vargas Llosa, Carlos Fuentes / Kısa Kitap Festivali ♥

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Kısa Kitap Festivali' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.



Her pazartesi 150 sayfadan az bir kitap seçip okuyoruz.



Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:

Okuma Halleri, Fotoğraflarla - Edebiyata Övgü / Mario Vargas Llosa, Carlos Fuentes





EDEBİYATA ÖVGÜ
Yazarı: Mario Vargas LLOSA - Carlos FUENTES
Derleyen: Celal ÜSTER
Orijinal Adı: Mario Vargas Llosa, 'Why Literature?', 2001
Carlos Fuemtes, 'In Oraise of The Novel', 2005
Türü: Eleştiri - Deneme
Yayın Hakları: Notos Kitap
www.notoskitap.com
-   Birinci Basım Mayıs 2014
Çeviri: Celal Üster
-   70 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * Edebiyata Övgü adını yakıştırdığım bu kitap, Türkiyeli okurun da iyi tanıdığı iki Latin Amerikalı yazarın, Mario Vargas Llosa ile Carlos Fuentes',n aklından çıkma üç metinden oluşuyor
         'Neden Edebiyat?', Vargas Llosa'nın, 2001 yazında, ABD'nin saygın The New Republic (TNR) dergisinde yayımlanmış bir yazısı.
         Vargas Llosa, edebiyatsız bir dünyanın ortaya çıkarabileceği insanlık portresini betimliyor:
         'Uygarlıktan nasibini almamış, barbarlığın baskın çıktığı, duyarlıktan yoksun, söz fukarası, cehaletin kol gezdiği, salt içgüdüleriyle davranan, tutkuyu ve sevmeyi bilmeyen bu edebiyatsız dünyanın, burada resmetmeye çalıştığım bu karabasanın başlıca özellikleri, insanlığın güç ve iktidarla uzlaşması ve ona boyun eğmesi olurdu.
         ... Edebiyat olmasa da olur bir eğlencelik midir, yoksa zihnin en önemli ve en gerekli uğraşlarından biri olarak, modern ve demokratik bir toplumun yurttaşlarının, özgür bireylerden meydana gelen bir toplumun oluşumu için onsuz edilemez bir etkinlik midir?
         ...
         'Romana Övgü' ise, Carlos Fuentes'in, 2005 Eylülü'nde düzenlenen Berlin Uluslararası Edebiyat Şenliği'nde yaptığı açılış konuşmasının metni.
         ... Carlos Fuentes, bu konuşmasında, 2005'te yayımlanışının 400. yılı kutlanan Don Kişot romanından yola çıkarak edebiyatın, ama özellikle de romanın günümüz dünyasında taşıdığı anlamı, yüklendiği işlevi açıklıyor.
         ...
         ... üçüncü ve son yazı, 'Okumaya ve Kurmacaya Övgü', 2010 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne değer görülen Vargas Llosa'nın Stockholm'deki ödül töreninde yaptığı konuşmanın tam metni.
         Edebiyatsız bir dünyanın, tutkulardan, ülkülerden ya da başkaldırıdan yoksun bir dünya olacağını...
         '... edebiyatın kurmacaları insan yaşantılarını çoğaltarak, uyuşukluğa kapılmamızı, kendi kendimizi tüketmemizi, teslimiyet bayrağını çekmemizi önlemiştir. Edebiyat olmasaydı, şu yaşadığımız yaşamda hiçbir şey o kurmacaların yalanları kadar tedirginlik katamaz, düşgücümüzü ve isteklerimizi kışkırtamaz, böylece gerçek yaşamın bize hiçbir zaman veremeyeceği büyük serüvenlerin, yüze tutkuların kahramanları olmamızı sağlayamazdı.
Celal Üster

        * Onsuz edilemeyen bir şeydir şiir, ama neden onsuz edilemez bir bilsem... / Sanatın Gerekliliği - Ernst Fischer

        * Edebiyat, soru eksi yanıttır. / Roland Barthes

        'Neden Edebiyat?', Vargas Llosa'nın, 2001 - The New Republic (TNR)
        * ... İspanya Yazarlar Birliği'nin İspanya'da kısa bir süre önce yaptığı bir araştırma, ülke nüfusunun yarısının bugüne kadar tek bir kitap okumamış olduğunu ortaya koydu.

