suat aysu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
suat aysu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2018 Pazartesi

Kambur - Şule Gürbüz

* Şule Gürbüz'ün ilk kitabıymış. Hem de 18 yaşında yazmış. 
* Coşkuyla Ölmek kitabını etkileyici bulduğum için Tezgah Kitabevi'nde 'Kambur'u görünce heyecanla aldım. Ve hatta eş zamanlı okuduğum iki kitabın arasına alıp okuyup bitirdim dün gece 😹 Sayfa sayısının azlığının yanı sıra bazı sayfalar tek cümle. Açıkçası ben kitaptan çok fazla bir şey anlayamadım 🙈 Altını çizdiğim yerler oldu pek tabii ancak genel manada kitabı algılayamadım 🙊


Coşkuyla Ölmek kitabıyla ilgili yorumumu okumak isterseniz:

Coşkuyla Ölmek - Şule Gürbüz



KAMBUR
Yazarı: Şule GÜRBÜZ
Türü: Roman
Yayın Hakları: İletişim Yayınları
-   1-3. Baskı 1992-2011                 - 4. Baskı 2012, İstanbul
Kapak Tasarımı: Suat Aysu
-   92 sayfa


^-^ KEDİLER ^-^

        * Uzaklardan bir kedinin okşanmak istediğini duyup seğirtti. Fena kedi değildi; beyaz üzerine açık gri birkaç benek (hata), hepsi o kadar. Profilden baktı; evet, bıyıkları da gür, ağzı burnu yerinde, hoş kedi. 'Kedinin kötüsü çekilmez, ama yine de iyidir.'

                                                                           Eylül 2017


Yazar Hakkında Bilgi=  Şule Gürbüz'ün ilk romanı Kambur (1992) ve öykü kitabı Zamanın Farkında (2011), İletişim'den; Ne Yaştadır, Ne Başta Akıl Yoktur (1993) adlı oyunu ve Ağrıyınca Kar Yağıyor (1993) adlı şiir kitabı ise Mitos Boyut Yayınları tarafından yayımlandı. Şule Gürbüz halen mekanik saat ustası olarak çalışmaktadır.


ARKA KAPAK –

Benden, bana kayıtsız kalınması ile benden nefret edilmesi arasında bir seçim yapmam istense, tereddütsüz, nefreti seçerim - kayıtsız kalınacak bir yanım yoktur. Ve ben söylemek isterim ki, her şey ve herkese kayıtsızım. Değilmişim gibi davrandığım durumlar, yaşıyormuşum gibi yapma zorunluluğumdandır.
Bana sorulsa bir gün "Kamburunun düzelmesini mi istersin, yoksa tüm insanların kambur olmasını mı?" diye, herkesi kambur görmek olurdu dileğim. Yerden yüksekliğimin bu gülünç santimleri yüzünden, yaşama da ölüme de sizlerden daha yakınım. Daha sonraları yerimi yadırgamamak için, yükselme isteğini bir türlü anlayamam.
Zaten bir portakalın doğusu batısı olduğuna inananlardan değilim - dolayısıyla dünyanın da...
Bana renk bile sormayın - bir beyazdan ya da sarıdan ne anladığınızı bilmeden size yanıt veremem.

"'Genç bir yazarın ilk eseri' denecek, 'juvenilia' kategorisine sokulacak hiçbir yanı yoktu Kambur'un. Olgun bir yazarın elinden çıkmış, acemiliği, sakarlığı olmayan, olgun bir metindi."
Murat Belge



Defterimden...


Keyifli okumalarınız olsun ^-^


8 Mart 2018 Perşembe

Coşkuyla Ölmek - Şule Gürbüz

* Eyüp Aygün Tayşir'in '4 Hane 1 Teslim' kitabını okurken 33. sayfada Şule Gürbüz'ün 'Coşkuyla Ölmek' kitabından bir alıntı çıktı karşıma: 'İnsanı ahret bile değiştiremez.'
Ne zamandır kitaplığımda okunmayı bekliyordu Coşkuyla Ölmek. Bu vesileyle eş zamanlı okuyayım dedim ve okumaya başladığım gibi bitirene dek bırakamadım. 

* İkisi birbiriyle ilintili dört öykü okuyorsunuz. Dördü de birbirinden başarılı. Özellikle 'Akılsız Adamın Oğlu Sadullah Efendi' öyküsünün kimi bölümlerini çok etkileyici buldum.



COŞKUYLA ÖLMEK
Yazarı: Şule GÜRBÜZ
Türü: Roman
Yayın Hakları: İletişim Yayınları
-   1-3. Baskı 2012-2013, İstanbul  4. Baskı 2015, İstanbul
Kapak Tasarımı: Suat Aysu
Kapak Fotoğrafı: Şule Gürbüz
-   191 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * İçimdeki coşkun seslerden sokak sağırlaşmıştı.

        * İnsanın içinde olduğu hal ona en yabancı haldir. Deli deliliğini, genç gençliğimi, ihtiyar fıkradığını bilmez.

        * İtiraf edeyim, gençken ölmeyi çok isterdim. Coşkuyla ölmek isterdim.

        * Şimdi şu gün, bak saat beşe çeyrek var, sanki gece, geceye yıl var, sabah yüzyıl, biz bu vakti nasıl geçireceğiz?

        * Ama onun fevkaladesi neydi? Fevkaladesi aleladeydi.

        * Hoca Hafız seni azat etti, istediğini yapsın, çünkü istediğimizi yapamayacağız, yapılacağı yapamayanlar istediklerini yapmada serbesttirler.

        * Artık bu devirde kitabın satılması değil toplatılması mübahtır.

        * İnsanı ahret bile değiştiremez. Zebani dilini çekmeye gelse kişi ancak ahlakının elverdiği ile seslenir de aman diler.

        * Kudümü geçen yaz Kudüs'te bir hevesliye verdim. Hevesliye bakıp da heveslenmedim. Heveslinin heveslisi de nafile ve kaba bir hevesti ve hevesi ile insanı yoruyordu. Hevesine takdir bekleyen hali, hevesinin seviyesini kursağına şimdiden tıkamıştı da onun bunu ikrara daha bir elli senesi vardı.

        * Şimdi şu çağımda çocukluğumu, yetişme çağımı yazıklanarak hatırlıyorum ama ne olsa hiçbir yere gitmiyor denilen çocukluk bile insanın elini uzatıp değiştiremeyeceği, düzeltemeyeceği yerlere gidiyor, hem de nelerle beraber. Bu yüzden belki de çocukluk, hep insanın sonrada, sonraki aklına göre inşa edilip yeniden düzenlediği, gidenleri sanki gitmemiş, olanı olmamış yerine koyduğu hayali bir yer oluyor. Yoksa çocukluk o kadar güzel ve anlatıldığı gibi olsa eminim  şimdiki zaman da böyle olmazdı.

        * Bu sessizlikte bu odada ruhumun çıtı çıkmıyordu.

        * Ruhumun başı döndü...

        * Yaşamış olana ölüm zor gelmiyor.

        * Herkesten kurtulmak ancak kendini feda etmekle oluyormuş anladım; herkesten kurtuldum, kendimi kurtaramadım, onu rehin vererek bir yaşamaya başladım.

        * Evlat insanın önce kanını, sonra canını, öldükten sonra da malını yer.


 ^-^ KEDİLER ^-^

        * ... kedinin uca doğru tüyleri seyrelmiş kuyruğu...

        * ... minderinde yerini değiştirip bir sağına bir soluna yatan ve kısa bakışı  ile dünyanın hep aynı kalışına memnuniyetle bıyık titreten kediler gibi...