        * Edebiyat, bireylerin, hayatlarının tüm özellikleri içinde, tarihi aşmalarını sağlamıştır; Cervantes, Shakespeare, Dante ve Tolstoy'un okurları olarak, zamanı ve mekanı aşarak birbirimizi tanırız ve kendimizi aynı türün üyeleri olarak duyumsarız.

        * ... Bill Gates'e geleceğim. Bir süre önce Madrid'e gelen ve Microsoft'la ortak bir işe girişmiş olan İspanya Kraliyet Akademisi'ni ziyaret eden Gates, ... Akademi'den ayrılırken düzenlediği basın toplantısında, en büyük amacını ölmeden önce gerçekleştireceğini umduğunu açıkladı. Bu amaç, kağıda ve sonra da kitaplara son vermekti.
         Gates'e bakılırsa, kitaplar tarih sürçmesine uğramış nesnelerdi. Bilgisayar ekranları, bugüne dek yerine getirdiği tüm işlevleriyle kağıdın yerini tutabilirdi.

        * Edebiyat, yazgılarına boyun eğen, yaşadıkları yaşamdan hoşnut olan insanlara hiçbir şey söylemez.

        * 'Borges'vari' dendiği zaman, gerçekliğin usa yatkın düzeninden uzaklaşır, bir düşlemler evrenine gireriz; neredeyse tepeden tırnağa dolambaçlı ve gizemli bir evrendir bu...
         Aklımıza 'Kafka'vari' sözcüğü gelse, modern dünyada onca acı ve haksızlığa yol açmış iktidarın baskı aygıtlarının -otoriter rejimler, tepeden inmeci partiler, hoşgörüsüz kiliseler, boğucu bürokratlar- gözdağı altındaki savunmasız bireyler gibi duyumsarız kendimizi.
         'Kafka'vari'nin yakın akrabası 'Orwell'vari' sıfatı, toplum üyelerinin davranış ve ruhlarını en becerikli, en acımasız ve en katıksız biçimde denetleyen 20. yüzyılın totaliter diktatörlüklerince yaratılmış olan o korkunç acıyı, aşırı anlamsızlık duygusunu dile getirir.

        * Yine de bu kitaplarda anlatılanların en kötü yanı, kan, aşağılama ve kahrolası işkence tutkusu değildir; en kötüsü, bu şiddet ve aşırılığın bize yabancı olmadığını, bunların insanlığın derinlerde yatan bir parçası olduğunu keşfetmemizdir.

         'Okumaya ve Kurmacaya Övgü', 2010 Vargas Llosa

        * Yazmak gibi, okumak da hayatın yetersizliklerine karşı bir protestodur.

                                                                           OCAK 2016


Carlos Fuentes=  1928’de Meksika’nın başkenti México’da doğdu. İlk yapıtlarının ardından, 1962’de Auraadlı uzun öyküsünde gerçeklik ile düşlemi kaynaştırdı. Aynı yıl, Meksika Devrimi’nden sağ çıkmış bir toprak ağasının iç hesaplaşmasını konu alan Artemio Cruz’un Ölümü ile uluslararası üne erişti. Deri Değiştirmek, Yanık Sular, Bizim Toprak, Doğmamış Kristof, Kartal Koltuğu gibi yapıtlarının yanı sıra denemelerinde de, ortak Meksika bilinci, Eskidünya ve Yenidünya arasındaki kültürel etkileşim, ülkesinin kültür mirası, ulusal kimlik gibi konulara psikolojik ve felsefi açılardan yaklaştı. 1970’lerde Meksika’nın Paris büyükelçisi oldu. İspanyol dili edebiyatının en saygın ödülü sayılan Cervantes Ödülü’ne değer görüldü. 2012’de yaşama veda etti.


Mario Vargas LLOSA=  1936’da Peru’nun Arequipa kentinde doğdu. Bir süre Askeri Okul’da okuduktan sonra, 1963’te yayımlanan ilk romanı Kent ve Köpekler’de, bu okulda yeni yetişen çocukların zorbalık ve şiddete dayalı bir ortamda nasıl ayakta kalmaya çalıştığını anlattı. Yine 1960’larda, Yeşil Ev ve Katedralde Konuşma adlı romanlarıyla ününü pekiştirdi. TürkçedeJulia Teyze, Palomino Molero’yu Kim Öldürdü, And Dağlarında Terör, Üveyanneye Övgü, Masalcı, Teke Şenliği, Cennet Başka Yerde, Kelt Rüyası gibi yapıtları da yayımlandı. Yapıtlarında, iktidar yapılarını ve bireyin direnişi ve başkaldırısını ele aldı. Edebiyat eleştirisi alanında da denemeleri ve incelemeleriyle büyük bir etki uyandırdı. 2010’da Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü. Politika yaşamında etkin bir düşünce özgürlüğü ve insan hakları savaşımı verdi. 1990’da Peru devlet başkanlığı seçimlerine katıldı, ama kazanamadı.