        * Sokaklar, ana cadde, insanlar, arabalar, çöp tenekeleri, kediler... Herkes kendi hayatın ayırmış sadece onunla meşgul idi. ... Şu kedi bile kendisini meşgul edecek bir şey bulmuş oynar gibi çekiştiriyordu. ... Kedi, ona yönelip bir vereceğim, okşamam olmayınca bana bigane idi, başını çevirip de bakmadı. Defalarca okşamıştım halbuki onu ama şimdi benim okşanmaya ihtiyacım varken, patisine muhtaçken o, lüzumsuz bir şeyle uğraşıp beni görmezden geliyordu. Hani koku alır tanırlardı. Evet, belli ki koku almış ve tanımıştı.

        * ... şen taklalarla ilk senelerinde koşup zıplayan, ağaçlara tırmanırken seyredilip seyredilmediğini kontrol eden kedinin tırnaklarına yazık...

        * ... kedinin kulaklarındaki ayrık ucu ve ne kadar gezse pembe kalan patilerini, bu patilere kedinin ağırlığı sebebiyle bir şey batmadan gezdiğini...

        * ... istenmeyen ve bir lokma verilmeyen arap kediye döndük...

        * Kedimiz her yeni eşyaya, eve her gelen tepkili, her çıtırtıya teyakkuzda, her yeni yiyeceğe dikkatle eğilmiş, akşamın ve sabahın, sıcağın ve emniyetin, minderinin ve muslukların memnuniyetinde ve her an farkında iken acaba ne yapacak diye düşünüp...

        * ... sandalyelerden birine oturmuş kediye diktiği bakışlarından...

        * Çocuk bir kedi gibi karışıklıktan, perişanlıktan lezzet duyar.

        * ... ıssız bir yere bırakılmış kedinin kısılıp büyüyen göz bebeklerine...

        * Kedinin arabadan, köpeğin sopadan kaçtığı gibi kaçtım.

        * Sf/ 139 - 140 - 186

        * Kedi o vakit yanıma gelmiyor.

        * ... gözüne far tutulmuş kediye dönerdik.

        * ... kulaklar serçe seslerini vecd ile dinleyen bir kedi gibi hafif geriye yatık...

        * ... hürmette bir kedi gibi değil de önünden az evvel köpeğin geçtiği sokak kedisi tedirginliğinde...

        * Kedinin girip tırnaklarını ağaçta bileyip kısaltması ve bu imkanı ona sunan ağaca dönüp bakmaması gibi...

        * ... kayıp kediyi getirmedi...

        * ... minareden atılan kedi dört ayağının üstüne düşmedi...


 - Yazım-Basım Hataları-

        * Sf/ 114
         Mürekkep kelimelere dağılmış, kötü basım.

        * Sf/ 132
         ... dost olduk?' dedim
         Nokta yok.

                                                                                     Ağustos 2017


Yazar Hakkında Bilgi=  Şule Gürbüz'ün ilk romanı Kambur (1992) ve öykü kitabı Zamanın Farkında (2011) İletişim Yayınları; Ne Yaştadır, Ne Başta Akıl Yoktur (1993) adlı oyunu ve Ağrıyınca Kar Yağıyor (1993) adlı şiir kitabı ise Mitos Boyut Yayınları tarafından yayımlandı. Şule Gürbüz halen mekanik saat ustası olarak çalışmaktadır.