Celal Üster=  1947'de İstanbul'da doğdu. İngiliz Erkek Lisesi, Robert Academy ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde öğrenim gördü. 1983'te George Thomson'ın Tarihöncesi Ege adlı kitabın çevirisiyle Azra Erhat Çeviri Ödülü'ne değer görüldü. George Orwell, Juan Rulfo, Jorge Luis Borges, Roald Dahl, Mario Vargas Llosa, John Berger gibi yazarların yapıtlarını, Komünist Manifesto ve Devlet ve Devrim gibi Marksist klasikleri Türkçeye kazandırdı. Uzun yıllardır sürdürdüğü kültür gazeteciliğinin yanı sıra P Sanat Kültür Antik Dergisi'ni ve Can Yayınları'nı yönetti. Şimdilerde Cumhuriyet gazetesinin kültür editörü.


ARKA KAPAK –

Edebiyata Övgü Türkiyeli okurun da iyi tanıdığı iki büyük Latin Amerikalı yazarın, Mario Vargas Llosa ile Carlos Fuentes’in yaratıcı aklından çıkma üç metinden oluşuyor.
Mario Vargas Llosa, 2001 yazında, ABD’nin saygın The New Republic (TNR) dergisinde yayımlanmış “Neden Edebiyat?”ta, edebiyatın, kurmacanın gerçekdışılıkları ve “yalanlar”ının, yalnızca toplumsal gerçekliği değil, belki daha da çok, insanın en gizli, diplerde yatan gerçekliğini nasıl açığa vurduğunu açıklamaya çalışıyor.
Carlos Fuentes, 2005 Eylülü’nde düzenlenen Berlin Uluslararası Edebiyat Şenliği’nde yaptığı açılış konuşmasının metni olan “Romana Övgü”de, 2005’te yayımlanışının 400. yılı kutlanan Don Quijote romanından çıkarak edebiyatın ama özellikle de romanın günümüz dünyasında taşıdığı anlamı, yüklendiği işlevi açıklıyor.
Üçüncü ve son yazı olan “Okumaya ve Kurmacaya Övgü” ise, 2010 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülen Mario Vargas Llosa’nın Stockholm’deki ödül töreninde yaptığı konuşmanın tam metni.
Edebiyat düşüncesini zenginleştirecek üç vazgeçilmez metin.

27 Ocak 2016 Çarşamba

Kafka'nın Bebeği - Gerd Schneider * Kış Okuma Şenliği 2015-2016

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Kış Okuma Şenliği' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.

Listenin 22. sırası: Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.
* Çok merak edip, okumak için sabırsızlandığım kitaplar.



Franz Kafka'nın yazdığı veya Franz Kafka üzerine yazılmış ya da onun hayatının bir bölümünden kurgulanmış kitapları okumayı ve kitaplığıma katmayı seviyorum.
Bu kitabı da aynı hevesle almıştım. 
'Ebedi Nişanlı Kafka' kitabında bu mektuplarla ilgili bir bölüm vardı:
Franz, hiçbir metinde, ne bu karşılaşmadan ne de bir çocuğu teselli etmeye yönelik yirmi mektuptan bahseder. ... 1951'de Londra'da yazmaya başladığı 'Günlük'te bebek hikayesinden bahseden Dora'dır. (Kafka'nın Bebeği romanına da konu olan park hikayesi)
Kitap beklediğim etkiyi yaratmadı bende. Biraz sığ buldum, anlatımı, kurgusu yetersiz gibi...



Okuduğum Kafka kitapları:
Hayvan Öyküleri * Franz KAFKA

Açlık Sanatçısı - Franz Kafka


Kafka üzerine yazılmış bir roman:
Ebedi Nişanlı Kafka - Jacqueline Raoul - Duval 


KAFKA'NIN BEBEĞİ
Yazarı: Gerd SCHNEIDER
Özgün adı: Kafkas Puppe
Türü: Roman
Yayın Hakları: Kırmızı Kedi Yayınevi
www.kirmizikedikitap.com
-   Birinci Basım: Aralık 2011
Çeviri: Regaip Minareci
-   192 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * Genelde pek haz etmediğim, zorlama gelen benzetmeler...
         ... lodos insanın yüzünü ipek bir şal gibi okşuyordu.

        ... rüzgar ağaçları yalıyordu..

        * ... insanın hayatı küçücük parçalara bölünebilse ve her bir parça ayrı ayrı değerlendirilebilse, benim yaşamımın her parçası kesinlikle sinir bozucu olurdu.

         * 'The Kid' - Charlie Chaplin

         * İnat zayıfların silahıdır!

         * Kuzeydeki bir ülkenin, güney bölgelerine ait bir meyvenin tohumunu taşıdığı gibi, içimde bir kalp taşıyıp duruyorum.

         * Alman diline yerleşmiş olan 'kafkaesk' kavramı, anlaşılamayan, gizemli, tekin olmayan ya da tehditkar olanı tanımlamak için kullanılmaktadır.


^-^ KEDİLER ^-^

        * Yoluma, usulca sokularak gelen bir kedi çıktı.

        * ... kediye yeşil gözümle kızgın kızgın baktım.

         * Kedi tedirgin oldu...

         * Tamam canım, dedi kedi...

         * Sesler gelince kedi çalılıkların arasına girdi.

         * ... kedinin mırıltısını...

         * Fare miydi yoksa? Ya da kedi?
        
         * ... kedilerin...

                                                                                     OCAK 2016


Yazar Hakkında Bilgi=  1942 doğumlu Gerd Schneider, Almanya'nın Kassel şehrinde yaşamaktadır. Alman edebiyatı ve sahne sanatları eğitiminden sonra gazeteci olarak çalışmıştır. 1980 yılından beri çok sayıda roman, araştırma ve televizyon için senaryolar yazmıştır. Gerd Schneider öğrencilik yıllarından bu yana Franz Kafka'nın kimliği üzerine yoğun çalışmalar yapmaktadır.

Çeviren Hakkında Bilgi=  Regaip Minareci, 1955 yılında İstanbul'da doğdu. Münih'te bitirdiği lisenin ardından Münih Teknik Üniversitesi'nde Elektronik Mühendisliği okudu. 1977 yılında Elele Dergisi çevirmeni olarak Hürriyet Grubu'nda çalışma hayatına atıldı.
Hürriyet Dergi Grubu, Tercüman, Akşam Grubu ve Doğan Kitap'ta editör, yazı işleri müdürü, yayın yönetmeni ve yayın koordinatörü olarak uzun yıllar idari görevlerde bulundu. Bu çalışmalarının yanı sıra çevirmenliğe de ara vermeyerek, felsefe edebiyat başta olmak üzere otuzun üzerinde eseri Almanca ve İngilizceden dilimize çevirdi. Halen çevirmen ve editör olarak çalışmalarına devam etmektedir.


ARKA KAPAK –

1923. Berlin'de bir park. Küçük bir kız çocuğu kaybolan bebeğinin arkasından ağlarken, parkta karşılaştığı siyah giyimli, ince yapılı, kibar bir adam onu avutmaya çalışır. Herhangi biri değildir bu adam, Franz Kafka'dır. Ağır hasta olan ünlü yazar küçük kızı çektiği üzüntüden kurtarmak için çok özel bir çözüm üretir. Her gün parka gelir, kendi yazdığı bir mektubu getirir ve bunu kaybolan bebeğin gönderdiğini söyler. Günlerce buluşur bu iki sıra dışı kişi ve aralarında tuhaf bir arkadaşlık gelişir. Bu özel mektupların yalnızca küçük kıza değil, Franz Kafka'ya da yardımı olacak, sayılı günleri kalan yazar kısa süreliğine de olsa hayata sarılacaktır; ancak günün birinde beklenmedik bir olay bu arkadaşlığın sürmesini zora sokar.

Büyük yazarın hayatının son haftalarını, gerçek bir olaydan yola çıkarak ve biyografik bilgilerle donatarak anlatan bu roman Kafka okuru için gerçek bir sürpriz.