ARKA KAPAK –

"Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. Tanrı'nın da yaptığı bu muydu? Baş, orta, son belli, helak kaçınılmaz, ancak önemli olan o zamanı geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldiğinde gelmemiş gibi, bilmemiş gibi, yaşamamış gibi gelmek, rüyayı görüp uyanmak ve 'Neyse rüyaymış,' demek ve aynı yerden uyumaya devam etmek. Yaşamaya da, ölmeye de yazık. Bu ölüm için yaşamaya, bu yaşamak için ölmeye yazık. Mezarlıklara, servilere, süsenlere, nisan sonunda açan katırtırnaklarına, telaşlı karıncanın adımlarına yazık, mezar taşına konup da bağıran karganın sesine yazık, ölüme ağlayan şaire, yaşam var zanneden filozofun nefesine yazık, şen taklalarla ilk senelerinde koşup zıplayan, ağaçlara tırmanırken seyredilip seyredilmediğini kontrol eden kedinin tırnaklarına yazık, ağdaki balığa, lokantada onu bekleyen anguta, önce ön iki ayağını sonra arkadakileri ovuşturup bu hareketinden büyük kâr ve kisve uman karasineğe yazık, hortumunu sallayan koca file, sanatlı sıçrayışı ile dahi boşluğu dolduramayan yunusa yazık, grafon kâğıdından gelincik ve petunyalara, en pürüzsüz çakıl taşına, kum olmuş zavallıya, sağdan sağdan yürüyen eşeğin inadına, yol kenarlarındaki ısınmış dikenlere, kozalağın içindeki fıstığa, duvara yapışmış yosuna yazık, bu topu binyıllardır çevirip duran sema-i muğlâka, titreyen kanatlara, açılan göğe ve onun katmanlarına, havanın, suyun olduğu, olmadığı yerlere yazık."


Defterimden...


Keyifli okumalarınız olsun.


25 Kasım 2017 Cumartesi

Okuma Halleri, Fotoğraflarla * Bize İki Çay Söyle / Elif Key

Kitapla ilgili paylaşımımı okumak isterseniz:

Bize İki Çay Söyle - Elif Key

Çılgın Balım 


Kültüy ve Gibson 


Defterimden...


Çılgın Balım 


Keyifli okumalarınız olsun ^-^
Kültüy 


Bize İki Çay Söyle - Elif Key

* Aşağı yukarı aynı dönemi soluduğumuz ve benzer semtleri adımladığımız için daha ilk sayfalardaki anlatımıyla mest etti beni zaten. Bir de Fazıl'ın Avusturya Lisesi'nden okul arkadaşı olduğu ortaya çıkınca daha farklı bir hevesle okumaya koyuldum. Ki bu işin tatlı tesadüfü , öyle olmasa da Elif Key yazdıklarıyla kendini keyifle ve merakla okutuyor zaten 📚 
* Kimi yerde duygusal ve içe dönük kimi yerde gerçekçi, sert ve dışa dönük yazılar... Hayata dair okunası yaşanmışlıklar, yaşanılabilir ihtimaller, aile ve çevremizi oluşturan kişilerle olası anılar üzerine keyifle ve kesintisiz okunabilecek akıcılıkta bir kitap.


Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:
Okuma Halleri, Fotoğraflarla * Bize İki Çay Söyle / Elif Key


BİZE İKİ ÇAY SÖYLE
Yazarı: Elif KEY
Yayın Hakları: İletişim Yayınları
-   1. Baskı 2015, istanbul
Kapak Tasarımı: Suat Aysu
Kapak Fotoğrafı: Esra Özdoğan

-   163 sayfa


 Kitaptan Alıntılar;

        * Bunların bazıları yazılırken Taksim Meydanı'nda trafik akıyor, akbil hala kullanılıyordu, kediler trafolardan uzak duruyor, makinelerden 'Sadece para girişi yapın' anonsu duyuluyor, bayiden bir Radikal gazetesi istenebiliyordu, Haydarpaşa'nın saati henüz durmamıştı.

        * Ben hala küçük resimlere bakıyorum. Küçük resimler dediğimse bazı vesikalıklar. Çünkü az da kalsalar hala cüzdanında vesikalık taşıyanlar, ... bir de kitap okurken altını çizenler var.

        * 6 Mayıs 2013 tarihinde, Türkiye Futbol Şampiyonası Kütahya elemeleri maçında İkitellisporlu çocuk futbolculara biber gazı sıkılıyordu. Hepsi 13 yaşında 11 çocuk, 10 dakika içinde büyüdü. Her maçta olan bir şey olmuş, çocuklar yedikleri gole itiraz edince, kenarda bekleyen çevik kuvvet sahaya girip meseleyi biber gazıyla ve copla çözmeye karar vermişti.
Sf/ 30-21

        * Ve tabii ki Milliyet Çocuk'u dünyanın en önemli yayını... sandığım yıllar...