* Kış Okuma Şenliği ♥ Defterim ♥ 2015-2016



Okuma listem için hazırladığım defterime bakmak isterseniz:

Kış Okuma Şenliği *2015-2016*



Keyifli okumalarınız olsun ^-^

26 Ocak 2016 Salı

Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu - Haldun Taner * Kış Okuma Şenliği 2015-2016

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Kış Okuma Şenliği' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.

Listenin 18. sırası: 150 sayfadan kısa dört kitap.
Bu kategori sayesinde 'Kısa Kitap Festivali' ile birlikte aynı kitapları okuyacağım:)


Haldun Taner'in mizah yönü çok kuvvetli. Kitaplarını okumak bir keyif gerçekten.
Paylaştığım kitapları:

On İkiye Bir Var - Haldun Taner

Ayışığında 'Çalışkur' - Haldun Taner 



Kategori dahilinde okuduğum bir diğer kitap:


ŞİŞHANE'YE YAĞMUR YAĞIYORDU
Yazarı: Haldun TANER
Türü: Öykü
Yayın Hakları: Yapı Kredi Yayınları
www.ykykultur.com.tr
-   1. baskı: VarlıkYayınları, İstanbul, 1953
-   YKY'de 1. baskı: İstanbul, Mart 2015
-   95 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * Bir maşallah nice kazayı önler.
  
        * En bildiği derste bile kopya çeker, çekemezse hasta olur, deliye döner, bir hafta çaresi bulunmazdı. Öyle ki 'Al evladım şu evrakı, adını, ananın babanın adını, doğduğun yeri, tarihi dolduruver' deseler, bunu bile gizlice nüfus kağıdını çıkarıp kopya etmeden dolduramazdı.
  
        * Birine her acıyışımızda -itiraf edelim veya etmeyelim- az buçuk budalaca bir üstünlük böbürlenişi saklı değil midir?

        * Neylersin, yıkılan ağaca balta vuran çok olurmuş.


  ^-^ KEDİLER ^-^

        * Sf/ 56 - Fraulein Haubold'un Kedisi

        * Çakır, Eczacı Bey'in ihtiyar kedisidir. ... duvarın tam dibinde horul horul uyumaktadır. Saz sanatkarı bütün kedileri sever. Aynı zamanda eli de kalem tuttuğundan sevdiği kedilerin bir bir hikayelerini yazar. Belki günün birinde bu Çakır'ın da bir hikayesini yazacaktır. Çakır için hikaye değil... ... Çakır gençliğinden, canlılığından...
         Kedinin böyle insan gibi taammüden hırsızlık tertiplediği nerede görülmüş?
         ... ızgaradaki balığı kapmış. Yarbay, 'Şerefsizim öldüreceğim bu kediyi' diyormuş.


 - Yazım-Basım Hatası -

        * Sf/ 94
         ... konuşa mıbiliyorum?

                                                                                     OCAK 2016


Yazar Hakkında Bilgi=  Haldun Taner (16 Mart 1915, İstanbul - 7 Mayıs 1986 İstanbul), öykütiyatro ve kabare yazarı, öğretim üyesi ve gazeteci. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından birisidir. Türkiye'de epik tiyatro türü ve kabare tiyatrosunun öncüsüdür.




ARKA KAPAK –

"Bence Haldun Taner, daha bugünden çağdaş yazınımızın, özellikle öykücülüğümüzün bir klasiğidir. Bunu kendine vergi anlatımına, kişiliğine, öykülerinin insancıl özüne borçludur."
-Oktay Akbal (Cumhuriyet, 10.5.1986)-
"Derinlik, incelik ve kurgu işçiliği kadar, gözlem ve ayrıntı çeşitliliği yönünden de zengindir Taner öyküsü. Dili ve biçimi klasik sayılabilir, dünyaya bakışı ve yorumları hep çağcıdır."
-Füsun Akatlı (Milliyet Sanat, Mayıs 1986)-
"Haldun Taner, öyküyle başladı yazarlığa, Humour denen o ince alayı ilk o getirdi -mizah ustaları dışında- edebiyatımıza. Galatasaraylılıktan gelme bir olaydı bu, ama incenin incesi."
-Vedat Günyol (Milliyet Sanat, Mayıs 1986)-


* Kış Okuma Şenliği ♥ Defterim ♥ 2015-2016



Okuma listem için hazırladığım defterime bakmak isterseniz:

Kış Okuma Şenliği *2015-2016*



Keyifli okumalarınız olsun.