        * ... artık demini almıyor hiçbir dostluk, sallama çaylar gibi girip çıkıyoruz birbirlerimizin hayatlarına...

        * Nazara olan sonsuz inancım yüzünden...

        * En son kime, 'Senin kredin sonsuz bende' dedin de sonra dostluğunu takside bağladın?

        * ... çocukların dünyası denizaltı gemisi gibi, bilmez kimse derinliğini.

        * Bir zamanlar kalbin pansiyondu, gelene kahvaltı, gidene çorba; şimdi 1+1, anca sana yetiyor.

        * Kalbini tamir edeceksen gidip şiir kitapları al önce.


 ^-^ KEDİLER ^-^

        * ... kediler trafolardan uzak duruyor...

        * Kedilere doğru ilerliyor. Kaçışan kedilere kızıyor.

        * Kasap da kedilerden şikayet ediyor. Eskiden sevmezdin kedileri, büyüdükçe kedileri bile anlıyorsun. Küçükken seni tırmalayan kediyi haklı buluyorsun. Çekmeseydin kuyruğundan!


- Yazım-Basım Hatalar -

        * Sf/ 141
         Ona olan pantalon...

        * Sf/ 157
         Reçel kavanozunu açamayan biriydi nasıl oldu demene kırıkları ortada bırakıp kaybolacak.

                                                                           Temmuz 2017


Yazar Hakkında Bilgi=  Elif Key, 1972'de İstanbul'da doğdu. Marmara Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nü bitirdi. 1992 yılında bir kadın dergisinde gördüğü ilanda 'Bir gençlik dergisi için yazısına güvenenleri bekliyoruz' yazıyordu; kalktı gitti, kapıyı Kanat Atkaya açtı. O yıldan bu yana çeşitli gazete ve dergilerde, televizyon ve radyolarda muhabir, editör olarak çalıştı. 2012 yılından beri New York'ta yaşıyor.


ARKA KAPAK –

En çok kim seviyor seni?... En son ne zaman kendi hatrını sordun?... Kaç defa düştün, kaç defa ayağa kalktın?... En son kime, "Senin kredin sonsuz bende" dedin de sonra dostluğunu takside bağladın? Vazgeçtiklerinle vazgeçemediklerinin boyları kaç metre olmuş biliyor musun? Şimdi sana kaybolan yıllarını verseler geri alır mısın?... Hayat bu. Sonra bir bakmışsın aklını, kalbini merdaneye kaptırmışsın…

Çocukluk, büyümek, şehirlerin boğuculuğu, anneler-babalar, anneanneler-dedeler, kadir kıymet bilmek, her şeyi unutmak, sürate yenik düşmek… Yalnızlıklar, öfkeler, umutlar, heyecanlar, ölümler, küçük intihar notları… Ama en çok naiflikler, yanından fark etmeden geçip gitsek de aklımızın bir yanına takılıp kalan güzellikler…

Elif Key anların, olayların, sıradan gibi görünen başkalıkların fotoğraflarını çekip kalemini oynatıyor. Bize İki Çay Söyle… bir çocuk naifliği içinde eğlenceli ama bir o kadar da yakıcı anlatılar, bir iç dökme, dertleşme...


5 Eylül 2017 Salı

Okuma Halleri, Fotoğraflarla * Ateş Canına Yapışsın / Sezgin Kaymaz

Kitapla ilgili yorumumu okumak isterseniz:

Ateş Canına Yapışsın - Sezgin Kaymaz



Okuyalım güzelleşelim:)


Mırk mırkk:)

























Defterimden...