Çizgilerle Nazım Hikmet - Müjdat Gezen / Savaş Dinçel * Kış Okuma Şenliği 2015-2016

Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği 'Kış Okuma Şenliği' okuma listeme buradan ulaşabilirsiniz.

Listenin 6. sırası: Yasaklanmış bir kitap. 

(1983 yılında sıkıyönetim bu kitabın yazanı ve çizeni 21 yıl istemiyle cezaevine koydu. Kitap toplatıldı ve hamur yapıldı. 3 Haziran 1983'de yani Nazım'ın ölümünün 20. yılında mahkemeleri yapıldı ve sonradan da Yargıtay bu davanın görülmesine gerek olmadığına karar verdi. / Savaş Dinçel)



Hiç değişmez: Benim için şiir demek Nazım Hikmet demektir, Nazım Hikmet demek şiir demektir 
Hemen hemen tüm şiirlerini okudum. Ama şiir kitaplarını çok eski yıllarda okuduğum için blogumda hala paylaşamadıklarım arasında kaldılar. Gerçi ara ara okurum şiirlerini, özlerim çünkü... 
Edward Tims, Saime Göksü 'Romantik Komünist' kitabı da yıllar önce okuyup paylaşamadıklarımdan...
İnşallah fırsat bulursam bunlar gibi birçok bekleyen kitabı bloguma eklemek istiyorum.
Paylaştıklarıma bir göz atmak isterseniz:

Ferhad ile Şirin- Nazım Hikmet 


Müjdat Gezen'in okuduğum kitapları için:

Yapabilirsin - Müjdat Gezen

* Bu kitabı da 'Galiba Ben Sanatçıyım' kitabını okurken not almış ve alınacaklar listeme eklemiştim.


Çizimli kitapları, çizgi romanları çok severim. Sanırım çocukluğumda çizgi roman çok okuduğum için. 
Müjdat Gezen ve Savaş Dinçel çok iyi bir iş çıkarmışlar bence.
Ayrıca yayımlamaya karar verdikleri zamanın siyasi ortamı içinde de cesaretlerinden ötürü kutlamak istiyorum.


Paylaştığım çizgi romanlara göz atmak isterseniz:


Nazım Hikmet'i çok severim ^-^
En az kucağındaki kedi kadar...


ÇİZGİLERLE NAZIM HİKMET
Yazan: Müjdat Gezen
Çizen: Savaş Dinçel
Yayın Hakları: Ka Kitap
www.kakitap.com
-   4. Baskı, Ka Kitap, Ekim 2014
-   136 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * Çok da ama çok, çok da seviyorum Nazım'ı. / Müjdat Gezen

         * Bugün pazar.
         Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
         Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
         bu kadar benden uzak
         bu kadar mavi
         bu kadar geniş olduğuna şaşarak
         kımıldamadan durdum.
         Sonra saygıyla toprağa oturdum,
         dayadım sırtımı duvara.
         Bu anda ne düşmek dalgalara,
         bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
         Toprak, güneş ve ben...
         Bahtiyarım...
  
         * Ve 1929 yılında Türkiye'de çıkan ilk kitabı '835 Satır' basıldı.
         Türk edebiyatında ilk kez bir şiirde ritm uygulanıyordu.
         ..........
         Nal sesleri sönüyor perde perde
         atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde

         Atlılar atlılar kızıl atlılar
         Atlılar rüzgar kanatlılar
         Atları rüzgar kanat...
        
         835'in başarısı olağanüstü olarak nitelendirildi. Üç yıl içinde '6000' basıldı. Türkiye için inanılmaz bir rakamdı.

           * 1931 Nisanında Nazım'a adliyeye gelmesi için çağrı yapıldı. Tutuklanıyordu. Nedeni: Komünizm propogandası. Aksi savcı elindeki kitabı masaya atarak:
            Bu kitap kışkırtıcılık ürünü değil mi?..
            O kitabı ben yazmadım.
            Kim yazdı öyleyse?
            Marks.
            Kültürlü savcının elinden kurtulabilir miydi hiç Nazım!..
            O halde Bay Marks'ın mahkemeye celbini talebederim!..

       * Yoldaşı, sırdaşı, arkadaşı Vala Nurettin artık yolunu ayırmıştır. Sovyetler Birliğindeki yaşamını Babıali'nin bazı gazetelerinde gerçek dışına çıkarak anlatıyor. Ve Nazım Va-Nu'ya yazdığı bir dizede şöyle diyor eski yol arkadaşına:
       'Artık seninle biz düşman bile değiliz.'

       Ve Benerci'de:
'Bir kitap:
çok eski günlerde beraber okuyup
satırlarının altını beraber çizdiğimiz
                                        bir kavga kitabı.

Kapadım dolabı.
Onun dolaba bakan gözlerini kapadım.
Artık satılacak bir yürek,
                                   kiralık bir kafa bile yok.
Roy Dranat, hoşça kal,
                              mesele yok.
Yorgan gitti,
Kavga bitti.'

Satırlarıyla Va-Nu'ya diyeceklerini diyor.

         * Yıl 1935- Bu yılın en önemli sanat olayı kuşkusu Nazım Hikmet ve eski arkadaşı Peyami Safa tartışması.
         'Ayda Bir' dergisinde 'Bir Provakatör Üstüne Hiciv Denemeleri'
         .........
Sen de bilirsin ki ben
                      ne dedemden
                                miras bekledim,
ne babamdan şeref, şan!
Hasep, nesep, kan, soy sop işinde yoğum.
Çünkü ne soyu sicilli bir buldoğum
                             ne de tecrübelik bir tavşan.
Ben sadece ölen babamdan ileri,
doğacak çocuğumdan geriyim,
ve bir kavganın adsız neferiyim..

Ey ihtisas mahkemeleri kaçağı
ve Despinis Kokonun aftosu,
ey marka malı kör
                 provokatör,
.................

       * 1938 Harp Okulu olayı davası... Nazım işlemediği bir suçtan ötürü yıllarca hapis yattı. Bugün bu davaya yeniden bakılsa Nazım beraat eder mi? 'Sacco ve Vanzetti' olayını anımsamaya çalışın. Elektrikli sandalyede can vermelerinden elli yıl sonra mahkeme onlar için beraat kararı verdi...

       * Maraşal Fevzi Çakmak sonuna dek Yargıtaya baskı yapmış ve 15 yıllık cezayı kesinleştirmişti.

       * Bu şahlanan irtica muvaffak olursa, insanlık ve insanlığın bugüne kadar kazandığı terakkiler en az bin yıl geriye gidebilir. Fakat Almanlar yenilecekler. Çünkü bu tarihi bir zaruret.


 ^-^ KEDİLER ^-^

        * Saklar kendini pençesinden
         yılan gözlü bir kedinin...

                                                                           OCAK 2016








ARKA KAPAK –

Bizim okulun bahçesinde bir çınar ağacı var. Üzerinde bir pirinç plaka göreceksiniz "Nâzım Hikmet burada yatıyor" yazılı... Dememiş miydi? "Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni ve de uyarına gelirse, tepemde bir de çınar olursa-taş maş da istemez hani." Uyarına geldi. Kadıköy, Nâzım'ın eski köyü. Çınar ağacı da tamam. Anadolu da uyuyor. O, bizim okulun bahçesinde ve pek çok çınarın altında yatıyor. Her isteyen bir çınarın üzerine böyle bir plaka çakabilir. Çok da güzel olur. Bizimki yıllardır orada duruyor.

Nasrettin Hoca bağlamayı almış eline parmakları hep aynı yerde hiç kıpırdatmadan çalıyormuş. Karısı demiş ki,

- Hoca, yanlış yapıyorsun. Ben gördüm çalanları, parmaklarını hep yerlerde gezdiriyorlar.

Hoca cevap vermiş,

- Onlar benim bulduğum yeri arıyorlar.

Biz de Nasrettin Hoca misali Nâzım'a takıldık kaldık. Çevremizdekiler ne güzel globalleşmeye, yeni dünya düzenine kolayca ayak uydurdular. Biz hâla Hocanın bağlaması gibi aynı yerde çırpınıp duruyoruz (!).
-Müjdat Gezen-


Kitaptan...


Neruda ile ilgili okuduğum harika kitap:

♥ Aşkım Neruda ♥ - Matilde Urrutia 



* Kış Okuma Şenliği ♥ Defterim ♥ 2015-2016




Okuma listem için hazırladığım defterime bakmak isterseniz:

Kış Okuma Şenliği *2015-2016*



Keyifli okumalarınız olsun ^-^


Kitapla ilgili çektiğim videoya buradan ulaşabilirsiniz.

Bilgilere de şuradan bakabilirsiniz:)


Mırk sevgiler ^-^