Keyifli okumalar:)


Kedili medili:)


Kahvesiz olmaz:)


Keyifli okumalarınız olsun ^-^


Ateş Canına Yapışsın - Sezgin Kaymaz

* Hiç okumadığınız bir yazarla tanışmak istiyorsanız ve Sezgin Kaymaz hiç okumadıysanız MUTLAKA @sezgin_kaymaz okuyun. Eminim hiç pişman olmayacak ve benim gibi külliyatını yığacaksınız eve:)
* İki kitabı kaldı okunmayı bekleyen: Zindankale ve Kaptanın Teknesi...
* 'Ateş Canına Yapışsın' iddia ediyorum elinizden bırakmadan bitireceğiniz bir kitap. Cennet ve cennet ahalisi konu edilmiş. Azazil yani Şeytan'ın Hz.Adem'le olan mücadelesi ve Allah'a isyanı, birlikte Cennet'ten kovulmaları öyle akıcı ve esprili bir dille işlenmiş ki yine yeni yeniden Sezgin Kaymaz'a hayranlık duydum.
* Kitabı okurken neredeyse Azazil'e sempati duyar hale geliyorsunuz ki, zaten günahları işlerken de bize sempatik göstermiyor mu Şeytan şeri 😊



Sezgin Kaymaz külliyatı kitaplığımın en değerlilerinden, burada.

Sezgin Kaymaz paylaşımlarım:

Lucky / Sezgin Kaymaz


Bakele - Sezgin Kaymaz

Bugün Bize Kim Geldi - Sezgin Kaymaz



Okuma halleri fotoğraflarıma bakmak isterseniz:


ATEŞ CANINA YAPIŞSIN                                 
Yazarı: Sezgin KAYMAZ
Türü: Roman
Yayın Hakları: İletişim Yayınları
-   1-3. Baskı 2008-2013, İstanbul  4. Baskı 2015, İstanbul
Kapak: Suat Aysu
Kapak Fotoğrafı: Sarp Soysal
-   238 sayfa


Kitaptan Alıntılar;

        * Hiçbir şey plansız değil, hiçbir şey başıbozuk değil, hiçbir şey rastgele değil, hiçbir şey tesadüfi değil, hiçbir şey şansın, bahtın, talihin eseri değil, hiçbir şey hiçbir şey değil, 'hiç' bile hiç değil. Şükür olsun! Hamd olsun Cennet'in Ulu Tasarımcısı'na!'

        * ... o ki ağaç sabreder, meyve ondan çıkar, ağaç şükreder, meyveden ağaç çıkar. Ağaç ne kadar meyve doğuracak ruhsata sahipse meyve de o kadar ağaç doğuracak ruhsata sahiptir. Ne kahır çekerlerse çeksinler, bu bilgelikle şükreder, Yüce Tanrı'yı zikrederler.

        * Sinirlenmesine sinirlenecekti ama kendi kendini provoke etmenin anlamı yoktu.

        * Bak şimdi, 'Güzel' demek, kıyas kabul etmez demektir meleğim. Bir şey güzelse eğer, o, o derece eşsizdir ki, onu hiçbir şeyle mukayese edemez ve ona 'güzel' dersin. Yalnızca 'güzel'. Oysa 'Çok güzel,' dediğin zaman, farkında ol ya da olma, onun başka güzellerle mukayesesinin mümkün olduğunu da söylemiş olursun... ki o zaman da onun güzelliği izafi bir güzelliktir, senin gözlerindeki güzellikten ibarettir manası çıkar bu dediğinde...

        * 'Eyvah' demeden
         'Allah' diyelim!
        
        * Olağanüstü! Bir de olağanaltı 'şey' vardı...

        * Ki işler kötü gidince şükürden yüz çevirmek, yalnızca işler iyi giderken şükredenlere özgü bir gafletti.

        * ... akıl denilen emanet eşyanın, o aklı sana bahşedene akıl öğretmeye yeteceğini ileri sürerek ve kendi fıtratınla övünüp kendi kendini yücelterek seni yaratana değil de seni yaratanın sana reva gördüğü eşyaya secde ederek ne kadar aptalca ve ne kadar fena bir şaka yaptığını göremiyor musun?

        * Seninle daha çok konuşuruz;
         Böyle birbirimizden uzak,
         Böyle kendi kendimize.

        * İşimize zaten karışamazsın, bu bir; ilişkimiz seni tabii ki ilgilendirmez, bu iki; Cebrail beni veya bir başka kulu asla yanıltmaz, kimseye de ihanet etmez, bu üç; ben arkadaşım var derken melek veya seni gibi cin sınıfından değil, kendi sınıfımdan birini kastetmiştim, yani insan sınıfından birini, bu dört; ve bu seni hiç ilgilendirmez, bu da beş!
         (Sevinç Kuşları üçlemesinin unutulmaz kahramanlarından Deccal'in konuşma özelliklerinden biriydi böyle beşe kadar saymak...)

        * İsmi HAK olana ne hakkından bahsedeceksin?

        * Kainatın tamamını görseni, gördüğün ancak Yaratıcı'yı bir defa, o da yedi kat perde arkasından görebilenin görüşü olabilirmiş, gene O'nun kendisi değil. Yansıması bile değil.


- Yazım-Basım Hatası-

        * Sf/ 55
         ... bunlar allahaşkına?

                                                                           Haziran 2017


 Yazar Hakkında Bilgi=  1962'de Sinop'ta doğdu. Konya Anadolu Lisesi'ni bitirdi. Hacettepe Üniversitesi İngilizce Dilbilimi Bölümü'nü, Türkçe dersini veremediği için son sınıftan terk etti. 1976'dan itibaren 30 yıla yakın süre hentbolle meşgul oldu. Çeşitli kulüp takımları yanında iki dönem milli takımı çalıştırdı. Bu kitabın yayınlandığı tarihte Türkiye Voleybol Federasyonu yönetiminde görev yapıyordu. Bütün romanları (hepsi İletişim'den): Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir (1997), Geber Anne! (1998), Kaptanın Teknesi (1999), Lucky (2000), Zindankale (2004), Ateş Canına Yapışsın (2008), Kün (2013). Hikayeleri: Sandık Odası (2005), Medet (2007)
sezginkaymaz@superonline.com


ARKA KAPAK –

Bütün sakinlerinin mutlu ve huzurlu yaşadığı Cennet'te, Tanrı ilk insanı yarattı, adına da Âdem dedi. Onu yarattığı toprağa kendi nefesinden üfleyerek can verdi, bu cana hem iyilikten hem şerden, hem riyadan hem sadakatten koydu. Ona güzel olan ne verdiyse, bir o kadar da kötülük ekledi. Sonra Cennet'teki tüm varlıklara dönüp Âdem'e secde etmelerini buyurdu.

Bu buyruğa karşı çıkabilecek kadar kibirli tek bir Cennet varlığı vardı, o da Azazil'di. Âdem gelene kadar Cennet'te kendi özünden bihaber, huzur içinde yaşayan Azazil, "ilk insan"la mücadeleye girecek, yaratılışında var olan ateş canına yapışıp İblis'e dönüşene dek bütün Cennet'e Âdem'den üstün olduğunu kanıtlamaya çalışacaktı.

Peki ya bir çamur topağından ibaret olan insan, Cennet bahçesinin çiçeği Azazil'in aklına haramı düşürürse ne olacak? İblis mi insanı kandıracak, yoksa insan İblis'i Cennet'ten kovduracak kadar "şeytan" mı olacak?

Sezgin Kaymaz yeni romanı Ateş Canına Yapışsın'da, insanlık tarihinin en eski anlatılarından biri olan "Cennet'ten kovuluş" hikâyesine can veriyor. Hepimizin tanıdığı Cennet'in bildik kahramanları onun kalemiyle yepyeni bir ses kazanıyor.